T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/375 Esas - 2024/182
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/375 Esas
KARAR NO : 2024/182
HAKİM : ....
KATİP : ....
DAVACI :....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali-Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 21/08/2023
KARAR TARİHİ : 19/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali-Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 21/08/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, müvekkilinin “...” markaları ile dava konusu markanın ayniyet düzeyinde benzer olduğunu, bu haliyle dava konusu markanın müvekkili markalarının serisi gibi algılanacak olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu markada yer alan 43. Sınıf hizmetlerin müvekkili markaları kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı olduğunu, taraf markalarının birebir aynı harf dizilimine sahip olduğunu, yalnızca son harflerinde farklılık olduğunu, markaların bu haliyle aralarında karıştırılma ihtimali bulunduğunun kabulünün gerekeceğini, davalı markasının tescili halinde davalının hizmet kalitesinin kötü olması nedeniyle kötü marka imajının müvekkilinin çeyrek asırdır koruduğu markasının imajını yerle bir edeceğini, Kurum tarafından daha evvel birçok markanın müvekkili itirazları sonucunda reddedildiğini, davalı başvurusunun kötü niyetle yapıldığını iddia ederek; ... sayılı ... kararının iptalini ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ettiği görülmektedir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 07/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekili, Kurumları ... tarafından verilmiş olan, ... sayılı kararın 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesine aykırı olduğunu iddia etmekte olup bu iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı vekilinin iddialarının aksine; diğer davalı şirkete ait ... başvuru numaralı "..." ibareli başvuru markası ile davacı şirkete ait itiraz gerekçesi markaların ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle benzer markalar olmadığını, dava konusu markaları gören ilgili tüketicilerin, markaların ekonomik olarak bağlantılı aynı şirketten geldiğini düşünmediğini, başvuru markasını itiraz gerekçesi markalarının seri markası olarak görme yanılgısına düşmediğini, dava konusu markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1.maddesi anlamında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkmamakta olup verilen kurul kararının hukuka uygun olduğunu, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddianın da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, diğer başkaca koşulların varlığı bulunmaksızın, bir başvurunun sadece önceki tarihli marka ile karıştırılma ihtimali bulunduğu iddiasının, o başvurunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru addedilmesini gerektirecek bir husus olmadığını, davacı vekilinin bu yöndeki iddialarının da mesnetsiz olduğunu beyanla; ... sayılı ... kararının iptali isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... TİC. LTD. ŞTİ. vekili 20/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı iddialarının yerinde olmadığını, davacı tarafça müvekkili marka başvurusuna karşı ileri sürülen itirazların haklı olarak reddedildiğini, markaların fiili kullanım biçimleri incelendiğinde, iş bu dava konusu olan “...” markasının davacı yanın “...” markasının serisi statüsünde olmadığı, başlı başına ayrı bir marka statüsünde olduğu ve farklı mal ve/veya hizmetleri işaret ettiğini, dava konusu “...” markası ile karşı tarafın “...” markalarının ilk hecelerinin birbirinden farklı olması sebebiyle müvekkili şirket markasının, karşı taraf markalarından farklılaştığını, markaların okunuşlarının da farklı olduğunu, müvekkili markasında kullanılan logonun da markaların karıştırılmasına izin vermeyecek şekilde düzenlendiğini savunarak davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin ... sayılı "...+..." ibareli markanın tescili amacıyla 24.01.2022 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 13.06.2022 tarih ve 398 sayılı ...'nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 12.08.2022 tarihinde SMK m.6/1, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında “...” esas unsurlu markalarını mesnet göstererek itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacı şirketin 06.03.2023 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 29.06.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu yargılama safahati içerisinde tescil edilmemiştir.
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu başvuru kapsamında yer alan 43. sınıf hizmetler, davacı yanın önceki tarihli dayanak markaları kapsamında da birebir yer almaktadır. Bu nedenle taraf markalarının kapsamları itibariyle ayrıntılı bir inceleme yapılmasına ihtiyaç duymaksızın benzer ihtiyaçlara yönelik, benzer tüketici gruplarına hitap eden, birbiri ile rekabet etme olasılığı bulunan, birbirleri yerine tercih edilebilir veyahut birbirlerini tamamlayıcı şekillerde kullanımları mümkün, satış ve pazarlama yöntemleri benzer mahiyette hizmetleri kapsadıkları değerlendirilmiştir.
Dava konusu başvurunun ... ve sözcük unsurlarının bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bileşke bir marka olduğu, markanın hakim sözcük unsurlarının “...” olduğu, bu ibarelerin üst kısmında “b” ve “o” harflerinin stilize bir biçimde birleştirilmesi ile oluşturulduğu görülen bir logoya, alt kısmında ise konaklama hizmetlerinde sınıf belirtir nitelikteki yıldız (3 yıldız) figürlerinin kullanıldığı, “...” kelimesinin İngilizce “...” anlamına gelen bir kelime olduğu, “otel” kelimesinin uyuşmazlık konusu hizmetler yönünden jenerik niteliğinden ötürü dava konusu markanın esas unsurunun “...” kelimesi olacağı değerlendirilmiştir.
Davacı yanın dayanak markaları ise "... ..." ve "..." şeklindedir. Her iki markada da belirgin bir şekli unsur yer almamakla birlikte "..." kelimesinin stilize bir yazımı haiz olduğu, “...” kelimesinin yiyecek içecek sektörü açısından yaygın kullanımı bulunan .... kökenli (... anlamına gelmektedir.) bir kelime olduğu, davacı markalarının esas unsurunun bu nedenle “...” kelimesi olduğu değerlendirilmektedir. “...” kelimesi dilimize İtalyanca’dan yerleşmiş ve "..." anlamlarında beğeni bildiren bir söz” olarak günlük hayatta da yaygın kullanımı bulunan, ortalama tüketicinin anlamını bildiği bir kelimedir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerin aynı veya aynı tür olduğu, emtialar arasında benzerlik düzeyinin artmış olması halinde markalar arasındaki iltibas tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasındaki farklılık derecesinin artmış olmasının gerekeceği (...), somut olayda da; karşılaştırılan markaların kapsamlarındaki hizmetlerin aynı/aynı tür olması nedeniyle ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasındaki farklılık derecesinin artması gerektiği, ancak gerek mesnet markaların, gerekse başvuru markasının esaslı unsurunun "..." ve "..." sözcüklerinden oluştukları, "..." ibaresinin "..." gibi anlamlara gelen İtalyanca kökenli bir sözcük olduğu, "..." ibaresinin "..." anlamına gelen İngilizce bir sözcük olduğu, "..." ve "..." sözcükleri arasında ilk dört harfin birebir aynı olduğu, sadece son harflerinin farklı olduğu, bu nedenle markalar arasında görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunduğu, kavramsal olarak ise; "..." sözcüğünün İtalyanca "..." sözcüğünden etimolojik olarak alındığı yönünde kayıtlar bulunduğu (...), nitekim "..." ile "..." gibi Türkçe kavramsal karşılıkların aynı olmasa bile benzer imgelere çağrışım oluşturdukları, her iki anlamsal karşılığın da olumlu bir imaj oluşturarak birer övgü nitelemesi olarak algılandıkları, dolayısıyla kavramsal olarak da markalar arasında görsel ve işitsel benzerliği göz ardı edecek yoğunlukta farklılık bulunduğunun söylenemeyeceği, buna göre; daha önce mesnet "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." esas unsurlu markayı davaya konu hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bunlardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı mesnet markalar ile ilişkilendireceği, markaların aynı ticari kökenden geldiğini fark etse bile marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
...'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmemiştir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda SMK m.6/1 hükmü koşulunun oluştuğu anlaşıldığından, ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmiştir.
Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE,
2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 250,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 6.328,10 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı ... TİC. LTD. ŞTİ. tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/04/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ....
E imzalıdır