T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/396 Esas - 2024/181
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/396 Esas
KARAR NO : 2024/181
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 07/09/2023
KARAR TARİHİ : 19/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 07/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait ... esas unsurlu ... sayılı “...’’ markalarıyla davalı şahsa ait ... başvuru numaralı “... ...” ibareli başvuru markası arasında çok ciddi düzeyde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, "güneş" anlamına gelen "..." ibareli davalı markasını gören tüketicilerin bu ürünün güneş yanıkları vb. güneşle alakalı tıbbi rahatsızlıklara yönelik bir ilaç olduğunu veya ilgili ürünlerin D vitamini takviyesi vb. güneşten sağlanan tıbbi faydaları sağlayacak besin takviyesi düşünebileceğinden tanımlayıcı olduğu, "..." anlamına geldiğinden "..." ibaresinin de ilaç sektöründe harcı alem, ayırt edici olmayan, tanımlayıcı tali nitelik taşıdığı, davalı markasındaki "..." ibaresinin "..." ibaresinin İngilizcedeki yazım şekli olduğu, İngilizce'de "..." olarak okunduğu ve davalı taraf markasının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğuna yönelik iddiaların ise yersiz olup zayıf marka olarak addedilemeyeceği, hem davalının bahse konu markası, hem de davacının "..." markalarının 05. sınıf altında birebir aynı malları kapsadığı, davalı kurumun emsal nitelikteki başka kararlarında “...” markasına benzer markalara ilişkin “....” gibi marka başvurularına ilişkin olarak itirazları 05. sınıf mallar bakımından kabul ettiği, davacıya ait “...”, “...”, “...” ve “...” markaları, tüketici nezdinde tanınmışlığı hedeflemiş bunun için de ekte yer verilen bilgiler doğrultusunda maddi manevi çaba içine girildiği, bahse konu markaların Türkiye çapında çok ciddi, yaygın ve yoğun bir şekilde kullanıldığı ve Türkiye çapında yüksek seviyede tanındığı, davalı şahıs markasının tescil edilmesi halinde; davacı markasının ayırt ediciliğinin zedeleneceği, itibarına zarar geleceği, sulanacağı, davacı markalarından haksız yere faydalanılacağı, "..." markasının 91 yılından beri tescilli, ayırt ediciliği yüksek tanınmış bir marka olduğu, uzun yıllardır aktif ve yoğun bir şekilde kullanıldığı dikkate alındığında davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğu, tesadüfen seçilip kullanılmaya başlanmasının mümkün olmadığı öne sürülerek; 12.07.2023 tarihli ve ... sayılı ... kararının 05. Sınıf yönünden iptaline, huzurdaki dava sırasında dava konusu marka başvurusunun tescil edilmesi halinde ise markanın 05. Sınıf yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep edilmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 20/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Başvuru konusu “... ...” ibaresinin ihtiva ettiği anlam, genel görünüm, hedef tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki ve izlenim davacıya ait ...", "...", "...", "... ", "..." markalarından bütüncül anlamda tamamen farklı olduğu, başvuru konusu markanın esas unsuru “... ...” şeklinde okunup algılanacakken mesnet olduğu iddia edilen markalar ise “.../...” şeklinde okunup algılanmakta olup taraf markaları karşısında kalacak ortalama tüketici kesimin ilgili markalar arasında herhangi bir ilişki kurmayacağı, taraf markalarında ortak unsur konumunda bulunan ".../..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük, sektörde sıklıkla kullanılan bir ibare olması, markalarda ilaveten yer alan farklı kelime ve ... unsurlarının varlığı da dikkate alındığında, markalar arasında bütünsel izlenim itibariyle görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede bir benzerlik bulunmamasına neden olduğu, somut olayda bu durumun ötesinde gerek görsellik olarak, gerek anlamsallık olarak gerekse de işitsellik olarak çok büyük farklılıklar bulunduğu, bir bütün olarak okunup algılanacak davalı markası ile davacı markası arasında, ilgili tüketicilerin ilişki kurmasının mümkün olmadığı, mevcut farklar karşısında markaların birbirinin serisi olarak algılanmayacağı, aralarında benzerlik bulunmayan davalı markasının davacıya ait markalara zarar vermeyeceği ve sulandırmayacağı taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK 6/1 anlamında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, başvuru konusu markanın gerek bir bütün halinde algılanacağından gerekse de davacıya ait mesnet markaların başında yer olan “...” kelimesinin markaya açıkça bir farklılık ve anlam katması nedeniyle taraf markaları arasından bu bakımdan da herhangi bir benzerlik bulunmadığı, somut olayda markalar benzer olmadığından, itiraz gerekçesi mesnet markaların önceki kullanımları ya da piyasadaki bilinirlik düzeyinin de markalar arasında karışıklığa neden olmayacağından ve mesnet markaların ün ve itibarından haksız kazanç elde etme veya bunlara zarar verme ihtimalleri bulunmadığı öne sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.
Davalı ... vekili yasal cevap verme süresi geçtikten sonra 14/11/2023 tarihli beyan dilekçesinde özetle; Davalı markasının esas unsurunun "..."... "... ..." olduğu, davalı markası "... ..." şeklinde okunup algılanacakken; davacı markalarının ".../..." şeklinde okunup algılandığından, ortalama tüketici kesimin ilgili markalar arasında herhangi bir ilişki kurulamayacağı, taraf markalarında ortak unsur konumunda bulunan ".../..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük, sektörde sıklıkla kullanılan bir ibare olduğundan ve markalarda ilaveten yer alan farklı kelime ve ... unsurları sebebiyle markalar arasında bütünsel izlenim itibariyle görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, .... 11.11.2021 tarihli kararında "önceki markanın ayırtedici niteliği düşük ise markaların örtüşmeyen bileşenlerinin benzerlikleri/farklılıkları ve ayırt edicilikleri ele alınarak sonuca gidileceği"nin belirtildiği, somut olayda markalar benzer olmadığından, itiraz gerekçesi mesnet markaların önceki kullanımları ya da piyasadaki bilinirlik düzeyinin de markalar arasında karışıklığa neden olmayacağı ve mesnet markaların ün ve itibarından haksız kazanç elde etme veya bunlara zarar verme ihtimallerinin bulunmadığı öne sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları." emtiaları bakımından hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "...+... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında yukarıda belirtilen emtialar bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın yukarıda belirtilen emtialar bakımından hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şahsın ... sayılı "...." ibareli markanın tescili amacıyla 15.04.2022 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 27.04.2022 tarih ve 395 sayılı .... 'nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 24.06.2022 tarihinde SMK m.6/1, m.6/3, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında .... sayılı markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı şahsın 26.09.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacı şirketin 25.01.2023 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 13.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 15.09.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davaya konu marka kapsamında yer alıp iş bu davaya konu olan 5. sınıf malların tamamının, davacının itiraza/hükümsüzlüğe mesnet göstediği ..., ..., ... ... ve ... sayılı markalarının kapsamındaki 5. sınıf mallar ile aynı olduğu tespit edilmiştir. Karşılaştırılan markalar arasında ayniyet düzeyinde benzerlik bulunduğu müşahede edildiğinden, mesnet markaların kapsamlarında yer alan sair emtialar bakımından ayniyetten daha düşük düzeyde benzerlik ilişkisinin mevcudiyetinin bulunup bulunmadığının irdelenmesine gerek görülmemiştir.
Dava konusu marka başvurusunun; ... unsuru ile “...” ve “...” ibarelerinin biraraya getirilmesiyle oluşturulmuş bileşke/karma marka olduğu, "Söz görünümden yüksek sesle konuşur." ilkesi uyarınca davalı markasının “... ...” olarak görülüp, okunup algılanacağı, “...” ibaresinin “bitki ve bitki kaynaklı” anlamına geldiği (...) ve “Yunanca “...” (bitki) ve “...” (tedavi) kelimelerinin birleşimiyle kelime dağarcığımıza giren İngilizce “...” (“...”) ibaresinin “...” anlamına gelen, sağlığın korunması ve tedavi edilmesini hedefleyen bir tamamlayıcı tıp uygulaması olduğu (....), dolayısıyla başvuru markasındaki “...” ibaresinin uyuşmazlığa konu 05. sınıfa konu “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar” emtiası bakımından ayırt ediciliği bulunmayan, doğrudan tanımlayıcı bir ibare olduğu, her halükarda marka kompozisyonunun en alt bölümüne çıplak gözle okunamayacak boyutlarda eklenerek, konumu, ebat ve boyutları itibarıyla geri planda ve sönük bırakılmış tali unsur olarak kullanıldığı, başvuru markasının asli, baskın ve ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğu, bu ibare bitişik yazılsa da, bilhassa ülkemizdeki en yaygın yabancı dil olan İngilizce'yi bilen kişilerce “... ...” olarak okunup, işitilip algılanacağı kanaatine varılmıştır.
Davacının mesnet ... sayılı "..." ibareli kelime markasının asli, baskın ve ayırt edici unsurunun “...” kelimesi olduğu, davacının mesnet ... sayılı "..." ibareli markasının içerdiği "..." ibaresi uyuşmazlığa konu ilaç emtiasının bir formu olduğundan doğrudan tanımlayıcı ve tali unsur niteliği taşıdığı, markanın asli, baskın ve ayırt edici unsurunun “...” kelimesi olduğu, davacının mesnet ... sayılı "..." ibareli markasının asli, baskın ve ayırt edici unsurunun “...” kelimesi olduğu, bu ibarenin bilhassa İngilizce bilen kişiler tarafından “...” olarak okunup, işitilip algılanacağı, davacının mesnet ... sayılı "..." ibareli markasındaki “...” ibaresinin kimyasal madde miktarının birimi olduğu, markanın asli, baskın ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, davacının mesnet ... sayılı "... ..." ibareli markasının içerdiği "..." ibaresi uyuşmazlığa konu ilaç emtiasının bir formu olduğundan doğrudan tanımlayıcı ve tali unsur niteliği taşıdığı, markanın asli, baskın ve ayırt edici unsurunun “...” kelimesi olduğu, bu ibaredeki “...” kelimesinin Yunanca “Su” anlamına geldiği (....), markanın bir bütün olarak “bitki özlü su” anlam ve algısını yarattığı kanaatine varılmıştır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; markaların kapsamlarında yer alan malların aynı olduğu, emtialar arasında benzerlik düzeyinin artmış olması halinde markalar arasındaki iltibas tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasındaki farklılık derecesinin artmış olmasının gerekeceği (....), somut olayda da; karşılaştırılan markaların kapsamlarındaki malların aynı olması nedeniyle ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasında farklılık derecesinin artması gerektiği, ancak gerek mesnet markaların, gerekse başvuru markasının esaslı unsurunun müşterek olarak "..." sözcüğünden oluştuğu, davaya konu markanın umumi intiba olarak "... ..." şeklinde algılanacağı ve "..." ibaresinin markanın en azından esaslı unsurlarından biri olduğunun yadsınamayacağı, markalarda yer alan sair kelime veya ... unsurlarının markaları birbirinden farklı olarak ayrıştırmaya yeter derecede ayırt ediciliklerinin bulunmadığı, buna göre; daha önce mesnet markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin ve dahi dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin, daha sonra başvuru markası ile karşılaştığında, davaya konu mallardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı, mesnet markalar ile ilişkilendirebileceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsama yaşayabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayabileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (...)
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacı yanın tescilli markalarının haricinde, dava konusu marka ile aynı veya benzer bir işareti, davaya konu emtialar ile aynı ya da benzer emtialar üzerinde, dava konusu marka tescil başvuru tarihinden önce tescilsiz olarak yoğun ve sıkı bir şekilde kullandığını ispatlayamadığı, bu nedenle SMK m.6/3 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacı tarafından, itiraz aşamasında, ...'nca davacı ile organik bağı ispatlanmayan ... A.Ş adına ... emtiası için düzenlenmiş 09.11.1999 tarihli Tebdilen Ruhsatnamesi, “...” markalı tarihsiz ürün görselleri, ekşi sözlükte yer alan ... markalı deri kremine ilişkin 24.09.2009, 14.04.2012, 13.09.2012, 12.08.2013, 04.01.2020, 22.01.2020, 13.02.2020 ve 28.03.2020 ve 18.04.2020 tarihli okuyucu yorumları, ... markalı deri kremine ilişkin 03.04.2019, 18.05.2019, 06.07.2019, 24.09.2019, 18.01.2020, 18.04.2020, 09.05.2020, 14.06.2020, 26.09.2020, 09.10.2020, ve 28.02.2021 tarihli paylaşımlar, “...” açıklamasını ihtiva eden 07.04.2016, 02.01.2016, 21.10.2016, 17.02.2017, 13.03.2017 tarihli toplam 5 adet mal satış faturasının sunulmasıyla yetinilmiştir. Davacının ... ve diğer markalarını taşıyan mallarının, Türkiye veya yurt dışında üretim noktalarının yeri ve sayısını, Türkiye veya yurtdışında hangi tarihlerde, hangi miktarlarda üretildiğini, nereden, hangi tarihlerde, hangi miktarlarda ithal veya ihraç edildiğini, Türkiye veya yurt dışında hangi tarihlerde, hangi satış noktalarında, hangi miktarlarda satıldığını, satış noktalarının/dağıtım kanallarının yeri, sayısı ve genişliğini gösteren deliller sunulmamıştır. Nihayetinde, dosya münderecatında, ... markasının parasal değerine, markanın herhangi bir mal veya hizmet bakımından tanıtım ve reklamı için yoğun ciddi çalışmalar yapıldığına veya reklam harcamaların tutarına, markanın pazar payına, dağıtım kanallarının genişliğine veya tanınmışlık düzeyine dair kamuoyu yoklama, anket ve benzeri hiçbir delile rastlanmadığından, davacı markasının, davalının marka başvuru tarihi itibarıyla herhangi bir mal veya hizmet bakımından refleks halinde müdahaleye ihtiyaç duymadan hatırlanan tanınmış bir marka” olduğunun ispatlanmadığı” kanaatine varıldığından, tanınmışlık iddiasından kaynaklı nispi tescil engeli koşulu somut olayda oluşmamıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda, davaya konu edilen emtialar bakımından SMK m.6/1 hükmü koşulu oluştuğundan, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları." emtiaları bakımından İPTALİNE,
2-Dava konusu ... sayılı markanın "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları." emtiaları bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 76,80 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 357,50 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 6.474,00 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı ... tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/04/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır