T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/373 Esas
KARAR NO : 2024/183
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ....
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALI : 1- ... ....
VEKİLİ : Av. ... - ... ...
DAVALI : 2- ... -...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 18/08/2023
KARAR TARİHİ : 19/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 18/08/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 28/04/2021 tarihinde ... San. ve Tic. Ltd. Şti’den “...”, “....”, “... ...”, “...” markalarını devraldığını, davalı şahsın ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazlarının nihai olarak ... ... kararı ile reddedildiğini, müvekkili şirkete ait markaların uzun yıllardır yurt içinde ve dışında kullanıldığını, tanınır olduğunu, “...” ibareli markanın 1999 yılından bu yana tescilli olduğunu, müvekkili markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğunu, dava konusu markanın da esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, markaların esas unsurları bakımından ayniyet taşıdığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunu, marka başvurusunda yer alan “-... ...” ibaresinin dava konusu markayı müvekkili markalarından ayırt etmeye yetmediğini, taraf markalarında yer alan mal ve hizmetlerin makul düzeyde bilgiye ve ortalama seviyede dikkat ve özene sahip tüketiciye hitap ettiğini, ortalama tüketicilerin taraf markalarını birbiri ile ilişkilendirme ihtimali bulunduğunu, müvekkili şirkete ait markaların Türkiye’de tanınmışlığı yüksek markalar olduğunu beyanla; ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 29/08/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını, dava konusu marka başvurusunda asli ve marka algısı yaratan unsurun tamlama olarak algılanan “...” ibaresinin bütünü olduğunu, “...” ibaresinin yaygın olarak kullanılan ve tek başına ayırt edici yönü zayıf olan bir ibare olduğunu, ... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili 11/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, yetkili mahkemenin Gaziantep Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin marka başvurusuna karşı davacının haksız ve mesnetsiz itirazlarının davalı Kurum tarafından reddedildiğini, davacının benzerlik ve karıştırılma ihtimali iddialarının gerçek dışı olduğunu, taraf markaları arasında açıkça belirgin bir farklılık olduğunu, müvekkili markasında yer alan “...” ibaresinin tamamlayıcı cümle teşkil ettiğini, "...” kelimesinin ise başkaca bir kavramsal ifadeye vücut verdiğini, müvekkili markasında vurgunun “...” kavramına yöneldiğini, tüketicilerin markaları karıştırma ihtimali bulunmadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davayı görmeye mahkememizin yetkili olup olmadığı, davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'... 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şahsın ... sayılı "...+..." ibareli markanın tescili amacıyla 04.10.2021 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 12.01.2022 tarih ve 388 sayılı ....'nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 11.03.2022 tarihinde SMK m.6/1 hükmü kapsamında .... sayılı markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacı şirketin 30.08.2022 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı ... vekiline 20.06.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 20.10.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; her ne kadar davalı şahıs vekili cevap dilekçesi ile birlikte yetki ilk itirazında bulunmuşsa da, .... Dairesi'nin 16/04/2021 tarih .... sayılı kararı gereği ... kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemli davaların birlikte görülmesi gerektiği ve SMK m.156/2 hükmü uyarınca ... kararının iptali istemi bakımından mahkememizin kesin yetkili olduğu anlaşıldığından, yetki ilk itirazının reddine karar verilmiş ve işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacı tarafından mesnet gösterilen .... sayılı markalar, dava konusu marka başvurusundan sonraki tarihli olduğundan incelemede dikkate alınmamıştır.
Dava konusu marka kapsamında 29, 30, 32 ve 35. sınıf mal ve hizmetler bulunmaktadır. Davacıya ait markalar kapsamında ise 05, 29, 30, 31, 32, 33, 35. sınıf mal ve hizmetler yer almaktadır.
Dava konusu marka kapsamında yer alan;
“32. Sınıf: Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” haricindeki tüm mal ve hizmetler davacıya ait markalar kapsamında yer almakta olup, taraf markalarının kapsadığı mal/hizmetler aynı/aynı türdür.
“32. Sınıf: Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” ise davacıya ait markalar kapsamında yer alan 32. Sınıf: İzotonik içecekler.” grubunda yer alan emtiaları kapsamaktadır. Zira, izotonik içecekler, % 6-8 oranında karbohidrat ile sıvı ve elektrolit içeren içeceklerdir ve spor içecekleri, sporcunun kaybettiği sıvı ve elektrolitlerle birlikte karbonhidrat da sağlayan, antrenman öncesi ve sonrası ile yarışma dönemlerinde en ideal sıvıdır. Spor içecekleri; hipotonik içecekler, hipertonik içecekler ve izotonik içecekler olarak gruplandırılabilir. Dolayısıyla, taraf markalarının emtiaları aynı tür/benzerdir.
Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtialar bakımından taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu; kelime ve ... unsurlarının birleşiminden oluşan karma nitelikte bir markadır. Dava konusu markanın kelime unsurunu, üst satırda yazılmış “Yöremin” ibaresi ile alt satırda konumlandırılmış “...” ibaresi oluşturmaktadır. Kelime unsurlarının sağında ve solunda yaprak şekillerine yer verilmiştir. “...” kelimesi, yalın hali ile “...” ibaresi, yaygın kullanımda “bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü, havali, mahal, civar.” anlamına gelen bir kelimedir. “...” ibaresi ise, “Ağız yoluyla alınan tat” anlamını haiz olup, dava konusu markanın kapsamında yer alan gıda ürünleri bakımından ayırt edici niteliği bulunmamaktadır. Dava konusu marka başvurusu, bir sıfat tamlaması olarak oluşturulmuşsa da, “...” ibaresi, “...” ibaresine göre anlam olarak daha ön planda olan ve marka vasfı taşıyan unsurdur. Zira dava konusu marka başvurusu “... ...” ya da “...” gibi bir algıya sahiptir. “...” ibaresi, Türkçe bir ibare olduğundan yazıldığı gibi okunmaktadır.
Davacıya ait olup dava konusu marka ile emtia benzerliği taşıyan markalar ise, genel olarak kelime markası iken, markalardan biri .../renk unsurlarını da içeren karma nitelikte markadır. Davacı markaları “..., ..., ” ibarelerini içermektedir. Davacı markalarının tamamı “...” ibaresini içermektedir. Davacıya ait markalardan sadece “... ...” ibareli marka, “...” kelimesi ile aynı puntoda yazılmış ikincil bir kelime unsuru içermektedir. Davacıya ait markaların esas unsuru/esas unsurlarından biri “.../...” ibareleri olup, davacı markaları kapsamında yer alan “...” gibi diğer kelime unsurları, tanımlayıcı nitelik taşıyan, tali nitelikte unsurlardır. Davacıya ait markalardan biri ise, ... unsuru içermektedir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu marka “...” ibaresinden oluşmakta olup, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, “... ...” algısı yarattığı, “...” ibaresinin “benim yöremin tatları/...” şeklinde bir algısı da bulunmakta ise de, dava konusu markada marka algısı yaratan başka bir unsur olmadığı gözetildiğinde, “...” ibaresinin marka olarak değerlendirilmesi gerektiği, zira daha önce davacı markalarını bilen tüketici için algıda seçicilik gereği, dava konusu markadaki “...” ibaresini marka olarak algılayacağı, davacı markaları arasında salt “...” ibaresinden oluşan markaların yer aldığı, davacının diğer markalarının ise esas unsurunun “...” ya da “...” ibaresi olduğu, “...” ibaresi anlamlı bir kelime ise de, davacı adına tescilli bir marka olması nedeniyle, marka olarak asgari seviyede korunması gerektiği, davacıya ait bir markanın, dava konusu markada bağımsız bir unsur olarak kullanılması karşısında, taraf markaları arasında esas unsur bakımdan görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, dava konusu başvuruda yer alan “yaprak şekli” ve “...” unsurlarının "...” ibaresinin, işitsel, görsel, kavramsal ve ortalama tüketicide bırakacağı genel algı itibariyle başvuruyu, gerekçe olarak gösterilen davacı markalarından ayırt etmeye yetmediği, zira ilgili alıcı kitlesinin genel izleniminde yer edecek olan ibarenin başvuru ve gerekçe markalarda “...” ibaresi olarak ortaya çıktığı, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetlerin, davacı markalarında yer alan mal ve hizmetler ile aynı/aynı tür/benzer olduğu, markalar arasında emtia benzerliği koşulunun da gerçekleştiği, davanın konusunu oluşturan emtialar yönünden ilgili tüketicinin bilgi/bilinç/dikkat/özen seviyelerinin ortalamadan yükseğe değişen seviyede olduğu, ilgili tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür/benzer/ilişkili ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından davanın konusunu oluşturan emtialar bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı tarafın gerek itiraz aşamasında gerekse dava aşamasında dosyaya sunduğu belgeler incelendiğinde, davacı tarafın sunduğu belgelerin “...” ibareli markanın “gıda ürünleri” üzerinde kullanıldığını gösterir belgeler olduğu değerlendirilmekle birlikte, sunulan belgelerin tanınmışlığın ispatı için yeterli olmadığı, markanın olağan kullanımını gösterir belgeler olduğu, tanınmışlığın değerlendirilebileceği yeterli belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda SMK m.6/1 hükmü koşulu oluştuğundan davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE,
2-Dava konusu ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 245,50 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 6.323,60 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı ... tarafından yapılan 76,80 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde.... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/04/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır