T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/342 Esas - 2024/165
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/342 Esas
KARAR NO : 2024/165
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ....
Av. ...
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali-Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 26/07/2023
KARAR TARİHİ : 29/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/04/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali-Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 26/07/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ülke içi ticaret hacmi yanında ihracat alanında da önemli bir ticaret hacmine sahip olduğu, başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere pek çok ülkeye ürün ihraç etmekte olduğu, müvekkilinin, süper market konseptini e-ticaret platformunda da sürdürmekte olduğu, dijital ve sosyal iletişim alanlarında perakendecilik faaliyeti ile tanınmakta ve takip edilmekte olduğu, davalı tarafından "..." markasının tescili için 06.12.2021 tarihinde kuruma başvuruda bulunulmuş olduğu, müvekkili şirketin davalının başvuru yaptığı 03 ve 35. sınıfta ve diğer sınıflarda olmak üzere birden çok markası bulunduğu, aynı emtiada ve sektörde kullanılan ve "..." ibaresini içeren davalı ürünün tüketicinin, ürünü daha önce denediği ve hafızasında yer etmiş müvekkili şirketin “...” olarak adlandırılan ürünlerinden (....) biri olduğunu akla getireceği, söz konusu markayı müvekkili şirkete ait market ve/veya müvekkilin ... olarak adlandırılan ürünlerinden biri zannedeceği ya da ekonomik olarak bağlantılı olan aynı grup şirketinden geldiğini düşünerek tercihte bulunacağı, bu nedenle de davalı markasının müvekkil markaları ile karıştırılma olasılığının yüksek ve yoğun olduğu, davalı markasında, müvekkili markalarının esaslı ve güçlü unsuru olan “...” ibaresinin "... ..." şeklinde kullanılmış olduğu, fonetik olarak kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumunun kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahip olduğu, gerek markanın en başında yer alması ile işitsel olarak hafızada belirleyici olan kelimenin "..." olması, hem de "..." ibaresinin anlamsal bir duygu, durum ifade etmesi nedeniyle davalının markasında tüketicinin "..." ibaresine odaklanmasının sağlanmaya çalışılmış olduğu, "..." ibaresinin müvekkili markalarında olduğu gibi aynı karakterde ve harflerle yazılmış olduğu, davalının markasında yer alan "..." kelimesinin "..." ibaresinin etkisini azaltacak ondan daha güçlü bir ibare ya da görsel olmadığı, davalı tarafın markasında "..." ibaresinin müvekkili şirket markalarında olduğu gibi aynı karakterde ve harflerle yazıldığı, davalı taraf markasındaki elinde biberon bulunan bebek görselinin de müvekkili ... markalarından olan "....", " ... " ve "... ..." markalarını akla getirdiği, bu nedenlerle markalar arasında hem görsel hem işitsel hem de anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, 6769 sayılı SMK hükümleri gereği davalı taraf markasından daha önce tescil edilen ve kullanılan müvekkili şirkete ait “...” markasının ve “...” ibaresi taşıyan diğer seri markalarının, davalı tarafın başvurusu için mutlak ret nedeni teşkil ettiği, müvekkili şirketin önceki tarihli tescilli markaları ve bu markaları aktif olarak kullanmakta olduğu, aynı yasanın 6. maddesi gereği de markalar arasındaki benzerlik sebebiyle karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin de iş bu dosya konusu başvurunun reddedilmesi için nisbi bir ret sebebi niteliğinde olduğu, davalı taraf markasının, müvekkili şirket markaları ile aynı ibareleri içermekle birlikte görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, davalı markasının da mal ve hizmetlerin benzer kanallardan dağıtılması planlanmakta, benzer müşteri/tüketici kesimi hedeflediği, bu durumun, davalı taraf markası ile müvekkili şirketin markaları ve hizmetleri arasında bağlantı kurulması sonucunu doğuracak, davalı taraf markasının müvekkili şirketin seri marka ailesinin bir üyesi olduğu intibaını yaratacak ve davalı tarafın haksız rekabetine sebebiyet verebilecek nitelikte olduğu, davalı başvurusunun müvekkili şirket seri markalarına sızma niteliğinde bir girişim olduğu, "..." ibaresinin müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği ve tüm markalarını bu faaliyeti çerçevesinde kullandığı “Mağazacılık Hizmetleri” açısından ayırt edici nitelikte olduğu, davalının markayı kullanmasının tüketiciyi ürün/hizmetin aynı iktisadi-idari kaynaktan geldiği yönünde yanılgıya düşüreceği, davalı tarafın müvekkili şirketin toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyinden ve müvekkili şirketin iktisadi kaynaklarından haksız bir yarar sağlayacağı, hususlarını beyan etmekte, markalarına ilişkin yargı kararlarını emsal göstermekte ve .... ’nun 06.06.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve “... ...” başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne, markanın 3. kişilere devrini ve lisans sözleşmesine konu edilmesini önleyecek şekilde teminatsız olarak tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmektedir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 01/08/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Başvuru konusu markanın “...” kelime unsuru ile biberondan süt emen bir bebek şeklinden müteşekkil olduğu, “... ...” ibaresi, kırmızı zemin üzerine, karakteristik biçimde, el yazısıyla ve beyaz renkle yazıldığı, “...” ibaresinin, İngilizce bir sözcük olduğu, “..., ...” anlamına geldiği, anlamı itibarıyla üzerinde kullanılacağı emtialar bakımından ele alındığında, herkesin kullanabileceği türden, tüketicilerin her sektörde maruz kaldıkları, fantezi-orijinal olmayan, ayrım gücü zayıf, basit bir ibare olduğu, tüketicinin bu ibareye sürekli maruz kaldığından bu ibareyi her duyduğunda veya gördüğünde belirli bir firma ile ilişkilendirme yoluna gitmeyeceği, başvuru konusu markayı gören bir tüketicinin, özellikle -... unsuru ile de desteklenen- “...” ibaresi üzerine yoğunlaşacağı, “...” ibaresini tali unsur olarak algılayacağı, bu sebeple, markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı, eski markanın ayırt edici gücü yönünden markalar ele alındığında, düşük düzeyde ayırt ediciliği haiz “...” ibareli davacı taraf markaları ile davaya konu “...” ibaresinin karıştırılmasının olası olmadığı, ayırt ediciliği yüksek olmayan davacı taraf markalarında, ayırt edicilik için ufak bazı değişikliklerin yapılmış olması yeterli iken; davalı markasında bunun ötesinde belirgin farkların yer aldığı ve ayırt ediciliğin sağlandığı, iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında önemli ilkelerden birinin de markanın bütünü itibarıyla nazara alınması olduğu, doktrinde ve ... içtihatlarında da haklı olarak vurgulandığı üzere, ayırt ediciliğin ve işaretlerin benzerlik ve karıştırılma ihtimaline neden olup olmayacağının tespitinde belirleyici unsurun; markanın münferit unsurlarından daha ziyade markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim olduğu ve davalı taraf başvurusunun konusu olan işaretin, davacı tarafa ait tescilli markalara -“toplu olarak bıraktığı umumi intiba” itibarıyla- ilk bakışta kolayca tefrik edilemeyecek şekilde benzediğinden ve bu suretle iltibasa sebebiyet vereceğinden söz edilebilmesinin olanaksız olduğu, başvuru konusu marka ile itiraz konusu markaların tertip tarzı, yazım stilleri, ihtiva ettikleri farklı kelime unsurları, markalar arasında karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığı, markaların bütünsel algılamada da benzerlik taşımadığı, davalı tarafın, “...” ibaresini, “...” kelime unsuru, farklı bir yazım stili ve dikkat çekici ... ve renk unsurları ile birlikte bambaşka bir kompozisyon ve içerikte kullandığı, tüketicilerin, davalı taraf markasındaki “...” ibaresini hiçbir zaman münferit olarak seçip algılamayacağı, “... + ...” ibaresini bir bütün olarak algılayacakları başvuru konusu marka davacı markalarına benzer olmadığından, tanınmışlığın iş bu davaya etkili olmadığı, başvuru konusu markanın tescili veya bu ürünlerle ilgili olarak kullanımı halinde 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde sayılan koşulların ortaya çıkacağına ilişkin olarak, itirazda, davacı tarafın tanınmışlığını ileri sürdüğü markasına verilecek zararın ya da markasının ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akışı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak deliller, argüman ve savlar sunulmadığı, bu sebeple başvurunun 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığı, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.
Davalı ..., dava dilekçesinin kendisine tebliğine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi ibraz etmediğinden, HMK m.128 hükmü uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şahsın 06.12.2021 tarihinde "...+..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.12.2021 tarih ve 387 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 25.02.2022 tarihinde .... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 hükmü kapsamında itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından 25.08.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 12.06.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu tescil edilmemiştir.
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere;
Davaya konu marka başvurusu kapsamında 03. sınıfta tüm alt gruplarda yer alan malların, davacı şirkete ait ... sayılı markaların tescilleri kapsamında 03. sınıftaki mallar ile aynı/aynı tür olduğu,
Davaya konu 35. sınıfta tüm alt gruplarda yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescilleri kapsamındaki 35. sınıftaki hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, tespit edilmiştir.
35. sınıftaki hizmetlerin söz konusu markalar kapsamındaki ayniyetinin yanı sıra, davaya konu marka başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davacı şirkete ait ... kararının iptali talebine gerekçe markaların tescilleri kapsamındaki mal ve hizmetler arasındaki AYNI/AYNI TÜR veya İLİŞKİLİ/BENZER olma durumları bilirkişi raporunda yer verilen Tablo.5’te detaylı olarak gösterilmektedir.
Dava konusu marka başvurusu; kırmızı zemin üzerine beyaz kaligrafik harflerle yazılmış “...” ibaresi ile sarı zemin üzerinde elleri ve ağzı ile tuttuğu biberon ile oturan bir bebek görselinden oluşmaktadır. Söz konusu marka, kelime ve ... kombinasyonundan oluşan karma bir marka olmakla birlikte markada yer alan ayırt edici ... unsuru kelime unsurundan çok daha ön planda konumlandırılmıştır. Yine markada yer verilen, İngilizce “...” ibaresinin marka görselinde kesme işareti bulunmaması nedeniyle gramer olarak hatalı kullanıldığı, ancak sicilde marka adı kısmında “...” şeklinde ifade edildiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda söz konusu ibarenin Türkçe’deki karşılığı, “çocukların, çocuklara ait” anlamlarına gelmektedir.
Davacı şirkete ait davaya gerekçe markalar ise tek başına “...” ibareli markaların yanı sıra bu ibareye ek olarak çeşitli ibareler ve gülen yüz figürü ile birlikte tescil edilmiş markalardan oluşmaktadır.
Markalar arasında "..." ibaresinin müşterekliğinden kaynaklı olarak benzerlik bulunduğu iddia edilmektedir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; markalar arasında müşterek olarak bulunan "..." ibaresinin Türkçe'de yaygın olarak bilinen İngilizce bir kelime olup "..." anlamına gelen, ayırt ediciliği düşük, orijinal olmayan zayıf bir ibare olduğu, nitekim bu ibarenin ayırt ediciliği düşük zayıf bir ibare olduğu hususunun .... sayılı kararında da belirtildiği, .... sayılı kararında belirtildiği üzere; zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği, bu hale göre davalı şahıs markası ile karşılaşan makul derecede bilgili, dikkatli, ihtiyatlı ve makul derecede zekaya sahip ortalama tüketicinin, hemen ve ilk anda bu markanın davacı markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, zira bu markayı bir bütün olarak "...+..." şeklinde algılayacağı, markalar arasında müşterek olarak bulunan ve ayırt ediciliği düşük "..." ibaresine tek başına güçlü markasal ayırt edicilik atfetmeyeceği, bir bütün halinde markayı algılayacağı, bütün içinde yer alan "..." unsurunun davacı markalarından oldukça farklı olduğu, bu nedenle markaları birbirinden farklılaştırmaya yeter ayırt ediciliğinin bulunduğu, bütüne göre oluşan global değerlendirmede ortalama tüketicinin davaya konu markayı davacı markalarından farklı bir marka olarak algılayabileceği gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir ilinti de kurmayacağı, dolayısıyla SMK m.5/1-ç ve m.6/1 hükümleri koşullarının somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.(Benzer yönde; .... ).
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; ... kararının iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-... kararının iptali isteminin REDDİNE,
2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 115,20 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 593,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 6.747,90 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... tarafından yapılan 60,80 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin ve Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı ... vekilinin yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/03/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır