T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/449 Esas
KARAR NO : 2024/161
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVALI : 1- ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 2- ... -...
...
VEKİLİ : Av. ...[....
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 05/10/2023
KARAR TARİHİ : 27/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/04/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 05/10/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının 1991 yılından beri yurt ve dünya çapında tanınan ve bilinen “...” çatı markası altında tekstil giyim ürünlerinin üretim, pazarlama ve satışı ile iştigal eden, sektörün lideri konumunda, sermayesi halka açık, hisseleri borsada işlem gören ulusal bir şirket olduğunu, 2018 yılında dünya üzerindeki 427 mağaza ve yaklaşık 5.500 satış noktasında 9,6 milyon adet ürün satışına ulaştığını, bu satışların % 81'lik kısmının Türkiye'de gerçekleştiğini, 2020 yılında Türkiye'nin en büyük 500 şirketi arasında 147. sırada yer aldığını, davacının “...” markasının tanınmışlığının davalı ... nezdinde de 13.12.2004 tarihinde ... sayı tahtında ilgili sicile şerh olunmuş olduğunu, hal bu iken davalı firmanın diğer davalı ... nezdinde dosyaladığı ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna davacının “...”li markalarına dayalı olarak yaptığı itirazların ... tarafından bütünüyle ve nihai olarak reddedilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira dava konusu edilen markada da kelime unsurunun davacının marka tescillerinde olduğu gibi ... zemin üzerine, beyaz renkle, benzer punto ile ve küçük harflerle konumlandırılmış olduğunu, bu haliyle dava konusu markanın bıraktığı genel intiba itibariyle doğrudan davacının “...” markalarını çağrıştırdığını, ayrıca da taraf markalarının kelime unsurları arasında sadece tek bir harf değişikliğinin olduğunu ve değişik harflerin kelimelerin sonunda yer aldığını, halbuki ortalama tüketicilerin dilbilgisi kuralları gereği kelimelerin başlangıç kısmına odaklandığını, dava konusu edilen markanın tescilinin, davacının tanınmış “...” markasıyla ürün ve hizmetlerin işletmesel kökeni konusunda tereddüde sebebiyet vereceğini, yani davacının tanınmış markasının davalı firma lehine bir imaj transferine ve haksız yararlanmaya yol açacağını, böyle bir kullanımın, davacının markasının ayırt edici karakterine de zarar verebileceğini, ayrıca davacının “...” markasının sadece giyim/tekstil ürünleri için tanınmış olduğu kabul edilse bile; dava konusu edilen markanın kapsamına giren 20. sınıftaki özellikle perdeler, yataklar, yastıklar, mobilyalar, süs ve dekorasyon eşyalarının ev tekstili ana ürün grubu altında satışa sunulan ürünler olduğunu ve bu ürünlerin, davacının tanınmış olduğu tekstil sektörüyle doğrudan ilişkili olduğunu iddia ederek, ... ...’nın ... sayılı kararının iptalini ve ... sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 20/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzemediğini, genel izlenim itibariyle taraf markalarının görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirlerinden farklı olduğunu, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıklarını, davalı firmanın ... nezdinde ileri sürdüğü kullanım ispatı talebi neticesinde davacının markalarını dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen 20. Sınıftaki ürünlerde kullandığını ispat edemediğini, taraf markaları benzemediği için de davacının tanınmışlık iddiasının somut olaya bir etkisi olmadığını, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... Or. Ür. Nak. Müh. İnş. Taahhüt Paz. Ltd. Şti., dava dilekçesi kendisine tebliğ edilmesine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi sunmadığından 6100 sayılı HMK m.128 hükmü uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin ... sayılı "..." ibareli markanın tescili amacıyla 03.09.2021 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 14.02.2022 tarih ve 390 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 12.04.2022 tarihinde SMK m.6/1 ve m.6/5 hükümleri kapsamında "..." ibareli markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı şirketin itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, kullanmama def'inde bulunduğu, davacının bu def'iye karşı kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacı şirketin 03.04.2022 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 08.08.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 25.01.2024 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı .... sayılı markaları hükümden düşmüş olduğundan, ... sayılı markaları uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresini ihtiva etmiyor olduğundan, aşağıda yapılacak incelemede değerlendirme dışında bırakılmışlardır.
Marka işlem dosyasında kullanmama def'i ileri sürüldüğünden, ... kararının iptali istemi bakımından, bu husus ön sorun olarak incelenmiştir.
Davalı taraf, ... nezdinde dosyaladığı karşı görüşte davacının itirazlarına mesnet aldığı ... sayılı markalarının, tescilli oldukları tüm emtialarda kullanıldığının ispatlanmasını talep etmiştir.
Davalının ileri sürdüğü kullanmama def’inin dinlenebilmesi için, SMK m.19/2 hükmüne göre, davacının kullanmama def’ine muhatap markalarının, dava konusu edilen markanın başvuru tarihinden önce en az 5 yıl süreyle tescilli olmaları gerekir. Davacının bahsi geçen markalarının tescil tarihlerine bakıldığında, bu tarihlerin dava konusu edilen markanın başvuru tarihi olan 03.09.2021 tarihinden geriye dönük beş yıl hesaplandığında ulaşılan 03.09.2016 tarihinden önce oldukları tespit edildiğinden, davacının bu markalarının tamamının davalının kullanım ispatı talebine muhatap olabileceği değerlendirilmiştir.
Davacının marka işlem dosyasına sunduğu çok sayıdaki belge ve delilden, davacının “...” esas unsurlu markalarını, markasal hüviyette, belirtilen tarih aralığında, Türkiye sınırları içerisinde, parfümeri, basılı yayınlar (kitap, dergi), her türlü giysi ve giysi aksesuarları, çoraplar, kemerler, çantalar malları, bunların satışı/mağazacılık hizmetleri ile yayıncılık hizmetleri, kültür-eğlence hizmetlerinde ciddi/pazar payı yaratabilecek bir biçimde kullandığının yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile tevsik edilebildiği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla; ... kararının iptali talepli dava yönünden, davacının .... sayılı markalarının SMK m.6/1 hükmü kapsamındaki değerlendirmelere, sayılan mal ve hizmetler yönünden dahil edilebileceği kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davacının, davalının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu kullanmama def'ine muhatap olmayan ... sayılı markası, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenen 20. sınıftaki emtiaların tamamı yönünden, .... sayılı markaları da 35. sınıfa giren hizmetlerin tamamı yönünden tescillidir. Bu markalardan ... sayılı markanın 35. sınıf altında, 20. sınıfa giren emtiaların satışı yönünden de tescilli olduğu görülmektedir. Dolayısıyla; her ne kadar davacı taraf, davalının marka işlem dosyasına sunduğu kullanım ispatı talebine muhatap markalarının 20. ve 35. sınıflara giren emtialarda kullanıldığını ispat edememiş ise de, bu talebe muhatap olamayan markalarının mevcudiyeti gözetildiğinde, ... kararının iptali talepli dava yönünden dahi, davacının burada sayılan markaları özelinde, emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu söylenebilmektedir.
Ayrıca; davalı tarafın hükümsüzlük davasında yasal süre içinde cevap dilekçesi ibraz etmediğinden kullanmama def’i ileri sürmemiş olduğu gerçeği gözetildiğinde, yukarıdakilere ilaveten, davacının huzurdaki davasına mesnet aldığı ... sayılı markalarının da, 20. sınıfa giren emtiaların tamamı yönünden tescilli oldukları, .... sayılı markalarının da 35. sınıfa giren hizmetler yönünden tescilli olduğu, dolayısıyla hükümsüzlük talepli dava özelinde, yukarıdakilere ilaveten, davacının bu markaları yönünden de emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu değerlendirilmektedir.
Davacının bir kısım markası, baskın şekil unsurunun kullanılmadığı, kelime markası hüviyeti ağır basan işaretlerdir. Bu işaretlerde “...” ibaresi tek başına veya tasviri/tanımlayıcı cins isimlerle birleştirilmiş/birlikte kelime öbeği oluşturacak halde kullanılmıştır. Davacının markaları tek tek incelendiğinde, bunlardan bilirkişi raporunda yer verilen tablonun son iki satırında yer alan işaretler haricinde kalanlarda “...” ibaresinin görsel açıdan tek başına ön plana çıkartıldığı veya markasal hüviyette ayırt edicilikten yoksun ibarelerle kullanılmış olmaları nedeniyle işarete ayırt edicilik katan esas unsur olduğu düşünülmektedir. Ayrıca bu markaların bir kısmında da, “...” kelimesi, ... renkli dikdörtgen bir zemin üzerine beyaz renkli harflerle veya zemin rengini haiz olmayan işaretlerde ... renkli harflerle yazılmıştır. Tablonun sol sütununun son iki satırında görsellerine yer verilen markaların genel görünümü ve kompozisyonu içerisinde ise “...” ibaresinin tek başına ön planda olduğunu söylemek mümkün görülmemektedir.
Dava konusu edilen markada; “...” ibaresi, düz yazım karakterindeki beyaz renkli kalın ve küçük harflerle, ... renkli dikdörtgen bir zemin üzerine yazılmış halde tek unsur olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla; dava konusu edilen markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davacının .... sayılı markaları hariç, davasına/itirazlarına mesnet aldığı “...”li markaları ile dava konusu edilen markanın esas unsurları arasındaki başlangıç kısmındaki harflerin ve dizinlerinin ortaklığından ve bu işaretlerde kullanılmış olan renk kompozisyonlarından hareketle, markalar arasında bilhassa görsel ve fonetik açılardan benzerlik olduğu değerlendirilmiştir. Bu benzerliğin; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği de gözetildiğinde, davacının “...”li markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...”lı markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu değerlendirilmiştir. Bu benzerlikler nedeniyle, davalının markasının, davacının markalarının bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu düşünülmüştür. Ayrıca; davalının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu kullanım ispatı talebine rağmen, davacının bu talebe muhatap olamayan tescilli markaları da göz önüne alındığında, davacının davalının markasına benzer bulunan muhtelif markaları yönünden, hem ... kararının iptali, hem de hükümsüzlük talepli davalar yönünden, somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği tespit edilmiştir. Her ne kadar bu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyeleri düşük olmasa da, sadece düşük dikkat düzeyine sahip olanlar değil yüksek dikkate sahip alıcı grubunun da yanılgı yaşaması, tüketicinin önceki ve sonraki markayı ilişkilendirme ve zihninde çağrıştırma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olacağı, karşılaştığı markalardan hangisinin hangi tarafa ait marka olduğunu ilk bakışta anlamasının mümkün olamayacağı değerlendirilmiştir. Kaldı ki, söz konusu mal ve hizmetlerde “.../...”lı işaretlerin/tanıtma vasıtalarının markasal hüviyette farklı kişi ve kuruluşlar tarafından kullanılması halinde alıcıların/tüketicilerin söz konusu mal ve hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu, alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu veya ortak bir çalışma/iş yapıldığını düşünebilecekleri, davalının markasının, kapsamına giren mal ve hizmetler yönünden, davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak; somut uyuşmazlıkta, gerek ... kararının iptali, gerekse hükümsüzlük talepli davalar yönünden, davacının muhtelif markaları özelinde, taraf markaları arasında, davalının markasının kapsamına giren tüm emtialar yönünden, SMK m.6/1 hükmü kapsamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacının “...” markasını, hazır giyim sektöründe, Türkiye ve dahi dünyada, uzun yıllardır yoğun, istikrarlı ve ciddi biçimde kullandığı ve bu markaya ciddi yatırımlar yaptığı, bu markanın bilhassa hazır giyim sektöründe iyi bilindiği ve tanınmışlığa ulaştığı ve dahi bu tanınmışlığın ve yaygın kullanımın davacı tarafından dava/marka işlem dosyasına sunulan belgelerle ispatlanmış olduğu, bu tanınmışlığın davalı ... tarafından da ... sayılı kayıt ile tespit ve teyit edildiği anlaşılmakta ise de, davacının “...” markasına dayalı olarak SMK m.6/5 hükmü gereğince tanınmış marka korumasından yararlanılabilmesi için, davalının davaya konu markasının, davacının markasının bu tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşmuş olması veya oluşmasının yüksek bir ihtimal dahilinde olması gerekir. Davacının bir kısım markaları özelinde, taraf markalarının benzer olduğu tespit edildiğinden ve dava konusu edilen markanın renk kompozisyonu da davacının tanınmış markasını çağrıştırdığından, ayrıca da bu markanın tescil edilmek istendiği 20. sınıfa giren, ev dekorasyonu ve ev içi kullanıma özgü ürünlerin, günümüzde tanınmış olan bir çok tekstil/hazır giyim markası/işletmesinin ürün yelpazesi içine giren emtialar olduğu değerlendirildiğinden, dava konusu edilen markanın, 20. sınıfa giren emtialarda kullanılması halinde yukarıda bahsedilen ihtimalin gerçekleşme olasılığının mevcut olduğu değerlendirilmektedir. Bu yüzden de; dava konusu edilen markanın 20. sınıftaki emtialar ile bunların 35. sınıf altında satışı hizmetlerinde kullanması halinde, haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi veya tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının gerçekleşebileceği ihtimalinin söz konusu olabileceği, bu nedenle davalının bu sektörlerle ilintili sayılan emtialar gerçekleşen markasal bir kullanımının davacı ile ilişkilendirilebileceği göz önüne alındığında, bu emtialar özelinde, davalının davaya konu markasının, davacının “...” markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşabileceği düşünülmüştür.
Bu nedenlerle, davacının tanınmışlıkla ilgili iddiasının, davalının markasının kapsamına giren; 20. sınıftaki emtialar ile bunların 35. sınıf altında satışı hizmetleri yönünden tescil engeli/hükümsüzlük sebebi oluşturduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda SMK m.6/1 ve m.6/5 hükümleri koşulları oluştuğundan davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE,
2-Dava konusu ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 157,75 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 190,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 7.768,10 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı ... Or. Ür. Nak. Müh. İnş. Taahhüt Paz. Ltd. Şti. tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/03/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır