T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/429 Esas
KARAR NO : 2024/159
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALI : 1- ... -...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
....
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 21/09/2023
KARAR TARİHİ : 27/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/04/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 21/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin “...” markası altında, kökleri 150 yıl önceye dayanan ticari faaliyetleri ile ... sektöründe lider konumu haiz bir firma olduğunu, “...” markasının tanınmışlığının davalı ... nezdinde de ... sayı tahtında kabul edilip ilgili sicile şerh edilmiş olduğunu, davacının halihazırda ... nezdinde tescilli ...markasının bulunduğunu, davacının bu markaları arasında yer alan ... sayılı “...” markasına dayalı olarak, davalı firmanın tescil ettirmek istediği ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna karşı dosyaladığı itirazların diğer davalı ... tarafından bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzediğini, davacının markasının davalının markasının içerisinde aynen yer aldığını, ayrıca dava konusu edilen markanın tescil edilmek istendiği 05. Sınıfa giren emtialar yönünden davacının ... sayılı markasının zaten tescilli olduğunu, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabulünün gerektiğini, davacının markalarının tanınmış marka olmasına rağmen davalının davacının markasına bu derecede benzer bir markayı tescil ettirmek istemesinin davalının davacı ile haksız rekabet yapma saikinin açık bir tezahürü olduğunu iddia ederek, ... ...’nın 26.07.2023 tarihli ve ... sayılı kararının iptalini ve ... başvuru sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 27/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların asli ve tali unsurlarının her biri dikkate alınarak, bu unsurların marka üzerindeki fonksiyonları ve hedef tüketici kitlesi üzerindeki etkileri dikkatli bir şekilde değerlendirilerek ve nihai olarak markanın bu unsurların tamamı ile birlikte ve bütünü itibariyle hedef tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki dikkate alınarak incelendiğinde, ilgili tüketicilerin davaya konu "...” ibareli marka ile davacının “...” markasını bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceğini, dolayısıyla aralarında ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede bir benzerlik bulunmadığını, markalar benzemediği için de davacının tanınmışlık iddialarının somut olaya bir etkisi olmadığını, ayrıca davacının SMK m. 6/5 hükmünde düzenlenmiş olan koşulların somut olayda gerçekleştiğini ve haksız rekabet saikiyle yapıldığını ispat edemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... Şirketi vekili 14/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın zamanaşımı yönünden reddedilmesi gerektiğini, ayrıca somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, zira davalının ana faaliyet alanının tarım, hayvancılık ve ziraat sektörü olduğunu, davacının ise “...” markasını dondurmalarda kullandığını, yani taraf markalarının çok farklı sektörlere ve tüketicilere hitap ettiğini, ayrıca da taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, davacının SMK m. 6/5 hükmüne dayalı iddialarının da somut delillerle desteklenmediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet ... sayılı marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markasının tanınmış olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin ... sayılı "..." ibareli markanın tescili amacıyla 14.03.2022 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 28.03.2022 tarih ve 393 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 30.05.2022 tarihinde SMK m.6/1 hükmü kapsamında ... sayılı markayı mesnet göstererek itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacı şirketin 20.02.2023 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 27.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu yargılama safahati içerisinde tescil edilmemiştir.
İlk olarak belirtilmelidir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve taleple bağlılık ilkesi gözetilerek aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet marka, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenen emtialar, davacının itirazına mesnet aldığı markasının kapsamında birebir yer almaktadır. Dolayısıyla; somut uyuşmazlıkta, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenen tüm emtialar yönünden, emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği, ilave bir inceleme yapılmaksızın söylenebilecektir.
Dava konusu marka kapsamında yer alan “Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler”in hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin bilinç ve dikkat seviyesi incelendiğinde; bunların tüketicinin gündelik ihtiyaçlarını karşılamadığı, sık satın alınan emtialar olmadığı ve “öldürücü” özellikleri nedeniyle tüketicilerinin daha seçici ve dikkatli davranmalarının beklenebileceği düşünülmekle birlikte, internette dahi satılan bu emtialara ulaşmak kolay olduğundan, ortalama tüketicilerinin bilinç ve dikkat seviyelerinin ortalamanın üstünde olduğu değerlendirilmiştir.
Dava konusu edilen marka, renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markasıdır. İşarette düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle yazılmış “...” ibaresi, tek unsur olarak kullanılmıştır ve markanın esas unsuru olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur. Davacının markası ise; renk, şekil ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma bir markadır. İşarette mavi renkli dalgalı bir zemin üzerine beyaz renkli kalın ve karakteristik harflerle, sadece baş harfi büyük olacak şekilde “...” ibaresi yazılmış ve bu ibarenin son hecesi/son iki harfinin altına, mavi renkli ve dalgalı iki paralel çizgi konuşlandırılmıştır. Bu işarette renkli ve dalgalı zemin ve çizgi unsurlarıyla oluşturulmuş kompozisyonun işaretin genel görünümü içerisinde, baskın bir hüviyette algılanmadığı, diğer bir ifadeyle işarette kullanılmış olan kelime unsurlarının markasal hüviyette ön planda algılanmasının önüne geçebilecek baskınlıkta bir görüntü yaratmadığı düşünülmektedir. Zira; marka hukukundaki genel kaideye göre; “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur”. Sonuçta; davacının markasının esas unsurun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; markaların kapsamlarında yer alan emtiaların aynı olduğu, emtialar arasında benzerlik düzeyinin artmış olması halinde markalar arasındaki iltibas tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasındaki farklılık derecesinin artmış olmasının gerekeceği (....), somut olayda da; karşılaştırılan markaların kapsamlarındaki malların aynı olması nedeniyle ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasında farklılık derecesinin artması gerektiği, ancak gerek itiraza mesnet markanın, gerekse başvuru markasının esaslı unsurunun "..." ve "..." sözcüklerinden oluştukları, bu sözcüklerin bilinen bir anlamlarının bulunmadığı, dolayısıyla davaya konu mallar bakımından somut ayırt edici niteliği haiz oldukları, markaların ilk beş harfinin birebir aynı olduğu, gerek müşterek harf ortaklığı, gerekse markaların aynı seslerle başlangıç telaffuzuna konu edilmesi nedeniyle görsel ve işitsel olarak benzer oldukları, kavramsal olarak markaların farklı nesnelere çağrışım oluşturmadıkları, anlamsız kelimeler olarak ilgili tüketici kesimince kavranacakları, buna göre; daha önce itiraza mesnet markayı gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin ve dahi dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin, daha sonra başvuru markası ile karşılaştığında, davaya konu mallardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı, itiraza mesnet marka ile ilişkilendirebileceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsama yaşayabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayabileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda SMK m.6/1 hükmü koşulunun oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulü ile; ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmiştir.
Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE,
2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 157,75 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 99,20 TL vekalet harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 287,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 7.925,90 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı ... Şirketi tarafından yapılan 99,20 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/03/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır