T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/403 Esas
KARAR NO : 2024/160
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... -....
Av. ...
....
DAVALI : 1- ... - ....
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALI : 2- ... -... ...
VEKİLİ : Av. ...
....
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 11/09/2023
KARAR TARİHİ : 27/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/04/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 11/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı yanın ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna karşı ileri sürdükleri itirazların Kurum tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin ... sayılı "..." markası ile dava konusu marka arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik olduğunu, özellikle işitsel olarak güçlü bir benzerlik taşıdıklarını, birebir aynı dizilimi içerdiklerini, dava konusu markadaki 8 harfin 7'sinin müvekkili markasında da yer aldığını, tüketici kitlesinin bilinçli olmasının bu düzeyde bir benzerlikte işaretlerin karıştırılmaları sonucunu değiştirmeyeceğini, taraf markalarının tescil kapsamlarının da aynı olduğunu, iddia ederek ... sayılı ... kararının iptalini ve dava konusu ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ettiği görülmüştür.
CEVAP:
Davalı ... vekili 21/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı şahsa ait başvuru markası ile davacı şirkete ait itiraz gerekçesi markanın
başlangıç kısımları incelendiğinde bu kısımlarda belirgin bir farklılık söz konusu olduğunu, marka ibarelerinin başlangıç kısımlarının, tüketicilerin dikkatinin yoğunlaştığı kısımlar olduğunu, davalı şahsa ait başvuru markası ile müvekkili şirkete ait mesnet marka bütünsel olarak
incelendiğinde görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı markalar olduğunu,
marka başvurusunun kapsadığı mal ve hizmet grubunun ilgili uzman tüketiciye
hitap etmekte olduğunu, davacı vekilinin
iddialarının aksine dava konusu markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1.maddesi anlamında
ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde karıştırılma ihtimali bulunmamakta olduğunu, davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkili kurumun başka markalara
ilişkin verdiği kararlar ile mahkemelerce verilen yargı kararlarını örnek göstererek, bu
kararların bu yargılamaya dayanak olması gerektiğini belirtmişse de bu iddiasının haksız ve
mesnetsiz olduğunu, mahkeme tarafından da bilindiği gibi marka başvuruları üzerine
yapılan incelemeyle; her somut olay, kendi özellikleri ve koşulları çerçevesinde “özgünlük
derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun
özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi
unsurlar açısından” ayrı olarak değerlendirilmekte olup bu değerlendirme sonucu karar
verilmekte olduğunu beyanla;
11/07/2023 tarih ve ... sayılı ... kararının iptali isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili 02/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markaların görsel olarak benzerlik taşımadıklarını, müvekkili markasında “...” harfinin ön plandaki unsur olduğunu, markaların bu haliyle başlangıç seslerinin farklılaştığını, 05. Sınıfta tescil edilmek istenen markanın hitap ettiği tüketici kitlesinin yüksek düzeyde dikkat düzeyine sahip, aldıkları ürünün markasına dikkat eden ve tercih ettiği markada devamlılık isteyen titiz tüketiciler olduğu, özen ve dikkat seviyesinin yüksek olduğu gözetilerek inceleme yapılması gerektiğini, markaların kapsamlarının aynı olmadığını, müvekkili markasının kullanıldığı ürün grubunun davacı markasının kullanıldığı ürünlerden farklı olduğunu savunarak davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet ... sayılı marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şahsın "..." ibareli ... sayılı markanın tescili amacıyla 21.10.2021 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 14.03.2022 tarih ve 392 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 10.05.2022 tarihinde SMK m.6/1 hükmü kapsamında ... sayılı markayı mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı şahsın 12.09.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacı şirketin 12.12.2022 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, davalı şahsın 28.12.2022 tarihli karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ....'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 11.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 19.10.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet marka, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka kapsamında 05. sınıfta yer alan mallar ile davacı yanın önceki tarihli markası kapsamında aynı sınıfta yer alan mallar, büyük oranda birebir aynı, bazı emtialar yönünden ise aynı tür kapsamında değerlendirilebilecek (söz gelimi antibakteriyel el losyonları, ilaç ihtiva eden kozmetikler vs) mallardır. Ayniyet düzeyindeki benzerliği tespit edilen bu mallar yönünden taraf markalarının benzer ihtiyaçlara yönelik, benzer tüketici gruplarına hitap eden, benzer satış noktaları ve sunum biçimleri ile tüketiciye sunulan, birbiri ile rekabet halinde olan ve birbiri yerine tercih edilebilirliği bulunduğu yorumu yapılabilir. Tarafların fiili anlamdaki kullanımlarının birbirinden farklı ürünlere yönelik olması sicildeki marka örnekleri ve tescil kapsamına konu mal ve hizmetler yönünden yapılması gereken SMK m.6/1 incelemesi açısından önem teşkil etmemektedir.
Dava konusu "..." ibareli marka başvurusunun hiçbir görsel unsur taşımayan, sekiz harften oluşan, “...” şeklinde telaffuz edilen ve somut bir anlam ifade etmeyen bir kelimeden oluştuğu görülmektedir. Anılan ibarenin herhangi bir etken maddeden türetildiği yönünde bir bilgi dosya içerisinde mevcut olmadığı gibi yapılan araştırmalarda da bu yönde bir tespit de bulunulamamıştır.
Davacı yanın dayanak markası ise yine hiçbir şekli unsur taşımayan, “...” kelimesi ve bu kelimenin ... alfabesindeki yazımını içerir şekilde oluşturulmuş, yedi harften meydana gelen ve “...” şeklinde telaffuz edilen bir kelimedir. Bu kelimenin de somut bir anlamı tespit edilememiş, .... Listesi incelendiğinde beşeri tıbbi ürün adı “... 250 mg tablet, 14 adet / ... 250 mg tablet, 28 adet” (ruhsat numarası: ..., ilk ruhsat tarihi: 08.10.2019) ve “... %1 krem” (ruhsat numarası: ..., ruhsat tarihi:17.02.2016) ürünlerinin etken maddesinin “terbinafin hidroklorür” olduğu, ürünlerin ruhsat sahibinin davacı olduğu tespit edilmiştir. Davacı markasının esas unsuru bu halde “...” kelimesi olup markadaki ... alfabesindeki yazım, ülkemiz tüketicisi açısından somut bir algı oluşturmayacaktır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet marka kapsamında yer alan emtiaların aynı, aynı tür veya benzer oldukları, dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun "...", mesnet markasının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, her iki ibarenin de jenerik unsur, etken madde, terapötik ad ihtiva etmedikleri, "..." ibaresinin bütün halinde dava konusu marka bünyesinde bulunduğu, markalar arasında yedi harfin ortak olduğu, başvuru markasının başında yer alan "..." harfinin çekinik bir ses olarak işitileceği, bu durumda “...” ve “...” şeklinde birebir aynı heceleme ile telaffuz edilecek olan taraf markalarının, başlangıcında yer alan “...” harfindan oluşan farkın, markaların işitilmesinde belirgin bir vurguya yol açmayacağı, bu durumda kelimelerin başlangıç harfleri birbirlerinden farklılaşmış ise de bu farklılık yalnızca ilk harfte meydana gelmekte olup markaların ilk hece dahil telaffuzu ve devamında yer alan sesli ve sessiz harflerin tamamı açısından işaretler arasında güçlü bir fonetik benzerlik halinin mevcut olduğu, uyuşmazlık konusu 05. Sınıf emtiaların ilgili tüketici grubunun her ne kadar özel nitelikteki profesyonellerden oluştuğu kabul edilebilse de, bu kişilerin de hiçbir hal ve koşulda yanılgı yaşamayacakları yönünde bir çıkarım yapılması mümkün olmayacağından somut olaydaki gibi doğrudan tıp literatürüne dahil sözcüklerin kullanımı ile oluşturulmamış, aralarında sadece tek bir harf farkı bulunan markalar yönünden ilgili tüketicilerin de yanılgı yaşama ve iki işaretin iktisadi kaynağı konusunda tereddüt içerisinde olma ihtimallerinin mümkün olacağı, dolayısıyla, daha önce davacıya ait mesnet markayı gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan gerek ihtisas sahibi dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin, gerekse makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka ile karşılaştığında, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu marka ile davacı markası arasında ilişki kuracağı, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE,
2-Dava konusu ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 157,75 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 287,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 7.865,10 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı ... tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/03/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır