T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/297 Esas - 2024/164
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/297 Esas
KARAR NO : 2024/164
HAKİM : ....
KATİP : ...
DAVACI : ....
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ....
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. .....
DAVALI : 2- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 21/06/2023
KARAR TARİHİ : 29/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/04/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 21/06/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ülke içi ticaret hacmi yanında ihracat alanında da önemli bir ticaret hacmine sahip olduğu, başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere pek çok ülkeye ürün ihraç etmekte olduğu, müvekkilinin, ... konseptini e-ticaret platformunda da sürdürmekte olduğu, dijital ve sosyal iletişim alanlarında perakendecilik faaliyeti ile tanınmakta ve takip edilmekte olduğu, davalı şirket tarafından " ..." markasının tescili için 30.11.2021 tarihinde Kuruma başvuruda bulunulmuş olduğu, başvurunun 43.sınıf için olduğu, davalı şirketin başvurusunun müvekkiline ait ... tescil nolu ..., ... tescil nolu ..., ... tescil nolu ... ..., markaları ile 43.sınıfta aynı olduğu, müvekkili şirketin davalının başvuru yaptığı 43.sınıfta ve diğer sınıflarda olmak üzere birden çok markasının bulunmakta olduğu, davalı markasında, müvekkili markalarının esaslı ve güçlü unsuru olan “...” ibaresinin " ..." şeklinde kullanmış olduğu, fonetik olarak kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumunun kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahip olduğu, gerek markanın başında yer alması ile işitsel olarak hafızada belirleyici olan kelimenin "..." olması hem de anlamsal olarak "..." ibaresinin anlamsal bir kavram, duygu, durum ifade etmesi nedeniyle davalının markasında "..." ibaresi ön planda olup tüketicinin "..." ibaresine odaklanmasının sağlanmaya çalışılmış olduğu, bununla birlikte davalının markasındaki diğer kelimelerin "..." ibaresinin etkisini azaltacak, ondan daha güçlü bir ibare ya da görsel de olmadığı, davalının markasında "..." ibaresinin müvekkili markalarında olduğu gibi aynı karakterde ve harflerle yazılmış olduğu, bu nedenle de markalar arasında hem görsel hem işitsel hem de anlamsal olarak benzerlik bulunmakta olduğu, 6769 sayılı SMK hükümleri gereği davalı taraf markasından daha önce tescil edilen ve kullanılan müvekkili şirkete ait “...” markasının ve “...” ibaresi taşıyan diğer seri markalarının, davalı tarafın başvurusu için mutlak ret nedeni teşkil ettiği, müvekkili şirketin önceki tarihli tescilli markaları ve bu markaları aktif olarak kullanmakta olduğu, aynı yasanın 6. maddesi gereği de markalar arasındaki benzerlik sebebiyle karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin de iş bu dosya konusu başvurunun reddedilmesi için nisbi bir ret sebebi niteliğinde olduğu, davalı taraf markasının, müvekkili şirket markaları ile aynı ibareleri içermekle birlikte görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, davalı markasının da mal ve hizmetlerin benzer kanallardan dağıtılması planlanmakta, benzer müşteri/tüketici kesimi hedeflediği, bu durumun, davalı taraf markası ile müvekkili şirketin markaları ve hizmetleri arasında bağlantı kurulması sonucunu doğuracak, davalı taraf markasının müvekkili şirketin seri marka ailesinin bir üyesi olduğu intibaını yaratacak ve davalı tarafın haksız rekabetine sebebiyet verebilecek nitelikte olduğu, davalı başvurusunun müvekkili şirket seri markalarına sızma niteliğinde bir girişim olduğu, “... ibaresinin müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği ve tüm markalarını bu faaliyeti çerçevesinde kullandığı “....” açısından ayırt edici nitelikte olduğu, davalının markayı kullanmasının tüketiciyi ürün/hizmetin aynı iktisadi-idari kaynaktan geldiği yönünde yanılgıya düşüreceği, davalı tarafın müvekkili şirketin toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyinden ve müvekkili şirketin iktisadi kaynaklarından haksız bir yarar sağlayacağı, hususlarını beyan etmekte, markalarına ilişkin yargı kararlarını emsal göstermekte ve .... ’nun 03.05.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve “... ...” başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne, markanın 3. kişilere devrini ve lisans sözleşmesine konu edilmesini önleyecek şekilde teminatsız olarak tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmektedir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 23/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalının markası ile davacının redde mesnet markaları karşılaştırıldığında ortalama tüketici nezdinde markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığı, davalı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve işaretleri yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intiba, davacıya ait markaların bıraktığı intiba ile aynı olmadığı, söz konusu iki marka örneği, aynı firmanın markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığı gibi, markaların karıştırılma ihtimallerinin asla bulunmadığını, başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi markaların tescilli olduğu tüm mal ve hizmetlerde SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu, kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu, muterizin, ...'nin bu kararına karşı Kurul nezdinde yapmış olduğu ve iş bu incelemenin konusunu oluşturan itirazında, Kurul’un kararın bütünlüğünü de gözetmek adına yapmış olduğu incelemede kullanım delillerinin "..." ve "... ..." markalarının kullanımının ispatlar nitelikte olmadığının değerlendirilmiş olduğu, bu çerçevede, itiraz sahibi tarafından itiraz gerekçesi markanın kullanımı ispatlanamamış olduğundan SMK m.19(2) ve SMK Yönetmelik m.29(3) hükümleri uyarınca karıştırılma ihtimali gerekçeli itirazın reddinin gerekmiş olduğu, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itirazın haklı görülmediği, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların iş bu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesinin de haklı bulunmadığı, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.
Davalı ... Şirketi vekili 02/08/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının dayanak gösterdiği markalar incelendiğinde, dikkatlice bir incelemeye gerek kalmaksızın markaların birbirinden kolaylıkla ayrıldığı, görsel, işitsel ve anlamsal olarak markalar arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı ve işaretlerin tüketici nezdinde toplu olarak bıraktığı izlenim açısından herhangi bir iltibas tehlikesi barındırmadığının görülmekte olduğu, müvekkili markasının “... ...” ibaresinden meydana gelmekte olduğu, davacı tarafın markalarının ise "..." ve türevlerinden oluşturulmuş olduğu, müvekkili markasında “... ...” ibaresinin koyu mavi zemin üzerine “... ...” ibaresi farklı ve karakteristik bir yazı stili ile üstte, “...” ibaresi altta kalacak şekilde yazılmış olup, markanın başında görsel unsurun bulunmakta olduğu, dolayısıyla müvekkilinin markasının renk, kelime, yazım stili ve kullanılan görsel ile itiraz sahibi markalardan son derece farklı olduğu, markaların bu haliyle hiçbir şekilde karıştırılma ihtimali bulunmadığı, itiraz sahibinin markalarının da farklı görsel unsurlar ve yazım şekilleri ile yazılmakta olduğu, dolayısıyla, tarafların markalarındaki ibareler ve ... unsurlarının da birbirinden tamamen farklı olduğu, müvekkilinin markası ile davacı tarafın markalarında yer alan görsel unsurların, yazılışlar ve yanındaki ibarelerinin de birbirinden farklı olduğu, müvekkilinin markasının, tescil talep edilen mal veya hizmet sınıfında kendine özgü ve ayırt edici bir algı oluşturmakta olduğu, kullanılan ibareler ve yazım stili ile farklılaşmakta olduğu, davacının itiraza mesnet markalarının ise farklı yazım stili ve görsellerle birlikte kullanıldığı ve bu haliyle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağının sabit olduğu, dolayısıyla, müvekkilinin markasının görsel, kelime, yazım stili ve anlamsal olarak davacının markalarından son derece farklı olduğu, markaların bu haliyle hiçbir şekilde karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı tarafın, müvekkiline ait ayırt edici özelliği yüksek farklı bir şekilde oluşturulan markanın tescilini engellemek istemekte olduğu, müvekkilinin markasının özgün ve farklı bir şekilde oluşturulduğu dikkate alındığında davacı tarafın iş bu huzurdaki davayı açmakta kötü niyetli olduğu, davacı tarafça benzerlik olarak ileri sürülen “...” ibaresinin tek başına ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğu, davacının bu ibareyi esas unsur olarak göstererek müvekkilinin markasının tescil kararına karşı iş bu davayı ikame etmesinin son derece haksız ve hukuka aykırı olduğu, markalara bir bütün olarak bakıldığında tamamen birbirlerinden farklı olduğu dikkate alındığında ve “...” ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğundan markaların hiçbir surette benzerlik arz etmediği, herkes tarafından kullanılabilecek, ayırt ediciliği düşük bir ibareyi kullanma hakkının tek bir kişiye verilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olacağı, ... nezdinde tescilli içerisinde “...” ibaresi geçen yaklaşık 2.000 adet markanın bulunmakta olduğu, müvekkiline ait “...” ibareli marka ile davacı tarafın markaları arasında benzerlik unsurları haiz olmadığından halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı tarafın, markalarının tanınmış marka statüsünde olduğunu dile getirerek, müvekkilinin karşı tarafın markalarının tanınmışlığından haksız yere istifade edeceği hususuna yer vermiş olduğu, davacı tarafın bu beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, kaldı ki, davacının markalarının tanınmış marka olduğunu gösterir hiçbir delil bulunmamakla birlikte, ...’in ilgili sayfalarında yer alan “özel olarak korunan” markalar arasında da davacı tarafa ait herhangi bir marka yer almadığı, davacı tarafın iki kere tanınmışlık başvurusu yaptığını, ancak .... ’nun davacı tarafın tanınmış marka başvurularını reddetmiş olduğu, müvekkiline ait marka başvurusunun, 43. sınıfta yapılmış olduğu, bu kapsamda, ilgili tüketicinin tescil edilen mal veya hizmetler yönünden markalar arasında benzerlik bulunmadığını ve markaların farklı kaynakları gösterme fonksiyonunu yerine getirdiğini tespit edeceği, tüketicinin malların veya hizmetlerin, aynı işletmeden veya ticari olarak bağlantılı bir işletmeden geldiğine inanması riskinin somut olayda söz konusu olmadığı, bu nedenle, davacının iddialarının kabulünün mümkün olmadığı, müvekkilinin markası ile davacı tarafa ait markaların benzer olmadığı ve mevcut olmayan bir benzerliği var olarak göstermeye gayret ederek zorlama şeklinde bir benzerlik yaratmaya çalışılarak huzurdaki davanın ikame edildiği, bu hususun haklı ve hukuken korunabilecek bir yanının bulunmadığı, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "...+ ... ... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şahsın 30.11.2021 tarihinde "...+ ... ... ..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.01.2022 tarih ve 389 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın .... sayılı markaları mesnet göstererek SMK m.6/1 ve m.6/5 hükümleri uyarınca yayına itirazda bulunduğu, davalı şahsın itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde kullanmama def'i ileri sürdüğü, davacı yanın marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından yeniden itirazda bulunulduğu, davalının itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .....'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 08.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu yargılama safahati içerisinde tescil edilmemiştir.
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'i ön sorun olarak incelenmiştir.
Davacı şirkete ait itiraza gerekçe markalar bilirkişi raporunda yer verilen Tablo.2’de yer almakta olup, davalı şirketin idari süreçte kullanma ispatı talep ettiği ve söz konusu davacı markalarının tescil tarihi itibarıyla 6769 sayılı SMK’nın 19/2 maddesi kapsamında kullanmama def’ine tabi olduğu, dolayısıyla davacı şirkete ait bu markalar bakımından kullanımı kanıtlama zorunluluğu olduğu, ... tarafından kullanımın ispatına ilişkin delil sunulmadığı veya sunulan delillerin yeterli bulunmadığı tespit edildiğinden, SMK m.6/1 kapsamında inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
... nezdinde 6769 Sayılı SMK’nın 19. maddesi kapsamındaki kullanım ispatı talebine istinaden itiraz sahibi davacı tarafından idari süreçte sunulan aşağıda yer alan kullanım kanıtları incelenmiştir:
- Davacı şirketin internet sitesinden alınan dökümanlar
- Sosyal medyada beğeni rakamlarının bulunduğu dökümanlar
- Mağazalarda kullanılan “... ...” markalı giydirilmiş arabaların resimleri
- Ürün broşürü
- Ağustos 2006 tarihli dergi röportajı
- 2015 tarihli ... web sitesinden alınan duyuru
- 2011 yılında alınan teşekkür plaketleri
- 2016, 2017 yıllarında alınan sertifikalar
- ... ... İkitelli şube açılışı
- 2015 tarihli takdir beratı
- 2017 yılına ait ... ... cirolarını gösterir grafikler
- 2015-2017 yılları arasında davalı şirket adına düzenlenen reklam – ilan – tanıtım faturaları
- 2014-2018 yılları arasında davalı şirket adına düzenlenen faturalar
- Davacı şirketin 2013-2015 yılları arasında basılmış ... ... ibareli dergisine ait kapak sayfaları.
Sunulan dokümanların “... ...” ibareli markanın 2013-2017 yılları arasında ... sektöründe kullanımına ilişkin olduğu, kullanmama def'ine tabi davacı markalarının "... ..." ve "..." ibareli oldukları, söz konusu markaların ciddi surette kullanıldıklarının ispatlanamadığı müşahede edilmiştir. Davacı yana ait itiraza mesnet markaların ciddi surette kullanıldıkları ispatlanamadığından SMK m.19/2 hükmü uyarınca, söz konusu markalardan kaynaklı olarak SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi değerlendirmesi yapılamayacağı kanaatine varılmıştır.
Davacının itiraza mesnet gösterdiği markaları; "... ..." ve "..." ibareli markalarıdır.
Dava konusu marka başvurusu; lacivert zemin üzerine beyaz kaligrafik harflerle yazılmış “... ...” ibaresinin alt kısmında yatay şeridin alt kısmında “...” ibaresinden oluşmakta, markanın başlangıç kısmı daire içinde “...” harfinden oluşmaktadır. Söz konusu marka, kelime ve ... kombinasyonundan oluşan karma bir markadır.
Markalar arasında "..." ibaresinin müşterekliğinden kaynaklı olarak benzerlik bulunduğu iddia edilmektedir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; markalar arasında müşterek olarak bulunan "..." ibaresinin Türkçe'de yaygın olarak bilinen İngilizce bir kelime olup "..." anlamına gelen, ayırt ediciliği düşük, orijinal olmayan zayıf bir ibare olduğu, nitekim bu ibarenin ayırt ediciliği düşük zayıf bir ibare olduğu hususunun ....'nin 30/01/2020 tarih ve .... . sayılı kararında da belirtildiği, .... Dairesi'nin 12.10.2020 tarih ve .... sayılı kararında belirtildiği üzere; zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği, bu hale göre davalı şirket markası ile karşılaşan makul derecede bilgili, dikkatli, ihtiyatlı ve makul derecede zekaya sahip ortalama tüketicinin, hemen ve ilk anda bu markanın davacı markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, zira bu markayı bir bütün olarak "...+... ... ..." şeklinde algılayacağı, markalar arasında müşterek olarak bulunan ve ayırt ediciliği düşük "..." ibaresine tek başına güçlü markasal ayırt edicilik atfetmeyeceği, bir bütün halinde markayı algılayacağı, bütüne göre oluşan global değerlendirmede ortalama tüketicinin davaya konu markayı davacı markalarından farklı bir marka olarak algılayabileceği gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir ilinti de kurmayacağı, dolayısıyla SMK m.5/1-ç ve m.6/1 (davacı markaları kullanmama def'ine tabi olmasaydı dahi) hükümleri koşullarının somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı şirket dosya kapsamına “... ...” ve “... ...” markalarının kullanımına ve “... ...” ibareli markanın tanınmışlığına ilişkin birçok delil sunmuştur. Yapılan incelemede davacı şirketin "...+..." markası için ... nezdindeki 21.06.2018 tarihli tanınmışlık başvurusu ile "..." markası ile ilgili 19.10.2015 tarihli tanınmışlık başvurusunun reddedilmiş olduğu anlaşılmıştır. Davacı şirketin dosya kapsamına sunmuş olduğu delillerden “... ...” ibareli markanın “...” sektöründe belirli düzeyde bir bilinirliği olduğu kabul edilse dahi tek başına “...” ibaresinin davacı şirket ile sıkı sıkıya bağlı, toplumun büyük bir kesimi tarafından herhangi bir mal veya hizmet üzerinde farklı kelime veya ... unsurları ile birlikte görüldüğünde refleks halinde ilişkilendirebilecek düzeyde bir tanınmışlığı bulunmadığı düşünülmektedir. Diğer taraftan, “...” ibareli markalar ile dava konusu marka başvurusunun benzer olmadığı kanaatine varıldığından, davalının başvuruya konu markasının davacının tescilli markalarından haksız yararlanma sağlaması, davacı markasının itibarına zarar vermesi, ayırt ediciliğini zedelemesi gibi durumların ortaya çıkacağına ilişkin kanaat oluşmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; ... kararının iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-... kararının iptali isteminin REDDİNE,
2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile alınması gereken 247,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 102,40 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 250,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 6.212,20 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı ... Şirketi tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... Şirketi'ne verilmesine,
7-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/03/2024
Katip ....
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır