T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/388 Esas - 2024/167
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/388 Esas
KARAR NO : 2024/167
HAKİM : ....
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ....
...
DAVALI :....
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Marka (Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 04/09/2023
KARAR TARİHİ : 03/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 04/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davaya konu "..." markası için büyük emek harcamış ve yatırım yapmış olduğunu, öyle ki tanınan, bilinen ve tercih edilen bir marka olmasının yanında müşteri portföyünü de oluşturmuş olduğunu, müvekkilinin ... alan adını da markası için tahsis etmiş olduğunu, müvekkili şirketin davaya konu markadan önceki tarihli, davaya konu marka ile aynı sınıfta (12. Sınıf) başvurusu yapılan ... başvuru numaralı "..." ibareli markası bulunmakla birlikte, "..." ibaresinin aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret unvanı olduğunu, müvekkiline ait ... başvuru numaralı “...” ibareli marka ve diğer seri markaları ile davaya konu ... tescil numaralı “...” ibareli markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı tarafın "..." ibareli marka tescili incelendiğinde; görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğunu, nitekim davalı markasına bakıldığında "..." ibaresinin ön plana çıkarıldığı ve büyük puntoyla siyah renk, kalın ve altı çizili yazı karakterinin kullanıldığını, müvekkilinin “...” ibareli markası ile davaya konu “...” markasının 12. sınıfta, birbirleri ile iltibas oluşturacak nitelikte ve halkı yanıltacak mahiyette olması sebebiyle ve kötü niyetli olarak tescil ettirilmiş olmasından ötürü tescilinin hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesinin gerektiğini, davaya konu marka tescili SMK madde 6/6 kapsamında müvekkilinin ticaret unvanından kaynaklanan haklarını da zedelediğini, davalının marka başvurusunun SMK madde 6/9 kapsamında kötü niyetli olduğunu ifade ederek, davalının ... nezdinde kayıtlı ... tescil numaralı “...” ibareli marka tescilinin 12. sınıftaki emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili 27/09/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin herhangi bir taklit amacı olmaksızın mühendislik, teknoloji ve elektrikli araç sistemleriyle iştigal ettiğini yansıtan bir marka kurmak istemiş olduğunu, davacı firmanın unvanı açıkça ..., müvekkili firmanın unvanının ise sadece ... olduğunu, iki firmanın bambaşka firmalar olduğunun aşikar olduğunu, davacı şirket ile müvekkilinin aynı firma olabileceğini ya da olduğunu çağrıştırabilecek hiçbir amblem, broşür, logo, tabela, reklam, kartvizit bulunmamakta olup müvekkili firmanın bu ismi kullanmaktaki amacının yaptıkları işi ekonomi ve iş dünyasına olabildiğince sade bir biçimde yansıtabilmek olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25.maddesine göre açılan Markanın Kısmen Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalıya ait ... sayılı "..." ibareli marka ile davacıya ait ..... ve ... sayılı markalar arasında "12.SINIF: Motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil) ve bu taşıtlar için motorlar, kavramalar ve transmisyon bağlantıları, transmisyon kayışları ve zincirleri, dişliler, frenler, fren disk ve balataları, şasiler, kaportalar, süspansiyonlar, darbe emiciler, şanzımanlar, direksiyonlar, jantlar. Bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları. Taşıt kasaları, damperli kasalar, traktör römorkları, frigorifik kasalar, römork bağlantıları. Taşıt koltukları, koltuklar için baş dayanakları, emniyetli çocuk koltukları, koltuk kılıfları, araç örtüleri (aracın şeklini almış), güneşlikler. Sinyaller ve yön sinyalleri için kollar, taşıt camları için silecekler, silecek kolları. Taşıtlar için iç ve dış lastikler, tubles lastikler, lastik tamir takımları, taşıt lastikleri için yamalar, kaynak yamalar, taşıt lastikleri için supaplar. Taşıt camları, emniyetli taşıt camları, taşıtlar için dikiz aynaları ve yan aynalar. Patinaj zincirleri. Taşıtlar için portbagajlar, bisiklet ve kayak taşıyıcıları, seleler. Lastik şişirme pompaları. Taşıtlar için hırsız alarmları, kornalar. Yolcular için emniyet kemerleri, havalı yastıklar. Bebek arabaları, tekerlekli sandalyeler, pusetler. El arabaları, pazar arabaları, tek veya çok tekerlekli el arabaları, market arabaları, ev eşyaları için tekerlekli taşıyıcılar. Raylı taşıtlar: Lokomotifler, trenler, tramvaylar, vagonlar, teleferikler, telesiyejler. Deniz taşıtları ve parçaları (motorları hariç). Hava taşıtları ve parçaları (motorları hariç)." emtiaları bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacıya ait ticaret ünvanı ile dava konusu marka arasında yukarıda belirtilen emtialar bakımından iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalının kötü niyetli olup olmadığı, bunlara bağlı olarak; dava konusu markanın yukarıda belirtilen emtialar bakımından hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescili ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, ticari sicil kayıt bilgileri celp olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
6769 sayılı SMK m.25/1 hükmüne göre; 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka tescil belgesi, hükümsüzlüğe mesnet markalar, ticari sicil kayıt bilgileri, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davalıya ait dava konusu markanın kapsamında yer alan dava konusu 12. sınıfa ait malların davacının ... sayılı markasının kapsamında aynen yer aldığı tespit edilmiştir. Öte yandan, dava konusu 12. sınıftaki mallar ile davacının markalarında yer alan 06. ve 40. sınıflardaki mallar/hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap etmediği, benzer ihtiyaçları karşılamadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olmadığı değerlendirildiğinden, söz konusu mallar/hizmetler benzer olarak görülmemiştir.
Somut uyuşmazlıkta benzerliği tespit olunan 12. sınıfta yer alan malların tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen/bilgi düzeyi genel olarak yüksek olduğu değerlendirilse de, özel bir tüketici grubuna değil toplumun hemen her kesiminden tüketiciye hitap eden nitelikte mallar oldukları, söz konusu sınıflarda yer alan mallar açısından tek bir sektörün belirlemesi yapılamayacağı, nitekim bu mallar yetişkin her yaş ve eğitim seviyesindeki birçok kesimdeki tüketiciye hitap ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, ayrıca söz konusu malların fiyatlarının düşük olabileceği gibi çok yüksek de olabileceği, 12. sınıfta yer alan malların bir kısmının teknolojik ve yüksek fiyatlı ürünler olması nedeniyle hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen/bilgi seviyesinin yüksek olduğu (örneğin motorlu kara taşıtları, deniz taşıtları, şanzımanlar) öte yandan ilgili malların diğer bir kısmının ise günlük hayatta herkesin kullanımına konu olabilecek ve düşük fiyatlı türden mallar olması nedeniyle hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/bilgi seviyesinin daha düşük, makul derecede olduğu (örneğin market arabaları, el arabaları, pazar arabaları, taşıtlar için seleler) değerlendirilmektedir.
Dava konusu “...” ibareli marka, siyah renkte, kalın, büyük harflerle, altı çizili “...” ibaresinin yer aldığı herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır. Dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu aşikardır.
Davacının, dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar ile aynı emtiaları içeren mesnet ... sayılı markası "...+..." ibaresinden oluşmaktadır. Marka; siyah renkte, kalın, büyük harflerle, “...” ibaresi ile birlikte kırmızı zemin üzerine stilize edilmiş “F” harfini içermekte olup, markanın genel görünümü dikkate alındığında esas unsurunun "..." ibaresi olduğu tespit edilmiştir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu marka kapsamında yer alan 12.sınıftaki emtialar ile davacıya ait mesnet ... sayılı marka kapsamında yer alan 12.sınıf emtiaların aynı olduğu, "..." ve "..." esas unsurlu markalar arasında ilk altı harfin birebir aynı olduğu, dolayısıyla söz konusu markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, buna göre, daha önce davacıya ait "..." esas unsurlu markayı gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan gerek dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin, gerekse makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." esas unsurlu markayı davaya konu emtialar üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, bu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait marka ile ilişkilendireceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla, davaya konu emtialar bakımından karşılaştırılan markalar arasında ilişkiledirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
SMK’nın 6/6 maddesine göre; “tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.”
Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı girer. Bir alan adının SMK m. 6/6 hükmü uyarınca korunmasının istenebilmesi için, o alan adının fiilen kullanıldığı faaliyet konuları kapsamı ile aynı/benzer konularda bir marka kullanımının söz konusu olması gerekir.
Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nin 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. ... Dairesi'nin 13.03.2019 tarih ... sayılı kararında da, önceki tarihli ticaret unvanı nedeniyle sonraki tarihli aynı/benzer markanın başvurusunun engellenebilmesi için, salt ticaret unvanına ilişkin ticari sicil kayıtlarında yer alan iştigal alanlarına bakılmaması gerektiği, ticaret unvanının fiili olarak kullanıldığı mal ve hizmetler dikkate alınmak suretiyle iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacının ticaret ünvanının kılavuz unsuru olan “...” ibaresini markasal olarak kullandığı ürünlerin “Barınma, saklama, muhafaza etme amaçlı metalden malzemeler ve araçlar: metal kaplar, madeni depolar” bağlamında yer aldığı tespit edilmiştir. Söz konusu malların, dava konusu 12. Sınıfta yer alan mallar ile benzer olmadığı, bu nedenle davacı yanın ticaret ünvanından kaynaklı olarak dava konusu marka kapsamında yer alan 12.sınıfta yer alan emtialara ilişkin hükümsüzlük isteminde bulunamayacağı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile hükümsüzlüğe mesnet markanın, davaya konu emtialar bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalının kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; SMK m.25 ve m.6/1 hükümleri uyarınca davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı markanın "12.SINIF: Motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil) ve bu taşıtlar için motorlar, kavramalar ve transmisyon bağlantıları, transmisyon kayışları ve zincirleri, dişliler, frenler, fren disk ve balataları, şasiler, kaportalar, süspansiyonlar, darbe emiciler, şanzımanlar, direksiyonlar, jantlar. Bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları. Taşıt kasaları, damperli kasalar, traktör römorkları, frigorifik kasalar, römork bağlantıları. Taşıt koltukları, koltuklar için baş dayanakları, emniyetli çocuk koltukları, koltuk kılıfları, araç örtüleri (aracın şeklini almış), güneşlikler. Sinyaller ve yön sinyalleri için kollar, taşıt camları için silecekler, silecek kolları. Taşıtlar için iç ve dış lastikler, tubles lastikler, lastik tamir takımları, taşıt lastikleri için yamalar, kaynak yamalar, taşıt lastikleri için supaplar. Taşıt camları, emniyetli taşıt camları, taşıtlar için dikiz aynaları ve yan aynalar. Patinaj zincirleri. Taşıtlar için portbagajlar, bisiklet ve kayak taşıyıcıları, seleler. Lastik şişirme pompaları. Taşıtlar için hırsız alarmları, kornalar. Yolcular için emniyet kemerleri, havalı yastıklar. Bebek arabaları, tekerlekli sandalyeler, pusetler. El arabaları, pazar arabaları, tek veya çok tekerlekli el arabaları, market arabaları, ev eşyaları için tekerlekli taşıyıcılar. Raylı taşıtlar: Lokomotifler, trenler, tramvaylar, vagonlar, teleferikler, telesiyejler. Deniz taşıtları ve parçaları (motorları hariç). Hava taşıtları ve parçaları (motorları hariç)." emtiaları bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
2-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 199,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 6.277,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/04/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ....
E imzalıdır