T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/215 Esas - 2024/157
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/215 Esas
KARAR NO : 2024/157
HAKİM :....
KATİP : .....
DAVACI : .....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1-....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2- ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 02/05/2023
KARAR TARİHİ : 27/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/04/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 02/05/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın 1972 senesinden beri faaliyet gösterdiği ... mobilyaları sektörünün öncü firmalarından biri konumunda olduğunu, müvekkilinin mesnet markaları ile itiraza konu markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, kapsadığı emtiaların da aynı ve benzer olduğunu, müvekkilinin ... Şirketi’nin ticaret unvanının 11.03.1994 tarihinde tescil edilmiş olduğunu, “...” ibaresinin yalnızca müvekkilinin seri marklarının hakim ve ayırt edici unsuru değil aynı zamanda tescilli ticaret unvanın hakim unsuru olduğunu, davalı şirkete ait ... sayılı marka başvurusu ile müvekkiline ait markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, müvekkilinin önceki tarihli ticaret unvanından kaynaklı üstün hakkının bulunduğunu, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu ifade ederek, davalı ...’in ... sayılı ... kararının iptaline, ... başvuru numaralı markanın yargılama sırasında tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıların üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 09/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Başvuru markasının, mavi daire içinde beyaz renkte, figüratif yazım stilinde “...” ibaresini içerdiğini, bu ibarenin altında, beyaz zemin üzerinde siyah renkte, düz yazı stilinde, büyük harflerle ve bitişik olarak, “...” ibaresinin yer aldığını, itiraza mesnet davacı markalarının “...” ibaresini içerdiğini, bir kısım markalarda “arredo”, “...”, “mobilya” gibi ilave kelime unsurlarının yer aldığını, bir kısım markaların renk ve şekil unsurlarını ihtiva ettiklerini, bir kısmının ise kelime markası olduğunu ve renk, şekil unsurunu ihtiva etmediğini, markaların karşılaştırılması halinde tasarım, sahip oldukları kompozisyon, şekil unsurlarının konumlandırılışı ve ihtiva ettiği tüm unsurlar itibariyle görsel açıdan benzerlik arz etmediklerini ve belirgin şekilde farklı olduklarını, ayrıca markalarda yer alan harf, hece, kelime sayısı ve dizilimi itibariyle okunuşlarının farklı olduğunu ve işitsel olarak da başvuru markasının davacı markalarından farklı olduğunu, karşılaştırılan ibarelerin anlamlarının farklı olduğunu, başvuru markasının kavramsal bütünlük arz ettiğini, ilgili tüketicinin markayı bu bütünlük çerçevesinde algılayacağı açık olup; kavramsal açıdan da taraf markalarının benzer olmadıklarını, bu kapsamda markaların bütüncül olarak değerlendirilmesi sonucu bıraktığı genel izlenim itibariyle başvuru markasının itiraza mesnet markalardan görsel, işitsel ve anlamsal olarak yeterli düzeyde ayırt edici niteliği haiz olduğunu ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, dava konusu başvuru markası, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu ticaret unvanının aynısı ya da benzeri olmadığından, SMK 6/6 maddesine dayalı iddialarının kabulü mümkün olmadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti., dava dilekçesinin kendisine tebliğine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi ibraz etmediğinden, HMK m.128 hükmü uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacıya ait markaların tanınmış olup olmadığı, davacıya ait ticaret unvanı ile dava konusu marka arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve ... hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin 20.10.2021 tarihinde "..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 28.02.2022 tarih ve 391 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın .... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şirketin itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 06.03.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 10.03.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davalı şirkete ait dava konusu marka kapsamındaki 42. sınıftaki hizmetlerin tamamının davacının itiraza/hükümsüzlüğe gerekçe ... sayılı markasının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı tespit edilmiştir. Öte yandan, davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki 09. sınıftaki malların tamamının davacının itiraza/hükümsüzlüğe gerekçe ... sayılı markasının kapsamında ilişkili olarak yer aldığı tespit edilmiştir. İlişkili olma durumunu açıklamak gerekirse, itiraza/hükümsüzlüğe gerekçe ... sayılı markanın kapsamındaki 35. sınıfta yer alan 09. sınıftaki malların satış hizmetleri ile dava konusu markanın kapsamında yer alan 09. sınıftaki malların ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Zira bir mal üretildikten sonra doğal olarak piyasaya sürülecektir. Bu nedenle dava konusu 09. sınıftaki mallar ile bu malların satışı hizmetlerinin birbirini tamamlayıcı mallar/hizmet ilişkisi bulunduğu değerlendirilmektedir.
Dava konusu marka, mavi renk bir daire içerisinde, beyaz harflerle “...” ibaresi ile bu ibarenin altında büyük harflerle “...” ibaresinin yer aldığı karma bir markadır. Dava konusu markanın esas unsurunun bütüncül olarak “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir.
Davacının, dava konusu marka ile emtia benzerliği olan “...” ibareli marka, kırmızı renkte, bazı harfleri stilize edilmiş şekilde, büyük harflerle “...” ibaresinin yer aldığı, herhangi figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, davaya konu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler dikkate alındığında ve "..." ibaresinin üstünde yer alan "..." logosunun varlığı tahtında, bir kısım tüketici kesiminin "-..." ibaresini, "..." kelimesinin kısaltması olarak algılayabileceği, bu durumda söz konusu sözcüğün kimsenin tekeline verilemeyecek ve markasal ayırt ediciliği bulunmayan bir ibare olduğu nazara alındığında, başvuru markasının esas unsurunun "..." olarak da algılanabileceği, davacıya ait olup dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer emtialar içeren davacı markasının "..." ibaresinden oluştuğu, "..." sözcüğünün de kimsenin tekeline verilemeyecek ve markasal ayırt ediciliği bulunmayan bir ibare olduğu nazara alındığında, mesnet markanın esas unsurunun "..." sözcüğü olduğu, "..." ibaresinin; "1.Yunan alfabesinin dördüncü harfi. 2. Bir ırmağın çatallanarak denize veya göle kavuştuğu yerde oluşan üçgen biçimli ova; çatal ağız." gibi anlamlarının bulunduğu, "..." ibaresinin ise bilinen bir anlamının bulunmadığı, anlamsız bir kelime olduğu, her ne kadar "..." ve "..." markaları arasında dört harf ortaklığından kaynaklı görsel ve işitsel benzerlik bulunsa da, kavramsal olarak markaların oldukça farklı olduğu, başvuru markasının esas unsuru ister "...", isterse "..." olarak algılansın, ilgili tüketici kesiminin daha önce "..." markalı mal ve hizmetlerden faydalandığı varsayımında, daha sonra davaya konu "..." ibareli marka ile karşılaştığında, davaya konu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait önceki tarihli markadan farklı bir marka olarak algılayacağı, markalar arasında herhangi bir biçimde ilişki kurmayacağı, görsel ve duyusal algının nihayetinde kavramsal algının meydana gelmesinde araç oldukları, somut olayda olduğu gibi, kavramsal olarak birbirlerinden oldukça farklı iki markanın, salt görsel ve işitsel olarak benzerlik taşıdıkları nazara alınarak markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğunun söylenemeyeceği, zira; ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin özünü ilgili tüketici kitlesinin zihninde oluşan algının oluşturduğu, dolayısıyla, kavramsal olarak markaların oldukça farklı olmaları nedeniyle karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı markalarının ... nezdinde tanınmış bir marka olarak kayıtlı olmadığı tespit edilmiş, yukarıda verilen tanınmışlık kriterleri dikkate alınarak dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde de, davacı markalarının tanınmış olduğu iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
SMK’nın 6/6 maddesine göre; “tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.”
Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı girer. Bir alan adının SMK m. 6/6 hükmü uyarınca korunmasının istenebilmesi için, o alan adının fiilen kullanıldığı faaliyet konuları kapsamı ile aynı/benzer konularda bir marka kullanımının söz konusu olması gerekir.
Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nin 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. .... sayılı kararında da, önceki tarihli ticaret unvanı nedeniyle sonraki tarihli aynı/benzer markanın başvurusunun engellenebilmesi için, salt ticaret unvanına ilişkin ticari sicil kayıtlarında yer alan iştigal alanlarına bakılmaması gerektiği, ticaret unvanının fiili olarak kullanıldığı mal ve hizmetler dikkate alınmak suretiyle iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacıya ait ticaret ünvanının ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, davaya konu "..." ibareli marka ile "..." ibareli marka arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı, davacının ticaret ünvanını fiili olarak davaya konu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer emtialar üzerinde fiili olarak kullandığını da ispatlayamadığı anlaşıldığından ticaret ünvanından kaynaklı üstün hak sahipliği iddiası yerinde görülmemiştir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar ... başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzmlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile alınması gereken 247,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 86,40 TL vekalet harcı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 527,25 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 4.473,45 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... Ltd. Şti. tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... Ltd. Şti.'ne verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin ve Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket vekilinin yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/03/2024
Katip ...
E imzalıdır
Hakim ...
E imzalıdır