T.C. ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/4 Esas - 2022/808
T.C.
ANKARATÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİKARAR
ESAS NO: 2022/4 Esas
KARAR NO: 2022/808
HAKİM: ...
KATİP:...
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av....
DAVALI: ....
...
VEKİLLERİ: Av. ...
DAVA: Maddi Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/06/2018
KARAR TARİHİ: 23/11/2022
KARAR YAZIM TARİHİ: 25/11/2022
Mahkememizde görülmekte olan Maddi Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA
Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Özetle: Müvekkil,... İlçesinde 5 yıldızlı termal tesis ve işletimi konusunda yaklaşık olarak o günkü paraya 10.000.000,00 USD daha fazla bir yatırımla termal tesisinin satışına başladığını, davalı bankanın ... Şubesi ile çalışma kararı alıp tüm hesapları bu bankada topladığını, rakip firmalarla bir takım sorunlar yaşanmaya başladığı ve müvekkilin o bölgede yatırım yapmamasına bürokrasi kademelerinden telkinde bulunulduğunu, davalı banka ile 13.06.2013 tarihinde Bonus üye işyeri sözleşmesi imzalandığını, müvekkil şirketin müşterileri tarafından yapılan ödemelerin davalı banka şubesince tahsil edildiğini, davalı banka ile 02.07.2013-13.08.2013 tarihleri arasında 595 müşteriden toplam 621 adet İşlemde 1.849.486,00 TL tahsilat sağlandığını, davalı banka yaklaşık olarak %10 civarında müşterinin itirazı üzerine, müvekkilin hesaplarının tamamına bloke koyduğunu, müvekkil hesaplarına bloke konulmasıyla yeni tahsilatlar yapılamadığı gibi mevcut paraları da kullanamadığı için kilitlendiğini, diğer bankalarda da sırf bu bloke işlemi nedeniyle Üye işyeri Pos anlaşması yapamadığını, müvekkilin bu süreçte tüm çeklerinin yazıldığını, takipleri açıldığını, müvekkil bu süreçte keşide ettiği ihtarnameler ile ilgili kurumlara yapılan şirketlerden sonuç alamadığını, müvekkil davalı bankanın bloke işlemi nedeniyle ağır maddi zarara maruz kaldığını, müvekkil sadece yaptığı yatırımın %15’lik bir kısmını pazarladığını, müvekkile ait yüksek miktarda paranın bloke hesapta tutulması ve uzunca bir süre tasarruf edememesi nedeniyle maruz kalınan zarar hesaplanarak (munzam zarar ve diğer haklar saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 10.000,00 TL alacağın ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müvekkile ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle: müvekkil bankanın dışında davacının diğer bankalarla da çalıştığının bilindiğini, davacı yaptığı devre mülk satışlarında mail order sistemini kullandığını, müvekkil ile davacı arasında 13.06.2013 tarihli üye işyeri ve bonus imzalandığını, işbu sözleşme kapsamında tahsis edilen POS cihazı davacı müşterilerinde gelen yoğun şikayet üzerine 07/08/2013 tarihinde kullanıma kapatıldığını, gelen itirazlar karşısında gelebilecek chargeback talepleri nedeniyle müvekkil bankanın ödeyeceği tazminatlar nedeniyle hesapları üzerine tedbiren bloke konulduğunu, Uluslararası... ve ... kuralları uyarınca ürün hizmet satışlarında satış tarihinden itibaren 540 gün boyunca, kart hamili bankalarınca üye işyeri bankasına changebac talebinde bulunma hakkı bulunduğunu, işte bu nedenle mail order yoluyla davacı hesabına geçen satış bedelleri toplam üzerine bloke uygulanarak davacının tasarrufuna kapatıldığını, davacı şirket hesabı açık kaldığı süre içinde 723 adet satış işleminden dolayı toplam 1.841.496,67 TL satış işlemi gerçekleştirildiğini, bu işlemlerden 46 adedine harcama itirazı geldiği ve bunların toplamının 132.900,00 TL olduğu, buna mukabil 72 adet işlem bedeli 182.850,00 TL iade edildiğini, müvekkil bankaca 26 adet itirazlı işlemin reddedildiğini, bunların toplam tutarının 61.700,00 TL olduğunu, bunların 22 adedinin bedelini (53.200,00 TL) davacı şirket ödemiş olduğu için bunların reddedildiğini, 2 adedinin bedeli 6.000,00 TL kart hamili bankasının gönderdiği belgenin geçersizliği nedeniyle reddedildiğini, iki adet itirazın (2.500,00 TL) kart hamili bankasınca geri çekildiği için reddedildiğini, bunların dışında kalan 20 adet itirazlı işlem bedeli 71.200,00 TL kart hamillerine iade edildiğini, davacı şirket müvekkil bankaya 28/01/2014 ve 21/11/2014 tarihlerinde... Noterliği kanalıyla ihtarname keşide edilip hesaplar üzerindeki blokenin kaldırılması talebinde bulunulduğunu, müvekkil banka ..Noterliğinin 07.02.2014 tarihli 1877 yevmiye nolu ihtarnamesi ile harcama itirazlarının incelenmesine esas teşkil edecek bilgi ve belgelerin halen ibraz edilmemiş olması nedeniyle blokajın devam etmekte olduğu ve bu sürenin 540 güne kadar uzayabileceği ihtar edildiğini, banka aleyhine... E. sayılı dosyaları ile icra takipleri açıldığını, müvekkil bankanın itirazları üzerine takiplerin durduğu, bunun akabinde müvekkil banka yetkilileri hakkında ...Başsavcılığına zimmet ve görevi kötüye kullanmaktan dolayı suç duyusunda bulunulduğunu, akabinde soruşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, icra dairelerince toplam 8.882,82 TL'lık haciz işlemi uygulandığı ve bunlar davacı hesabına usulü dairesinde işlendiğini, hesaplar üzerindeki blokenin kalkması nedeniyle hesap mevcudu davacının hak ve alacakları temlik ettiği ....ne ödendiğini, aradan 3 yıl geçtikten sonra huzurdaki davanın açıldığını, yapılan bloke işleminin sözleşmenin X-4, 23 ve 29 m. dayandığı, bunun dışında ... kuralları uyarınca azami 540 günlük itiraz süresi bulunduğu görüldüğü üzere keyfi ya da hukuk dışı bir uygulamanın sözkonusu olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava; davacı ile davalı banka arasında imzalanan üye işyeri sözleşmesi kapsamında davalı bankanın davacının hesabına bulunan paraya bloke konulması nedeniyle oluşan maddi zararın tazminine yönelik maddi tazminatı davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu "C) Tacir olmanın hükümleri
I - Genel olarak
MADDE 18- (1) Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla da yükümlüdür.
(2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." hükümlerini haizdir.
Yargılama sürecinde tarafların gösterdiği deliller toplanılmış, bu kapsamda ... soruşturma sayılı dosyası dosyaya kazandırılmış ve talimat yoluyla İ...Ticaret Mahkemesince atanan bankacı bilirkişiden rapor alınmıştır.
Talimat yoluyla alınan Bankacı bilirkişisinin 26/05/2019 tarihli raporunda; Davacı üye işyerinin basiretli bir tacir gibi gereken özeni gösterememiş olmaları nedeniyle, gerek sözleşme hükümlerine, gerekse kredi kartı mevzuatına ve gerekse de uluslararası ... kurallarına göre küsur takdiri her ne kadar sayın mahkemeye ait ise de, davacının mail-order yoluyla yapmış olduğu satışlar nedeniyle kusurlu bulunduğu değerlendirilmektedir, ANCAK somut olayda davalı bankanın da abartılı bir şekilde hesapta bulunan tüm mevduata bloke koymakla müterafik kusurlu olduğu İfade edilebilinir. Sayın mahkemece özellikle oluşan... nedeniyle davalı bankanın ölçüsüz olarak yapıjmş olduğu blokenin hak ve nefaset kurallarına aykırı olduğunun kabulü durumunda, bavacı aşağıda belirtilen alacak kalemlerini davalı bankadan talep edebileceği kanaatii edinildiği, davacının hesaplanan alacağı ve mahrum kaldığı gelirin asıl alacak (anapara): 66.003,58 TL, İşlemiş faiz/Gelir kaybı: 200.109,74 TL toplam alacak: 266.113,32 TL olduğu, mahkemece raporun benimsenmesi halinde, davacı dava tarihi itibariyle asıl alacak tutan 66.003,58 TL yıllık %9,75 oranında ve devamında 3095 sayılı yasanın 2/2 m. hükmü uyarınca değişen oranlarda basit usûlde işleyecek temerrüt faizi (avans faizi) ve bunun %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte davalı bankadan talep edilebileceği bildirilmiştir.
Mahkememiz dosyasında istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Mahkememiz kararın kaldırılarak yeni esasına kaydı yapılmıştır.
Bozma sonrası alınan 24/06/2022 tarihli bilirkişi raporundan özetle, Huzurdaki davada; bankacılık ürünlerinin yoğun biçimde kullanıldığı, kimi zaman karmaşık operasyon gerektiren, kimi zaman ulusal boyutu aşıp uluslararası işlemlere yer verilen muameleleri içeren hususlar yer almaktadır. Hesap açılması, para çekilip yatırılması vb gibi klasik bankacılık uygulamalarının yanında kuralları tamamiyle uluslararası çerçevede belirlenmiş, lisansı, yönetimi vs. dünya ölçeğinde çok büyük olan kuruluşlarca yürütülen kredi kartı işlemleri günümüzde hayatın her alanına girmiş olup, temelde ve gelecekte nakit kullanımının ortadan kaldırıldığı, kayıt dışılığın önlendiği, yasa dışılığın en aza indirildiği bir ortama zemin hazırladığını, anılan nedenlerle sözü edilen kredi kart uygulamaları son derece sıkı kurallara bağlanmış olup, kuralların uygulanmasını ve sorunların çözülmesini teminen yeterli zaman belirlenmesi de dikkat çekmektedir. Huzurdaki dava dikkate alındığında, taraflar arasındaki işbirliğinin başlangıçtan itibaren bazı hususlarda sorun içerdiği gözlenmektedir. Öncelikle davacı firmaya POS tahsis edilmesi zamanlamasının sıkıntılı olduğu düşünülmektedir. Yeni kurulmuş bir firmaya faaliyet süresi henüz altı ay civarındayken davalı tarafından POS tahsis edilmesinin basiretli davranma kuralına tezat teşkil ettiği, ardı sıra son derece riskli olan mail order işlemine izin verilmesinin de problemi derinleştirdiği gözlenmektedir. Bu işlemler sırasında başlangıçta önleminin alınması, sonrasında abartılı bir şekilde güveni ortadan kaldıran gelişmelerin önüne geçilmesi hedeflenip, örneğin, tahsis sırasında farklı teminatlarla ticari ilişkinin sağlam temellere oturtulması gerektiği kanaati taşınmaktadır. Nitekim POS tahsisi ile birlikte davacı firma çok büyük bir işlem hacmine erişmiş, bu işlem hacminde doğal olarak sonradan ortaya çıkan itirazlar gündeme gelmiş ve davalının çok kısa süre içinde hesaba bloke uygulaması karşısında davacı talep edilen güvenceyi tesis etmemiş; sonuçta karşılıklı güvensizlik ortamının olumsuz anlamda gelişmesi ile taraflar birbirlerinin taleplerini karşılamaz noktaya gelmişlerdir. Dosya incelendiğinde "basiretli hareket" etme anlayışında her iki tarafında eksikliklerinin mevcut olduğu düşünülmektedir. Davacı, davalı tarafından istenen itiraza konu belgeleri karşı tarafa sunmamıştır. Anlaşıldığı kadarıyla, davalının konu hakkında gecikmeli de olsa talep ettiği teminat verme konusuna da olumlu yaklaşmamıştır. Davalı ise hesabın üzerine bloke uyguladıktan ve itirazları riske girmeden, mali olarak karşıladıktan sonra, hesap ve POS işlemleri üzerinde haciz, harcama itirazı vb olumsuz taleplerin çok artmadığını görmesine karşın, tüm hesabı bloke altında tutarak olumsuzluğun azaltılması yolunu seçmemiştir. Hesap üzerine işlenen hacizler incelendiğinde, bloke süresinin uzamasına paralel olarak haciz bildirimlerinin arttığı; başlangıçta konulan hacizlerin hesap bakiyesine kıyasla son derece düşük tutarlarda olduğu gözlenmektedir. Sektörde, uygulamada risk algılaması anlamında bir değerlendirme bulunmamaktadır. Dolayısı ile davalının azami bloke miktarını, gerçekleşen riske oranla belirli katlarda gerçekleştirmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Davalının burada geçmişte karşılaştığı sorunlardan yola çıkarak ölçülü bir bloke yoluna gitmesi gerektiği kanaati taşınmaktadır. Hakların kullanımında ve borçların edasında dürüst davranılması, hakkın kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumadığının dikkate alınması suretiyle, davalının sözleşmeden doğan haklarını kullanırken ölçülü davranması gerektiği düşünülmekte olup; şu ana kadar arz edildiği üzere; Gerek davalı, gerekse davacının karşılıklı olumsuz eylemleri neticesinde huzurdaki dava konusu uyuşmazlığın ortaya çıktığı; davacının hesabında mevcut 1.580.631,98 liranın aşırı ihtiyatlı bir tutumla blokede tutulup, davacının kullanımına sunulmadığı; Uyuşmazlığın bu noktaya her iki tarafında olumsuz eylemleri sonucunda gelindiği, bu kapsamda davacının tazminat ve blokede tutulan hesaba faiz talebi takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu; sayın Mahkemece harcama itirazları karşısında davalının ölçüsüz olarak yapmış olduğu blokenin hak ve nefaset kurallarına aykırı olduğuna hükmedilmesi durumunda, davacının yukarıda tutarı belirtilen bloke edilmiş parasına 15.08.2013-15.01.2015 tarihleri arasındaki 518 gün için hesaplanan avans faizi tutarının 257.491,29 lira (15.08.-27.12.2013 %11; 27.12.2013-14.12.2014 gün %11,75; 4.12.2014-15.01.2015 %10,50) olduğu; " şeklinde kanaat bildirmiştir.
Davacı vekilinin 19/10/2022 tarihli ıslah dilekçesinden özetle, mahkemenizin 12.10.2022 tarihli celsesinin 1 nolu (yeniden bilirkişi raporu alınması yönünde talebin reddine ilişkin) ara kararından dönülmesi ile itirazlarımız doğrultusunda bilirkişiden yeniden rapor alınmasına, mahkemeniz aksi kanaatte ise tamamlama harcını yatırdığımızdan her türlü yasal hak ve taleplerimiz saklı kalmak kaydıyla 257.491,29 TL tazminatın ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı banka tarafından davacıya ait hesaplarda mail order sisteminden gelen iptal taleplerine istinaden davacının tüm hesapları üzerine bloke konulduğu anlaşılmıştır. Oysa davacının mail order sisteminden iptali istenilen işlemler nedeniyle bloke konulacak hesap hareketlerinin sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Davalı banka mail order sisteminden iptali istenilen tutarlar kadar bloke koyup, bu tutarları bekletmesi basiretli iş adamından beklenilecek özen yükümlülüğüdür. Davalı banka davacının hesaplarının tamamına bloke koyarak davacının hesabına gelen diğer paraların kullanılmasını engellemiştir. Bu nedenle davacı zarar etmiş, zarar bilirkişi marifetiyle tespit edilmiş, bankanın bloke işlemiyle zararın meydana geldiği anlaşılmış, zarar ile bloke işlemi arasında uygun illiyet bağı bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle açık ve ayrıntılı son bilirkişi raporu hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, 257.491,29-TL tutarındaki alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 17.589,25-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 4.397,33-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 13.191,92-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 39.049,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 35,90-TL Başvuru Harcı, 170,78-TL Peşin/nisbi Harcı, 4.226,55-TL Islah Harcı, 1.700,00-TL Bilirkişi ücreti, 332,60-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 6.465,83TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı ...Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra istek halinde taraflara İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/11/2022
Katip ...
Hakim ...
BU BELGE, GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR