T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/32 Esas - 2025/60
T.C.
... TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/32 Esas
KARAR NO : 2025/60
DAVA : Maddi Tazminat(Haksız Eylemden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/06/2021
KARAR TARİHİ : 28/01/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 03/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı şirket adına şirket yetklisi dava dilekçesinde özetle; huzurda görülecek olan yargılamanın; Davalı ... .... .... Bankası A.Ş.'nin sebep olduğu usul ve yasaya aykırı kusurlu eylemlerinden doğan zararlarının TBK 49 -51 maddeleri gereğince tazminatla giderilmesine ilişkin olduğu, ......Ltd. Şti.'nin 29.06.1998 tarihi itibariyle, vadesi gelen herhangi borcu veya temerrüt hali bulunmadığı halde yine ... .... ... ... ... ... 'nın başlattığı takiplerin kusurlu ve hukuka aykırı olduğunun mahkemem eliyle tespit edildiğini, davalının kusurlu ve hukuka aykırı takiplerinin mahkeme eliyle 22 yıl sonra tespit edilebildiğinden işbu haksız eylemlerden doğan zararların ise davanın kesinleşmesi ile istenebilecek hale geldiğini, bu kapsamda Halkbankası AŞ tarafından başlatılan icra dosyalarındaki davacı şirketin kefaletinden dolayı işlemiş faizden kaynaklanan zararın bilirkişi tarafından tespit edilerek davalıdan tazmin edilmesi gerektiğini beyanla davalının kusurlu eylem ve davranışlarından dolayı diğer bankalarca davacı şirket alyehine başlatılan icra işlemleri ile HalkBankası AŞ tarafından %120 oranında işletilen faizden kaynaklanan zararın 04.09.1998 tarihi itibariyle hesap bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerektiğinden şimdilik 250.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 16/08/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; sermaye şirketi olan davacı şirketin adli yardımdan faydalanmasının hukuken mümkün olmadığını, davacı şirket tarafından belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olmadığını, davada, yetkili mahkeme istanbul asliye ticaret mahkemeleri olduğundan yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davanın, usul ekonomisi açısından ... 14 Asliye Hukuk Mah.nin e;2020/525 sayılı dosyasında devam eden dava ile veya ... ... .... sayılı dava dosyası ile birleştirilmesi gerektiğini, davacı şirketin taleplerinin zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile; davacı şirket tarafından, temerrüdü bulunmamasına karşın aleyhine haksız olarak takibe geçilmesinden dolayı uğradığı zararların tazmini için ... 8 atm.nin e:1998/471 sayılı dosyasında açılan davada; talepleri anılan mahkemenin 06.02.2013 tarih ve 2013/30 sayılı ilamı ile ret edildiğinden davasının kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile; davacı şirket tarafından bankadan borç çeklerinden biri hakkında erteleme talebinde bulunulması yanında müvekkili bankadan önce başka bankalar tarafından hakkında ihtiyati hacze müracaat edildiğinden temerrütü bulunmamasına karşın müvekkil banka tarafından aleyhine haksız olarak takibe geçildiği iddiasının yerinde olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı şirket tarafından ödenmemiş bir zararın müvekkili bankadan talebi mümkün olmadığı gibi zarar miktarının neye göre hesaplandığının da belli olmadığını beyanla öncelikle usule ilişkin itirazlarının kabulü ile davanın usulden, kabul görmemesi halinde ise esasa ilişkin cevaplarının kabulü ile davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirkete tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinin sunulma tarihi bakımından; görevsizlik kararı öncesinde dava dilekçesi ve eklerinin henüz davalıya tebliğ edilmeksizin karar verildiği, gerekçeli kararın davalıya 14/07/2021 tarihinde tebliğ edildiği, yine davacı yanın istinaf dilekçesinin davalıya 02/08/2021 tarihinde teblkiğ edildiği, davalı vekili tarafından 05/08/2021 tarihinde istinafa cevap dilekçesi ve 16/08/2021 tarihli dilekçe ile davaya cevap dilekçesi sunulduğu, görülmekle davalı yanın davaya karşı cevaplarına ilişkin 16/08/2021 tarihli cevap dilekçesinin süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Davanın ... 26. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Esasına kayden açıldığı, anılı mahkemece... Esas, 2021/197 Karar sayılı, 30/06/2021 tarihli görevsizlik kararı verilmesi ve kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine ... BAM 22. HD'nin 2022/1648 Esas, 2022/1463 Karar sayılı "esastan reddine" dair 31/10/2022 tarihli karar ile kesinleşmesi akabinde davacı yanın dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi doğrultusunda dosyanın Mahkememize tevzi edilmekle işbu 2023/32 Esas kaydını aldığı görülmüştür.
Diğer yandan davanın davacı şirket yetkilisi olarak Arif ... tarafından ikame edildiği, ancak Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 28/10/2022 Tarih ve 10692 sayılı nüshasının 34. Sayfasında ilan edilen ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/12/2013 tarihli 2010/809 Esas-2013/778 karar sayılı kararı ve 19/07/2021 tarihli kararına göre ...'in tasfiye memuru olarak atandığı, münferiden temsile yetkili olduğu anlaşılmıştır.
Tasfiye memuru 15/10/2024 tarihli beyan dilekçesinde özetle; 11/11/2022 tarihi itibariyle şirketin tasfiye memurluğuna başlamış bulunduğunu, öncelikle davanın şirketin şu andaki yetkilisi tarafından takip edilmediğini, davanın yenilenmesi işleminin yetkisiz kişi tarafından talep edildiğini, davada temsilci olarak gözüken kişilerin davalarda şirket temsil yetkisi bulunmadığını, davaya ilişkin nihai beyanlarını dosya incelendikten sonra sunulacağını beyan etmiştir. Tasfiye memurunun 28/01/2025 tarihli celsede ise " yetkisiz bir dava açılmıştır, şirketin muvafakati yoktur, takdir mahkemenindir" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Davacı şirketin eski yetkilisi Arif ...'nun 24/10/2024 tarihli dilekçesi ile asli müdahale talebinde bulunduğu özetle; devam eden işbu dava ile diğer açılan davaların sonuçlanması ile şirket ortağı ve aynı zamanda kardeşleri olan kişilerce 1998 yılı haziran ayından itibaren almadığı müdürlük ücreti ile davaların sonucunda elde edilecek tazminat bedelinin %15'ine tekabül eden miktarın aralarında yapılan inançlı işleme dayalı olarak Arfi ...'na ödeneceğinin kabul edildiğini, beyanla davacı şirketten alacaklı olan kendisinin alacak bedelinin yine kendisine ödenmesinini talep etmiştir.
Dava haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı yan özetle; davalı bankanın muaccel alacağı bulunmamasına rağmen haksız şekilde davacı aleyhine icra takibine geçilmesi akabinde diğer bankalarca da takiplere başlanmasına bağlı olarak (Halkbankası tarafından başlatılan ... 6. İcra Dairesi 1998/5634 esas ve yine .... .... .... Esas sayılı dosyalara konu) faiz alacaklarından kaynaklanan zarara davalının kusurlu eylemlerinin sebep olduğunu ileri sürmüş ve haksız fiile dayalı tazmin isteminde bulunmuştur. Davalı yan ise özetle davanın reddini savunmuş ve süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile usul ve esas yönünden ileri sürdüğü savunmaların yanında zamanaşımı itirazında bulunmuştur.
Davalı zamanaşımı defi ileri sürmüş olup, öncelikle davalının zamanaşımı definin irdelenmesi ve bu bakımdan zamanaşımı kavramına değinmek gereklidir.
Bir hakkın belli bir süre içinde ileri sürülememesi sebebiyle dava yoluyla elde edilebilme imkanının kalmaması veya kanunda öngörülen sürenin geçmesi sonucu bir hakkın kullanılmasının mümkün olmaması zamanaşımı kurumunu ifade etmektedir (Türk Hukuk Kurumu: Türk Hukuk Lügatı C. I, ... 2021, s. 1244).
Zamanaşımı bir maddi hukuk kurumu olmadığından borcu sona erdiren değil; var olan bir hakkın talep edilmesini engelleyen bir savunma aracıdır. Bu niteliği itibari ile de zamanaşımı alacağın varlığını değil, talep edilebilirliğini ortadan kaldırır. Başka bir deyişle kanunun öngördüğü zamanaşımı süresinin dolması, hakkın varlığını sona erdirmemekte fakat dava yoluyla hakkın ileri sürülmesi durumunda borçlunun bir karşı hakka (defi hakkına) dayanarak ileri sürülen hakkı sürekli olarak engellemesi söz konusu olmaktadır. Borçlu, zamanaşımı defini ileri sürerek alacak hakkının zamanaşımına uğradığı için edimi ifa etmek zorunda olmadığını ifade etmektedir. Bununla birlikte eğer davalı zamanaşımı defini ileri sürmezse; hakim bu durumu re’sen nazara alamayacak ve şartlar mevcutsa alacağa hükmedebilecektir. Ancak zamanaşımı defini ileri süren tarafın bu hakkını dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde kullanmaması gerekir. Aksi halde hakkın kötüye kullanılması söz konusu olur. Başka bir deyişle borçlunun zamanaşımı defini ileri sürmesi dürüstlük kuralına aykırı olmadığı sürece hakkın kötüye kullanılması yasağı gündeme gelmez (Akyol, Şener: Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı, İstanbul 2006, s. 65).
Konuya ilişkin 6098 Sayılı TBK'nın 49/1. Maddesi uyarınca: Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı yasanın 72. Maddesi uyarınca Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Yine davacı yanın haksız fiil olarak ileri sürdüğü icra takip tarihleri itibariyle yürürlükte olan 818 Sayılı BK'nın zamanaşımına ilişkin 60. Maddesinin birinci fıkrası ise " Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblâğ tediyesine müteallik dâva, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittılaı tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz. " şeklindedir.
Asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; eldeki davada, davacı tarafından haksız fiil niteliğinde olduğu belirtilen muhtelif takiplerin davalı tarafından 1998 yılında başlatıldığı, yine zarara neden olduğu ileri sürülen dava dışı Halkbankası tarafından başlatılan takiplerin 1998 yılında ikame edildiği, bu itibarla yasal düzenlemede iki yıllık (818 sayılı BK'da 1 yıllık) sürenin başlangıcı bakımından zararın da öğrenilmesi gerekmekle birlikte her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren başlayan 10 (on) yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşılmıştır.
Asli Müdahale davası yönünden yapılan değerlendirmede; asli müdahilin davacı şirket nezdinde alacağı bulunduğuna dair somut delil sunulmadığı, diğer yandan asıl davada davacı şirketin tazminat isteminin zamanaşımına uğramış olduğu birlikte değerlendirildiğinde, asli müdahilin alacak istemi yerinde görülmemiştir.
Yapılan açıklamalar kapsamında asıl davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ve asli müdahale davasının sübut bulmadığından reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Aşamalarda gerek davacı gerekse asli müdahil adli yardımdan yararlanmış olup, neticeten HMK'nın 339/2.maddesinde öngörülen muafiyet bakımından, davacı veya asli müdahilin yargılama giderlerinden muaf tutulmalarına gerek görülmemiş bu itibarla 339/1. Maddesi uyarınca adli yardım kararından dolayı ertelenen yargılama giderleri davacı ve asli müdahil üzerinde bırakılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle
1-Asıl davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,
2-Asli müdahale davasının REDDİNE,
3-Asıl dava yönünden; adli yardım kararından dolayı ertelenen ve daha önce alınmayan; 59,30-TL başvuru harcı ve 615,40-TL karar ve ilam harcı olmakla toplam 674,7-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Asli Müdahale davası yönünden; adli yardım kararından dolayı ertelenen ve daha önce alınmayan; 427,60-TL başvuru harcı ve 615,40-TL karar ve ilam harcı olmakla toplam 1.043-TL'nin asli müdahilden alınarak hazineye irad kaydına,
5-Asıl dava yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... .... .... AŞ'ye verilmesine,
6-Asli müdahale davası yönünden davalı.... .... ... AŞ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Türkiye Finans Katılım Bankası AŞ'ye verilmesine,
7-Asıl davada adli yardım kararı gereği suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.019,75-TL tebligat ve kep giderlerinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
8-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, asli müdahilin ve tasfiye memurunun yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/01/2025