T.C. ...6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/549 Esas - 2025/163
T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/549
KARAR NO : 2025/163
B
DAVA : Sözleşmenin Uyarlanması
DAVA TARİHİ : 04/08/2022
KARAR TARİHİ : 27/02/2025
G. K.YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2025
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA :
Davacılar vekili iddiasında özetle; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında ihalesi 09.08.2011 tarihinde yapılan “...Müessesesi Müdürlüğü Eynez Doğu Yer Altı Sahaları’nda 3 yılı hazırlık, 15 yılı işletme olmak üzere toplam 18 yıl boyunca 36.500.000 ton Kömür Üretme İşi” hizmet alımı ihalesinin, müvekkili Şirketlerden teşekkül eden ...Export A.Ş.-... İnşaat A.Ş. Adi Ortaklığı üzerinde kaldığını, söz konusu işe ilişkin “Hizmet Alımına Ait Sözleşme”'nin taraflar arasında 19.09.2011 tarihinde imzalandığını, sözleşmenin konusunun davalı Kurum uhdesinde bulunan 75153 ruhsat numaralı saha içerisinde belirlenen imtiyaz alanında davacı Şirketler tarafından kömür üretimi yapılması ve üretilen kömürün davalı Kuruma sözleşme ile belirlenen birim fiyat üzerinden teslimi olduğunu, sözleşmede tanımlı hazırlık sürecinin devam ettiği dönem içinde, 13.05.2014 tarihinde, Soma’da maden kazası yaşandığını, kazanın ardından, 11.09.2014 tarihinde, 6552 sayılı “İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun” kapsamında, İş Kanunu’nun 41, 53 ve 63’üncü maddelerinde kanun koyucu tarafından değişikliğe gidilerek, yer altında çalışan personelin ücretinin iki asgari ücretten aşağı olamayacağı hükme bağlandığını, haftalık çalışma süresi 45 saatten 37,5 saate düşürüldüğünü, yıllık izin süresine dört gün ilave edilerek, fazla çalışma zam oranının %50’den %100’e çıkarıldığını, müvekkili Şirketlerce piyasa nezdinde kapsam ve içerik olarak mevzuatta bu denli bir değişikliğe gidilmesinin öngörülebilir olmadığını, atfedilecek bir kusurlarının bulunmadığını, 6552 sayılı Kanun kapsamında yapılan ve işçilik maliyetlerindeki artışı zorunlu kılan söz konusu yasal değişiklikler nedeniyle müvekkili Şirketlerin ihale tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine ve ihale dokümanındaki kriterlere uygun olarak yapılan dava konusu sözleşmenin birim fiyat bileşenlerinden "işçilik gideri" bileşeninde hem direkt işçilik maliyet artışları, hem de dolaylı işçilik maliyet artışları ile de karşı karşıya kaldığını, haftalık çalışma saatinin azaltılmasının, ihale şartnamesinde yer alan ve sözleşmenin parçası olan iş programına riayet edebilmek namına personel sayısının artışının gerekli kılındığını, bu artışın ilk ihale şartlarına göre düzenlenen vardiya sayısının, alt yapı tesislerinin, personel iaşe, lojistik, teçhizat ve eğitim gereksinimlerinin de artmasına yol açtığını, bu durumun müvekkili Şirketler tarafından öngörülmesi mümkün olmayan, dışsal etkenlerden kaynaklanan ve sözleşmesel dengeyi bozan “mücbir sebep” niteliğini haiz olduğunu, müvekkili Şirketler aleyhine oluşan negatif etkinin, kanun koyucu tarafından da kabul edilerek 04.02.2015 tarihinde Maden Kanunu’na eklenen Geçici 29’uncu madde ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu kapsamında imzalanan hizmet sözleşmeleri dâhilinde yer altı kömür üretim faaliyeti yürüten Şirketlere “ton başına fiyat farkı” verilmesine yönelik yasal düzenlemeye gidildiğini, Maden Kanunu’ndaki bu değişikliğe paralel olarak 24.06.2015 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2015\7728 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile hizmet alım sözleşmeleri için fiyat farkına ilişkin olarak, fiyatın ton başına üretime bağlı artışın düzenlendiği bir formül uygulamaya konulduğunu ve yüklenicilerin bu formül uyarınca fiyat farkı almaya başladığını, oluşan zararın kısmen giderilerek bu dönemde sözleşmenin ayakta tutulabildiğini, ancak, 30.05.2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan, 7176 sayılı “Bazı Kanunlar ile 635 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” kapsamında Maden Kanunu’nun Geçici 29’uncu maddesinde yeniden değişikliğe gidildiğini ve değişikliğe bağlı olarak yayımlanan 03.06.2020 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile “ton başına fiyat farkı” uygulamasına son verilerek, “yer altı yevmiye desteği” uygulamasına geçildiğini, bu değişiklik ile birim fiyatta bir kere daha davacı yükleniciler tarafından öngörülemez negatif etkinin ortaya çıktığını, bu değişiklik ile 6552 sayılı Kanun sebebiyle zorunlu olarak ortaya çıkan ilave maliyetlere ilişkin yapılan ödemelere ait hesaplama yöntemleri ve usullerinin değiştirildiğini ve yıllık kömür satış fiyatlarında olabilecek artışların yıllık yurt içi üretim fiyatlarındaki artışın üzerinde olması durumunda desteğin azaltılması yönünde formüle edildiğini, son olarak Nisan 2022 döneminde kömür fiyatlarına yapılan artışın, ilgili dönem enflasyon rakamlarının üzerinde olması sebebiyle “yer altı yevmiye desteği”, kömür fiyatlarındaki artışın müvekkil Şirketler ile davalı arasında bağıtlı Sözleşmenin birim fiyatına herhangi bir etkisi olmamasına rağmen, daha da düştüğünü, müvekkili Şirketlerden kaynaklanan bir kusurdan ileri gelmeyen, ancak taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olan ve fiyat uyarlaması yapılmaksızın bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmesi mümkün bulunmayan bahse konu durumun; Kanun koyucunun yapmış olduğu, işçilik maliyetlerindeki artışı zorunlu kılan yasal değişiklikler nedeniyle ortaya çıkan ve sözleşmenin Müvekkil Şirketler tarafından ifasını engelleyen açık bir "aşırı ifa güçlüğü" olduğunu belirterek, davacı Şirketler ile davalı arasında imzalı 19.09.2011 tarihli sözleşmenin faturaya esas olan birim fiyatının, 11.09.2014 tarihinden itibaren uygulanacak şekilde % 50 arttırılması sureti ile uyarlanmasını talep etmiştir.
Davacılar vekili,14/9/2022 tarihli cevaba cevap dilekçesinde bu talebine ilave olarak, birim fiyatının arttırılması talebi kabul edilmemesi halinde, sözleşmenin feshine karar verilmesini istemiş, 27/9/2022 tarihli dilekçesi ile HMK.'nin 107. Maddesi uyarınca belirtilen asgari tutarı 500.000 TL olarak belirlemiş, 30/9/2022 tarihli dilekçesi ile talebini HMK. 107. maddesi uyarınca 600.000 TL'ye arttırmış, 28/12/2023 tarihli dilekçesi ile geleceğe yönelik uyarlama talebinden feragat ettiğini, geçmişe yönelik tazminat talep ettiklerini beyan etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili savunmasında özetle; Müvekkili ile ihale yüklenicisi olan davacılar arasında 19.09.2011 tarihinde sözleşme imzalandığını ve 04.10.2011 tarihinde yer teslimi yapıldığını, davacıların tam mekanize üretime yönelik yapmış olduğu yatırımların, ilk yatırım bedelini artırmış olmakla beraber klasik üretim yönteminin en büyük maliyet kalemi olan işçilikten tasarruf edilmesini sağladığını, ayrıca üretim miktarındaki ciddi artışlarla davacı firmalara avantaj kazandırdığını, yıllık 2.500.000 ton olan termin programı kapasite artış raporuyla 4.200.000 tona çıkarıldığını, 2015-2022 (temmuz dahil) yılları arasında 22.025.898 ton üretim gerçekleştirdiğini, çalışan sayısında değişim asgari düzeyde iken üretim miktarlarında ciddi artışların olduğunu, yüklenici firmaların finansal tablosu ve üretim miktarının sürekli iyileştiğini, işçilik maliyetlerinin giderek azaldığını, 6552 sayılı Kanun ile getirilen fazla çalışma ücreti artışı, yeraltı maden işçisinin yıllık ücretli izin artışı, çalışma saatlerinin düşürülmesi ve asgari ücret artışından kaynaklanan maliyet artışlarının ödenebilmesine yönelik Kanuni düzenlemelerin, 18/02/2015 tarih ve 29271 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6592 sayılı Kanun ile yürürlüğe girdiğini, geçici 29. Madde hükmü doğrultusunda fiyat farkı ödemesi yapıldığını, kamu ihale sözleşmelerinin TBK.'nin 138. maddesi anlamında yeniden uyarlanmasının kendine özgü değerlendirilmesi gerektiğini, ortada davacılar vekilinin açıkladığı gibi bir tablo olmadığını, davacı şirketlere ait hak ediş ödemelerine ihtirazi kayıt konulmadığını belirterek, haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :
Dava, TBK.'nin 138. maddesine dayalı olarak sözleşmenin uyarlanması davasıdır.
Tarafların dayandığı tüm deliller, bu kapsamda ihale dosyası ve ekleri getirtilmiş, dosya üzeride ve taraflarda bulunan kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dava konusuna ilişkin Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan yasal düzenlemede;
“Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138. maddesinde;
"Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır."
"Götürü bedel" başlıklı 480. maddesinde;
" Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez.
Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih hakkını kullanabilir.
Eser, öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile işsahibi, belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür."
"Yaklaşık bedelin aşılması" başlıklı 482. maddesinde;
"Başlangıçta yaklaşık olarak belirlenen bedelin, işsahibinin kusuru olmaksızın aşırı ölçüde aşılacağı anlaşılırsa işsahibi, eser henüz tamamlanmadan veya tamamlandıktan sonra sözleşmeden dönebilir.
Eser, işsahibinin arsası üzerine yapılıyorsa işsahibi, bedelden uygun bir miktarın indirilmesini isteyebileceği gibi, eser henüz tamamlanmamışsa, yükleniciyi işe devamdan alıkoyarak, tamamlanan kısım için hakkaniyete uygun bir bedel ödemek suretiyle sözleşmeyi feshedebilir." Düzenlemesi yer almıştır.
Maden Mühendisi, Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplama Bilirkişisinde oluşan bilirkişi heyetince düzenlenen 14/07/2023 tarihli kök raporda; "Davacı yan, Soma’da meydana gelen maden faciası sonrasında 11/09/2014 tarihinde yapılan yasal düzenlemeler neticesinde, işçilik maliyetlerinin öngörülemez ölçüde arttığını beyan etmekte ise de; aradan yaklaşık 6 ay geçtikten sonra; 04.02.2015 tarihinde Maden Kanunu’na eklenen Geçici 29’uncu madde ile davacı yüklenicinin maliyetinin “ton başına fiyat farkı” uygulaması ile İdare tarafından telafi edildiği, 03.06.2020 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile “ton başına fiyat farkı” uygulamasına son verilerek “yer altı yevmiye desteği” ne dönüştürülen destek uygulamasıyla da davacı yanın artan işçilik maliyetlerinden dolayı “aşırı ifa güçlüğü”nün ortadan kalkmış olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim “Mali İncelemeler” bölümünde davacı yana sağlanan ... desteği sonrasında davacının işçilik maliyetlerinde % 21 oranında bir artış olduğu ve bu artışın davacı yanca karşılanabileceği tespitine yer verilmiştir. Öte yandan, dava dilekçesinde “faturaya esas birim fiyatın 11/09/2014 tarihinden itibaren uygulanacak şekilde % 50 arttırılması” talep edilmiş ise de, TBK’nun 138. Maddesinde yer alan “borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa” hükmü karşısında, sözleşmenin ifa edilmeye devam edildiği ve davacı yanca bu dönemdeki hakkedişlere ihtirazı kayıt konulduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı nazara alındığında, “uyarlama” koşullarının oluşmamış olduğu hususu, Sn. Mahkemenin takdirindedir." değerlendirmesinde bulunduğu,
Aynı heyetin itirazları karşılar 29.10.2024 tarihli son ek raporunda; "Mevzuat değişikliğinin defter kayıtları ışığında mevzuat değişikliğinin işletmede çalışan sayısına etkisinin 938 (mevzuat sonrası çalışan sayısının ortalama) – 612 (mevzuat öncesi çalışan sayısı) = 326 kişiye sebebiyet vereceği ve asgari ücretin iki kat artmasının işçilik maliyetleri de iki katına çıkardığı kabul edildiğinde %124 oranında artış olacağı, mevzuat değişikliğinin işletmeye gerçekte etkisinin ne kadar işçi olabileceği hususunda hesaplamaların ortalama ... belirlenerek sonuca gidilmesinin dosya içeriğine uygun olacağı değerlendirilip alternatif hesaplama olarak ortalama ... hesaplaması baz alınmış değişikliğinin gerçek etkisinin ... yöntemi (bir işçinin saat cinsinden çalışacağı süre) kullanılarak çalışacak kişi sayısına etkisinin hesaplanması ve asgari ücretin iki kat artmasının işçilik maliyetleri de iki katına çıkardığı kabul edildiğinde %58 oranında artış olacağı, "İşçi Maliyet Oranı = Yüklenicinin Artan İşçi Maliyeti / 612 İşçi Maliyeti" formülü kullanılarak sonuca gidildiği, davacı yanca 11/09/2014 tarihinden itibaren uyarlama talep edilmiş ise de, talep edilen döneme ilişkin dava tarihi gözetilerek 01.05.2022-31.05.2023 hak ediş dönemi hariç hak edişlerde ihtirazı kaydı olduğuna dair bir beyanının olmadığı gibi belge de sunulmadığı, ancak 1. Ek rapor sonrası 01.06.2023-31.01.2024 arası dönem için de hak edişlerde ihtirazı kaydı olduğuna dair belge sunulduğu" belirtilmiştir.
Somut olayda iddia, savunma, deliller, bilirkişi heyetinin tespitleri ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında, ...Müessesesi Müdürlüğü Eynez Doğu Yer Altı Sahaları’nda Kömür Üretme İşine yönelik, 19.09.2011 tarihli Hizmet Alım Sözleşmesi imzalandığı, davacı/yüklenicilerin, Soma maden kazası sonrası 11.09.2014 tarihinde, 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun kapsamında, İş Kanununda yapılan yeni düzenleme ile haftalık çalışma süresinin düşürülmesi ve fazla çalışma zam oranının yükseltilmesi sebebi ile işçi maliyetlerinin artması sebebi "aşırı ifa güçlüğü" olduğunu iddia ederek, davacı Şirketler ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin faturaya esas olan birim fiyatının, yasa değişikliğinin yapıldığı 11.09.2014 tarihinden itibaren uygulanacak şekilde % 50 arttırılması sureti ile uyarlanmasını talep etmiş, davalı Kurum ise, davacıların ilk yatırım maliyetleri sonrası işçilik maliyetlerinin düştüğünü, yasa değişikliği sonrası yüklenicilere verilen mali desteklerle yükleniciler üzerindeki mali yükün azaltıldığını, davacı yüklenicilerin hak edişlere itirazi kayıt koymadığını bu sebeplerle davanın reddini istemiştir.
Dava konusu olay değerlendirildiğinde; Davacının yasa değişikliği sebebi ile işçilik maliyetlerinde meydana gelen artışı, sözleşmeye yönelik aşırı ifa güçlüğüne dayanak yapmış ve yasa değişikliği tarihi olan 11.09.2014 tarihinden itibaren faturaya esas olan birim fiyatının % 50 arttırılması sureti ile uyarlanmasını talep etmiş, davacı vekili 28/12/2023 tarihli dilekçesi ile geleceğe yönelik uyarlama talebinden feragat ettiğini, geçmişe yönelik tazminat talep ettiğini beyan etmiştir. Davacının dava ve cevaba cevap dilekçesindeki talebi sözleşmenin uyarlanmasına yöneliktir. Bunun dışında talebini arttıran veya talebin dayanağını değiştiren ıslah talebi bulunmamaktadır. Bu sebeple davacının talebi; 11.09.2014 tarihi ile dava tarihi olan 04.08.2022 arasında faturaya esas olan birim fiyatının % 50 arttırılması sureti ile uyarlanması olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca davacılar vekili bilirkişi raporuna itirazında ve 19/11/2024 tarihli beyan dilekçesinde, sözleşmenin 31.12.2023 tarihinde sona erdiği belirtilmiştir.
TBK.'nin 138. Maddesine göre borçlunun aşırı ifa güçlüğü nedeniyle uyarlama talep edebilmesi için; Öngörülmeyen ve borçludan kaynaklanmayan olağanüstü bir durumun ortaya çıkması, sözleşmenin henüz ifa edilmemiş yahut ifa güçlüğünden kaynaklanan hakların saklı tutulmuş olması ve nihayet borçlunun borcunu ifa etmesinin aşırı ölçüde güçleşmiş olması şartlarının birlikte bulunması gereklidir.
Davacı yanca 11.09.2014 tarihinden itibaren uyarlama talep edilmiş ise de, talep edilen döneme ilişkin dava tarihi gözetilerek 01.05.2022-31.05.2023 hak ediş dönemi hariç hak edişlerde ihtirazı kaydı olduğuna dair bir beyanının olmadığı gibi belge de sunulmamıştır. Bu sebeple 11.09.2014-01.05.2022 tarihleri arasında sözleşmenin ifa edilmeye devam edildiği, davacı yanca bu dönemdeki hakkedişlere itirazı kayıt konulmadığı, böylelikle ifa güçlüğünden kaynaklanan hakların saklı tutmadığından, TBK.nin 138. maddesine dayalı olarak sözleşmenin uyarlama koşullarının oluşmadığı, 01.05.2022 tarihinden, dava tarihi olan 04.08.2022 tarihine kadar ki dönemde hakedişlere itirazi kayıt konulmuşsa da, yasa değişikliği tarihi olan 11.09.2014'den itibaren yaklaşık 7,5 yıl itiraz edilmeden ifa edildikten sonra bu itirazi kaydın konulmasının hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca 11/09/2014 tarihinden yaklaşık 6 ay sonra; 04.02.2015 tarihinde Maden Kanunu’na eklenen Geçici 29’uncu madde ile davacı yüklenicinin maliyetinin “ton başına fiyat farkı” uygulaması ile İdare tarafından telafi edildiği, 03.06.2020 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile “ton başına fiyat farkı” uygulamasına son verilerek “yer altı yevmiye desteği” ne dönüştürülen destek uygulamasıyla da davacı yanın artan işçilik maliyetlerinden dolayı “aşırı ifa güçlüğü”nün ortadan kalkmış olduğu görülmüştür. Bu sebeplerle davacının yerinde görülmeyen davasının reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının dava dosyasında alınan 80,70 TL peşin ve 11.000 TL tamamlama harcından toplam 11.080,70 TL harçtan mahsubu ile artan 10.465,30 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Dava sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir edilen 94.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine,
5-HMK 333. Maddesi gereğince mahkemece yatırılan avansın kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesine müteakip iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.