T.C. ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/836 Esas
KARAR NO : 2024/255
...
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/10/2014
KARAR TARİHİ : 08/05/2024
G. K.YAZILDIĞI TARİH: 13/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA
Davacı vekilinin Mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinden özetle, “Davalı ile, müvekkilinin ortak olarak yer aldığı ... ortaklığının,... derslikli İlköğretim okulu, cami, şadırvan ve ticaret merkezi yapım işinde, elektrik, alt yapı, çevre düzenleme, yol aydınlatması, trafo merkezi imalatlarının yapımı ile ilgili olarak alt yüklenicilik sözleşmesinin imzalandığı, müvekkil şirketin, davalı şirketin keşide ettiği faturalardan kaynaklı herhangi bir borcunun bulunmadığı zira, alacaklı şirketin proje kapsamında çalıştığırdığı işçilerin toplam 13.645 TL’lik maaş ücretleri ile davalı şirketin alt yüklenici olarak...açılışını yaptırmaması nedeni projede çalıştırılan işçilerin toplam 6.335 TL...primi müvekkili tarafından ödendiği, taşeron firmanın hatalı işlemlerinden dolayı meydana gelen arızaların onarılması için harcanan 10.500.-TL’lık harcamanın taşeron şirketinden düşüldüğü, sözkonusu bedeller davalı alacaklarından mahsup edilmek üzere tamamının ödendiği, sözleşmede kararlaştıralan bedele işçilik ücreti dahil olduğundan faturalar kdv tevkifatı olmadan düzenlendiği, müvekkilinin sözkonusu KDV bedellerini tekrar ödeyeceği, davalıya herhangi bir borcun bulunmaması rağmen davalının, müvekkil aleyhine takipte bulunduğu, süresi içinde itiraz edilememesi nedeniyle takibin kesinleştiği, açıklanan nedenler ile dava tarihinden sonra dosyaya celp edilecek paranın alacaklı yana ödenmemesine ilişkin olarak tedbir kararı verilmesine, takipte belirtilen miktarda borcun olmadığının tespitine, yargılama sonuna kadar takibin durdurulmasına, % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesinin ” talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekilinin Mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesinden özetle: “Davacının iddialarının hilafı hakikat olduğu, davacı yana yapılan işte çalışan personelin zaten müvekkil şirketin bordrolu-kadrolu personeli olduğu, maaş ödemeleri ve...primleri müvekkil şirketçe yatırıldığı, müvekkilin yaptığı herhangi bir ayıplı işin bulunmadığı, davacının bu şekilde yaptığı herhangi bir ayıp ihbarının da bulunmadığı, KDV tevkifatı yapılmadan fatura kesilmesi karşılıklı irade uyuşması ile yapıldığı, davacı tarafından herhangi bir itiraza da uğramadan alınıp kabul edildiği ve defter kayıtlarına da işlendiği, Açıklanan nedenler ile, davacının davasının reddi ile % 20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini ” talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Mahkememiz 27.02.2020 tarih, ... Esasına kaydı yapılmıştır.
Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Taraflar arasında alt işveren- üst işveren ilişkisinden kaynaklı alacak nedeniyle ihtilaf oluşmuştur.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu "MENFİ TESBİT VE İSTİRDAT DAVALARI: Madde 72
Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.
(Değişik fıkra:... md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:....) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
(Değişik fıkra: ....) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın ... yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.
Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur." hükümlerini haizdir.
BAM kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporunda, Davacıya ait kayıtlara göre, davacının davalıya takip tarihi itibariyle 25.196,62 TL borcunun bulunduğu, Davalının ticari defter kayıtlarına göre, davalının davacıdan takip tarihi itibarivle 25.521.,72 TL alacağının bulundusu, Taraf defterleri arasında bulunan, 325,10 TL tutarındaki farkın, davalı tarafından davacı adına düzenlenen 25.08.2011 tarihli 780453 sıra nolu 165,00 TL tutarındaki fatura ile 12.10.2011 tarihli 780634 sıra nolu 165,00 TL tutarındaki faturadan kaynaklandığı, söz konusu faturaların davalı ticari defterlerinde yer almasına rağmen davacı ticari defterlerinde yer almadığı, söz konusu faturalarda yer alan malın davacıya teslim edildiğini gösteren bir belgeye/irsaliyeye rastlanmadığından, anılan iki faturanın taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinde dikkate alınmaması gerektiği,
Davacının, davalı çalışanı taşeron işçilere ödediği 13.645,00 TL tutarındaki ödemeyi ispat edemediği ve bu nedenle taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinde, söz konusu tutarın dikkate alınmaması gerektiği,
Davacının işyerinde davalının hangi işçilerini çalıştırdığı ve bu davalı işçilerine ne kadar prim ödediğine ilişkin belgelere dava dosyasında rastlanmadığı, hal böyle olunca taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinde, söz konusu tutarın dikkate alınmaması gerektiği,
Dava dosyasına mübrez bilgi ve belgelerin tetkikinden, davalı tarafından davacı adına düzenlenen ve icra takibine dayanak kılınan 17.12.2011 tarihli ... nolu faturada 10.620,00 TL'lik tutarın işçiliğe ait olduğu, ancak, davacının anılan faturaya itiraz etmeden ticari defterlerine kaydettiği, ayrıca, davalı tarafından ödenmeyen KDV nedeniyle davacının ödediği tutara ilişkin ödeme belgesine dava dosyasında rastlanmadığı, bu nedenle, taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinde, söz konusu tutarın dikkate alınmaması gerektiği,
Mevcut bilgi ve belgeler kapsamında, davalının eksik veya ayıplı yaptığı işe ilişkin her ne kadar davalı adına ... imzasıyla düzenlenen tutanak mevcut ise de bu tutanağa davalı adına imza koyan şahısların böyle bir tutanağı düzenlemek ve böyle bir borcu davalı adına kabul etmek yetkileri olup olmadığı dosya kapsamındaki belgelerden tespit edilemediğinden taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinde, konusu tutarın dikkate alınmaması gerektiği, Hal böyle olmakla, davacının davalıya takip tarihi itibariyle 25.196,62 TL borçlu bulunduğu, şeklinde değerlendirme yapılmıştır.
Alınan bilirkişi raporunda davacının davalıya borcunun bulunduğu kendi ticari defter ve kayıtlarında mevcut olduğu, işçilik alacaklarına ilişkin faturaya itiraz etmemesi nedeniyle münderecatının kesinleştiği, prim ödemelerine ilişkin belgelerin dosyada bulunmadığı anlaşılmakla davacının davalıya borçlu olması nedeniyle açık ve ayrıntılı bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davanın reddi gerekmiştir. Alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar ve kötüniyet tazminatının reddi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının dava dosyasında alınan 435,95 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 8,35 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacılar tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Dava sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına takdir edilen 17.900 TL vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalılara ödenmesine,
5-Gider avansı ve delil avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ...Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08.05.2024
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ...
E-imzalıdır