T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/190 Esas - 2024/732
T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN
... GEREKÇELİ KARAR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/190
KARAR NO : 2024/732
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/03/2023
KARAR TARİHİ : 12/12/2024
G.K.YAZILDIĞI TARİH : 12/01/2025
Mahkememizde görülen davaların yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacı vekili iddiasında özetle; Taraflar arasındaki 02/09/2015 tarihli "Gayrimenkul Satış Sözleşmesine" istinaden 03/09/2015 tarihinde davaya konu ipoteklerin tesis edildiğini, bu ipoteklerin taşınmazların satış bedeli bakiyesi olan 28/09/2015 keşide tarihli 4.000.000,00-TL ve 28/10/2015 keşide tarihli 4.000.000,00-TL bedelli 2 adet çek bedelinin ödenmesine teminen kurulduğunu, davaya konu ipoteklerin "faizsiz ve Üst Sınır ipoteği" olduğunu, satış bedeli bakiyesi 28/09/2015 tarihli ve 4.000.000,00-TL bedelli ilk çekin ödendiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, ödenemeyen 28/10/2015 tarihli çekten kaynaklanan borcun yenilendiğini, bunun yerine davalıya toplamda 4.500.000,00-TL tutarında 3 adet çek verildiğini, bu durumun taraflar arasında düzenlenen 28/10/2015 tarihli "Borç Yenileme Sözleşmesi" ile sabit olduğunu, davalının yenileme çeklerini iyi niyetli hamil yaratma amacıyla oğlu olan diğer davalıya ciro ederek takip yaptırdığını, davalı ..... ...... ..... sayılı dosyalarında tahsilde tekerrüre esas olmamak üzere depo edilmesi için mehil verilmesini ve depo kararının yerine getirilmesi ile birlikte davaya konu diğer taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasını ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalılar vekili savunmasında özetle; ..... ...... ..... E. sayılı ilamlı icra takibindeki ipotek borçları ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, davacı tarafın bu davayı açmaktaki tek amacının gerçek dışı iddialarla, satış aşamasına gelen ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takibin ihtiyati tedbir kararı alınması suretiyle durdurulmasını sağlamak olduğunu, bu sebeple davaların esastan reddi ve davacıların %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili idddiasında; Müvekkili şirket ile davalının babası ... arasında, 2015 yılında gerçekleştirilen arsa alım satımına dayanan bir temel hukuki ilişki bulunduğunu, bu ilişki kapsamında müvekkili şirketin davalının babası ...'a muhtelif tarihli çekler verdiğini ve bu çeklere teminat olarak da bu aileden satın alınan taşınmaz hisseleri üzerine muhtelif miktarlarda "teminat ipoteği" tesis edildiğini, tarafların arsa alım satım ilişkisine dayanan alacaklarını hep birlikte görüşüldüğünü ve arsa alımından kaynaklanan bakiye borca karşılık verilen 28/09/2015 keşide tarihli 4.000.000.TL lik ve 28/10/2015 keşide tarihli 4.000.000.TL lik çeklere teminat olarak tesis edilen ipotekler, ödenemeyen 2. çek yerine verilen ancak yine ödenemeyen 3 adet 1.500.000.TL lik çekin birlikte ele alındığını, sonucunda bir miktar üzerinde anlaşıldığını, ancak davalı tarafın ipotekleri teminat olarak tutmaya devam etmek istemesi ve borç ödendiğinde kaldıracağı sözünü vermesi üzerine, belirlenen miktarın ödenmesi halinde ipoteklerin "bila bedel" terkin edileceğinin sözleşmede belirtilmediğini, müvekkil şirketin, üzerindeki icra baskısı nedeniyle bu dayatmaya razı olduğunu ve bunun üzerine düzenlenen 07.03.2020 tarihli borç yenileme sözleşmesinin taraflarınca imzalandığını, yapılan ödemeler yeterli olduğunda ilk önce davaya konu ..... ...... .... sayılı dosyası yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili birleşen davaya yönelik savunmasında; Çeklere dayalı icra takip dosyaları ile ipoteğin kaldırılması istemli başlatılan icra takibinin çeklerle ilgisi bulunmadığını, çeklere dayalı icra takiplerine konu borcun tasfiyesi anlamında sözleşmeler akdedilmesine rağmen borcun ödenmediğinden sulh sözleşmelerinin de geçerliliğinin kalmadığını bildirerek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davacı vekili 01/07/2024 tarihli ıslah dilekçesinde; Borcu kabul anlamına gelmemek kaydı ile; müvekkilin 3 adet takipli borcuna karşılık davalıya 2020 yılı içerisinde ödemeler yaptığını, bu ödemelerin davalı tarafından 19/10/2020 tarihinde önce 2. Sıradak..... ...... ..... Sayılı icra dosyaları borcuna sayılmasını ve bu dosyalar yönünden de borçlu olunmadığının tespitini talep etmiştir.
Davacı vekili 20/08/2024 tarihli ıslah dilekçesinde; Davaya konu ..... ...... ..... Sayılı icra dosyası borcundan mahsup edilmesini ve bu miktarda borçlu olunmadığının tespit edilerek tüm ipoteklerin sicilden terkinine karar verilmesini, olmadığı takdirde 02/09/2015 tarihli Gayrimenkul Satış Sözleşmesine istinaden kurulan davaya konu ipoteklerin dayanağı olan 2 adet çekten 28.09.2015 keşide tarihli ve 4.000.000.TL bedelli çek gününde ödendiği halde, davalı lehtarın bu miktarda ipoteği terkin etmeyerek sözleşmedeki taahhüdünü ihlal ettiğinden, bu husustaki maddi ve manevi tazminat talepleri saklı tutularak, 4.000.000. TL'ye tekabül eden ..... ..... .... sayılı icra dosyasında satışı talep edilen ipotek bedellerinin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesini ve dosyaya sunulan banka teminat mektubu da gözetilerek, varsa tespit edilen bakiye dosya borcunu nakit veya teminat mektubu olarak icra dosyasına depo etmek üzere süre verilmesini ve akabinde davaya konu tüm ipoteklerin sicilden terkinine karar verilmesini, .... ..... .... Esas sayılı icra takibinde davalı alacaklının borcu ödenmiş 4.000.000. TL'lik çeke teminaten kurulan ipoteklerin de satışının talep edildiği dikkate alındığında, haksız ve kötü niyetle icra takibi yaptığı anlaşılan davalının asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
İddia, savunma ve dosyaya sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde;
Asıl dava, borcun ödenmesi sebebi ile teminat olarak taşınmazlar üzerine konulan ipoteğin kaldırılması, birleşen dava ise, icra takibine konu çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti taleplidir.
Davacı asıl davada, taraflar arasında taşınmaz satışında, satış bedeline istinaden verilen çeklerin ödenmesinin temini için tesis edilen ipoteklerin, borcun ödenmesi sebebi ile kaldırılmasını, birleşen davada ise, icra takibine konu çek bedelinin ödendiğini belirterek, bu çek sebebi ile borçlu olmadığının tespitini istemiş, davalı ise, asıl davada, ipoteklerin teminat olarak verildiği borcun ödenmediğini, davacının belirttiği 28/10/2015 tarihli Borç Yenileme Sözleşmesinin sahte olduğunu, bu sözleşme kapsamında verildiği iddia edilen 3 adet çekin taşınmaz satışı ile ilgili olmadığını, birleşen davada ise takibe konu çek bedelinin ödenmediğini savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Dosyanın tetkikinde; Davacılardan ..... ..... ..... arasında 02/09/2015 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi düzenlendiği, davalıya ait taşınmazların 03.09.2015'de davacıya satış yoluyla devredildiği, satış bedelinin 9.000.000 TL olduğu, satış bedelinin 1.000.000 TL'sini peşin ödendiği, kalan kısmı için 2 adet 4.000.000 TL bedelli çek verildiği, taşınmazların bir kısmı üzerine satış tarihinde 03/09/2015'de 7.920.000 TL bedelli ipotek tesis edildiği, 02/09/2015 tarihli satış sözleşmesinin 3.4. maddesinde satış bedeli olan çeklerin teminatı olarak ipotek tesis edildiğinin belirtildiği, taşınmazların daha sonra ipotekli şekilde davacı DYN Yapıya devredildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili, 28/09/2015 tarihli 1. çekin gününde ödendiğini, 28/10/2015 tarihli 2. çek yerine, 28/10/2015 tarihli borç yenileme sözleşmesi ile 3 adet 1.500.000 TL bedelli toplam 4.500.000 TL bedelli çek verildini, bu çeklerin davalı Merdi tarafından, oğlu davalı ...'a ciro edildiği, O'nun tarafından da takibe konulduğunu, verilen çeklerden dolayı takip dosyalarına 3.767.000 TL ödendiği iddia etmişse de, davalı taraf 02/09/2015 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesini kabul etmekle birlikte, 28/10/2015 tarihli sözleşmeyi kabul etmediği, dosyaya fotokopisi sunulan sözleşmenin sahte olduğunu, davalı ... tarafından takibe konulan 3 adet çekle, 4.000.000 TL'lik çekin ilgisinin olmadığını, bu çeklerle ilgili borcun tasfiyesi için 02/07/2020 ve 22/01/2020 tarihli 2 ayrı sözleşme yapıldığını, ödenmeyen çek'in yenilendiğini ve kendilerine 16.11.2015 tarihli 4.000.000.TL bedelli çek'in verildiğini, ancak bu yeni çekin de ödenmediğini ve bu nedenle ipoteklerin paraya çevrilmesini talep ettiğini savunmaktadır. Asıl dosya davalılar vekilinin, davacının dayandığı 28/10/2015 tarihli sözleşmenin sahte olduğunu iddia etmesi üzerine, davacı vekiline 28/10/2015 tarihli sözleşmenin aslını sunması ve sözleşmeyi davalı ..... ..... ..... tarihli beyan dilekçesi ekinde şirketten gelen cevabi yazıya istinaden sözleşme aslını sunamadıklarını beyan etmiştir. Davacı taraf 28/10/2015 tarihli sözleşmenin varlığını ve toplam 4.500.000 TL bedelli 3 adet çekin, gayrimenkul satışı bedeli olarak verildiğini ispatlıyamamıştır. Buna göre asıl dava yönünden, terki edilmesi istenilen ipoteğin tesis edilmesine sebep olan borcun ödendiğinin davacı tarafça ispatlanamaması sebebi ile asıl davanın reddi gerektiği, birleşen dava yönünden ise icra takibine konu olan çekin ödendiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı, birleşen davanın reddi gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre;
1-Asıl davanın REDDİNE,
a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının dava dosyasında alınan 135.253,80 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 134.826,2 TL nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
b-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
c-Dava sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir edilen 641.600 TL vekalet ücretinin davacılardan alınıp, davalılara ödenmesine,
2-Birleşen ... ..... ...... ..... Esas sayılı dosyasıyla açılan davanın REDDİNE,
a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının dava dosyasında alınan 28.478,87 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 28.051,27 TL nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
b-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
c-Dava sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir edilen 243.438,75 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine,
3-HMK 333. Maddesi gereğince taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesine müteakip yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.