T.C. ...6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/192 Esas
KARAR NO : 2024/431
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/07/2019
KARAR TARİHİ : 09/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 23/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili özetle, müvekkilinin satım sözleşmesini konu alan faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla ...26. İcra Müdürlüğü'nün 2018/7174 E. Sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız icra takibi yaptığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının takibe dayanak yaptığı fatura borcunun müvekkili tarafından makbuz karşılığında ödendiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizin 2019/442 Esas kaydı üzerinden yapılan yargılama sonucunda Mahkememizin 2019/442 Esas, 2022/366 Karar sayılı ve 24/05/2022 tarihli kararı ile özetle; davalı tarafın ileri sürdüğü makbuz altındaki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair karar verildiği, kararın davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine, ...Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 03/02/2023 tarihli ve 2022/1893 Esas, 2023/45 Karar sayılı ilamı ile özetle; "...Somut uyuşmazlıkta tarafların tacir ve işin de ticari işletmeleriyle ilgili olduğu iddia edilmiş ise de tarafların görevli mahkemenin tayini için tacir olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir... mahkemece değinilen hususlarla ilgili inceleme ve değerlendirme yapılıp, gerekirse tarafların tacir - esnaf olup olmadığı yönünde rapor alınması, davada tamamen farklı bir sonuca ulaşılabilecek ise delillerin ve taleplerin buna göre değerlendirilerek hüküm kurulması...mahkemenin görevli olup olmadığı hususunda gerekli araştırmayı yaparak bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçe ile, mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma illamı akabinde dosyanın mahkememizin işbu 2023/192 Esas kaydını aldığı görülmüştür.
Anlatılan safahat kapsamında, mahkememizce eldeki uyuşmazlığın esası hakkında verilen 24/05/2022 tarihli kararın Bölge Adliye Mahkemesince özetle tarafların tacir olup olmadığı ve bu doğrultuda mahkemenin görevli olup olmadığı hususunda araştırma yapılması gerektiğinden kaldırıldığı anlaşılmıştır.
Kaldırma ilamı doğrultusunda dosyamız kapsamında Ticaret Sicili, Vergi Dairesi ve kolluk marifetiyle tacir araştırması yapılmış yine bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce tarafların tacir sıfatını haiz olup olmadığı hakkında yapılan araştırma kapsamında;
Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazısı ile tarafların ticaret sicil kaydına rastlanılmadığı anlaşılmıştır.
Vergi Dairesi cevabi yazıları kapsamında;
Tarafların 2018-2022 yılları gelir vergisi beyannameleri celp edilmiş,
Davacı ... yönünden davacının gerçek usulde gelir vergisi mükellefiyet kaydının bulunduğu ve işletme esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği, davalı ... yönünden davalının işletme hesabı esasına göre ticari kazanç mükellefi olduğunun bildirildiği, görülmüştür.
Kolluk tarafından tanzim edilen tutanaklar kapsamında; davacının mobilya işi yaptığı ve aylık ortalama giderinin 100.000,00 TL olduğunu beyan ettiği, davalının sosyal ve mali durumunun ise tespit edilemediği, bildirilmiştir.
Dosyamız kapsamında mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 27/02/2024 tarihli raporda özetle; " Davacı ... ile davalı ...” un ...Ticaret Odası / Ticaret Sicil Müdürlüğünde kaydı bulunmadığı, Davacı ...” nın "310101- (büro, okul, ibadethane, otel, lokanta, sinema, tiyatro vb. kapalı alanlar için mobilya imalatı (taş, beton, seramikten olanlar hariç) (vestiyer, dosya dolapları, mihraplar, minberler, kürsüler, öğrenci sıraları, büro tipi sandalye ve koltuklar, vb.) faaliyeti ile iştigal ettiği, ticari defterinin İŞLETME DEFTERİ olduğu, 2018 Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile, 1.273,48.-TL tutarında ZARAR olarak, 2019 Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile, 4.463,98.-TL Kazanç-KÂR / 669,60.-TL Vergi ödemesi olarak, 2020 Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile, 1.455,40.-TL Kazanç-KÂR / 218,31.-TL Vergi ödemesi olarak, 2021 Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile, 4.705,77.-TL Kazanç-KÂR / 705,87.-TL Vergi ödemesi olarak, 2022 Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile, 14.369,77.-TL Kazanç-KÂR / 2.155,47.-TL Vergi ödemesi olarak beyan verdiği,Diğer taraftan, davacı ...'nın 11/07/2016 tarihinden itibaren Muhammet Karagüzel Vergi Dairesine kayıtlı bir mükellef olduğu ve hâlâ FAAL olduğu,
Davalı ...'un; 2018 Yılında, "433101 - Sıva İşleri (Binalarda Veya Diğer İnşaatlarda İç Ve Dış Sıva Veya Alçı Sıva İşleri İle Alçıpan İşleri Vb.)” faaliyeti ile iştigal ettiği, 2019-2020-2021-2022 Yılında, "432101 - Bina Ve Bina Dışı Yapıların (Ulaşım İçin Aydınltm. Ve Sinyalzsyn Sis. Hariç)Elkt.Tesisatı, Kablolu Tv Ve Blg.Sayar Ağı Tesisatı İle Konut Tipi Ant. (Uydu Ant. Dahil), Elkt.Li Güneş Enrj. “Kollektörü, Elkt.Sayacı, Yangın Ve Hırsız.Alarm Sist.Vb. Kurulumu", faaliyeti ile iştigal ettiği, ticari defterinin İŞLETME DEFTERİ olduğu,2018 Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile, 4.309,59.-TL Kazanç-KÂR / 646,44.-TL Vergi ödemesi olarak, 2019 Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile, 16.812,54.-TL Kazanç-KÂR / 2.521,88.-TL Vergi ödemesi olarak, 2020 Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile, 53.131,18.-TL tutarında ZARAR olarak, 2021 Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile, 22.107,30.-TL Kazanç-KÂR elde ettiği, 2022 Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile, 2.294,04.-TL tutarında ZARAR olarak beyan verildiği,Diğer taraftan, davalı ...” un 01/03/2018 - 05/07/2020 tarihleri arası Dikimevi Vergi Dairesine kayıtlı iken, 05/07/2020 - 31/05/2023 tarihleri arası Başkent Vergi Dairesine kayıtlı bir mükellef olduğu ve 31/05/2023 tarihinde İŞİ BIRAKTIĞI- KAPATTIĞI," tespitleri bildirilmiştir.
Bilirkişi kök raporunda yapılan tespitlerin dosya kapsamına uygun düştüğü görülmekle birlikte; Mahkememizce tarafların esnaf mı yoksa esnaf sınırını aşan faaliyet ile tacir mi oldukları yönünde denetime elverişli ve teknik tespit/görüş bildirir şekilde ek rapor tanzim edilmesi istenilmiş olup, tanzim edilen 23/05/2024 tarihli raporda özetle;
"Davacı ...'nın; "310101- (büro, okul, ibadethane, otel, lokanta, sinema, tiyatro vb. kapalı alanlar için mobilya imalatı (taş, beton, seramikten olanlar hariç) (vestiyer, dosya dolapları, mihraplar, minberler, kürsüler, öğrenci sıraları, büro tipi sandalye ve koltuklar, vb.) faaliyeti ile iştigal ettiği, Davalı ...' un; "433101 - Sıva İşleri (Binalarda Veya Diğer İnşaatlarda İç Ve Dış Sıva Veya Alçı Sıva İşleri İle Alçıpan İşleri Vb.)” faaliyeti ile iştigal ettiği,
Dolayısı ile, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayandığı, geliri kararnamede gösterilen sınırı aşmadığı tespitleri ile tarafların Esnaf ve Sanatkar konumunda olduğu, takdirin Sayın Mahkemede olduğu," hususları bildirilmiştir.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi ilamında değinildiği üzere taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasından önce dava şartları ve görev hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında tüm dava şartlarının oluşup oluşmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumundadır.
6100 sayılı HMK'nın "dava şartları" başlıklı 114. Maddesinin 1-c bendinde "mahkemenin görevli olması" hususu da dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görüleceği üzere dava şartlarından olan görev hususunun kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınması gerektiği açıktır.
Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarih olan 01/07/2012 tarihinden sonra açılmış olup, davanın ticari niteliği ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 Sayılı TTK ile getirilen düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekir.
6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK 'nın 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından, temyiz aşamasında Yargıtay tarafından re'sen incelenir.
Somut olayda; uyuşmazlık satım sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu itibarla davanın mutlak ticari dava niteliği söz konusu değildir. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olması için her iki tarafın tacir ve uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur.
Bu noktada tacir ve esnaf kavramları ile bu kavramların ayrımlarına da değinmek gereklidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2008 tarih ve 2007/7851 E., 2008/10258 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12), yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır.
TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre;
a-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
b-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Değinilen Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma ilamı, anlatılan ilkeler, toplanılan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ışığında somut olay ele alındığında; tarafların iktisadi faaliyetinin, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayandığı ve kazancının geçimini sağlamaya yetecek derecede bulunduğu, sanayici tanımının da kapsamına girmediği, yaptığı işin hacim ve ehemmiyetinin ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti vermediği, kazancının bakanlar kurulunca belirlenen parasal ayrım sınırının da altında kaldığı hep birlikte nazara alındığında; dosya kapsamı itibariyle tarafların Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre tacir sıfatını haiz olmadığı, esnaf sıfatını haiz olduğu anlaşılmıştır.
Açıklandığı üzere; taraflar tacir olmadığından eldeki davanın nisbi ticari dava niteliğinin de bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu hâlde, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir.
Yapılan bu açılamalar doğrultusunda mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle
1-Davanın GÖREVSİZLİK nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,
2-HMK 20. Maddesi gereğince, kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dosyanın görevli ANKARA (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, (ihtar edildi)
3-HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı sigorta vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/07/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza