T.C. ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/271
KARAR NO : 2024/339
...
DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 04/08/2017
KARAR TARİHİ : 30/05/2024
G.K. YAZILDIĞI TARİH : 30/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1.Davacı vekili iddiasında özetle; Müvekkili ...'nin, davalı ....'nin ortağı olduğunu, aynı zamanda davalı şirketin, sahibi olduğu ...'nin arsa sahibi olarak ...ortağı olduğunu, kooperatif olarak kurulan ve daha sonrasında şirkete dönüştürülen müvekkili ...'in temel ticari gayesinin, elde bulunan taşınmazın değerlendirilerek, kazanç elde edilmesi olduğunu, bu amaçla, ekte sunulan Kat Karşılığı İnşaat sözleşmesi imza edilip ve ... ile akdi bir ilişkiye girildiğini, bu ilişkinin gereği olarak gerekli çalışmalar tamamlandığını ve oluşturulan fizibilite çalışması neticesinde taşınmazların nasıl değerlendirileceğine karar verildiğini, dava konusu ortaklık sözleşmesi daha önce akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yerini aldığını, yeni bir şirketin oluşturulması ve tarafların edimlerini bu şirkete pay olarak koymasının kararlaştırıldığını, öngörülen ortaklığın ... adı ve çatısı altında oluşturulduğunu ve yatırımlar tamamlanarak hayata geçirildiğini, ortaklık sözleşmesine göre, ...'in arsayı sermaye olarak koyacağı, ...'nin yatırımı yapacağı, oluşan eserin ...'ye ait olacağı, neticede ...'nin %47'sinin ...'in, %53'ünün de ...'nin olacağını, imzalanan ilk sözleşmenin tipinin bu surette değiştirildiğini, bu süreçler devam ederken, ...'ye sermaye olarak konulan ... Parsel nolu arsanın üzerinde kurulan bağımsız bölümlerden 3 Nolu bağımsız bölümün, üçüncü kişilere satıldığını, buradan elde edilen gelirin de, aslında ...'nin sermaye taahhüdü olan imalatların yapılmasına tahsis edildiğini, bu satımın iptalinin de ayrı bir dava konusu olduğunu, bu süreçte ayrıca, ... ile ...'nin yöneticilerinin, uyumlu hareket ederek, müvekkillerinin zararına bir işlem ile, ... ile ...'yi birleştirdiklerini, birleşme işlemi ... ... arasında geçtiğinden ...'in yatırımcı ortaklarının sürecin dışında kaldığını ve denetimsiz bir biçimde birleşme gerçekleştiğini, neticesi itibarı ile incelendiğinde birleşme işlemi ile tarafların menfaatler dengesinin bozulduğunu, ...'in aşırı sömürülmesi sonucunu doğuracak kadar ağır sonuçları gündeme getirdiğini, gelinen noktada, birleşme işlemi yapılırken, şirketin %53 hissesi ...'nin ortaklarına terk edildiğini, yatırım maliyetlerinin ...'nin ortaklarına iade edilmesi (ödenmesi) hususunun ana sözleşmeye eklendiğini, ...'nin tüm borcunun da ...'ye bırakıldığını, başka bir ifade ile taraflar arasında cari ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan tüm haklar ...'nin ortaklarına bırakılırken, tüm borçlar da ...'ye yüklendiğini, bu durumda müvekkili ...'in, imalat için gerekli parayı kredilendirmesi karşılığında, kendine ait olan taşınmazın %53'ünü ...'nin ortağı olan davalılara terk ederken, ödediği kredilerin haricinde imalat bedeli kadar bir parayı da ...'nin ortaklarına ödeme borcu altına girdiğini, her ne kadar tüm borcun ...'ye ait olduğu, ... kadar ...'nin ortaklarının da bu borcun %53'ünden sorumlu olduğu gibi yanıltıcı bir savunma akla gelse de, ...'nin tek malvarlığının davaya konu taşınmaz olduğunu, buradan elde edilen gelir ile borçların ödendiğini, kaldı ki imalat bedelinin bir kısmının da ...'e ait olan bu taşınmazdan türeyen bağımsız bölümün satımı ile elde edildiği düşünülürse bu savunmanın inandırıcı olmadığını, şirketin sermayesi azaldığından -oranı aynı kalsa da- ...'e ait şirket hisselerinin nominal değerlerinin düştüğünü, birleşme sözleşmesinden sonra sermaye düşmüş olup sermaye artışlarından sonra bile müvekkili şirketin arsa değeri kadar bir sermaye kaldığını, ...'in açıkça sömürüldüğünü, birleştirme işlemi ile birlikte ...'nin ortaklarının bütün borcunun ...'ye terk etmek sureti ile bila bedel ...'in taşınmazının %53'üne sahip olduklarını, TTK 447. maddeye göre şirket birleşmesinin butlanla yok hükmünde olduğunu, birleşme işlemi ile ...'nin ... tarafından devralındığını, her ne kadar hukuki işlemin adı birleşme ise de burada kendi payını iktisap etmek sureti ile sermaye indirimi söz konusu olduğunu, sözleşmenin tipinin bir öneminin bulunmadığını, Kanunun, küçük yatırımcıyı korumak maksadı ile hakim şirketlerin iradelerine kısıtlama ve oluşan zararlardan ötürü hakim şirketi sorumlu tuttuğunu, ... ile ... birleşirken, ...'nin paylarının ...'nin ortaklarına devredildiğini ve devamında sermaye indirimi yapıldığını, sermaye indirimi yapılmasının koşulunun payların elden çıkarılmamış olması olduğunu, paylar elden çıkarılmamış gibi sermaye indirimi yapıldığı halde, sanki ortada bir pay kalmış gibi bunların hukuki işleme konu edilerek hakim şirket olan ...'nin hakim ortaklarına devredilmesinin açıkça yasaya aykırı olduğunu, ortada devredilecek bir pay bulunmadığını, bu hisselerin denkleştirme tazminatı olarak ve TTK.nun. 140 ve devamı maddeleri gereğince devredildiğini, oysa bu kuralın normal birleşmelerde uygulanacağını, ama yavru şirketin ana şirketi satın alması halinde bu kuralın uygulanmayacağının TTK.nun 389. maddesinde açıkça yazıldığını, bu çerçevede birleşme işleminin sermaye indirimi nedeni ile yok edilen payların ...'nin ortaklarına devredilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle batıl olan bu işlem söz konusu olduğunu, Şirketin tamamının müvekkili ...'e ait olduğunun tespit edilmesi gerektiğini belirterek, .... A.Ş. ile diğer şirketler arasındaki .... A.Ş.'ye "Ortaklık Sözleşmesi"nin ve ... bünyesinde "Birleşme Sözleşmesi"nin TTK 447.maddesi gereği butlanına, yok hükmünde bulunduğuna ve ... ...'nin müvekkiline ait olduğunun tespitine ve tespit doğrultusunda tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili savunmasında özetle; Dava dilekçesinde taraflar arasındaki hukuki ve ticari ilişkinin kasten hatalı aksettirildiğini, atıf yapılan TTK'nın ilgili maddelerin eldeki davada uygulanabilirliği olmadığını, ancak hatalı yorumlama yoluyla hukuki kargaşanın amaçlandığını, aynı konuda derdest bir muarazanın meni, yani tespit davası devam etmekte iken, benzer taleplerin yeni bir dava altında ileri sürüldüğünü, davacı bünyesindeki çeşitlilik, ortaklarının büyük ya da küçük yatırımcı olmasının davacının bir anonim şirket olduğu ve hissedarlarının da ticari faaliyet yaptığını, davacı Şirket ve ortaklarının TTK madde 16 hükmü kapsamında tacir olduğunu, bu nitelikleri gereği de TTK'nın "Tacir olmanın hükümleri" başlıklı 18. Madde'nin 2. fıkrasında düzenlenen: " Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." hükmü çerçevesinde ticari faaliyetlerinde de basiretli birer tacir sorumluluğu ile hareket etmeleri gerektiğini, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davanın TTK'nın 447. Madde hükmüne dayandırılmak suretiyle açıldığını, bu başlık altında düzenlenen TTK 446. Maddede dava açabilecek kişilerin tahdidi olarak sayıldığını, TTK'nın şirketlerde yapı değişikliğini düzenleyen 134 ilâ 190. maddelerinin ihlali halinde birleşme bölünme ve tür değiştirme kararına olumlu oy vermemiş ve bunu tutanağa geçirmiş bulunan birleşmeye, bölünmeye veya tür değiştirmeye katılan şirketlerin ortakları, bu kararın ... Gazetesi'nde ilanından itibaren iki ay içinde iptal davası açma hakkına sahiptir (TTK md. 192/1) hükmü düzenlendiğini, davacının, aslen genel kurul kararı ile onaylanarak yürürlüğe giren birleşme işlemine karşı dava açabilmek için iptal davası açmaya ehil kişilerden olması gerekmekte olup dava açmakta aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, müvekkili firmanın pasif husumet ehliyeti olmadığını, dava; "ortaklık sözleşmesinin, birleşme sözleşmesinin TTK 447. Madde gereği butlanına, yok olduğunun tespitine" talepli olduğundan butlan talebinin ayrıca sözleşmeleri imzalayan taraflara karşı yöneltmesi gerektiğini, bu yönüyle sadece Müvekkil Firma aleyhinde açılan işbu dava ile taleplerin dinlenmesinin mümkün olmadığını, davacının iddialarının geneli incelendiğinde itiraz edilen asıl hususun dava dışı ... AŞ Firması ile Müvekkili Firma'nın birleşmesine dair işlem olduğunun anlaşıldığını, oysa ki davacı azlık hissedarlarının daha önce açmış olduğu Mahkememizin ....Esas sayılı dosyasında ve ... soruşturma nolu dosyasındaki dava, beyan ve şikayet dilekçelerinde, birleşme işleminin geçerli olduğu ikrar edilerek şirketin tamamının ...'e ait olduğunun tespiti gibi hukuken yersiz bir talepte bulunulduğunu, davanın açılması iki aylık hak dürücü süreye bağlandığını, birleşme işleminin davacının bilgisi ve verdiği yetki ile gerçekleştirildiğini, 27.07.2015 tarihinde ... Gazetesinde 30.07.2015 tarihinde ilan edildiğini, şu halde ilgili dava hakkı için öngörülen dava açma hakkının esasen doğmadığı gibi iki aylık hak düşürücü sürenin de tükendiğini, birleşme işleminin tamamen davacının talebi, bilgisi, rızası ve en büyük karar organı olan genel kurulunca 14.06.2015 tarihinde oybirliği ile verilen yetki ile birleşmeye dair genel kurulda davacıyı temsilen olumlu oy kullanma suretiyle gerçekleştirildiğini, ...'in 14.06.2015 tarihinde yapılan 2014 yılına ait olağan genel kurul toplantısında, ... ile ... arasındaki birleşme hakkında bilgilendirme yapıldığını, bunun üzerine birleşmenin bir an evvel gerçekleşmesi için ...'in yönetim kuruluna ...'nin genel kurulunda olumlu oy kullanma yetkisinin oybirliği ile verildiğini, ortaklık ve birleşme sözleşmelerinin TTK ve mevzuat hükümlerine, yetkili kişilerce, emredici prosedürlere uygun olarak gerçekleştirildiğini, yasal sürelere riayet edildiğini, nihayetinde tescil ve ilan işlemleri tamamlandığını, birleşme Sözleşmesi'nin "VL7. Taraflar Arasında İmzalanan Ortaklık Sözleşmeleri" başlıklı maddesinde: " İşbu birleşme sözleşmesi, birleşme öncesinde ... Alışveriş İş ve Yaşam Merkezi AŞ ortakları arasında imzalanmış olan sözleşmelerin tamamı münfesih olup taraflar arasında işbu sözleşme geçerlidir." hususunun hüküm altına alındığını, bu çerçevede, bizzat davacı tarafın oybirliği ile verdiği yetki ile imzalanan birleşme sözleşmesi ile zaten dava konusu edilen "Ortaklık Sözleşmesi" münfesih addolunmuş olup bu sözleşmenin butlan/yokluğunu tespitini talep etmekte; davacının olumlu oy verdiği işlemin iptalini istemekte hukuken korunmaya değer hukuki menfaati bulunmadığını, TTK m. 145 ve 146 kapsamında ... ile ... arasındaki birleşme sözleşmesinin yazılı şekilde yapıldığını ve her iki şirketin yönetim organlarınca imzalandığını, genel kurulları tarafından onaylandığını, TTK m. 147 kapsamında ilgili hükme uygun olarak birleşme raporu düzenlendiğini, gerekli olmamasına rağmen birleşme sözleşmesi ve birleşme raporunun TTK'nın mülga 148. Maddesi kapsamında işlem denetçisi tarafından denetlendiğini, denetim raporu hazırlandığını, her iki şirketin yönetim kurullarının birleşme beyanını imzaladığını, birleşmeye ilişkin ara bilançolar çıkartıldığını, Ticaret sicil gazetesinde alacaklılara TTK m. 157 kapsamında teminat çağrısında bulunulduğunu, bütün belgelerle ilgili pay sahiplerine inceleme ve bilgi alma hakkı TTK m. 149 kapsamında sağlandığını, netice itibariyle ..., ... ile devralma yoluyla birleştiğini, işlemin tescil ve ilan edildiğini, kanunen öngörülen itiraz ve dava haklarına ilişkin hak düşürücü süreler dahilinde herhangi bir hak sahibi itirazda bulunmadığını, dava konusu birleşmede, devralan ...'nin devraldığı ...'nin malvarlığı unsurları içerisinde kendi paylarının da bulunduğunu, ancak gerçekleşen işlemin hukuken ...'nin salt kendi payını iktisabı işlemi değil, külli halefiyet yoluyla ...'yi TTK'nın 136 ve devamı hükümleri kapsamında birleşme yoluyla devralması olduğunu, nitekim TTK m. 182/1-b hükmünde anonim şirketlere “külli halefiyet” yoluyla kendi paylarını iktisap etmelerine olanak tanındığını ve bu yolla gerçekleşen iktisabın TTK m. 379 hükmünde belirlenen yüzde onluk kısıtlamasına tabi olmayacağının düzenlendiğini, yapılan işlemin sermaye indirimi değil, birleşme sırasında mükerrer sermayenin oluşmasının önlenmesine yönelik bir tedbir olduğunu, zira, net aktif değer metoduna göre belirlenen birleşmeye esas öz kaynak değerleri ... için 191.299.088,15 TL, ... için ise 27.305.868,00 TL olarak belirlenmiş olmasına rağmen birleşme sonrası sermaye 110.865.000,00 TL olarak belirlendiğini, yapılan işlemin, gerçekte var olmayan bir sermayenin kaydi olarak düzeltilmesi işlemi ve kanunen bir gereklilik olduğunu, gerçekleşen işlemin ...'nin birleşme yoluyla, külli halefiyet prensibine göre devraldığı ...'nin malvarlığı unsurları arasında yer alan kendi paylarının karşılıklarının silinmesi olduğunu, mükerrer sermayenin oluşmasını önlemek maksadıyla gerek vergi mevzuatında Kurumlar Vergisi Genel Tebliği m. 19'da, gerekse TTK'da öngörülen bir işlem olduğunu, birleşme akabinde mükerrerliğin önüne geçmek amacıyla yapılan işlem sonrası birleşme sözleşmesindeki taahhüde uygun olarak şirket esas sermayesinin 45.000.000,00 TL arttırılarak toplamda 155.865.000,00 TL çıkarıldığını, davacının hissesine düşen sermaye payının da devralınan şirket ortaklarınca karşılandığını, buna rağmen davacının pay oranının korunduğunu, bağlı statüdeki bir şirketin kendi paylarını elinde bulunduran hakim şirketini devralması tamamen ticari bir karar ve katılımcıların basiretli işadamı gibi davranma yükümlülükleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup işlemin tamamıyla sözleşme serbestisine tabi olduğunu, davacının, ... Firması'nın alacağı olmadığı, bir alacağı olsa dahi birleşme sebebiyle bunun külli halefinin ... olacağına dair iddiasının da birleşme sözleşmesinin en temel hukuk ve muhasebe mantığı ile değerlendirilmesi karşısında dinlenilmesinin mümkün olmadığını, bu çerçevede davacının mali yönden ileri sürdüğü bazı usulsüzlük iddialarına karşılık yapılan birleşme işleminin mali ve vergi mevzuatına uygun olarak gerçekleştirildiğine, davacı haklarının korunduğuna dair Yeminli Mali müşavir ve ... tarafından tanzim olunan inceleme raporunu sunduklarını, AVM yapım projesinin yaklaşık maliyetinin 350-400 milyon TL arasında olduğu nazara alındığında, asıl 90.000.000 TL'lik bir arsa ile 400.000.000 TL'lik bir yatırımın %47'sine ortak olunacağının beklenmesinin fahiş menfaat temini amacı ile AVM projesinin yapım maliyetinin tamamının karşılanmasının ancak ortaklığın yaklaşık %80 pay sahipliği tevdii halinde makul ve mantıklı karşılanabileceğini, ... ve külli halefi olan ... proje kredisi temin ederek projenin inşasını temin etmiş olup, daha pratik bir yapıya kavuşmak, 16.700.000 Euro civarında vergi avantajları ve ticari çıkarlar nedeniyle davacının bilgisi ve onayı ile hatta genel kurulunda kendisine verilen oybirliği ile birleşme sözleşmesi akdedildiğini, ...'nin, ...'u kül halinde devralması sonucunda, 21.000.000 Euro finansman giderinin ...'ye intikalinin ...'e etkisinin izale edilmesi için ... Esas Sözleşmesi'ne eklenen Geçici inci maddeyle Birleşme Sözleşmesi Md VII gereği ...'e, sermayedeki pay oranı %47 olmasına rağmen, (7) yedi hesap dönemi için kârdan %74 oranında pay alması imtiyazı verildiğini, ayrıca ...'un pay sahiplerinin ...'den 31/12/2015 tarihine kadar oluşan tüm alacaklarının ...'nin sermayesine ekleneceği, ... sermayesine ilave edilecek ... ve pay sahiplerinin bu suretle doğan alacaklarının sermayeye ilave edilmesi sırasından ...'den ilave hiçbir talepte bulunulmayacağı ve ayrıca ...'in sermayedeki pay oranının değiştirilemeyeceği Birleşme Sözleşmesinde kararlaştırıldığını ve akabinde ... bünyesinde 45.000.000,00 TL sermaye artırımı yapılarak ve ...'in sermaye taahhüt borçları ...'un pay sahiplerinin ...'den olan alacaklarından karşılanarak bu yolla ...'e 21.150.000,00 TL mali avantaj sağlandığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
3. Deliller: Tarafların dayandıkları tüm deliller getirtilmiş, şirket kayıtları ve ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
4.Tarafların iddia ve savunmaları ile dosyaya sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde;
Dava, davalı şirketle yapılan ortaklık sözleşmesi ve davalı ile dava dışı şirket arasında yapılan birleşme sözleşmesinin butlan ile malül olduğunun ve davalı şirket hisselerinin davacıya ait olduğunun tespiti taleplidir.
Davacı, davalı şirketin,
... ile yaptığı birleşmenin davacı şirket aleyhine olacak şekilde, davalı şirketteki hisselerin ... ortaklarına devredilirken, ortaklık sözleşmesinden dolayı ... katlanması gereken maliyetlerin davalı şirkete yüklenerek, davacı şirketin zarara uğratıldığını iddia ederek, davalı şirketle yapılan ortaklık sözleşmesi ve davalı ile dava dışı şirket arasında yapılan birleşme sözleşmesinin butlan ile malül olduğunun tespiti ve davalı şirket hisselerinin davacıya ait olduğunun tespitini istemiş, davalı şirket ise, birleşmeye yönelik davacının dava açma hakkının olmadığını, dava açmaya yönelik hak düşürücü sürenin dolduğunu, yapılan işlemelerin davacının bilgisi ve onayı ile yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Dosyada bulunan kayıtlara göre; Davacı Şirketin
evveliyatında ... iken tür değiştirerek ... olduğu, ... arsa vasıflı taşınmazların maliki olduğu, daha sonra ... Alışveriş İş ve Yaşam Merkezi A.Ş.'nin kurulduğu, davacının taşınmazı ayni sermaye olarak konulduğu,
daha sonra ...…A.Ş.’nin anasözleşme değişikliğine giderek unvanını ... Alışveriş ve Yaşam Merkezi A.Ş. olarak değiştirdiği,
davacı şirket ile dava dışı .... arasında önce ...yevmiye numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılarak, yapılacak bir binanın inşaat tamamlandıktan sonra %47’sinin davacı arsa maliki şirkete, %53’ünün ise müteahhit ve satın alma talebinde bulunan şirketlere ait olacağının kararlaştırıldığı, davacı şirketin 27.04.2014 tarihli genel kurulu gündeminin 3. Maddesinde Yönetim Kurulu
Başkanı tarafından yönetim kurulu faaliyet raporu ve finansal tablolar
okunduktan sonra önceki yılları da kapsayacak şekilde özellikte davacı şirket ve .... ile yapılan ortaklık sözleşmesi ve sözleşmeye bağlı olarak yapılan 04.06.2013 tarihli genel kurulda ... A.Ş. ile .... arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden ve banka ile yapılan kredi sözleşmesi ve davacının ve ... A.Ş.’nin garantör olduğunu etraflıca anlattığı belirtildikten sonra gündemin 4. Maddesinde yönetim kurulunun ibra edildiği, ilerleyen aşamada inşaat tamamlandıktan sonra ... Gayrimenkul İnşaat A.Ş.'nin aynı zamanda hissedarı olduğu ... Alışveriş İş ve Yaşam Merkezi A.Ş.’de birleşmesi konusunun gündeme geldiği ve ... .... devralan şirket, ... ...A.Ş. devrolan şirket olarak 25.03.2015 tarihli Birleşme Sözleşmesi imzalandığı,
davacı şirketin 14.06.2015 tarihli (2014 hesap yılı) genel kurulu gündeminin 6. maddesinde“... İnşaat Gayrimenkul A.Ş.'nin ... Alışveriş İş Ve Yaşam Merkezi A.Ş. birleşmesinin sağlayacağı vergi avantajları anlatıldı. Ayrıca halka açılma ve gayrimenkul ortaklığını da kolaylaştıracağından ... ...genel kurulunda birleşmenin bir an evvel gerçekleşmesi için olumlu oy kullanmaları yetkisinin yönetim kuruluna verilmesi yetkisi oy birliğiyle verilmiştir.” şeklinde karar alındığı,
daha sonra ...A.Ş.’nin ....’nin ... bünyesinde birleşmesi hususunda 23.07.2015 tarihli olağanüstü genel kurulunda oybirliğiyle karar alınarak, ... 30.07.2015 tarihli nüshasında ilan edildiği görülmüştür.
Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplama Bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinin hükme esas alınan 03.01.2024 tarihli raporunda; "Ortaklık sözleşmesinin butlan/yok hükmünde olduğunun tespiti istemi
yönünden; Davacı tarafça kendi yöneticilerinin ve diğer şirket yöneticilerinin davacı aleyhine bu sözleşmeyi yaptığı iddia edilmiş ise de davacı şirket genel kurulunda ne şekilde ortaklık anlaşması yapılacağına dair kırmızı çizgileri belirlenmiş açık şekilde bir karar alınmaması ve davacının
yetkili kıldığı kişi tarafından ortaklık anlaşmasının imzalanması, ortaklık anlaşması sonrasında yapılan genel kurulda ortaklık anlaşması
hususunda açıklama yapan yönetici/yetkilinin ibra edilmesi nedeniyle
ortaklık anlaşmasının onaylanması söz konusu olmakla, davacı ile davalı şirket bünyesinde birleşen .... ve diğer kişiler arasında imzalanan 12.02.2013 Tarihli Ortaklık Anlaşmasının batıl olup olmadığı hususunun Sayın Mahkemenin takdirinde bulunduğu,
birleşme sözleşmesinin iptali istemi yönünden ise; 25.03.2015 tarihli birleşme sözleşmesinin, TTK'nun 146. Maddesinde düzenlenen hususları içerdiği, gerekli rapor hazırlanıp ve ilanların
yapıldığı, taraflarının yetkili organlarınca imzalanıp, genel kurullarında
oy birliğiyle kabul edildiği, bu noktada davacı şirketin 14.06.2015 tarihli (2014 hesap yılı) genel kurulu gündeminin 6. Maddesinde ... ... genel kurulunda birleşmenin bir an evvel gerçekleşmesi için yönetim kuruluna olumlu oy kullanma yetkisinin oy birliğiyle verildiği, ayrıca kanundaki diğer usulü prosedürlerin yerine getirildiği, dolayısıyla birleşme sözleşmesi ve devamında birleşme işleminde takip edilen prosedür yönünden yasal düzenlemeye aykırı bir
yön tespit edilememiş olmakla birlikte bu hususta takdirin Mahkemenin takdirinde bulunduğu"belirtilmiştir.
Butlan/kesin hükümsüzlük hali TBK.'nun 27. Maddesinde; “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız
olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.
Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur” şeklinde düzenlenmiştir. Davacı şirket ile diğer şirketler arasında yapılan ortaklık sözleşmesine yönelik talebi değerlendirildiğinde; Dava konusu sözleşme, davacı şirket ile dava dışı ... arasında yapılan 12.02.2013 tarihli ortaklık anlaşmasıdır. Dava konusu olayda,
davacı şirket ile dava dışı ... .... arasında önce ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılarak, yapılacak bir binanın inşaat tamamlandıktan sonra %47’sinin davacı arsa maliki şirkete, %53’ünün ise müteahhit ve satın alma talebinde bulunan şirketlere ait olacağının kararlaştırıldığı, davacı şirketin 27.04.2014 tarihli genel kurulu gündeminin 3. Maddesinde Yönetim Kurulu
Başkanı tarafından yönetim kurulu faaliyet raporu ve finansal tablolar
okunduktan sonra önceki yılları da kapsayacak şekilde özellikte davacı şirket ve .... ile yapılan ortaklık sözleşmesi ve sözleşmeye bağlı olarak yapılan 04.06.2013 tarihli genel kurulda ... A.Ş. ile .... arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden ve banka ile yapılan kredi sözleşmesi ve davacının ve ... A.Ş.’nin garantör olduğunu etraflıca anlattığı belirtildikten sonra gündemin 4. Maddesinde yönetim kurulunun ibra edildiği görülmüştür.
Birleşme sözleşmesinin iptali istemi yönünden ise; Bilirkişi incelemesindeki tespitlerde beliritldiği üzere, dava konusu 25.03.2015 tarihli birleşme sözleşmesinin, TTK'nun 146. Maddesinde düzenlenen hususları içerdiği, gerekli rapor hazırlanıp ve ilanların
yapıldığı, taraflarının yetkili organlarınca imzalanıp, genel kurullarında
oy birliğiyle kabul edildiği, bu noktada davacı şirketin 14.06.2015 tarihli (2014 hesap yılı) genel kurulu gündeminin 6. maddesinde ... ...genel kurulunda birleşmenin bir an evvel gerçekleşmesi için yönetim kuruluna olumlu oy kullanma yetkisinin oy birliğiyle verildiği, ayrıca kanundaki diğer usulü prosedürlerin yerine getirildiği, dolayısıyla birleşme sözleşmesi ve devamında birleşme işleminde takip edilen prosedür yönünden yasal düzenlemeye aykırı bir
yön tespit edilememiştir.
Yapılan işlemlerde Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsızlık halinin yani butlan/kesin hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı görülmüştür.
Bu sebeplerle, davacı şirketin, davalı şirketle yapılan ortaklık sözleşmesi ve davalı ile dava dışı şirket arasında yapılan birleşme sözleşmesinin butlan ile malül olduğunun tespiti ve davalı şirket hisselerinin davacıya ait olduğunun tespitine yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, 35,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 391,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Dava sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine,
5-Gider avansı ve delil avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Başkan ...
(E-imzalıdır)
Üye ...
(E-imzalıdır)
Üye ...
(E-imzalıdır)
Katip ...
(E-imzalıdır)