T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
... TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/452 Esas
KARAR NO : 2024/220
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVALI : ... - ... - ...
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/05/2023
KARAR TARİHİ : 30/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 06/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalının 05/08/2021 tanzim, 20/09/2021 vade tarihli ve 88.000.-TL bedelli bonoya dayalı olarak toplam 108.927,13.-TL üzerinden davacı aleyhine kambiyo takibi başlattığını, takibe dayanak yapılan bono bedelinin takipten önce ödendiğini, davacı ile davalının eşinin kardeş olduğunu, tarafların muris annelerinden ... 2647 ada 5 parselde kayıtlı arsanın, miras yoluyla davacıya, davalının eşine ve dava dışı diğer kardeşlere intikal ettiğini, arsanın 2 adet daire karşılığında müteahhide verildiğini, inşaat bitkten sonra tüm kardeşlerin 2 adet daireye toplam 440.000.-TL. (440.000.-TL./5=88.000.-TL.) değer biçerek hisselerini 05/08/12021 günü tapuda davacı ...' ye sattıklarını, davalının tapu devri sırasında davacıdan 88.000.-TL. bedelli bir bono talep ettiğini, davacının da takibe dayanak yapılan bonoyu imza ederek kız kardeşi Fatma Harmankaya ve eniştesi ...'ya teslim ettiğini, davacının bono bedelini, davalı ...'nın banka hesabına; 20.10.2021 tarihinde: 50.000.-TL, 21.10.2021 tarihinde: 15.000.-TL, 15.11.2022 tarihinde: 17.000.-TL, 16.11.2022 tarihinde: 6.000.-TL. olmak üzere toplam 88.000.-TL. olarak ödediğini, ödeme bittikten sonra davalıdan bono aslını talep ettiğini ancak, davalının kaybettiğinden bahisle bono aslını teslim edemeyeceğini beyan ettiğini, akabinde davalının bonoyu 2023/568 Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu ettiğini, davacının takipten önce, takibe dayanak yapılan bono bedelini eksiksiz ödediğini, bu itibarla davalıya borcu olmadığını beyanla takip konusu yapılan borçtan dolayı, davacının borçlu olmadığının tespitine ve davalının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemeye mahküm edilmesine, yargılama harç ve giderleri ile ücret-i vekâletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 15/08/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediğini, takibe konu bononun kambiyo senedi vasfında olduğunu, bono üzerinde herhangi bir şart ya da ibare bulunmadığını, bononun hangi hukuki ilişki için verildiğine dair hiçbir sözleşme bulunmadığını, miras dolayısıyla tarafına ödenen paralar ile takipteki bononun ilgili olmadığını, senedin sebepten mücerret olduğunu, eşine düşen miras hissesi için ödenen ve davalının hesabına yatırılan paraların senet için ödenmediğini ayrıca senedin kendisine eşinden ciro silsilesi geçtiğinden tarafına karlı sadece senet metninden anlaşılan defilerin ileri sürülebileceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/379 Esasına kayden açıldığı, anılı mahkemenin 2023/379 Esas, 2023/450 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine Mahkememize tevzi edilmekle işbu 2023/452 Esas kaydını aldığı görülmüştür.
DELİLLER
-Takip dosyası,
-Takibe dayanak senet(bono)
-Ödeme(eft) Dekontları
-Taşınmaz satışına ilişkin tapu kayıtları
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; kambiyo senedinden ve bu senede dayalı başlatılan icra takibinden borçlu olunmadığına dair menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı özetle, davaya konu takibe dayanak bononun, davacı ile davalının eşi (aynı zamanda davacının kardeşi) arasındaki taşınmaz hisse satışına ilişkin akdi ilişki için verildiğini ve taşınmaz hisse bedelinin havale yoluyla ödendiğini bu itibarla senedin bedelsiz kaldığını ileri sürmüş, davalı ise özetle, bononun hisse satışı için verildiğini kabul etmemiş ve yapılan ödemelerin senet için yapılmadığından bahisle davanın reddini savunmuştur.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıdadır (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıdadır. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya aittir (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça TBK'nın 133/2 maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def'îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def'îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, ..., 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def'îdir. Bedelsizlik bir kişisel def'î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def'îni ileri sürebilir.
Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'îni dermeyan etme hakkını vermektedir.
Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmî bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, ..., 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.(Açıklamalar için bkz. Yargıtay HGK. 2017/(19)11-893E.,2021/1499 K.,25.11.2021 T.)
Yine yerleşik Yargıtay İnançlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Yinelemek gerekirse "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında Kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması, şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borçun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.(Y. 6 HD. 2021/1281 E., 2022/1579K.)
Açıklanan ilkeler ve değinilen içtihatlar ışığında somut olay ele alındığında; uyuşmazlığa konu 05/08/2021 tanzim, 20/09/2021 vade tarihli ve 88.000.-TL bedelli senedin bono olup kambiyo senedi vasfını haiz olduğu, keşidecisinin davacı, lehtarının dava dışı Fatma Harmankaya olduğu, senet üzerinde bedel kaydı(malen/nakden) bulunmadığı, Fatma Harmankaya tarafından ciro edildiği, ciro zincirinde kopukluk bulunmadığı, senette teminat senedi olduğuna veya hangi hukuki ilişki için verildiğine dair herhangi bir ibare atıf bulunmadığı görülmüştür.
Yukarıda anlatılanlar doğrultusunda senedin taşınmaz hisse satışı için verildiği hususu aşamalarda davalı tarafından kabul edilmediğinden artık senedin bu akdi ilişki için verildiği hususu ile yine senedin ödenmekle bedelsiz kaldığı hususlarında ispat yükünün davacı üzerinde olduğu anlaşılmıştır.
Davacı senedin ödendiği iddiası bakımından havale kayıtlarına dayanmış ise de 20/10/2021, 21/10/2021 ve 15/11/2022 tarihli toplam 82.000 TL tutarlı havale işlemlerinde ev parası açıklamasının yazıldığı, senede atıf bulunmadığı, yalnızca 16/11/2022 tarihli 6.000 TL'lik havale işleminde evden kalan senede açıklamasının bulunduğu görülmüştür. Bu bakımdan değinilen havale işlemlerine konu ödemelerin senedi bedelsiz bıraktığının kabulü için öncelikle senedin ev satışı için verildiğinin ispatlanması gerektiği anlaşılmaktadır. Davacı senedin ev satışı için verildiği hususunun ispatı bakımından öncelikle tanık deliline dayanmış ise de 6100 sayılı HMK'nın 201. Maddesinin "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." hükmü gereğince davacının iddiasını tanık ile ispat edemeyeceği, anlaşılmıştır. Yine taraflar akraba iseler de aralarındaki ilişki artık senede bağlandığından karşı tarafın açık muvafakati olmaksızın tanık dinlenemeyeceği nazara alınarak tanık delili toplanılmamıştır.
Davacının dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığı görülmekle Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatları doğrultusunda davacının yemin delili tarafına hatırlatılmış, davacı yan tarafından "davaya ve takibe konu 05/08/2021 tanzim, 20/09/2021 vade tarihli ve 88.000,00 TL bedelli bononun(senedin) miras hissesinin satışına ilişkin verilip verilmediği, bedelinin ödenip ödenmediği, eft işlemine konu tutarların senet bedeline karşılık gönderilip gönderilmediği hususlarında" davalıya yemin teklif edilmiştir. Yemin teklifi üzerine davalıya 6100 Sayılı HMK'nın 228. Maddesi usulünce yemin davetiyesi tebliğ edilmiş, yemin hususunda tayin olunan gün ve saatte bizzat gelmemesi halinde yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı tarafına usulünce ihtar edilmiştir. Yemin davetiyesinin davalıya usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davalının tayin olunan gün ve saatte mahkemede bulunmadığı veya herhangi bir mazeret sunmadığı anlaşılmıştır.
Konuya ilişkin 6100 Sayılı HMK'nın 229. Maddesi uyarınca; Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.
Yapılan açıklamalar kapsamında; davalının usulüne uygun yemin teklifi ve yemin davetiyesine rağmen tayin edilen gün ve saatte geçerli bir özrü olmaksızın hazır bulunmadığı, bu itibarla yemin konusu vakıaları diğer bir anlatımla senedin taşınmaz hissesi satışı için verildiği ve dolayısıyla 20/10/2021, 21/10/2021, 15/11/2022 ve 16/11/2022 tarihli havale işlemlerinin bono bedeli için yapıldığı hususlarını ikrar etmiş sayıldığı anlaşılmakla davacının davasını ispatladığı kanaat edilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Bununla birlikte delil durumu itibariyle takibin kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davanın KABULÜ ile; Davacının, ...İcra Dairesi'nin 2023/568 Esas sayılı icra takibinden ve takibe dayanak olan 05/08/2021 tanzim, 20/09/2021 vade tarihli 88.000,00-TL bedelli senetten dolayı davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gereken toplam 6.011,28-TL karar ve ilam harcından peşin ödenen 1.315,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.695,71-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 179,90-TL Başvuru Harcı, 1.315,57-TL Peşin/nisbi Harcı, 769,18-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 2.264,65TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, davacı ve vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
30/04/2024
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır