T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/465 Esas - 2024/326
T.C.
... TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/465 Esas
KARAR NO : 2024/326
DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ : 29/06/2023
KARAR TARİHİ : 29/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 31/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA
Davacı vekili dilekçesinde özetle, dava dışı ... ... ... plakalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle davacı şirket tarafından kasko sigortası kapsamında sigortalısına 21.07.2022 tarihinde 750.000 TL hasar bedeli ödemesi yapıldığını, sigortalı aracın hurdasının 19.07.2022 tarihinde 51.260,00 TL bedelle satıldığını, geriye 698.740,00 TL alacak kaldığını, yangın sonrasında hazırlanan teknik bilirkişi raporunda meydana gelen yangının traktörün sol tarafında bulunan dört çeker bobinlerinin olduğu kısım ve stop lamba kablolarının bulunduğu kısımdaki kablolarda birleşme ve bütünleşme meydana geldiği doğrultusunda tespit yapıldığını, söz konusu tespitler doğrultusunda iş bu hasara neden olan yangının imalat hatasından kaynaklandığını, sigortalı aracın üreticisi/satıcısı olan davalı şirketin meydana gelen hasardan ve bu hasar nedeniyle davacı şirket tarafından yapılan ödemeden sorumlu olduğunu, sigorta tazminatını ödeyen davacı şirketin sigortalısının haklarına halef olduğunu ve davacı şirket tarafından davalı şirkete 28.03.2023 tarihli başvuru yapılarak hasar bedelinin ödenmesinin talep edildiğini ancak davalı şirket tarafından davacı şirkete gönderilen 10.04.2023 tarihli ihtarname ile olayda sorumlu olmadıkları belirtilerek talebin reddedildiğini, bu nedenlerle ... plakalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle davacı şirketçe ödenen bedelden 698.740 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi, yargılama gideri ve avukatlık ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, öncelikle huzurdaki davanın sigorta TTK madde 1472 uyarınca rücu davası olup hukuki meselelerin halefiyet ilkesi gereği dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki hukuki ilişki esas alınarak belirlenmesinin gerektiğini, davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesini gerektiğini, ayrıca davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, esasa ilişkin ise ; olayın üretim ayıbından kaynaklandığını gösteren hiçbir delil olmadığını, dosyadaki jandarma raporunun tamamen varsayımlara dayandığını, sigorta şirketi tarafından alınmış bir ekspertiz raporunun da bulunmadığını, yangının kullanım hatasından doğduğunu ve zararın bu nedenle büyüdüğünü, bu nedenle, hem sigorta poliçesinde tazminat ödeme koşulları gerçekleşmediğinden, hem de müvekkilin bu nedenle herhangi bir sorumluluğu olamayacağından, işbu davanın reddinin gerektiğini, davacının düzenlemiş olduğu sigorta poliçesindeki plaka numarasının dava konusu plaka numarasından farklı olduğunu, mahkemece trafik sicil kayıtlarının getirtilerek gerçek durumun tespitinin gerektiğini belirterek davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine, davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, şartları oluşmayan, ispat edilemeyen davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Davanın kasko sigortası nedeniyle rücuen tazminat davası olduğu anlaşıldı.
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun m. 3/l. bendinde tanımlanmıştır. Buna göre; "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" kapsar. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nun 4 ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur.
Aynı kanunun 49. maddesine göre; "Finansal hizmetler, her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade eder. Finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşme, finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde, sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmelerdir." Kanunun 83/2. maddesine göre; "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez". Kanunun 73/1. maddesinde ise; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri görevlidir" düzenlemesi yer almaktadır. Finansal Hizmetlere İlişkin Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği'nin 4.maddesinin "a" bendinde; finansal hizmetin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri, aynı Yönetmeliğin 8.maddesinde; cayma hakkının kullanımı ve tarafların yükümlülükleri, Yönetmeliğin 13.maddesinde ise; cayma hakkının istisnaları düzenlenmiştir. Finansal hizmetlerin tüketici işlemi kapsamına alındığı yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılmaktadır. Eş anlatımla işin sadece finansal olması işlemin tüketici işlemi olmadığını göstermeyecektir. (... BAM 21. Hukuk Dairesi'nin 05/07/2023 Tarihli, 2023/994-1036 sayılı emsal kararı)
Buna göre somut olay değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki ilişki 6502 sayılı Yasanın 3/(1)-k ve 49. maddeleri uyarınca finansal hizmet sözleşmesi niteliğinde, dava konusu traktör sahibinin ÇKS kayıtlarının bulunduğu, çiftçi olduğu, davalı ise dava konusu finansal hizmet işleminde ticari ve meslek amaçlı hareket etmediğinden tüketici konumunda olup dava tarihi itibariyle bu tür davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. Buna göre açılan davada HMK 114/1-c maddesinde düzenlenen "mahkemenin görevli olması" dava şartı bulunmadığından, aynı Kanunun 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Açılan davada HMK 114/1-c maddesinde düzenlenen "Mahkemenin görevli olması" dava şartı bulunmadığından HMK 115/2 maddesi uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde taraflardan birinin başvurusu halinde dosyanın GÖREVLİ ... TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29.05.2024