T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA
... GEREKÇELİ KARAR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/709 Esas
KARAR NO : 2024/719
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/05/2020
KARAR TARİHİ : 06/12/2024
G.K. YAZILDIĞI TARİH : 23/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... ... .... San. Tic. Ltd. Şti ile ... arasında yaptırılması kararlaştırılan işlerle ilgili davalı tarafın anlaşma şartlarını yerine getirmeyerek işi yarım bırakması üzerine; 29.05.2020 tarihli Z1020219 seri no.lu ve 20.000 TL bedelli çek, 29.08.2020 tarihli Z1020220 seri no.lu ve 20.000 TL bedelli çekin, bedelsiz kaldığının ve müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını,
huzurdaki menfi tespit davasının
haksız, yersiz ve mesnetsiz olması nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu
uyuşmazlığın ticari ilişkiden kaynaklandığını, mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli ve
yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, Davacı ile
müvekkili arasında 30.08.2019 tarihinde Sirkeli mevkiinde yapılması planlanan ahşap ev ile ilgili görüşme
yapılmış olduğunu, önce 72 m2 taban oturumu olan ahşap ev için 90.000 TL + KDV bedel karşılığında
sözlü olarak anlaşılmış olduğunu, belirlenen bedelin ödenmesi konusunda iş sahibi davacının başlangıçta
10.000.-TL, Ekim ayı içinde 10.000.-TL ödeme gerçekleştirilmiş olduğunu, kalan 70.000,00 TL’nın çekle
ödenecek olduğunu, bu bağlamda Davacının Mart 2020 tarihli 30.000.-TL, Mayıs 2020 tarihli 20.000.-TL,
Ağustos 2020 tarihli 20.000.-TL bedelli olmak üzere 3 çek keşide edilerek müvekkiline verilmiş olduğunu,
ancak işbu çekler haricinde nakit ödenmesi gereken 10.000,00 TL + 10.000.-TL = 20.000-TL'nin
ödenmesinde dâhi Davacı tarafça verilen sözlere uyulmadığını ve ödemede aksamalar yaşanmış
olduğunu, Davacı şirketin 20.000,00 TL'lik nakit ödemesi gereken kısmı banka havalesiyle;
06.09.2019 tarihinde 3.000.-TL,
17.09.2019 tarihinde 5.000.-TL,
18.10.2019 tarihinde 4.000.-TL,
31.12.2019 tarihinde 5.000.-TL.
24.01.2020 tarihinde 5.000.- TL
olmak üzere 5 parçada ödemiş olduğunu, müvekkilinin sözleşme konusu ahşap evin yapımına devam
ederken, Davacı şirketin bu defa 2019 Ekim ayı içinde aynı saha içinde 1 adet Bekçi Kulübesi, 1 Adet Bay-
Bayan WC, 2 Adet 3x3 Kamelya Ve 1 Adet 3x6 Kamelya yapılmasını ek iş olarak müvekkilinden talep etmiş
olduğunu ve bu ekler için tarafların 35.000.-TL+KDV tutar üzerinden anlaşılmış olduğunu, ek iş bedeli
olarak Davacının 10.000.-TL peşin, kalanı iş bitiminde ödeme yapması konusunda anlaşmaya varılmış
olduğunu, ancak Davacının bu işlerin bedeline karşılık müvekkiline herhangi bir ödeme yapmamış
olduğunu, yine Davacı talebi üzere belirtilen işlere ek olarak müvekkilce sahanın 50 mt yanında bulunan yol kenarında yaklaşık 12 metre genişliğinde ve 7 metre derinliğinde bir hafriyat işlemi gerçekleştirilmiş
olduğunu, bu işlemin piyasa değerinin yaklaşık 5.000 TL + KDV civarında olduğunu, Davacı tarafça
yapılması gereken işlerin tamamlanabilmesi için ödenmesi gereken tutarın 130.000,00 TL+KDV olduğunu,
bu bağlamda Davacının toplam iş bedeli olarak 90.000.-TL'na anlaşıldığına ilişkin beyanlarının maddi
gerçekliğe tamamen aykırı olduğunu, söz konusu bedelin KDV hariç sadece ahşap evin bedeli olduğunu,
Davacı talebi üzerine .... ... .... D. İş dosyası ile müvekkili
yokluğunda yapılan keşif sonrası hazırlanan 24.02.2020 tarihli Bilirkişi Raporunun usul ve yasaya aykırı
tanzim edilmiş olduğunu, rapordaki aleyhe yapılan tespit ve değerlendirmeleri kabul etmelerinin
mümkün olmadığını,
sözleşme şartlarına aykırı davranan ve edimlerini yerine getirmeyen Davacı tatarın aksi yöndeki
beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını, yasaya aykırı haksız işbu menfi tespit davasının reddini talep etme gereği hâsıl olduğu beyanla;
fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak üzere;
haklı cevaplarının kabulü ile Davalı müvekkili aleyhine haksız, yersiz ve hakkaniyete aykırı şekilde
açılmış işbu menfi tespit davasının reddine,
davacının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere İcra İnkâr Tazminatı ödemesine,
yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin Davacı yana yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER:
.... ... .... D, iş sayılı dosyası
Bilirkişi Raporu
Taraflara ait ticari defter kayıtları
... 16. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/260 E. Sayılı dosyası
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
... BAM 27. HD'ne ait 2021/176 Esas ve 2021/382 Karar sayılı ilam örneği ile ... 16.Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2021/400 Esas ve 2022/43 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Davanın eser sözleşmesi kapsamında davacı tarafça davalıya verilen çekler nedeni ile açılan menfi tespit davası olduğu,
Davacının iş sahibi, davalının yüklenici olduğu, davalı tarafça işin yerine getirilmemesi nedeni ile iş bedeline karşılık olarak verilen - 29.05.2020 tarihli Z1020219 seri no.lu, 20.000 TL bedelli çek ile - 29.08.2020 tarihli Z1020220 seri no.lu ve 20.000 TL bedelli çekler nedeni ile davacı şirketin borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği, görevsiz mahkemece verilen 06.05.2020 tarihli ara karar ile davacı vekilinin tedbir talebinin kabul edilerek, dava konusu çeklerin hamil tarafından icraya konu edilmemesi ve bankaya ibrazı halinde ödenmemesi yönünde teminat mukabilinde tedbir kararı verilmiş olduğu ve görevsiz mahkemece ön inceleme duruşmasının yapılmış olduğu anlaşılmıştır. ... 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/22 D, iş sayılı dosyasının dosya içerisinde yer aldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce 14/09/2024 tarihli bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır.
Dava konusu edilen ... İli Pursaklar İlçesi Bağlum Mah. Yeşilkent'te bulunan Milli Parklar avlak arazisi üzerine Davalı tarafından yapılacak işlerin 90.000,00 TL bedel karşılığı yapılacağı hususunda şifahi olarak tarafların mutabakata vardıkları, işveren konumundaki Davacının bu tutara 2.000,00 TL daha ödeme yapması üzerine sözleşme bedelinin 92.000,00 TL olduğu hususu anlaşılmıştır. Davalı vekili müvekkilinin anlaşma dışı da iş yaptığını beyan etmiş olmakla birlikte bu hususu ispata yarar belge dosyaya sunmamış olması nedeniyle bu hususta bilirkişilerce değerlendirme yapılabilmesi mümkün olamamıştır. Taraflar arasında ki şifahi sözleşmeye konu iş bedelinin 22.000,00 TL'sının nakit, geri kalan 70.000,00 TL'nın 20.03.2020 tarihinde 30.000,00 TL, 29.05.2020 tarihinde 20.000,00 TL ve 29.08.2020 tarihinde 20.000,00 TL karşılığı çeklerle ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu ve bu kapsamda Davacı şirket tarafından, Davalı şirkete Akbank Yıldız Şubesi 59 0004 6006 5888 8000 1498 93 nolu hesaba bağlı 20.03.2020 tarihli 1020218 seri nolu 30.000,00 TL, 29.05.2020 tarihli 1020219 seri nolu 20.000,00 TL ve 71020220 seri nolu 20.000,00 TL tutarlı olmak üzere toplam 70.000,00 TL'lık çek verilmiş olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Nakit olarak ödenmesi gereken 22.000,00 TL ise 06.09.2019-24.01.2020 tarihleri arası Davalı şirkete peyder pey ödendiği hususu tarafların kabulündedir.
Dosya kapsamı ve tespit Bilirkişi Raporundan Davalının 92.000,00 TL bedel karşılığı yapmayı üstlendiği işin belirli kısmını yaptığı, bir kısmını ise yapmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tarafların anlaşmasına konu iş ile ilgili proje vb. belgeler mevcut olmaması nedeniyle davalının eksik bıraktığı iş bedelini ve miktarını tespit edebilmek mümkün olamamakla birlikte, ... 12 Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/22 D.İş dosyasına sunulan 24.02.2020 tarihli Bilirkişi Heyet raporunda Davalının eksik bıraktığı iş bedelinin 40.000,00 TL olduğu bilirkişilerce tespit edilmiş olup, bilirkişilerce bu tutarda iş yapıldığı bilirkişi raporunda da kabul edilmiştir.
Tespit bilirkişi raporunda her ne kadar Davalı tarafından üstlenilen işlerin tamamlanma seviyesinin %65 civarında olduğu belirtilmiş olmakla birlikte, tamamlanamayan iş bedeli 40.000,00 TL olacağı tespit edilmiş olması nedeniyle oranlamanın bilirkişi heyetince sehven hatalı hesaplanmış olabileceği değerlendirilmiştir.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıdadır (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıdadır. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya aittir (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça TBK'nın 133/2 maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def'îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def'îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, ..., 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def'îdir. Bedelsizlik bir kişisel def'î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def'îni ileri sürebilir.
Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'îni dermeyan etme hakkını vermektedir.
Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmî bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, ..., 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.(Açıklamalar için bkz. Yargıtay HGK. 2017/(19)11-893E.,2021/1499 K.,25.11.2021 T.)
Yine yerleşik Yargıtay İnançlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Yinelemek gerekirse "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında Kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması, şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borçun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.(Y. 6 HD. 2021/1281 E., 2022/1579K.)
Anlatılan ilkeler ve değinilen içtihatlar ışığında somut olay ele alındığında, Taraflar arasında şifahi sözleşmeye bağlı anlaşılan iş bedelinin 90.000,00 TL, Davacının bu tutara 2.000,00 TL daha ilave etmesi sonucu iş bedelinin 92.000,00 TL olduğu, Davacının bu tutar nedeniyle 22.000,00 TL nakit ve 70.000,00 TL tutarında (3 adet) çek vermiş olduğu, Davacı tarafından Davalıya verilen ... ... ... TL tutarlı çek bedelinin tahsil edilmiş olduğu, ... 12 Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/22 D.İş dosyasına sunulan 24.02.2020 tarihli Bilirkişi Heyet raporunda Davalının eksik bıraktığı iş bedelinin 40.000,00 TL olduğu, tespit edilen bu tutara bilirkişi heyetince de iştirak edildiğinin anlaşıldığı, Davacının; .... ... ... nolu hesaba bağlı .... ... .... seri nolu 20.000,00 TL tutarlı çekler nedeniyle Davalıya borçlu olmadığı kanısına varılış olmakla birlikte davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜ ile ;
Davacının .... ... .... nolu hesaba bağlı 29.05.2020 tarihli 71020219 seri nolu 20.000,00 TL ve 1020220 seri nolu 20.000,00 TL tutarlı çekler nedeniyle Davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE ,
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 2.732,40-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 683,10-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.049,30-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 54,40-TL Başvuru Harcı, 683,10-TL Peşin/nisbi Harcı, 8.100,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.306,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 10.143,50TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,
5-... 16. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/260 E. Sayılı dosyası üzerinden verilen tedbir kararının karar kesinleşene kadar devamına,
6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/12/2024
Katip ... Hakim ...
BU BELGE, GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR