T.C. ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/72 Esas
KARAR NO : 2024/259
...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/01/2023
KARAR TARİHİ : 14/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 14/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'nin müvekkili... onlarca bayisinden birisi olarak müvekkili şirketin ... marka laboratuvar ve strelizasyon cihazlarının, aksesuarlarının, yedek parçalarının satış ve servis hizmetlerinin yürütülmesini üstlendiğini, taraflar arasında genel bayilik sözleşmesi akdedildiğini, müvekkil şirketin davalı şirket ile aralarındaki bayilik ticari ilişkisi içerisinde ticari satımlardan ötürü cari hesap ilişkisinde oluşan 131.106,97.-TL miktarlı cari hesap bakiye alacağının tahsili amacı ile açılan icra takip dosyasından gönderilen ödeme emrine karşı davalının borca ve yetkiye itiraz ettiğini, davalının itirazının haksız olup ödeme süresini uzatma amacıyla yapıldığını beyanla itirazın iptaline, %20 'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilerek icra takip dosyasının açılışından sonra ödenen ve toplam 15.000,00.-TL. tutarındaki kısmi ödeme miktarının Borçlar yasası 100. Madde kapsamında öncelikle işlemiş faiz ve masraflarına sayılmak üzere İcra Müdürlüğünce nazarı dikkate alınmasına karar verilmesini, masraf ve vekalet ücretinin karşı taraftan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili Mahkemenin ...olduğunu, taraflar arasında kurulu ticari ilişkinin fatura karşılığı mal sevkiyatı ve açık hesap şeklinde işlemiş olup, davaya konu faturalara konu malların davalıya teslim edilmediğini, davalının açık hesap borcunu 15.000 TL şeklinde ödemiş olduğunu, 15.000 TL haricinde alacak iddia eden davacı şirkete başkaca bir borcu bulunmadığını, süresi içinde faturaya itiraz edilmemekle birlikte malın teslim edildiğinin ispat yükünün davacıya ait olduğunu beyanla öncelikle yetki itirazlarının kabulüne devamla davanın reddine yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
-Ticari defter ve kayıtlar,
-Davalı yan ba formları,
-Faturalar ve sevk irsaliyeleri,
-İhtarname
-Takip Dosyası,
-Bilirkişi Raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava bayilik sözleşmesi kapsamında açık hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
...) Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısının davacı şirket, takip borçlusunun davalı şirket olduğu, takibin 131.106,97 TL asıl alacak üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız takip olarak başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 21/10/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından 24/10/2022 tarihli dilekçe ile borca ve yetkiye itiraz edilmekle, takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Eldeki davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dosyamız kapsamında davacı yan ticari defter ve kayıtları da yerinde incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 17/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacı ....şnin , Yevmiye defteri ve Defteri Kebir kayıtlarına göre , Davalıdan 131.106.97 TL alacağı olduğu , kesilen faturaların ve ödemelerin defter kayıtlarına alındığı, tespitinin yapıldığı, 6)Davacının, Davalıya Malları teslim edip etmediği hususunda Sevk İrsaliyesi incelenmiş, Davacının Elektronik olarak kesmiş olduğu faturalarda, Sevk irsaliyelerinin numaraları belirtilmekle birlikte, ayrıca faturaya konu malların, e-irsaliye belgesinde de taşındığı, bazılarının kargo aracılığıyla bazılarının , Şirket araçlarıyla teslim edildiğine dair bilgileri de içerdiği, Davacının E-irsaliyeyi elektronik olarak düzenlemesi nedeniyle, Davalının kabul ve onayı gerektiği, , Davacının eklerde göndermiş olduğu listelerde, Davalının , E-irsaliyeleri başarılı olarak onayladığına rastlandığı, Davacı tarafından 6,7,8, aylara ait kesilmiş Faturaların , Davalı tarafından kabulünü gösterir, Davalıya ait BA Formunda Vergi Dairesince elektronik kayıt yoluyla oluşturulan ve Vergi Dairesi tarafından gönderilmiş , edinilen bilgiye göre , faturaların BA formunda bildirildiği, Aynı zamanda bu bilginin faturaya konu malların , davacı tarafından belgelendirildiği, ve Davalı tarafından da bu faturaların kabul edildiğini, içerdiği, Davalının, Davacı tarafından kesilen faturaları kabul etmediklerine dair ihbarname belgesine rastlanmadığı, İtiraza konu fatura için, İade faturası kesilmiş olduğunu gösterir belgeye rastlanmadığı, Davalının, adresinin İstanbul olması nedeniyle, Davacı tarafından kesilen faturaların ve ödemelerin muhasebe kayıtlarının oluşturulup oluşturulmadığı hususunda, ticari defterler açısından inceleme yapılamadığı..." hususları belirtilmiştir.
04/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "...Davalının yasal defterlerinin incelenememesi nedeniyle , Sadece cari hesap ekstresine göre takip tarihinde 130.451,19 TL borcu olduğu , Bu uyuşmazlığın nedeninin bazı senetlerin protosto masraflarının, davalı tarafından muhasebe kayıtlarına almamasından kaynaklandığı, b) Takip tarihinden yani 18/10/2022 tarihinden, dava tarihi 30/01/2023 tarihine kadar geçen sürede , davalı ve davacı Cari hesap ekstrelerine göre , Davalının davacıya 15.000,00TL ödeme yaptığı, Bu tarihler arasında davalının yaptığı ödemeler nazara alınarak hesaplama yapıldığında, Davacının Muavin Defter (Cari hesap ekstrelerine ) ve yasal defter kayıtlarına göre 131.106,97-15.000,00- 116.106,97 TL davalıdan alacaklı olduğu" hususları belirtilmiştir.
Toplanılan deliller kapsamında; davaya konu takip dosyasında alacağın sebebinin cari hesap alacağı olarak belirtilmiş ise de taraflar arasındaki ticari ilişkinin açık hesap şeklinde olduğu, esasen aralarında akdi ilişki bulunduğunun ihtilaflı olmadığı, ihtilafın davacı tarafından açık hesap ilişkisine konu edilen fatura içeriğinin davalıya teslim edilip edilmediği buna göre takibe konu bakiye borcun bulunup bulunmadığı hususunda olduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; fatura içeriği malların veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi, tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz.( ...
Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir.
Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir.
Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir.
...'nun 27.06.2003 tarih ve .... sayılı ilamında da açıklandığı üzere;
Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.
İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz.
Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir....
Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için ...
Anlatılan ilkeler kapsamında somut olay ele alındığında; taraflar arasında bayilik sözleşmesinden kaynaklanan ticari ilişki bulunduğu ve tarafların açık hesap ilişkisini benimsedikleri, davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmakla birlikte defter kayıtlarının aralarındaki akdi ilişkiyi ve açık hesaba konu faturaları içerdiği ve kayıtların kendi içerisinde birbiriyle uyumlu olduğu, davalı tarafın ise defter kayıtlarını ibrazdan kaçındığı, bu itibarla usulüne uygun tutulmuş davacı yan defterlerinin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi gerektiği, diğer yandan davalı tarafın ba formlarının davacının kestiği faturalar ile uyumlu olduğu , faturalara davalı tarafından TTK'nın 21/2. Maddesi kapsamında itiraz edildiğine dair bir kayda da rastlanılmadığı hep birlikte gözetildiğinde yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davacının takibe konu alacağını ispatladığı kabul edilmiştir.
Yapılan açıklamalar kapsamında; davacı yanın takip tarihi itibariyle takibe konu tutarda alacağı bulunduğu iddiasının ispatlandığı, bu bakımdan takibin devamı isteminin yerinde görüldüğü diğer yandan takipten sonra( davadan önce ve davadan sonra ayrı ayrı) ödemeler bulunmakta ise de davalı tarafından haftalık 1.000 TL şeklinde yapılan ödemelerin TMK'nın 2. Maddesine de uygun düşmediği ve hukuk düzenince korunmayacağı nazara alınarak talep gibi ödemelerin(dava öncesi ve sonrası ayrımına gidilmeksizin) infaz aşamasında icra müdürlüğünce nazara alınması yönünde davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Yine alacağın likit olduğu gözetilerek icra inkar tazminatına da hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle
1-Davanın KABULÜ ile; ... Esas sayılı takibine, davalı tarafından yapılan itirazın İPTALİNE, takibin aynı koşullarla devamına,
-Takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce infaz aşamasında nazara alınmasına,
2- Alacağın (131.106,97-TL'nin), %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 8.955,92-TL karar ve ilam harcından peşin ödenen toplam 1.583,45-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.372,47-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 20.977,12-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 179,90-TL Başvuru Harcı, 1.583,45-TL Peşin/nisbi Harcı, 2.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 158,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 4.421,35TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18A/13. Maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan ve suç üstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00-TL dava şartı arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı (Davalı e-duruşma) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/05/2024
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır