T.C. ...6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/775 Esas
KARAR NO : 2024/590
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 13/11/2023
KARAR TARİHİ : 23/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA
Davacı vekili dilekçesinde özetle, müvekkili ile dava dışı sigortalı arasında 18/02/2022 tarihinde .... .... .... Dairesinin .... .... .... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takiplerin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile yargılama gideri, vekalet ücreti ve faizin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili dilekçesinde özetle,
Müvekkili tacir olmadığından görevsizlik kararı verilerek dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, forklift hizmeti veren müvekkilin 08/04/2022 tarihinde davacının sigortalısına ait bir emtiayı forklift isimli iş makinesi ile bir antrepoya indirdiğini, buna ait kamera kayıtlarının mevcut olduğunu, kamera görüntülerinden emtianın müvekkili tarafından indirildiğini ve antrepo görevlileri tarafından gösterilen yere bırakıldığını, bu esnada herhangi bir zarar meydana gelmediğini, buna ek olarak müvekkilinin emtiayı indirdiği esnada kendine yanında çalışan 1 kişi, davacının sigortalısı emtianın maliki olan şirketin sorumlusu 2 kişi ve antrepo sorumlusu 3 kişi olmak üzere toplam 6 kişinin refakat ettiğini, olay esnasında ne davacının sigortalısının yetkililerinin ne de antrepo yetkililerinin müvekkilinin yaptığı işi takip etmekle görevlendirilmelerine rağmen herhangi bir tutanak tutmadıklarını, çünkü müvekkilin yaptığı işlem esnasında meydana gelen bir zarar olmadığını, müvekkilinin kusurunu ispata yarayacak hiçbir belge veya belgenin sunulmadığını, müvekkilin taşıma işinden 8 ay sonra bir rapor yazdırıldığını, sigorta şirketinin kendi eksperlerine hazırlattığı bu raporun delil niteliği olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte zarara müvekkilin sebep olduğu varsayılsa bile, davacının sigortalısının sözleşmeyi kiminle yaptığını ispat etmekle mükellef olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle reddine, aksi takdirde pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin kusurunun bulunmaması nedeniyle davanın esastan reddine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava; sigorta poliçesinden/haksız fiilden kaynaklanan rücuen tazminat tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasından önce dava şartları ve görev hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında tüm dava şartlarının oluşup oluşmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumundadır.
6100 sayılı HMK'nın "dava şartları" başlıklı 114. Maddesinin 1-c bendinde "mahkemenin görevli olması" hususu da dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görüleceği üzere dava şartlarından olan görev hususunun kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınması gerektiği açıktır.
Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarih olan 01/07/2012 tarihinden sonra açılmış olup, davanın ticari niteliği ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 Sayılı TTK ile getirilen düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekir.
6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK 'nın 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından, temyiz aşamasında Yargıtay tarafından re'sen incelenir.
Somut olayda; uyuşmazlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu itibarla davanın mutlak ticari dava niteliği söz konusu değildir. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olması için her iki tarafın tacir ve uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur.
Davalı şirketin tacir olduğu ve tüm iş ve eylemlerini ticari işletmesiyle ilgili olarak yaptığında tereddüt bulunmamaktadır. Buna karşılık davalı gerçek kişi olup, tacir sıfatını haiz olup olmadığı irdelenmelidir.
Davalının gerçek kişi olduğu, tarafların her ikisinin de tacir olmadığı anlaşılmakla mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla görevli ...Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Açılan davada HMK 114/1-c maddesinde düzenlenen "Mahkemenin görevli olması" dava şartı bulunmadığından HMK 115/2 maddesi uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde taraflardan birinin başvurusu halinde dosyanın GÖREVLİ ...ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23.10.2024
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ...
E-imzalıdır