T.C. ...6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/217 Esas - 2024/720
T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/217 Esas
KARAR NO : 2024/720
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 25/06/2020
KARAR TARİHİ : 06/12/2024
G.K. YAZILDIĞI TARİH : 23/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili BAM Öncesi dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..... ...... ..... A.Ş.'ye ihtarname çekildiğini, davalı şirketin 20.12.2019 tarihinde gönderdiği mailde davacıya 28.11.2008 tarihinde 21.341,00.TL. ödeme yapıldığının iddia edildiğini, ancak buna ilişkin dekont sunulmadığını, ödemeye ilişkin iddia kabul edilmemek kaydı ile söz konusu meblağda ödeme yapılmış olsa dahi bu ödeme davacının destekten yoksun kalma tazminatını karşılamaya yeterli bir meblağ olmadığını ileri sürerek, Trafik kazasında oğlunu kaybeden davacının, 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre, destekten yoksun kalma tazminat tutarları belirlenerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 20.000,00.TL.'nin kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Talep Artırım : Davacı vekili 26.11.2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile tazminat talebini 109.463,65 TL olarak belirlemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...Plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde 16745309 Y-0 nolu , 12.09.2008-12.09.2009 vadeli Zorunlu Mali Mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin poliçe sebebiyle sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, yaralanma ve ölümlerde poliçe kişi başına azami teminatın 125.000,00.TL olduğunu, dava konusu kazanın meydana gelmesinin ardından davacıların destek zararının tazmini için müvekkili şirkete başvurusu üzerine yapılan değerlendirme sonrasında davacıların toplam destek zararı babası İsa Taşpınar için 31.108,03.TL annesi Nafiye Taşpınar için 28.455,66.TL olarak tespit edildiğini ve %25 hatır taşıması indirimi yapılarak Nafiye için 21.341.TL, İsa için 23.331.TL olmak üzere toplam 44.672.TL. belirlenen zarar miktarı davacılar ile mutabık kalınarak 28.11.2008 tarihinde ödenerek destekten yoksun kalmasına ilişkin zararları tazmin edildiğini ve müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirdiğini, davacının dilekçesinde yer alan tarafımıza dekont sunulamadı iddiasını kabul etmediklerini, belgelerin bankalarca on yıl süreyle saklanması zorunluluğu getirildiğini, 28.11.2008 tarihinde yapılan ödeme dekontuna 10 yıl geçmesi nedeniyle müvekkili şirket tarafından ulaşılamadığını, bu nedenle davacının kötü niyetli beyanlarını kabul etmediklerini, kusurun belirlenmesi gerektiğini, davacıların karşılanmamış zararının kalıp kalmadığı hususunun, yaptıkları ödeme de dikkate alınmak ve güncellenmek suretiyle aktüer sıfatını haiz ve aktüerler siciline kayıtlı bilirkişi marifetiyle saptanması gerektiğini, hatır indirimi uygulanması gerektiğini, kazaya karışan araç "hususi" araç olup, bu bakımdan uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir
DELİLLER
-Balıkesir CBS’nın 21.11.2008 tarih ve 2008/9482 soruşturma, 2008/5777 K. Sayılı dosyası
- Trafik Kazası tespit tutanağı
- Nüfus Kayıt tablosu
-SGK Kocatepe sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi’nin 29.06.2020 tarihli cevabi yazısı (davacıya ödeme yapılmadığına dair)
-ZMMS poliçesi (...plakalı otomobilin 12.09.2008-12.09.2009 tarihleri arasında davalıya ZMMS poliçesi ile 125.000,00.TL. sakatlık/ölüm teminatı ile sigortalı olduğuna dair)
-Müteveffa ...’a ait SGK hizmet cetveli dökümü ve 15.09.2008 tarihli maaş bordrosu
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücünün neden olduğu tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının desteği ...’ın vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı sigorta şirketi, davacının destek zararının tazmini için davalı şirkete başvurusu üzerine baba İsa Taşpınar için 31.108,03.TL anne Nafiye Taşpınar için 28.455,66.TL olarak tespit edildiğini, %25 hatır taşıması indirimi yapılarak Nafiye Taşpınar için 21.341,00 TL, İsa Taşpınar için 23.331,00 TL olmak üzere toplam 44.672,00 TL olarak belirlenen zarar miktarında mutabık kalınarak 28.11.2008 tarihinde ödendiğini savunmuştur.
2918 sayılı KTK’nın 111. maddesinde, “Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.” düzenlemesi yapılmıştır. Bu maddede düzenlenen sürenin hukuki niteliği zamanaşımı süresi olmayıp, “hak düşürücü süre” olduğundan, kısmi ödemeyi kabul etmiş olan kişi, artık KTK’nin 109.maddesindeki zamanaşımı sürelerinden yararlanamayacak, iki yıllık hak düşürücü süreyi geçirmişse zararının kalan bölümünü dava edemeyecektir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre de; davadan önce yapılmış ödeme bulunması halinde ödeme tarihi itibariyle davalı tarafça gerçekleştirilen ödemelerin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bunun için, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödenen miktarın karşılaştırılması ve ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmeli, şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa, bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ile yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davalı tarafından yapılan ödemeye, hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak (güncelleme), hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir. Somut olayda, davalı sigorta şirketi vekili tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan belgelere göre, dava açılmadan önce destek ...'ın vefaı nedeniyle anne ..... ..... ..... K. sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dava dosyası Mahkememizin yeni esasına kaydı yapılıp incelenmiştir.
Bam kararı sonrası yapılan yargılama sırasında ;Taraf vekillerine dava konusu kaza nedeni ile ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilerek buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin mahkememize sunması için 2 hafta kesin süre verilmiş, Davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak dava konusu kaza nedeni ile ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilerek buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin mahkememize gönderilmesinin istenilmiş , yazılacak müzekkereye müzekkerenin tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde müzekkere ile istenilen belgelerin sunulmaması halinde dosyanın mevcut delil durumuna ve dosya kapsamına göre değerlendirileceğinin ve bu yönde ihtarat içerir muhtıra şeklinde müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. Akabinde Davalı sigorta şirketine yazılan müzekkereye cevap verildiği; verilen cevap doğrultusunda ..... ..... .... müzekkere yazıldığı, ödeme yapıldığına ilişkin belgeye rastlanamadığının belirtildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili en son celsede Davanın kabulüne karar verilsin şeklinde beyanda bulunmuş , davalı vekili ise Müzekkere cevabında ödemeye dair beyanlarımız sunmuş idik toplam 44.672,00 TL ödeme yapılmıştır, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, aktüer bilirkişiden rapor alınmıştır.
Bilirkişi raporu denetime ve dosya kapsamına uygun olmakla hükmün tesisinde esas alınmıştır.
TBK'nın 53.(818 sayılı BK madde 45) maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.
Ayrıca; Anne, babanın çocuğunun haksız fiil ve / veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, çocukların anne - babaya destek olduklarının karine olarak kabulü gerekmektedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 22.6.2018 tarih, Esas No: 2016/5, Karar No: 2018/6)
Zararı tazmin sorumlusunun tespiti yönünde ise; bilindiği üzere; 2918 Sayılı KTK'nın 91/1., 85/1., ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk sigortası Genel Şartlarına göre Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.(Bkz.Yargıtay HGK'nın 15.06.2011 Tarih ve 2011/17-142 E., 2011/411 K., 22/02/2012 Tarih ve 2011/17-787 E., 2012/92K. Sayılı ilamları) Bu anlamda bilindiği üzere; sigortanın sorumluluğu sigortalısının kusuru oranında ve poliçe teminat limiti ile sınırlı olmakla birlikte, sigorta, sürücü ve işleten meydana gelen zarardan müteselsilen sorumludur.
İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde; “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup, önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şartı aranmakta ise de sözleşmenin noter aracılığıyla yapılması şartı aranmamaktadır.
Haksız eylem nedeniyle bedensel zarara uğrayan şahsın, koşulları mevcut ise tazminat isteminde bulunması mümkün olup davaya konu olayda ölüm meydana geldiğinden, diğer bir anlatımla davacıların murisinin kaza nedeniyle vefat ettiğinden, eşi ve çocukları olan diğer davacıların destekten yoksun kalma maddi tazminatı talep etmeleri mümkündür.. Zira destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 53/III. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir" şeklinde hükme bağlanmıştır.Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, ölenin(desteğin) desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradığı kayıplara ilişkindir. Dolayısıyla 3. Kişilerin destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilmeleri TBK'nın 53. maddesi uyarınca ancak desteğin ölümü halinde mümkündür.(Aynı yönde bkz...... ..... .... Tarihli, Onama ilamı ve onama ilamına konu ilk derece ve istinaf ilamları)
Tüm dosya kapsamına göre;
11.10.2008 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında, davacının oğlu ...’ın içerisinde yolcu olarak bulunduğu ve davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı ve dava dışı İlbay Saraylı’nın sevk ve idaresindeki ...plakalı hususi otomobilin dahil olduğu tek taraflı trafik kazası neticesinde ...’ın vefat ettiği, mahkememizce aldırılan ve dosya kapsamın uygun olmakla hükmün tesisinde esas alınan Aktüer bilirkişi tarafından tanzim edilen rapor içeriğine göre; davacı Anne’nin hatır taşıması indirimi uygulanması halinde talep edebileceği destek tazminatının 109.463,65 TL olarak hesaplanmış olduğu, davacı desteğinin araç içerisinde yolcu olarak bulunup, kazanın gerçekleşmesinde herhangi bir kusurunun da bulunmadığı anlaşılmakla, davalı sigorta şirketinin davacının belirlenen zararını karşılamakla sorumlu kanaatine varılmıştır.
Davalı tarafça, davacıya dava tarihinden ödeme yapıldığı ve zararın giderildiği ileri sürülmüş ise de, buna ilişkin belge örneklerinin dosya içerisine sunulamadığı, davacı asilin mahkememizce isticvap edilerek alınan beyanında kendisine ödeme yapılmadığını belirtmiş olduğu, buna göre ödeme savunmasının ispat edilemediği anlaşılmakla, bilirkişi raporuyla belirlenen ve talep artırım dilekçesi uyarınca talep edilen tutar mahkememizce hüküm altına alınmıştır.
Dava tarihinden evvel davalı sigorta şirketinin temerrüde düşürülmemiş olduğu anlaşılmakla, davalının dava tarihi itibariyle temerrüde düşmüş sayılacağı kabul edilmek suretiyle, kazaya neden olan aracın niteliği dikkate alındığında hükmedilen tutarın yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş, mahkememizin ilk kararının sadece davalı tarafça istinaf edildiği , davacı tarafça istinaf edilmediği, istinaf ilamından sonra yapılan yargılama sırasında davacı tarafça talebin arttırılmasına ya da ıslahına yönelik ya da yeniden hesaplama yapılmasına yönelik farklı bir talepte bulunulmadığı anlaşılmakla, davalı lehine kazanılmış hak da gözetilerek davanın esasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜNE 109.463,65-TL'nin 25/06/2020 dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 7.477,46-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 373,87-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 7.103,59-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 54,40-TL Başvuru Harcı, 68,31-TL Peşin/nisbi Harcı, 305,56-TL Islah Harcı, 1.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 181,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 1.609,77TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/12/2024
BU BELGE, GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR