T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/230 Esas - 2025/194
T.C.
... TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/230 Esas
KARAR NO : 2025/194
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
DAVA TARİHİ : 13/05/2016
KARAR TARİHİ : 11/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili özetle; ciro silsilesi sonucu müvekkili şirketin eline geçen .... ..... ... ... ... ... nin iflasına karar verildiğini, davalı bankanın, Çek Kanunu kapsamında çek hesabı açarken göstermesi gereken özeni, basireti ve dikkati göstermediğini, çek karnesi verirken borçlunun mali tablosunu incelemediğini, çek karnesi isteyen firma hakkındaki icra dosyalarını dikkate almadığını, bunun yanında tüzel kişiliğe haiz olmaması sebebiyle çek hesabı açılmaması gereken adi ortaklık adına çek hesabı açarak müvekkilinin zararının oluşmasında belirleyici olduğunu, Bankanın bu eyleminin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin doğan zararlarını tazmin yükümlülüğü bulunduğunu, davalı bankanın, çek karnesi verdiği keşideciyi özenli şekilde araştırmadığını, mali tablosuna bakmadan kanunun kendisine yüklediği yükümlülüklere aykırı şekilde borçlu firmaya çek karnesi verdiğini, davalının, mali durumu elverişli olmayan ve de tüzel kişiliği olmayan adi ortaklığa 5941 sayılı kanuna aykırı olarak çek hesabı açması ve çek karnesi vermesi basiretli davranma ve özen yükümlülüğüne aykırılık oluşturduğunu, bu hususun Yargıtay içtihatları ile sabit olduğunu, yasadan kaynaklanan özen görevini yerine getirmeyen, gerek mali verileri, gerek hakkında icra takipleri gerekse tüzel kişiliğe haiz olmaması sebebiyle çek karnesi verilmemesi gereken adi ortaklığa basiretsiz ve özensiz davranışı sonucu çek karnesi veren davalı bankanın çeklerin karşılıksız çıkması ile müvekkili firmanın oluşan bu zararından kusuru sebebiyle sorumlu olduğunu, belirterek; davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL’nin işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili özetle; dava dışı iş ortaklığına çek karnesi verilmesinin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, Yargıtay İçtihatlarından da anlaşılacağı üzere, müşterek iş ortaklıklarına veya adi ortaklık adına çek karnesi verilebileceğini, bankanın, çek karnesi düzenlenmesi ve tahsis edilmesi sırasında mevzuatın kendine yüklemiş olduğu tüm özeni gösterdiğini ve basiretli davrandığını, müvekkili bankanın, ilgili mevzuat gereği tüm inceleme ve istihbaratı yaptığını, dava dışı şirket ortakları ile Hem Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası hem de Kredi Kayıt Bürosu kayıtları incelendiğini, kayıtlara güvenilerek ve şirket için sunulan belgelerin çek karnesi verilmesi için eksiksiz olduğu ve çek karnesinin verilmemesi yönünde olumsuz bir koşulun bulunmaması dolayısıyla çek karnesi düzenlendiğini, ayrıca, ... Ortaklığını kendisini oluşturan... İnşaat San. Tic. A.Ş ve ...Yapı A.Ş’den ayrı olarak düşünülmemesi gerektiğini, zira iş ortaklığını oluşturan firmalarla davalı bankanın uzun yıllardır çalıştığını, geçmiş mali durumları hakkında da bilgi sahibi olduğunu, bununla birlikte, dava dışı iş ortaklığını oluşturan firmaların 2011, 2012 ve 2013 yıllarına ait tüm çekleri ödenmiş olduğunu, gerek TCMB gerekse KKB nezdinde olumsuz herhangi bir kayıtları bulunmadığını, ayrıca gerek... İnşaat Şirketi gerekse ...Yapı A.Ş nin müvekkili banka dışında diğer birçok banka ile de çalışmış olduklarını, İş Ortaklığı kurulduktan sonra, dava dışı iş ortaklığının mali yapısında sıkıntılar yaşandığını ve çekleri ödenmemeye başladığını, davacının, müvekkili bankanın gereken özeni göstermediği iddiasını bir takım Yargıtay Kararlarıyla desteklemeye çalıştığını, ancak dava dilekçesinde bildirilen Yargıtay Kararlarının tamamı, sahte evrak, sahte nüfus cüzdanı ve sahte sair belgeler neticesinde çek düzenleyen bankaların sorumluluğundan söz etmekte olduğunu, dava ile benzer nitelik göstermediğini, zira, çek karnesi düzenlenen iş ortaklığının ortaklarının çek karnesi alırken düzenlemiş oldukları herhangi bir sahte belgenin söz konusu olmadığını belirterek; davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce 2016/450 Esas üzerinden yapılan yargılama sonucunda; 2016/450 Esas, 2021/247 Karar sayılı ve 09/03/2021 tarihli karar ile özetle; toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davalı bankanın kanunen üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, ilgiliden istemesi gereken belgeleri aldığı, davacının uğradığı zararda herhangi bir kusurunun bulunmadığı, borçlu ve davacı arasında ticari ilişkinin tarafı olmadığı, bankanın eylemiyle davacının uğradığı zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... BAM 22. HD'nin 2021/1479 Esas, 2024/183 Karar sayılı ve 04/03/2024 tarihli kararı ile özetle
"... 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesinin (1). ve (3). fıkrası hükümleri ve yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde ele alınarak bankanın kusur sorumluluğu üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmek gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına kaldırılması gerektiği" yönündeki gerekçe ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiği kaldırma ilamı ardından dosyanın işbu 2024/230 Esas kaydını aldığı görülmüştür.
Dava; davalı bankanın çek hesabı açılıp, çek karnesi verirken müşteriyle ilgili yasanın kendisine yüklediği inceleme ve araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle çek verilmemesi gereken müşteriye çek karnesi verilerek davacının zarara uğratıldığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davalı bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği noktasında toplanmaktadır.
Değinilen Bam kaldırma ilamı doğrultusunda dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bankacılık/finans uzmanı bilirkişiler tarafından tanzim edilen 25/10/2024 tarihli raporda özetle" ...Davalı bankanın çek hesabı açıp hesap sahibine çek yapraklarını teslim ederken yasanın kendisine yüklediği araştırma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği, ancak davacının da dava konusu olayda kendisine düşen araştırma ve özeni gösterdiği tespit edilemediğinden Sayın Mahkeme'nin takdir edeceği oranda müterafik kusur atfedilebileceği kanaatine varıldığı, davacının toplam zararının 227.910,00 TL olduğunun tespit edildiği, tarafların toplam zarar ile Sayın Mahkeme'nin takdir ettiği kusur oranı ile çarpımından elde edilecek tutardan sorumlu olması gerektiği, Davacının, alacağını işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ettiği görülmekte olup, bu konudaki takdirin münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğu," hususları belirtilmiştir.
Raporun dosya kapsamına ve bam kaldırma ilamına uygun düştüğü, yine bam kaldırma ilamında açıklandığı üzere ihtilafın çözümü için gerekli tespitleri karşıladığı görülmekle rapor hükme esas alınmış ise de kusur durumunun oransal tespiti bakımından aşağıda açıklanacağı üzere ek rapor alınmıştır.
07/01/2025 Tarihli ek raporda özetle " ...sektörel anlamda Bilirkişilik Heyet Üyelerinin kendi uzmanlık alanlarında" dava dosyası alacak hakkında, davalı ve davacının eşit oranda sorumlu olması gerektiği kanaatine varıldığı... " belirtilmiştir.
Konuya ilişkin 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2/1 fıkrası "Bankalar, çek hesabı açılması ile ilgili olarak bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını bu Kanun hükümlerine göre araştırırlar; ayrıca ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterirler." hükmünü haizdir.
Bir banka, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti v.s konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan çek karnesi vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise çek hesabının açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5941 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile mülga 6102 sayılı TTK'nın 18. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı göstermemek suretiyle birinci derecede ve daha ağır bir biçimde kusurlu olduğunun ve bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulü icap eder. Çekin hamili de ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır.
Bankalar güven kuruluşları olup, müşterilerine kredi kullandırır iken ya da somut olayda olduğu gibi çek koçanı teslim eder iken yasa, banka iç genelgesi ve olağan bankacılık uygulamalarının gerektirdiği özeni gösterip araştırma yaparak, koşulları taşıyan kişilere çek koçanı vermeleri gerekir. Banka açısından durum bu olmakla birlikte davacı gibi tacirlerinde kimin ile ticari ilişkiye girdiklerini, ilgilinin ödeme gücü ve ticari geçmişlerini araştırdıktan sonra ticari ilişkiye başlamaları zorunluluğu bulunmaktadır.
Davalı banka ile davacının yapması gereken araştırmaların belirlenmesi, hangi araştırmaların yapıldığı, hangi araştırmaların eksik bırakıldığını tespiti gerekir. Güven kurumu olan bankaların çek hesabı talep eden müşterisi hakkında istihbarat yapması, ödeme gücünü ölçmesi ve hesap açılır iken müşteri tarafından verilen belgelerin sıhhatini araştırması gerekir. Bu yeterli olmayıp bankacılık teammülleri ve yerleşik uygulamalara göre makul bir süre müşterinin bankaya tevdi ettiği mevduatın miktarı ve hesap hareketlerini takip etmeli, ayrıca müşterinin iş yerinde ziyaret edilmesi yolu ile müşterinin faaliyet konusu, iş hacmi, borç ödeme düzenini takip ve izlemesi gerekir. Kural olarak bankanın çek koçanı vermesi müşterinin ( İpek- ...İş Ortaklığının ) banka tarafından araştırılması gerekmektedir.
Değinilen ilkeler ve istinaf ilamı doğrultusunda dosyamız kapsamında alanında uzman bankacı bilirkişiler marifetiyle yaptırılan inceleme neticesinde tanzim edilen kök raporda özetle bankanın araştırma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği ve kusur olduğu tespit edilmiş, yine davacınında olayda müterafik kusurunun bulunduğu belirtilmiş ancak oransal kusur tespiti yapılmamıştır. Bilirkişilerce Daire Başkanlığı'nın rehber ilkelerine atıf yapılarak oransal kusur tespiti yapılmadığı belirtilmiş ise de; meydana gelen zarara ilişkin davalı bankanın kusuru yanında davacının da müterafik kusurunun bulunduğu gözetilerek Yüksek Mahkeme Yargıtay'ın konuya ilişkin istikrar kazanan kararları çerçevesinde tarafların kusur durumlarına ilişkin bilirkişi raporu alınması gerekmiştir.(Bkz. Y. 11 HD.2015/13317 E., 2016/3073 K.,21.03.2016 T. Yine kusur oranı belirlenmesi hususunun bilirkişi tespiti gerektirdiği yönünde; Y. 11. HD. 2013/7449E., 2013/22651K., 11/12/2013 T. Sayılı kararları incelenebilir.)
Açıklanan minvalde oransal kusur durumunun tespiti için alınan ek rapor doğrultusunda tarafların eşit oranda kusurlu oldukları tespit edilmiştir. Tespitin denetime elverişli olduğu, dosya kapsamına uygun düştüğü ve Mahkememizce yapılan değerlendirme bakımından da tarafların ihmali davranışlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde her iki tarafın da zararın doğmasında ağır tedbirsizlik ve özensizlik gösterdikleri bir tarafın kusurunu, diğer taraftan daha fazla tutmanın mümkün olmadığı, eşit kusurlu oldukları kanaatine varılarak, mahkememizce de raporda değinilen %50-50 kusur dağılımına iştirak edilmiştir.
Anlatılan ilkeler ışığında somut olay ele alındığında davalı bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve bu nedenle zararın gideriminden sorumlu olduğu, bununla birlikte hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda tespit edilen toplam 227.910,00 TL zarar tutarından davacı yanın kusuruna tekabül eden %50 oranında indirim yapılması gerektiği kanaat edilmiştir. (Özen yükümlülüğünün ihlali değerlendirmesi ve kusur indirimi hususlarında aynı yönde Ank Bam 22. HD. 2020/785 E., 2023/332 K., 13/03/2023 T. Sayılı ilamı incelenebilir.)
Yapılan açıklamalar kapsamında davalı bankanın kusur sorumluluğuna bağlı olarak; tespit edilen zararın yarısı oranında 113.955,00 TL'nin tazmini gerektiği anlaşılmakla talep artırım dilekçesi doğrultusunda bu tutar üzerinden davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle
1-Davanın Kabulü ile; 113.955,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 13/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken toplam 7.784,27-TL karar ve ilam harcından, daha önceden peşin ödenen toplam 1.958,19-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.826,08-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 29,20-TL Başvuru Harcı, 29,20-TL Peşin/nisbi Harcı, 1.928,99-TL Islah Harcı, 17.250,00-TL Bilirkişi ücreti, 509,90-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 19.747,29TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/03/2025