T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
... TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/232 Esas
KARAR NO : 2025/147
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/04/2024
KARAR TARİHİ : 25/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin.... ... ... Esas sayılı icra takibinde borçlu olarak gösterildiğini, ancak takibin dayanağı olan senette bulunan imzanın davacı şirket yetkililerine ait olmadığını, takibe konu senetteki imzaya açıkça itiraz ettiklerini, davacı şirkette şu zamana kadar yalnızca ... ve ...'nın imza yetkisi bulunduğunu, bilirkişi incelemesi sonucunda imzanın ... ve ...'ya ait olmadığının çok net anlaşılacağını beyanla davacı şirketin borçlu olmadığının tespiti ile .... ... .... Esas sayılı icra takibinin iptaline ve kötü niyetli ve ağır kusurlu olması sebebiyle de davalı tarafın takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 13/06/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle: Davaya konu senedin keşidecisinin.... .... .... şirketi olduğunu, davacının ise senedin kefili olduğunu bu sebeple aktif husumet ehliyeti olmadığını, menfi tespit davasını ancak senedin keşidecesinin açabileceğini, senedin keşidecisi ve müvekkili arasında akdedilmiş bulunan sözleşme uyarınca alman hukuku ve alman mahkemelerinin yetkili olduğunu, aktif husumet ehliyeti yokluğu ve yetkisizlik sebebiyle davanın usulden reddine, muhakeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; imza itirazına dayalı olarak kambiyo senedinden ve senede dayalı başlatılan icra takibinden borçlu olunmadığına dair menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı yan özetle takibe dayanak senette davacı şirket adına yer alan imzanın şirket yetkililerine ait olmadığını ileri sürmüştür.
Davaya konu .... .... .... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; takip dosya alacaklısının davalı şirket olduğu, dosya borçlusunun davacı şirket olduğu, takibin 10.000,00 Euro asıl alacak, 1.206,58 Euro işlemiş faiz olmakla toplam 11.206,58 Euro toplam alacak üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip usulünce başlatıldığı, takibin dayanağı olarak 02/08/2022 Tanzim, 02/11/2022 vade tarihli, 10.000,00 Euro bedelli senedin gösterildiği görülmüştür.
Takibe dayanak senet incelendiğinde senedin ön yüzünde borçlu başlıklı bölümde dava dışı.... .... .... şirketinin yer aldığı müşterek borçlu ve müteselsil kefil başlıklı bölümde ise davacı şirket ünvan adres ve altında şirket kaşesi ile imza yer aldığı, senet lehtarının davalı şirket olduğu, senedin 02/08/2022 tanzim, 02/11/2022 vade tarihli ve 10.000,00 euro bedelli olduğu görülmüştür.
Bilindiği üzere TTK'nın 778.maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 701. ve 702/1. maddeleri gereğince, keşideci şirket kaşesi üzerindeki imza dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Bu nedenle davacıya isnat edilen imza TTK 701 ve 702/1 maddeleri uyarınca aval hükmündedir.
Öte yandan davalı vekili ilk olarak 10/09/2024 tarihli beyan dilekçesinde ve aynı tarihli ön inceleme duruşması beyanında; taraflarınca davaya konu icra dosyasından feragat edildiğini bu nedenle davacı yanın eldeki dava için hukuki yararının kalmadığını beyan etmiştir.
Davacı vekili ise 11/09/2024 tarihli beyan dilekçesinde özetle; alacaktan vazgeçmeyen ve sadece icra takip dosyasından vazgeçen davalı şirketin halen yeni bir takip yahut dava açabilmekte olduğunu, davacı yanın halen icra tehdidi altında olup hukuki yararının devam ettiğini beyan etmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; alacak iddiasına ilişkin esas haktan feragatin açık bir şekilde yapılması gerekli olup, hakkın özünden değil sadece takipten feragat edilmesi halinde, takipten feragat edilmesine rağmen esas hak, hukuki varlığını korumaya devam ettiğinden alacaklının tahsil amacıyla dava veya yeniden icra takibi yoluna başvurabileceği açıktır. Böyle bir durumda borçlu tarafından açılmış olan menfi tespit istemli davanın konusuz kaldığından veya hukuki yararın ortadan kalktığından söz edilemez.
Bununla birlikte somut olayda ise davalı vekili 25/12/2024 tarihli beyan dilekçesinde özetle; icra dosyasına dayanak senetten kaynaklı alacaktan ve buna ilişkin taleplerinden de feragat etmiş olduklarını, senedin davacıya veya diğer borçlu keşideciye teslim edilmesi hususuna bir itirazlarının da bulunmadığını açık şekilde belirtmiştir.
Davalı vekilinin anılı beyanının davacı yönünden hakkın özünden feragat niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir.
Hal böyle olunca eldeki davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır.
Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olgu nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir.
Böyle bir durum söz konusu olduğunda mahkemenin yargılamaya devam etmesine gerek yoktur. Bu durumda mahkemenin bir tespit hükmü niteliğinde olmak üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerekir. Dava konusu hakkın davacıya ödenmesi, verilmesi ya da müdahalenin kaldırılması, davacı ve davalı sıfatının birleşmesi, yeni çıkan bir kanun veya Anayasa Mahkemesi kararı ile ya da kişiye sıkı sıkıya bağlı ve mirasçılara geçmeyen bir hakka ilişkin davalarda taraflardan birinin ölümü gibi nedenlerle dava konusuz kalabilir.
Yine 6100 Sayılı HMK'nın 331. Maddesi uyarınca davanın konusuz kalması nedeniyle esastan karar verilmeyen hallerde davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin takdir edileceği düzenlenmiştir.
Diğer yandan alacaklının takipten/alacaktan feragat etmesi durumu, davacı/borçlunun tazminat(İİK 72/5. Maddesine dayalı kötüniyet tazminatı) isteminin incelenmesini engellemez.Aksinin kabulü halinde itiraz üzerine haklı olmadığını anlayan tarafın, talebinden vazgeçmek suretiyle aleyhine tazminata hükmedilmesini engellemesi gibi kabulü mümkün olmayan bir durum çıkar (HGK.nun 16.10.1996 tarih, 1996/1601-711, HGK.nun 21.03.2001, 2001/266 sayılı kararları).
Bir dava konusuz kaldığında, mahkemece, tahkikat tamamlanarak dava tarihi itibariyle tarafların haklılık durumunun saptanması, davacının haklı ve davalının takibe başlarken kötüniyetli olup olmadığı belirlenip, davalının haksız ve kötüniyetli olarak takip yaptığının anlaşılması halinde, davacının kötüniyet tazminatı talebinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19 HD'nin 2018/1880 esas, 2019/4366 karar sayılı, 16/09/2019
Tarihli emsal kararı)
Anlatılanlar ışığında somut olay ele alındığında, davanın esası yönünden konusuz kaldığı anlaşılmakla birlikte, dava dilekçesine konu tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede imza itirazına binaen; 6100 Sayılı HMK'nın 211. Maddesinde düzenlenen sıralama da nazara alınarak; mahkememizce davacı şirket(yetkililerinin) isticvap olunması ve imza örneklerinin mahkeme huzurunda alınması bakımından aadreslerine binaen talimat yazılmasına karar verilmiş ve ispat yükü nazara alınarak öncelikle davalı yana gerekli delil avansının yatırılması için süre ve imkan tanınmış yine yatırılmaması halinde HMK'nın 324/2. Maddesi uyarınca diğer tarafça da avansın yatırılabileceği hususu ihtar edilerek, 17/12/2024 tarihli celsede davacı yana da süre ve imkan tanınmıştır. Dosya kapsamında iki tarafça da avans yatırılmamış olup mahkememizce imza incelemesi(sahtecilik incelemesi) yapılmasına imkan tanınmadığı gözetilerek, davalının takipte kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı kanaatiyle davacı yanın kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Yapılan açıklamalar kapsamında sonuç olarak; davanın konusuz kalması sebebiyle, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, dosya delil durumuna göre davalının takipte kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir. Tarafların haklılık durumu ve yargılama giderlerinin paylaştırılması yönünden ise; dava açıldıktan sonra davaya konu takipten ve alacak hakkından vazgeçme bulunduğu gözetilerek dava açıldığı tarihte davacı haklı görülmekle, harç ve diğer yargılama giderleri davalı üzerinde bırakılmış ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Vekalet ücreti takdirinde, davalı vekilinin feragat husundaki ilk beyanının ön inceleme tutanağının imzalanmasından önce sunulduğu görüldüğünden Tarifenin 6. Maddesi uyarınca nispi ancak yarı oranda hesaplama yapılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Dava konusuz kaldığından Esas Hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına,
2-Davacı yanın İİK'nın 72/5. Maddesine dayalı kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40- TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 6.694,37-TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 6.266,77-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca ve 6. Maddesi nazara alınarak nispi ancak yarı oranında hesaplanan 31.359,93-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından harç masrafı olarak yapılan (iadesine karar verilen kısım düşüldükten sonra kalan) 615,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 30-TL Tebligat, 120 TL Posta masrafı, 2 TL kep masrafı ve 25 TL dosya masrafı olmak üzere toplam 177,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı (e-duruşma) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/02/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza