T.C. ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/324 Esas - 2025/21
T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/324 Esas
KARAR NO : 2025/21
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/05/2024
KARAR TARİHİ : 15/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/01/2025
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA
Davacı vekili dilekçesinde özetle, davacı şirket vekili 12.05.2022 tarihli dava dilekçesinde özetle davalı .... ..... ... ... ... ... herhangi bir sözleşme düzenlemeksizin aynı birim fiyat ve şartlarda 6 ay uzatıldığını; hizmet alım sözleşmesi kapsamında müvekkil şirketin 1164 personel çalıştırdığını, 4857 sayılı İş Kanunun 30/1 maddesine göre aynı il sınırları içerisinde elli veya daha fazla işçi çalıştıran işverenler çalışanların %3'ü kadar engelli personel çalıştırmakla yükümlü olduğundan, sözleşme süresince 24 engelli personel çalıştırıldığını; İş Kanunu m. 30'da, “Özel sektör işverenlerince bu madde kapsamında çalıştırılan 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi engelli sigortalılar ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Kanunun 14üncü maddesinde belirtilen korumalı işyerlerinde çalıştırılan engelli sigortalıların, aynı Kanunun 72inci ve 73üncü maddelerinde sayılan ve 78inci maddesiyle belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı, kontenjan fazlası engelli çalıştıran, yükümlü olmadıkları halde engelli çalıştıran işverenlerin bu şekilde çalıştırdıkları her bir engelli için prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 506 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi ve sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarın ödenmiş olması şarttır. Bu fıkraya göre işveren tarafından ödenmesi gereken primlerin geç ödenmesi halinde, Hazinece Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemenin gecikmesinden kaynaklanan gecikme zammı, işverenden tahsil edilir. Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. Bu fıkrada düzenlenen teşvik, kamu idareleri hariç 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılara ilişkin matrah ve oranlar üzerinden olmak üzere, 506 sayılı Kanunun geçici 20nci maddesi kapsamındaki sandıkların statülerine tabi personeli için de uygulanır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken belirlenir” şeklinde hüküm bulunduğunu ve böylece engelli personel çalıştırılması için teşvik primi uygulamasının özel sektör işverenleri için getirildiğini; buna karşın Kamu İhale Genel Tebliği ile bu husus yok sayılıp, kanuna aykırı düzenlemeyle ihale makamlarınca kurum zararı gösterilip, yüklenicilerin bu haktan yararlanması iki yöntemle engellendiğini; birinci olarak Tebliğe eklenen 78.28.madde ile "İstekliler tekliflerini hazırlarken 4857 sayılı İş Kanunun ilgili maddelerinde düzenlenen sorumluluk çerçevesinde engelli işçi çalıştıracaklarını beyan etseler dahi, tekliflerin eşit koşullarda değerlendirilmesini sağlamak amacıyla tekliflerin değerlendirilmesinde bu durum dikkate alınmayacak, bütün istekliler tekliflerini olağan işçilik bedelleri üzerinden vereceklerdir. Ancak işin yürütümü sırasında yüklenicinin engelli işçi çalıştırması durumunda, yükleniciye fazla ödeme yapılmasını engellemek amacıyla 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Hizmet Alımlarında Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esaslar gereğince, engelli işçi çalıştırma nedeniyle Hazine tarafından karşılanan prim tutarı, idarece yüklenicinin hakedişinden kesilecektir" denilen düzenleme ile ikinci olarak da, yine Tebliğin aynı maddesinde 16.08.2014 tarihinde yapılan değişiklikle; "İsteklilerin aynı il sınırları içerisinde birden fazla iş yerinin bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, ihale dokümanında aynı il bazında elli veya daha fazla işçi çalıştırılmasının öngörüldüğü ihalelerde 4857 sayılı İş Kanununda belirtilen asgari orana uyulmak kaydıyla idarece tespit edilen engelli işçi sayısı ile bu işçilerin tabi olacağı ücret grubu idari şartnamenin ilgili maddesinde belirtilecek ve bu işçiler için birim fiyat teklif cetvelinde ayrı satır açılacaktır. İdareler tarafından İş Kanununda belirtilen asgari oranının üzerinde engelli işçi çalıştırılmasını öngören düzenleme yapılması da mümkündür. İstekliler tarafından ihale dokümanında öngörülen engelli işçi sayısı ve bu işçiler için Hazinece karşılanacak prim teşvik tutarları dikkate alınarak teklif bedelleri oluşturulacaktır. İlgili mevzuatında engelli işçi çalıştırılmasını kısıtlayan hükümler saklıdır" denilerek, bu şekilde kanunlar hiyerarşisine aykırı şekilde ve tebliğ ile kanuna aykırı düzenleme yapılarak gerçekleştirilmekte olduğunu; böylece bu tebliğ hükmü gereği 4857 ve 6518 sayılı yasalara aykırı olarak teşvikten yararlanmasını engelleyecek şekilde müvekkilinin hakedişlerden de (yukarıda açıklanan ikinci yöntemle) kesinti yapıldığını; oysa kanunla koruma altında olan ve Hazinenin sağladığı prim teşvik desteğinin tebliğle yok sayılamayacağını, normlar hiyerarşisine göre tebliğin kanuna aykırı olamayacağını, açılan davalarda da mahkemelerin bu hususu belirlediklerini ve emsal kararların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini; müvekkili ile yapılan sözleşmede de ihale makamına sunulu Birim Fiyat Teklif Cetveli'nde davalı kurum tarafından ayrı satır açılmak suretiyle, engelli teşvik prim indirimi düşürtülerek teklif alındığını, düz işçi ile engelli işçi arasındaki teklif farkı 16.08.2014 tarihli Kamu İhale Genel Tebliğini Değiştiren Tebliğin 5.maddesi gereği zorunluluk haline getirilerek müvekkilinin Hazine desteği almasının sözleşmenin başında engellendiğini, oysa kanunun belirlediği sayıda engelli çalıştırıldığını, kanuna aykırı tebliğ hükmüne uyularak yararlandırılmayan destek sebebi ile idare tarafından hak ediş ödemelerinin eksik yapıldığını, bu nedenle kanuna aykırı şekilde müvekkili şirketin devlet desteğinden kaynaklanan alacağının hesaplanıp avans faiziyle iade edilmesinin yasa ve hakkaniyet gereği zorunlu olduğunu belirterek; müvekkil şirketin yararlandırılmadığı engelli sigorta teşvik alacağından fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı tutularak şimdilik 1.000-TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili dilekçesinde özetle, usule ilişkin itirazlarını sunduktan sonra esasa ilişkin olarak özetle davaya konu edilen hususla ilgili müvekkili şirketin bir kusuru bulunmadığını, bu nedenle de davacının hukuksal dayanaktan yoksun davasının reddinin gerektiğini, zira dava dilekçesinde ileri sürülen hususlar incelenmiş olup, müvekkili şirket kayıtlarında davacı tarafça iddia edildiği gibi idareleri ile davacı şirket arasında imzalanan 15.12.2015 tarihli sözleşme sözleşme kapsamında çalıştırılan 24 engelli personelin hakedişlerinden herhangi bir kesinti yapılmayıp, engelli teşvik priminden yararlanmadığının anlaşıldığını, davanın öncelikle bu nedenle reddi gerektiğini; ayrıca davalı .... ..... .... Müdürlüğü'nün 13.06.2024 tarihli yazısı ve ekinde de Mart-Eylül 2016 tarihleri arasında hak ediş ödemeleri esnasında yüklenici firmadan asgari ücret destek kesintisi yapıldığını; Eylül 2016 hakediş ödeme belgeleri içinde bulunan hakediş icmalinde, belirtilen dönemde hakediş ödemesi yapılırken personelin engelli, engelli olmayan personel şeklinde ayrımı yapılmadan hak ediş ödemesi gerçekleştirilip, kesintinin toplam hak ediş ödemesi üzerinden yapıldığı anlaşılmakta olduğunu; belirttikleri hususlar saklı kalmak kaydıyla böyle bir kesinti olsaydı dahi davacının taleplerinin yine de hukuksal dayanağı olmayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, engelli teşvik primi talebine ilişkindir.
.... .... ... ... ... ... K. Sayılı onama kararına konu ... .... .... .... .... ... K. Sayılı kararında, Taraflar arasındaki ihtilaf; ihale kapsamında çalışacak engelli personeller (engelli olmayan personellere oranla daha düşük birim fiyat teklif edildiği) ile diğer personeller arasında Hazinece karşılanacak prim teşvik tutarları oranında birim fiyat teklif farkı bulunması nedeniyle yani daha teklif aşamasında Hazinece karşılanacak prim teşvik tutarları indirilmek suretiyle engelli çalışanlar için istekli tarafından daha düşük teklif verilmesi nedeniyle belirlenen ihale bedeli sonucunda davacının zarara uğrayıp uğramadığı, zarara uğramış ise bunu davalı idareden talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda sözleşme ve eki idari şartnameler incelendiğinde; Sözleşmenin birim fiyatlı olduğu, her bir iş kalemi için yüklenici tarafından ayrı ayrı teklifte bulunulacağı, şartnamenin 25 maddesi gereği tekliflerine sigorta dahil tüm giderleri dahil edeceklerini ve bu konudaki tüm mali ve hukuki sorumluluğunun yüklenicide olduğu konusunda anlaştıkları görülmektedir. Buna göre yüklenici basiretli bir tacir olarak ihale dökümanlarını inceleyip engelli işçilere yönelik iş kalemi yönünden bunun bilincinde olmak sureti ile teklif verdiğinin kabulü gerekmektedir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin eki olan idari şartname 6100 sayılı HMK'nın 193. maddesine göre delil sözleşmesi niteliğinde olup mahkemelerce görevi gereği kendiliğinden gözetilmesi gerekir.
Bilirkişi raporlarından; engelli personeller nedeniyle düşen maliyetin önceden öngörülerek fiyat teklifinin yapıldığı, buna göre ihale sözleşmesinin imzalandığı anlaşılmaktadır.
Tacir olan davacıların basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülükleri bulunduğu, sözleşmeyi ve eki niteliğindeki şartnameleri içeriğini bilerek sözleşmeleri imzaladıkları, davalının sözleşme ve şartname gereği bu konudaki tüm hukuki ve mali sorumluluğu üzerine aldığı, davalı idare tarafından hakedişlerden yapılmış bir kesinti bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece bilirkişi raporlarına yanlış anlam verilerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ancak yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HMK'nun 353/1.b-2 maddesi gereğince, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak "davanın reddi" yönünde yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur., şeklinde karar Yargıtayca onanmıştır.
Dosyamız arasına sözleşme ve ödemelere ilişkin kayıtlar alınıp, bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmıştır.
Bilirkişi incelemesinde de Yargıtay'ın son dönem hakedişlere itirazi kayıt konulmaması ve basiretli tacir gibi hareket edilmesi gerektiği, ihale şartnamesinde tutarların sabit olduğunu, şeklinde değerlerdirme yapılmıştır.
Dosyamıza kazandırılan belgelerden, davacı ile davalı idare arasında sözleşmenin 21.3.1 maddesinde a) istekliler sözleşme kapsamında çalıştıracağı toplam 832 işçiye aylık brüt asgari ücretin %30 fazlası hesaplanarak ödeme yapılacaktır.
Taahhüdün (ilave işler nedeniyle meydana gelebilecek artışlar dahil) yerine getirilmesine ilişkin sigorta, vergi, resim, harç v.b. Diğer giderlerin tamamı sözleşme bedeline dahildir. Bu gider kalemlerinde artış ol
ması ya da benzeri yeni gider kalemlerinin oluşması hallerinde, teklif edilen fiyatın bu tür artış ya da farkları karşılayacak payı içerdiği kabul edilecektir, şeklinde hüküm bulunduğu anlaşılmıştır. Hakedişlere de davacı tarafından itirazi kayıt konulmamıştır. Bu haliyle Yargıtay kararları doğrultusunda sözleşme hükümleri gereğince davacının açtığı davanın reddi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 187,80-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15.01.2025