T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/524 Esas - 2025/202
T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA
... GEREKÇELİ KARAR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/524 Esas
KARAR NO : 2025/202
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/06/2018
KARAR TARİHİ : 12/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA
Davacı vekili dilekçesinde özetle, müvekkilinin ... ... ... ... ... ... üye işyeri sözleşmesi imzalandığını, müvekkil şirketin müşterileri tarafından yapılan ödemelerin davalı banka şubesince tahsil edildiğini, davalı banka ile 02.07.2013-13.08.2013 tarihleri arasında 595 müşteriden toplam 621 adet işlemde 1.849.486,00 TL tahsilat sağlandığını, davalı bankanın yaklaşık olarak %10 civarında müşterinin itirazı üzerine, müvekkilin hesaplarının tamamına bloke koyduğunu, müvekkil hesaplarına bloke konulmasıyla yeni tahsilatlar yapılamadığı gibi mevcut paraları da kullanamadığı için kilitlendiğini, diğer bankalarda da sırf bu bloke işlemi nedeniyle Üye işyeri Pos anlaşması yapamadığını, müvekkilin bu süreçte tüm çeklerinin yazıldığını, takipler açıldığını, müvekkilinin davalı bankanın bloke işlemi nedeniyle ağır maddi zarara maruz kaldığını, maruz kalınan zarar hesaplanarak (munzam zarar ve diğer haklar saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 10.000,00 TL alacağın ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müvekkile ödenmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili dilekçesinde özetle, müvekkili bankanın dışında davacının diğer bankalarla da çalıştığının bilindiğini, davacı yaptığı devre mülk satışlarında mail order sistemini kullandığını, müvekkil ile davacı arasında 13.06.2013 tarihli üye işyeri ve bonus imzalandığını, işbu sözleşme kapsamında tahsis edilen POS cihazı davacı müşterilerinde gelen yoğun şikayet üzerine 07/08/2013 tarihinde kullanıma kapatıldığını, gelen itirazlar karşısında gelebilecek chargeback talepleri nedeniyle müvekkil bankanın ödeyeceği tazminatlar nedeniyle hesapları üzerine tedbiren bloke konulduğunu, uluslararası Visa ve Master Card kuralları uyarınca ürün hizmet satışlarında satış tarihinden itibaren 540 gün boyunca, kart hamili bankalarınca üye işyeri bankasına chargeback talebinde bulunma hakkı bulunduğunu, işte bu nedenle mail order yoluyla davacı hesabına geçen satış bedellerinin üzerine bloke uygulanarak davacının tasarrufuna kapatıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Mahkememizce verilen... .... ... ... ... ... Karar sayılı ilamı ile kaldırılarak yeniden görülmesi için Mahkememize gönderilmiş, Mahkememizde 2024/524 Esasına kaydı yapılmıştır.
Dava; davacı ile davalı banka arasında imzalanan üye işyeri sözleşmesi kapsamında davalı bankanın davacının hesabına bulunan paraya bloke konulması nedeniyle oluşan maddi zararın tazminine yönelik maddi tazminatı davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu "C) Tacir olmanın hükümleri
I - Genel olarak
MADDE 18- (1) Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla da yükümlüdür.
(2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." hükümlerini haizdir.
Yargılama sürecinde tarafların gösterdiği deliller toplanılmış, bu kapsamda ... .... ... ... ... ... kurallarına göre küsur takdiri her ne kadar sayın mahkemeye ait ise de, davacının mail-order yoluyla yapmış olduğu satışlar nedeniyle kusurlu bulunduğu değerlendirilmektedir, ANCAK somut olayda davalı bankanın da abartılı bir şekilde hesapta bulunan tüm mevduata bloke koymakla müterafik kusurlu olduğu İfade edilebilinir. Sayın mahkemece özellikle oluşan Chargeback nedeniyle davalı bankanın ölçüsüz olarak yapıjmş olduğu blokenin hak ve nefaset kurallarına aykırı olduğunun kabulü durumunda, bavacı aşağıda belirtilen alacak kalemlerini davalı bankadan talep edebileceği kanaatii edinildiği, davacının hesaplanan alacağı ve mahrum kaldığı gelirin asıl alacak (anapara): 66.003,58 TL, İşlemiş faiz/Gelir kaybı: 200.109,74 TL toplam alacak: 266.113,32 TL olduğu, mahkemece raporun benimsenmesi halinde, davacı dava tarihi itibariyle asıl alacak tutan 66.003,58 TL yıllık %9,75 oranında ve devamında 3095 sayılı yasanın 2/2 m. hükmü uyarınca değişen oranlarda basit usûlde işleyecek temerrüt faizi (avans faizi) ve bunun %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte davalı bankadan talep edilebileceği bildirilmiştir.
Mahkememiz dosyasında istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Mahkememiz kararın kaldırılarak yeni esasına kaydı yapılmıştır.
Bozma sonrası alınan 24/06/2022 tarihli bilirkişi raporundan özetle, Huzurdaki davada; bankacılık ürünlerinin yoğun biçimde kullanıldığı, kimi zaman karmaşık operasyon gerektiren, kimi zaman ulusal boyutu aşıp uluslararası işlemlere yer verilen muameleleri içeren hususlar yer almaktadır. Hesap açılması, para çekilip yatırılması vb gibi klasik bankacılık uygulamalarının yanında kuralları tamamiyle uluslararası çerçevede belirlenmiş, lisansı, yönetimi vs. dünya ölçeğinde çok büyük olan kuruluşlarca yürütülen kredi kartı işlemleri günümüzde hayatın her alanına girmiş olup, temelde ve gelecekte nakit kullanımının ortadan kaldırıldığı, kayıt dışılığın önlendiği, yasa dışılığın en aza indirildiği bir ortama zemin hazırladığını, anılan nedenlerle sözü edilen kredi kart uygulamaları son derece sıkı kurallara bağlanmış olup, kuralların uygulanmasını ve sorunların çözülmesini teminen yeterli zaman belirlenmesi de dikkat çekmektedir. Huzurdaki dava dikkate alındığında, taraflar arasındaki işbirliğinin başlangıçtan itibaren bazı hususlarda sorun içerdiği gözlenmektedir. Öncelikle davacı firmaya POS tahsis edilmesi zamanlamasının sıkıntılı olduğu düşünülmektedir. Yeni kurulmuş bir firmaya faaliyet süresi henüz altı ay civarındayken davalı tarafından POS tahsis edilmesinin basiretli davranma kuralına tezat teşkil ettiği, ardı sıra son derece riskli olan mail order işlemine izin verilmesinin de problemi derinleştirdiği gözlenmektedir. Bu işlemler sırasında başlangıçta önleminin alınması, sonrasında abartılı bir şekilde güveni ortadan kaldıran gelişmelerin önüne geçilmesi hedeflenip, örneğin, tahsis sırasında farklı teminatlarla ticari ilişkinin sağlam temellere oturtulması gerektiği kanaati taşınmaktadır. Nitekim POS tahsisi ile birlikte davacı firma çok büyük bir işlem hacmine erişmiş, bu işlem hacminde doğal olarak sonradan ortaya çıkan itirazlar gündeme gelmiş ve davalının çok kısa süre içinde hesaba bloke uygulaması karşısında davacı talep edilen güvenceyi tesis etmemiş; sonuçta karşılıklı güvensizlik ortamının olumsuz anlamda gelişmesi ile taraflar birbirlerinin taleplerini karşılamaz noktaya gelmişlerdir. Dosya incelendiğinde "basiretli hareket" etme anlayışında her iki tarafında eksikliklerinin mevcut olduğu düşünülmektedir. Davacı, davalı tarafından istenen itiraza konu belgeleri karşı tarafa sunmamıştır. Anlaşıldığı kadarıyla, davalının konu hakkında gecikmeli de olsa talep ettiği teminat verme konusuna da olumlu yaklaşmamıştır. Davalı ise hesabın üzerine bloke uyguladıktan ve itirazları riske girmeden, mali olarak karşıladıktan sonra, hesap ve POS işlemleri üzerinde haciz, harcama itirazı vb olumsuz taleplerin çok artmadığını görmesine karşın, tüm hesabı bloke altında tutarak olumsuzluğun azaltılması yolunu seçmemiştir. Hesap üzerine işlenen hacizler incelendiğinde, bloke süresinin uzamasına paralel olarak haciz bildirimlerinin arttığı; başlangıçta konulan hacizlerin hesap bakiyesine kıyasla son derece düşük tutarlarda olduğu gözlenmektedir. Sektörde, uygulamada risk algılaması anlamında bir değerlendirme bulunmamaktadır. Dolayısı ile davalının azami bloke miktarını, gerçekleşen riske oranla belirli katlarda gerçekleştirmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Davalının burada geçmişte karşılaştığı sorunlardan yola çıkarak ölçülü bir bloke yoluna gitmesi gerektiği kanaati taşınmaktadır. Hakların kullanımında ve borçların edasında dürüst davranılması, hakkın kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumadığının dikkate alınması suretiyle, davalının sözleşmeden doğan haklarını kullanırken ölçülü davranması gerektiği düşünülmekte olup; şu ana kadar arz edildiği üzere; Gerek davalı, gerekse davacının karşılıklı olumsuz eylemleri neticesinde huzurdaki dava konusu uyuşmazlığın ortaya çıktığı; davacının hesabında mevcut 1.580.631,98 liranın aşırı ihtiyatlı bir tutumla blokede tutulup, davacının kullanımına sunulmadığı; Uyuşmazlığın bu noktaya her iki tarafında olumsuz eylemleri sonucunda gelindiği, bu kapsamda davacının tazminat ve blokede tutulan hesaba faiz talebi takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu; sayın Mahkemece harcama itirazları karşısında davalının ölçüsüz olarak yapmış olduğu blokenin hak ve nefaset kurallarına aykırı olduğuna hükmedilmesi durumunda, davacının yukarıda tutarı belirtilen bloke edilmiş parasına 15.08.2013-15.01.2015 tarihleri arasındaki 518 gün için hesaplanan avans faizi tutarının 257.491,29 lira (15.08.-27.12.2013 %11; 27.12.2013-14.12.2014 gün %11,75; 4.12.2014-15.01.2015 %10,50) olduğu; " şeklinde kanaat bildirmiştir.
Davacı vekilinin 19/10/2022 tarihli ıslah dilekçesinden özetle, mahkemenizin 12.10.2022 tarihli celsesinin 1 nolu (yeniden bilirkişi raporu alınması yönünde talebin reddine ilişkin) ara kararından dönülmesi ile itirazlarımız doğrultusunda bilirkişiden yeniden rapor alınmasına, mahkemeniz aksi kanaatte ise tamamlama harcını yatırdığımızdan her türlü yasal hak ve taleplerimiz saklı kalmak kaydıyla 257.491,29 TL tazminatın ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı banka tarafından davacıya ait hesaplarda mail order sisteminden gelen iptal taleplerine istinaden davacının tüm hesapları üzerine bloke konulduğu anlaşılmıştır. Oysa davacının mail order sisteminden iptali istenilen işlemler nedeniyle bloke konulacak hesap hareketlerinin sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Davalı banka mail order sisteminden iptali istenilen tutarlar kadar bloke koyup, bu tutarları bekletmesi basiretli iş adamından beklenilecek özen yükümlülüğüdür. Davalı banka davacının hesaplarının tamamına bloke koyarak davacının hesabına gelen diğer paraların kullanılmasını engellemiştir. Bu nedenle davacı zarar etmiş, zarar bilirkişi marifetiyle tespit edilmiş, bankanın bloke işlemiyle zararın meydana geldiği anlaşılmış, zarar ile bloke işlemi arasında uygun illiyet bağı bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle açık ve ayrıntılı son bilirkişi raporu hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. BAM kaldırma kararında ıslah dilekçesinin davalıya tebliğ ile itiraz süresinin dolmasının beklenilmesi istenilmiştir. BAM kararı doğrultusunda ıslah dilekçesi davalıya tebliğ edilerek itiraz süresinin dolması beklenilmiştir. Usuli eksiklik giderilmiş, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
257.491,29 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Kabul edilen 257.491,29 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 17.589,23 TL karar ve ilam harcından 170,78 TL peşin harç, 4.226,55 TL tamamlama harcı toplamı olan 4.397,33 TL harcın düşümü ile eksik kalan 13.191,90 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvuru harcı, 170,78 TL peşin harç, 4.226,55 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 4.433,23 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının karşıladığı 663,00 TL tebligat ve yazışma gideri, 1.700,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.363,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalının karşıladığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 257.491,29 TL üzerinden takdir edilen 41.198,61 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/03/2025