T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2021/737 Esas - 2024/289 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/737
KARAR NO : 2024/289
...
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/12/2021
KARAR TARİHİ : 30/04/2024
G.K. YAZIM TARİHİ : 23/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
I) İDDİA :
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı şirket tarafından ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı; icra dosyasına konu edilen faturalarda belirtilen ürünlerin müvekkili şirket tarafından teslim alınmadığı; ...Sor. sayılı dosyasında yürütülen soruşturmada müvekkili şirkete ait marketlerin manava ilişkin olarak satın almadan sorumlu olan çalışanı hakkında suç duyurularının mevcut olduğu; müvekkili şirket eski çalışanının manav bölümü girişi yapılan ürünlerden daha fazla fatura kestirdiği ve bu şekilde müvekkili şirketi zarara uğrattığı; faturaların davalı şirket tarafından gerçeği yansıtmayacak şekilde tek taraflı düzenlemiş oldukları; müvekkili şirket aleyhine yapılan takibin usule aykırı şekilde yapıldığı beyan edilmiş olup; öncelikle teminatsız veya uygun görülecek bir teminat karşılığında ... Esas sayılı takibinin durdurulmasına; araç ve hesaplar üzerindeki haczin kaldırılmasına, müvekkili şirketin davalı şirkete borcu olmadığının tespitine, davanın kabulü ile takibin iptaline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
II) SAVUNMA :
Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; ticari uyuşmazlıklar bakımından zorunlu olan arabuluculuk faaliyetinin, davacı tarafından yerine getirilmediğinden bahisle davanın reddi gerektiği; davacının açtığı davanın menfi tespit davası değil, istirdat davası olduğu; davacının icra takibinin usule uygun olmadığı yolundaki iddialarının işbu davada ileri sürülmesinin hukuken mümkün bulunmadığı; davacı şirketin müvekkili şirkete borcu olmadığına ilişkin iddiasını yazılı delil ile ispatla mükellef olduğu; davacı şirket ile müvekkili şirket arasında 21/06/2021 tarihinden itibaren başlamak üzere mal alım-satım şeklindeki ticari ilişkinin mevcut olduğu; fatura tarih aralığında davacı şirketin sattığı ürünlerin künyeleri incelendiğinde satılan malların hangi tarihte, hangi satıcı firmadan ve ne kadar ücretle alındığının açıkça tespit edilebileceği; davacı şirketin şirket çalışanı ile ilgili olarak ortaya attığı iddiaların ve yapmış oldukları suç duyurusunun, huzurda bulunan dava ile bir ilgisinin bulunmadığı beyan edilmiş olup; Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın öncelikle arabuluculuk yoluna başvurulmamış olması nedeniyle usulden reddine; işbu taleplerinin Mahkeme tarafından uygun görülmemesi halinde, açıkladıkları gerekçelerle davanın esastan reddine ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin, davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
III) DELİLLER :
...İşletmeler ve ...Tarafından Gönderilen 08/06/2023 Tarihli Cevabi Yazı.
IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :
a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti :
Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı ...Esas numarasını almıştır) başlatılan icra takibi ile ilgili olarak davalı şirketin (takip tarihi itibariyle) 13.167,47 TL. (asıl alacak ve icra takibi öncesinde işlemiş faiz) alacağının mevcut bulunup bulunmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır.
b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :
Dava Şartlarının Değerlendirilmesi;
Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında, öncelikle davalı vekili tarafından sunulan, "dava ikamesi öncesinde arabuluculuk faaliyetinin, davacı şirket tarafından gerçekleştirilmemiş olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi" yönündeki talebin değerlendirilmesinde; huzurdaki davanın bir "menfi tespit davası" olması ve 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesinin (dava tarihi olan) 08/12/2021 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü uyarınca menfi tespit davalarında arabuluculuk faaliyetinin bir dava şartı olarak düzenlenmemiş bulunduğu hususları dikkate alınarak, davalı vekili tarafından sunulan talep uygun görülmemiş ve dava şartı yokluğu bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu hususun akabinde, 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi uyarınca sair "dava şartlarının" mevcut bulunup bulunmadığı hususunda Mahkememiz tarafından yapılan incelemede; dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir.
İlk İtirazların Değerlendirilmesi;
İlk itirazlar hususunda Mahkememizce yapılan incelemede; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetki" veya "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmakla, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
c) Dava Konusu Uyuşmazlığın Hukuki Tasnifi :
Menfi Tespit Davası; davalı tarafından varlığı iddia edilen bir "hukuki ilişkinin mevcut olmadığının" veya "mevcut bulunan bir alacağın, ödeme, ibra, takas vb. bir nedenle sona erdiğinin" tespiti için açılan davadır.
Menfi Tespit ve İstirdat Davalarını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Menfi Tespit ve İstirdat Davaları" başlıklı 72. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını isbat için menfi tesbit davası açabilir.
(2) İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
(3) İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.
(4) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyatî tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
(5) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlâmın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
(6) Borçlu, menfi tespit davası zımnında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
(7) Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.
(8) Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının ikametgâhı mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lâzım gelmediğini ispata mecburdur."
Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere borçlu, açacağı menfi tespit davası kapsamında; daha önce kendisi hakkında başlatılmış icra takibinde "ödeme emrine itiraz etmemiş" veya itiraz etmekle birlikte "itirazı yerinde görülmemiş" olması sebebiyle icra takibinin kesinleşmesi halinde dahi, "maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını" ileri sürebilecektir.
Bu anlatımdan hareketle; kendisine yönelik açılan bir icra takibinde, ödeme emrini tebellüğ eden bir borçlunun, yasal süresi içinde borca itiraz edip etmemesi, sadece takip hukuku bakımından sonuç doğuracak; alacaklı tarafından açılacak itirazın iptali davasında veya borçlu tarafından sunulacak menfi tespit taleplerinde ispat yükünün yer değiştirmesine sebebiyet vermeyecektir.
Söz konusu (menfi) tespit talebinde bulunan borçlunun, icra takibinin devamı esnasında alacaklıya karşı açacağı dava, "menfi tespit davası"; bununla birlikte "ödemesini gerçekleştirdiği meblağın kendisine ödenmesi" için alacaklıya yönelik açacağı dava ise "istirdat davası" olarak tanımlanacaktır. Belirtilen bu açıklamalardan hareketle ve 2004 Sayılı İİK.'nın 72/6. maddesi uyarınca; menfi tespit davası olarak açılan bir davada, herhangi bir sebeple borcun ödenmesi halinde de, davaya "istirdat davası" olarak devam edilecektir.
Menfi tespit davasında; "alacağın varlığını" iddia eden tarafın "davalı" olması nedeniyle, ispat yükü de kural olarak davalıya (alacaklıya) düşmektedir. Bununla birlikte genel kural olarak uygulanan bu durum; borçlunun, taraflar arasında herhangi bir "hukuki ilişkinin mevcut olmadığını" iddia ettiği durumlara münhasır olup; "mevcut bir hukuki ilişkinin, herhangi bir sebeple sona ermesi nedeniyle alacağın son bulduğunun" (alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğu; alacağın ödeme, ibra veya takas gibi bir nedenle sona erdiği vb) iddia edildiği durumlarda ispat yükü; alacağın son bulduğunu iddia eden davacı borçluya geçmektedir.
d) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme :
Mahkememiz nezdinde açılan menfi tespit davasında; taraflar arasında düzenli süregeldiği belirtilen ticari satımlar ile ilgili olarak; davalı şirket tarafından, davacı şirket aleyhine...Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi kapsamında mevcut faturaların konusu malın davacı şirket tarafından teslim alınmadığından bahisle; dava konusu ... Esas numarasını almıştır) başlatılan icra takibinde, davacı şirketin borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Tensip zaptını ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalı şirkete 28/12/2021 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı vekili tarafından (yasal süresi içerisinde) 10/01/2022 tarihinde sunulan cevap dilekçesi kapsamında; davacı vekilinin iddialarının kabul edilmediğinin belirtildiği ve davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde, ... Esas numarasını almıştır) tahsili talep edilen faturalara konu mal alımlarının / ticari faaliyetin içeriği, tarihleri ve miktarları hususunda herhangi bir açıklama yapılmamış olduğu ve bu haliyle menfi tespit talebine konu ticari satım ile ilgili bilirkişi raporu düzenlenebilmesinin ve neticeten Mahkememizce ihtilafın giderilebilmesinin mümkün bulunmadığı anlaşılmış olup; Mahkememizin 17/10/2023 tarihli duruşmasında verilen (2) no'lu ara karar kapsamında, davacı vekiline "talebi konusu ticari satım tarihlerini ve miktarlarını detaylı açıklaması" için 2 hafta kesin süre verilmesine ve Mahkememizce tanınan işbu kesin süre içerisinde beyanda bulunulmaması halinde, davacı tarafın bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş olup; anılan duruşmada davacı vekilinin hazır bulunmaması nedeniyle "duruşma zaptının davacı vekiline tebliği suretiyle ihtarına" dair karar verilmiştir. Mahkememizin söz konusu 17/10/2023 tarihli duruşma tutanağı davacı vekiline 22/10/2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; Mahkememizce tanınan 2 haftalık kesin sürenin bitim tarihi olan (son gün) 06/11/2023 tarihine kadar, davacı şirket yetkilisi veya davacı vekili tarafından Mahkememize herhangi bir açıklama sunulmadığı görülmüştür.
Müteakiben Mahkememizce 20/02/2024 tarihinde gerçekleştirilen duruşmada; (davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde, "yemin" deliline başvurulduğu anlaşıldığından) 6100 sayılı HMK.'nın 228/2. maddesi uyarınca, yemin edası kapsamında karşı tarafa sorulacak sorularını Mahkememize bildirmesi için davacı vekiline (2) hafta kesin süre verilmesine ve Mahkememizce tanınan işbu kesin süre içerisinde, yemin edası kapsamında sorulacak soruların Mahkememize bildirilmemesi halinde, davacı tarafın, "yemin delilinin ikamesinden vazgeçmiş sayılmasına" karar verileceğinin ihtarına karar verilerek; söz konusu duruşmada hazır bulunmayan davacı vekiline, duruşma tutanağının tebliği suretiyle ihtarına karar verilmiş ve anılan tutanak davacı vekiline 25/02/2024 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; Mahkememizce tanınan 2 haftalık kesin sürenin bitim tarihi olan (son gün) 11/03/2024 tarihine kadar da, davacı şirket yetkilisi veya davacı vekili tarafından Mahkememize herhangi bir açıklama sunulmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan tüm bu hususlar doğrultusunda; davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında "borçlu olunmadığının tespiti" talep edilen ticari satım konusu faaliyeti/faaliyetleri tanımlar nitelikte açıklamanın sunulmamış olması; müteakiben Mahkememizce bu hususta açıklama sunulması amacıyla usulüne uygun olarak yapılan ihtarata rağmen davacı vekili tarafından açıklamada bulunulmamış olması ve dolayısıyla davacı tarafın bilirkişi deliline başvurmaktan vazgeçmiş sayılması; müteakiben davacı vekilinin (dava dilekçesinde) yemin deliline başvurduğunun anlaşılması nedeniyle, karşı tarafa yöneltilecek soruların Mahkememize bildirilmesi amacıyla (ve anılan kesin süre içerisinde Mahkememize beyan sunulmaması halinde, davacı tarafın "yemin" deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususunu içerir) ihtaratın davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğine rağmen, davacı vekili tarafından Mahkememize yine herhangi bir soru/açıklama sunulmaması nedeniyle, davacı tarafın yemin deliline de dayanmaktan vazgeçmiş sayılması hususları birlikte değerlendirilerek; dava konusu vakı'anın/vakı'aların ispatlanamadığı anlaşıldığından, davanın reddine dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle)
1) Mahkememiz nezdinde açılan davanın ispatlanamadığı anlaşıldığından, DAVANIN REDDİNE;
2) Karar ve İlâm Harcı :
Alınması gerekli 427,60 TL harçtan, davacı tarafından yatırılan 282,13 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 145,47 TL harcın, davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3) Yargılama Gideri ve Gider Avansı :
a) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin, davacı üzerinde BIRAKILMASINA;
b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE,
4) Vekâlet Ücreti :
Davalı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3, 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce reddine karar verilen 16.520,00 TL üzerinden) takdir edilen 16.520,00 TL. vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
Dair; davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, dava değeri itibariyle KESİN nitelikte olmak üzere okunup, yapılan açık yargılamada karar verildi. 30/04/2024
...
Gerekçeli Karar