T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/320 Esas - 2024/323
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/320 Esas
KARAR NO : 2024/323
...
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/04/2022
KARAR TARİHİ : 13/05/2024
KARAR Y.TARİHİ : 15/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında yapılan yargılama sonucu aşağıdaki karar verilmiştir.
I-İDDİALAR
1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında yapılan sözleşme gereği davalı şirket tarafından müvekkiline 4x16 nyy 350 metre kablo göndereceği taahhüt edildiğini, müvekkilinin kablo bedelini göndermesine rağmen davalı tarafın 150 metre eksik göndererek üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğini, ayrıca anlaşmadaki diğer 2x16 nyy kablonun da 100 metre eksik gönderildiğinini, müvekkili ile davalı arasında sözleşme yapıldığına dair tüm detaylar iki taraf arasındaki whatsapp yazışmaları ve telefon görüşmeleri ile kanıtlandığını, müvekkilinin kabloların bedelini karşı tarafın hesabına banka yoluyla gönderdiğini ve müvekkilinin zararının daha da arttırdığını, müvekkilinin, karşı taraf ifayı eksik yaptığı için fazladan 12.000 TL ödediğini, ayrıca eksik kalan kablolar için yerine yeni kablo aldığını, aynı kabloyu yani eksik kalan kabloya 16.300 TL ödediğini, davalı tarafın davacıyı sürekli oyaladığını, kabloların döşenmesi için kiralamış olduğu kepçeye iş yaptıramadığı halde faturası ile de ispat olunacağı üzere 2.500 TL ödeme yaptığını, ayrıca bu süre zarfında karşı tarafa inanarak her gün yevmiye usulü tutup getirdiği işçilere malzeme gelmediğinden iş yaptıramadığını ancak 10.000 TL işçilik ücreti ödediğini, müvekkilinin davalı tarafa ihtarname gönderdiğini ancak değişiklik olmadığını, 12.000 TL eksik gönderilen kablo bedeli, 16.300 TL gelmeyen kablo yerine alınan kablo bedeli, 2.500 TL kiralanan kepçe bedeli ile 10.000 TL fazladan ödenen işçilik bedeli talep ettiğini, ayrıca işi tam olarak ifa edememesinden kaynaklı 20.000 TL kardan yoksun kaldığını, toplamda 44.500 TL talep ettiğini, ayrıca davacı işi zamanında yerine getiremediği için piyasada sarsılan itibarı sonucu 5.000 TL manevi zararı bulunduğunu belirterek kısmi dava olarak 44.500 TL için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek ticari temerrüt faiziyle birlikte karşı taraftan alınarak davacıya verilmesini talep ettiklerini, ayrıca 5.000 TL müvekkilinin oluşan prestij kaybından dolayı manevi zarar olarak dava tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek faizle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-SAVUNMALAR
2. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasını ancak yazılı delil ile ispatlayabileceğinden tanık dinlenmesine ilişkin taleplerini kabul etmediklerini, davacı tarafından sunulan whatsapp görüşmelerini delil olarak sunulmasına itiraz ettiklerini, kimlerin arasında gerçekleştiği belli olmayan görüşmelerin delil veya delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceğini, davacı tarafından dava açıldıktan uzun bir süre sonra 22/09/2022 tarihli ve Iğdır 1. Noterliğinin 10767 yevmiye nolu ihtarnamesi ile aynen ifadan vazgeçip müspet zararını talep ettiğini, TTK m. 20/III'e uygun olarak bir ihtarın söz konusu olmadığını ancak davacı tarafın bu usule uymadan önce huzurdaki davayı açtığını, sonrasında 22/09/2022 tarihli ihtarnamesi ile usuli eksikliği gidermeye yönelik ihtarname keşide ettiğini, bu nedenle huzurdaki davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacı tarafın neye göre hesaplandığı belli olmayan yeni kablo bedeli 16.300 TL, 2.500 TL kepçe ücreti, 10.000 TL işçi ücretleri ve fazladan ödenen 12.000 TL, 20.000 TL kar kaybını talep ettiğini, davacının taleplerinin haksız ve fahiş olduğunu, zira davalının aşağıda açıklandığı üzere edimini yerine getirdiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, davacı tarafa ait ve uyuşmazlık konusu ettiği kablo ve diğer malzemelerin davacı taraf bilgilerinin olduğu ambalajlar ile birlikte nakliye aracına yüklenerek davacıya teslim edildiğini, davacıya ait teslimat bilgilerini içeren nakliye kargo paketleri ve malzemeler listesi, davalı şirket yetkilisi o tarihte cep telefonunu değiştirdiğinden davacıdan fatura bilgilerini tekrar talep edildiğini, ancak davacı tarafından fatura bilgilerine davalı ile paylaşılmadığını, açıklanan nedenlerle davacının almış olduğu ürünleri, kendi kusuru ile fatura bilgilerini paylaşmamasından dolayı fatura düzenlenemediğini ve tekrar talep ettiğini, bu durumun sebepsiz zenginleşme nedeni olduğunu, davacının manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, herhangi bir itibar kaybı yaşamadığını savunmuş davacının davasının öncelikle usulden reddine, devamında esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR
A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar
3. Tarafların üzerinde anlaştıkları bir husus bulunmamaktadır.
B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları
4. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasında kurulduğu ileri sürülen kablo satış sözleşmesinden kaynaklanan kablo teslim ediminin davalı tarafından sözleşmeye uygun ve eksiksiz bir şekilde yerine getirilip getirilmediği, davacının sözleşme nedeniyle bedeli ödediği halde teslim alamadığı kablo bulunup bulunmadığı, teslim edilemeyen kablo tutarının ve bedelinin ne olduğu, davalının eksik ifa ettiği iddia edilen kabloların davacı tarafça üçüncü kişilerden temin edilip edilmediği, temin edilmiş ise davacının bu sebeple zarara uğrayıp uğramadığı, yine davacının sözleşme konusu kabloların teslim edileceği inancıyla iş yerinde iş makinası ve işçi hazır bulundurup bulundurmadığı, bulundurmuş ise iş makinesi bedeli ve işçi ücreti olarak fazladan ödeme yapıp yapmadığı, yapmış ise ne miktar ödeme yaptığı, davalının sözleşmeye aykırı davrandığının tespiti halinde, davacının varlığını iddia ettiği kar kaybının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise kar kaybı miktarının ne olduğu, davalının sözleşme gereklerini yerine getirmemiş olması halinde davacının piyasa itibarının zadelenip zedelenmediği bu bağlamda davacının manevi tazminat isteminin yerinde olup olmadığı noktalarında toplandığı, görülmüştür.
IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
5. Taraflara ait BA/BS fırmaları ile fatura örneği.
6. Tarafların arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığına dair arabuluculuk son tutanağı.
7. ...Yapım İşine ait sözleşme taslağı.
9. Bilirkişi raporları.
a) Davacı yanın ticari defter ve kayıtları üzerinde talimat mahkemesi kanalı mali müşavir bilirkişince inceleme yapılmıştır. Sayın bilirkişi 09.01.2023 tarihli raporunun sonuç kısmında özetle; davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar ile tüm dosya kapsamında yapılan incelemede taraflar arasında kurulduğu ileri sürülen resmi karşılıklı imzalanmış kablo satış sözleşmesinin bulunmadığı, sadece Whatsapp üzerinden siparişler verildiğine dair imzasız ekran görüntüsünün olduğu, tutarının KDV hariç 36.672,25 TL olarak sipariş verildiği, davacı tarafından 16.08.2021 tarihinde ... adlı kişiye ... Bankasından siparişin KDV hariç bedeli olan 36.672,25 TL için 36.600,00 TL tutarında para gönderildiği, dava konusu malların davalı tarafından faturasının kesilmemesi nedeniyle, defter ve belgelerde alış işlemine ait defter kaydı bulunmadığı, teslim edilmediği iddia edilen kablonun teslim alınırken sevk irsaliyesi, teslim tutanağı gibi belgelerin üzerinden eksik kısmı için düşülerek ne kadar teslim aldığının karşılıklı olarak imzalanarak teslim alınması gerektiği, konu ile alakalı ne fatura ne irsaliye nede teslim tutanağı olmadığından defter kayıtlarında ne kadar olduğu, tutar ve bedelinin ne olduğunun tespit edilemediği, fakat eksik teslim alındığı iddia edilen kablolar için 15.09.2021 tarihli fatura ile Yunus Alpagu adlı kişiden 2x16 kablo 130 m ve 4x16 kablo 130 m olmak üzere KDV dahil 15.005,59 TL harici kablo aldığı, yasal defterlerine 15.09.2021 tarih ve 108 sıra numarasına kayıt edildiği, he ne kadar kayıtta ... olduğunun anlaşıldığı, kepçe çalışması olarak 10.09.2021 tarihinde 10.09.2021 tarihinde ...vergi numaralı Efendiler ticaretten 2.500,00 TL faturasının 10.09.2021 tarih 112 sıra numarasıyla yasal defterlerine kayıt edildiği, eksik gönderdiği iddia edilen ve üçüncü kişilerden temin edilip edilmediği işçi ücreti olarak fazladan ödeme yapıp yapmadığına dair defter ve belgelerde herhangi kayıt bulunmadığı görüşü bildirilmiştir.
b) Mahkememizce davacı ticari defterleri üzerinde ve dava konusu uyuşmazlığa ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Sayın bilirkişi kurulu 25.09.2023 tarihli kök ve 15.11.2023 tarihli ek raporlarının sonuç kısmında özetle; 15/08/2021 ile 01/10/2021 tarihleri arasını kapsayan whatsapp yazışmalarından toplam sipariş tutarının 43.273,36 TL olduğu, davacı tarafından 36.600,00 TL EFT yapıldığı, akabinde davalının 7.000,00 TL ödeme iadesi yapması durumunda alacak verecek ilişkisinin sonlanacağı, bu hali ile davalının eksik kablo göndermiş olduğunun anlaşıldığı ancak dosya kapsamında 7.000,00 TL (hesaplamaya göre 7.250,75 TL) iade edildiğini gösterir belgenin veyahut ilgili siparişe ait sevk irsaliyesi ve faturanın dosya kapsamında yer almadığı, davalı tarafça da ticari defterler ibraz edilmediği için dosya kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucu davacıya, davalı tarafından 7.250,75 TL iade edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, dava dosyası kapsamında davacı tarafından davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğü hususunda herhangi bir bilgi ve belge ya da ihtarnameye rastlanılmadığından dava tarihi itibariyle talep edilebilecek faiz tutarına ilişkin herhangi bir hesaplama yapılamadığı, davacı tarafça dava dilekçesinde 2.500,00 TL kiralanan kepçe bedeli ile 10.000 TL fazladan ödenen işçilik bedelinin talep edildiği, ayrıca işi tam olarak ifa edememesinden kaynaklı 20.000 TL kârdan yoksun kalındığı iddia edilmiş ise de, inceleme tespit ve değerlendirme bölümünde de belirtildiği üzere davalının kepçe bedeli, işçilik bedeli ve işin tam ifa edilememesinden kaynaklı kârdan sorumlu olamayacağı hususundaki nihai takdir ve hukuki değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu görüşü bildirilmiştir.
V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
10. Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
11. Somut olayda; tarafların 18.05.2021 tarihinde davalı tarafından davacı yana kablo satışına dair anlaşmaya vardığı, işin süresinin 60 gün olarak belirlendiği ancak kablo siparişlerinin 15.08.2021 tarihinde verildiği, 15.08.2021 ile 01.10.2021 tarihleri arasını kapsayan whatsapp yazışmalarından; toplam sipariş tutarının 43.273,36 TL, davacı tarafından yapılan EFT tutarının ise 36.600,00 TL olduğu, buna karşın davalı tarafından 29.349,26 TL tutarlı kablo gönderildiği, anlaşılmıştır.
12. Davacı yan, davalının sözleşme uyarınca teslim etmesi gerekenden eksik kablo teslim ettiğini ileri sürerek, fazladan ödemiş olduğu kablo bedeli nedeniyle 12.000,00 TL, eksik kabloların üçüncü kişilerden temini için yapılan ödemeye karşılık 16.300,00 TL, kabloların gönderileceği inancıyla çalışma mahallinde bulundurulan kiralık kepçe için yapılan ödemeye karşılık 2.500,00 TL, fazladan ödenen işçilik bedeli karşılık 10.000,00 TL, yoksun kalınan kar için 20.000,00 TL ve uğradığı manevi zararları için 5.000,00 TL tazminat talep etmiştir.
13. Mahkememizce 10.10.2022 tarihli celsenin 5 nolu ara kararı ile; davacı vekilinden, dava dilekçesinde talep edilen 20.000,00 TL mahrum kalınan kar istemini açıklamak üzere süre verilmiş olup, davacı vekili 24.10.2022 tarihli beyan dilekçesinde; dava konusu kabloların, ihale konusu Iğdır S Tipi Açık Cezaevi projesinde kullanmak için istendiğini, ihale bedelinin 87.900 TL olduğunu, davalı yanca kabloların eksik gönderilmesi nedeniyle müvekkilinin işi zamanında teslim edemediğini, ihale makamının müvekkilinin hakedişinden kesinti yaptığını, sözleşme bedeli 87.900,00 TL olmasına rağmen müvekkiline 79.080,08 TL ödeme yapıldığını, aradaki tutar kadar kar kaybına uğradığı ifade etmiştir.
14. Davalı yan ise, sözleşmenin gereği gibi ifa edildiğini, eksik ifanın bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
15. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 209. maddesinde: "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Duruma ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir" düzenlemesine yer verilmiştir.
16. Türk Borçlar Kanunu 112. maddeye göre; borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Düzenleme kapsamına göre tazminat istenebilmesi için alacaklının zarara uğramış olması gerektiğinden, uğranılmış bir zarar karşılığı olmayan miktara tazminat olarak hükmedilemez. Burada zarar kapsamı net ve gerçek zarar olarak düzenlenmiştir. Net ve gerçek zarar, malvarlığındaki gerçek eksilmeyi ifade eder. Bu nedenle müspet zararın tazmini halinde malvarlığının ulaşacağı değerin, sözleşmenin ifası halinde malvarlığının ulaşacağı değeri geçmemesi gerektiği gözetilerek hesaplama yapılmalıdır.
17. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi, sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir.
18. Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır.
19. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur. ...
20. Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur: sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmesinden değil borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu göz ardı edilmemelidir.
21. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (.... maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır: burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır.
22. Menfi zarar kavramına şunların gireceği kabul edilmektedir (Tandoğan, age., s. 427-428): Sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler: Harçlar, posta giderleri, noter ücreti gibi; Sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar; Sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla uğranılan zarar: gönderilen şeyin yolda kaybolması gibi; sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar, hükümsüz sayılan sözleşmeyle satın alınan şey, dava masrafları.
23. Bu tür bir zarar ayrımı, sözleşme sorumluluğunda söz konusu olmaktadır. Genel olarak menfi zarar: sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder ...
24. Kâr kaybı ise kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kardan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kardan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir.
25. İki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haksız feshedildiği hallerde TBK. 125. madde hükümleri gereğince kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kâr kaybı; sözleşme usulüne uygun ifa ile bitseydi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden, yapması gereken tüm zorunlu harcamalar ile sözleşme süresinden önce feshedildiğinden, sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarlarının toplamı indirilerek bulunur. Bu şekilde elde edilecek fark miktara ise net kâr denilir. Bu yönteme uygun kâr kaybı zararı hesaplanırken davacının davalıya ödemesi gereken satım bedeli davacının yapması zorunlu giderler arasında bulunmaktadır.
26. Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen satım sözleşmesi uyarınca davacının davalı yana 36.600,00 TL ödemede bulunduğu, buna karşılık davalının 29.349,26 TL tutarında kablo gönderdiği, taraflar arasındaki yazışmalardan davalı satıcının 7.000,00 TL iade yapması durumunda tarafların birbirlerinden alacağının kalmayacağının, ilişkin bu şekilde sonlanacağının belirtildiği görülmüştür.
27. Davacı yan, keşide ettiği... yevmiye nolu ihtarnamesinde ve eldeki dava dilekçesinde; sözleşmeden dönmeyerek sadece ifaden vazgeçme iradesinde olduğunu ortaya koymuştur. Bu durumda; davalı yanca gereği gibi ifa edilmediği için sözleşmeden dönmeyen davacı alıcı, kusurlu ifa nedeniyle davalı satıcıdan, fazla ödemenin iadesi ile birlikte varsa kâr kaybı zararını ve dava dilekçesinde yazılı diğer zarar kalemlerini kendisine ödenmesini isteyebilir.
28. Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporu ile; davalı satıcının, taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı davrandığı ve davacı yana eksik kablo gönderdiği tespit edilmiş olup, dosya kapsamındaki yazışmalardan da; davalı alıcının, davacı satıcıya 7.000,00 TL iade etmesi halinde tarafların birbirlerinden alacağının kalmayacağı konusunda mutabık oldukları görülmüştür. Her ne kadar, davalı satıcının 7.000,00 TL iade etmesi halinde taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin son bulacağına dair yazışmalar yapılmış ise de; bilirkişi kurulunca davacı satıcının yapmış olduğu fazla ödeme tutarı 7.250,75 TL olduğu hesaplanmıştır. Davalı alıcı ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı gibi eksik gönderdiği kablo bedelini iade ettiğini de ispat edemediğinden, davacının fazla ödemeye ilişkin davasının kabulüne; 7.250,75 TL'nin taleple bağlılık ilkesi uyarınca dava tarihinden itibaren ve tarafların tacir niteliği nazara alınarak işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
29. Davacı yan, dava dilekçesinde; 20.000,00 TL kar mahrumiyeti isteminde bulunmuş ve 24.10.2022 tarihli beyan dilekçesinde ise; kar mahrumiyetin, dava konusu kabloların, dava dışı ihale makamına geç teslim edilmesi nedeniyle ihale makamınca sözleşme bedelinden yapılan kesinti nedeniyle oluştuğunu ileri sürmüştür. Oysa ki, ihale makamı 21.12.2023 tarihli cevabi yazısında; davacının süre uzatım talebinin kabul edildiği, ek süre ile iş bitim tarihinin 27.08.2021 olarak belirlendiği, ek süre içerisinde davacının işi bitirdiği,... tarafından yapılan incelemede tespit edilen imalat eksikliklerinin geçici kabul tutanağına yazılarak eksik işlerden kaynaklı olarak KDV hariç 8.819,92 TL kesinti yapılmak suretiyle davacıya KDV hariç 79.080,08 TL ödeme yapıldığı bildirilmiştir. Dava dışı ihale makamınca davacı hakedişinden yapılan kesintinin gecikmeden değil, eksik işlerden kaynaklandığı, bununla birlikte davacıya işin tesliminde gecikmesi nedeniyle herhangi bir cezai işlem uygulanmadığı anlaşıldığından, davacının kar mahrumiyeti talebi de yerinde görülmemiştir.
30. Davacının, davalı yanca eksik gönderilen kabloların; dava dışı üçüncü kişiden temin edilmesi nedeniyle oluştuğunu ileri sürdüğü zararlar ile fazladan ödediğini ileri sürdüğü kepçe ve işçi ücretleri zararlarını dosya kapsamı itibariyle ispatlayamadığı anlaşılmakla, bu istemlerinde reddine karar verilmiştir.
31. Son olarak davacı yan, davalının sözleşme gereklerini yerine getirmemiş olması nedeniyle piyasa itibarının zedelendiğini ileri sürerek manevi tazminat talep etmiştir. Manevi zarar, bir kişinin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet, ticari itibar gibi değerler, kişilik değerlerini oluşturur. Bu değerlere saldırı, objektif eksilmeyi ifade eder. Manevi zararın tazmin edilebilmesi için objektif unsur yanında bir de sübjektif unsurun gerçekleşmesi gerekir. Sübjektif unsur ise, zarar görenin söz konusu ihlal sonucu kişiliğinde, manevi varlığında objektif olarak meydana gelen bu eksilmeyi yaşaması, duyması, onu hissetmesi, bunun sonunda da acı, elem, ızdırap duymasıdır. Sübjektif unsur yoksa manevi zarar da yoktur. Somut olayda, davalının sözleşmeye aykırı hareket etmesi, yani eksik ifada bulunması, davacının hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet gibi değerlerinde bir ihlale yol açmamış olup, ticari itibarın zedelendiğinden bahsetmek mümkün değildir. Davacı yanda, ticari itibarının sarsıldığına dair herhangi bir delil de ibraz edememiştir. Bu sebeple koşulları oluşmayan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
VI-HÜKÜM
Davanın Kısmen Kabulü İle Kısmen Reddine;
1. Maddi tazminat talepleri yönünden davanın kısmen kabulüne; davacının satım konusu nedeniyle fazladan ödediği anlaşılan 7.250,75 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2. Davacının fazlaya dair maddi tazminat istemlerinin reddine,
3. Manevi tazminatı istemi yönünden; davacının prestij kaybından kaynaklanan manevi tazminat isteminin reddine,
Karar ve İlam Harcı
4. Maddi tazminat yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 495,30 TL harcın peşin alınan 759,95 TL harçtan düşümü ile arta kalan 264,65 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde yatırana iadesine,
5. Manevi tazminat yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Yargılama Giderleri ve Gider Avansı
6. Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 635,50 TL, bilirkişi ücreti olarak 7.500,00 TL olmak üzere toplam 8.135,50 TL yargılama giderinden red ve kabul oranına göre hesaplanan 1.191,69 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7. Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç, vekalet harcı ve ıslah harcı toplam 587,70 TL yargılama harcının red ve kabul oranına göre hesaplanan 86,09 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8. Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin red ve kabul oranına göre hesaplanan 1.331,49 TL'sinin davacıdan, 228,51 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9. Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve ... Mahkemeleri ile... ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine iadesine,
Vekalet Ücreti
10. Maddi tazminat yönünden davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 7.250,75 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
11.Maddi tazminat yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
12. Manevi tazminat yönünden davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3,13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ... yasa yolu açık olmak üzere 13.05.2024 tarihinde verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/05/2024
...