T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/652 Esas - 2024/399
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/652 Esas
KARAR NO : 2024/399
...
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/10/2022
KARAR TARİHİ : 10/06/2024
KARAR Y.TARİHİ : 25/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan "Alacak" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir.
I-İDDİALAR
1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında, kozmetik sektöründe faaliyet göstermek üzere 4 çeşit kozmetik
ürünün fason üretimi için, formül oluşturma, hammadde temini, ürünleri üretme, hazırlama,
doldurma ve kutulara yerleştirme işleri için anlaşma sağlandığını, henüz sözleşme hazırlanıp imza
altına alınmadan önce davalı şirketin ürünlerin...da üretileceği ancak döviz kurunda
yaşanan hızlı artış nedeniyle hammaddelerin bir an evvel alınması gerektiğini belirterek,
anlaşmaya varılan hizmetlerin karşılığı olarak 11.000,00 Euro'nun ödenmesini istediğini, müvekkili şirket tarafından davalı tarafça ödemenin gerçekleştiği gün belirlenen kur
oranı dikkate alınarak 11.000,00 Euro karşılığı olarak 27.12.2021 tarihinde 50.000,00 TL ve
93.000,00 TL olmak üzere toplam 143.000,00 TL
ödeme yapıldığını, ödemenin gerçekleşmesini müteakip anlaşmaya
varılan şartları içerir "..."nin düzenlenip davalı şirkete gönderildiğini ancak davalının sözleşmeyi imzalanmadığını, ayrıca dava dışı başkaca isimlerle müvekkili
şirketi muhatap etmek suretiyle esasen peşinen aldığı ödemenin gereğini kendilerince
yapılamayacağının ikrar edildiğini, müvekkili şirketin dava dışı şirketlerce hazırlanan sözleşme
şartlarını imzalamak zorunda bırakıldığını, ancak hem dava konusu ödemenin bu dava dışı şirkete
yapılmaması ve dolayısıyla davalı şirket dışında herhangi bir başka şirketle sözleşme
imzalanmasının hukuken mümkün olmaması nedeniyle, hem de dayatılmaya çalışılan sözleşme
şartlarının kabulünün mümkün olmaması nedeniyle, o dönem de müvekkili şirketin tüm iyi
niyetine rağmen herhangi bir sonuca varılamadığını, davalı yanın ödemeyi almasına rağmen, hazırlanan sözleşmeyi imzalamadığı gibi
anlaşmaya varılan üretimi de aradan aylar geçmesine rağmen bir türlü gerçekleştirmediği, ayrıca
talep edilmesine rağmen ücret iadesi de yapmadığını ve müvekkili şirketin piyasaya çıkaracağı 4
çeşit kozmetik ürün için ne kadar miktarda, hangi maddelerin alındığına ilişkin net bir bilgi
paylaşmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'nin avans faiz ile iadesine
karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Davacı vekili 09.05.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile alacak taleplerini 11.000 Euro olarak ıslah ettiklerini belirterek alacak taleplerini 381.123.60 TL'ye yükseltmiş noksan harcı tamamlamıştır.
II-SAVUNMALAR
3. Davalı yan süresi içinde cevap dilekçesi sunmamış, 28.11.2022 tarihli beyan dilekçesinde ise; davacı şirketin müvekkili şirket ile aralarında kozmetik sektöründe faaliyet göstermek
üzere 4 çeşit kozmetik ürünün fason üretimi için, formül oluşturma, hammadde temini, ürünleri
üretme, hazırlama, doldurma ve kutulara yerleştirme işleri için anlaşma sağlandı denilmiş ise de,
ortada buna ilişkin yazılı hiçbir sözleşme bulunmadığını,
taraflar arasında yapılan sözleşmede müvekkilinin görev ve sorumluluğunun davacının
istediği ürünleri (ham maddeyi) almak ve formülleri ile birlikte davacıya teslim etmek olduğunu, müvekkilinin de tam olarak bunu yaptığını, bunun dışında müvekkili şirketin ürünleri üretme,
hazırlama, doldurma, kutulara yerleştirme gibi bir sorumluluğunun bulunmadığını, dava dilekçesinde yer alan ve müvekkiline yapıldığı iddia edilen 11.000,00 Euro gibi bir
ödemenin olmadığını, yapılan ödemenin tamamen Türk Lirası olup, ödeme tarihine ilişkin Euro kur
hesaplaması yapıldığı takdirde karşı yanca yatırılan paranın eksik kaldığını, bu ödemeler
neticesinde müvekkili şirketin de hammaddeci şirkete ham madde ve formüller için ödeme yaptığı
ve bu hammaddeler ile formülleri karşı yana teslim ettiğini, müvekkil şirketin karşı yan ile anlaşmalarında "hammadde temini" ve "formülleri gönderme" edimi bulunduğunu, işbu edimin ifasının da müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, davacı şirketin müvekkiline "Fason Üretim Dolum Sözleşmesi" düzenleyip göndermediği gibi asla
kabul anlamına gelmemekle birlikte böylesi bir gönderim olsa dahi müvekkilinin davacı ile
anlaşmaları neticesinde böyle bir yükümlülük ve sorumluluğu olmadığı için elbette müvekkili
tarafından imzalanmayacağını, davacı yanın dosya kapsamında delil mahiyetinde sunduğu whatsapp ekran
görüntülerinde yer verdiği "FORMÜLLERİ ALABİLDİNİZ Mİ ?" mesajının adeta ikrar
mahiyetinde olduğunu, zira müvekkilinin formülleri başkaca şirketten aldığını savunmuş davanın reddini istemiştir.
III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR
A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar
4. Tarafların üzerinde anlaştıkları bir husus bulunmamaktadır.
B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları
5. Taraflar arasında 4 çeşit kozmetik ürünün fason üretimi için, formül oluşturma, hammadde temini, ürünleri üretme, hazırlama, doldurma ve kutulara yerleştirme işleri için yapılmış "fason üretim dolum sözleşmesi" olup olmadığı, davalının 28.11.2022 tarihli dilekçesinde, sözleşmedeki yükümlülüğünün; ham maddeyi almak ve formülleri ile birlikte davacıya teslim etmek olduğu kabulü haricinde kalan "ürünleri üretme, hazırlama, doldurma, kutulara yerleştirme" sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, taraflar arasında gerçekleşen ürün ve formül teslimin olup olmadığı, ürün teslimi gerçekleşmiş ise nitelik, miktar ve tutarının ne olduğu, davacı yanın sözleşme ilişkisinin kurulamadığı ve davalının sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğini ileri sürülerek ödenen bedelin iadesi talebinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplandığı görüldü.
IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
6. Tarafların arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığına dair arabuluculuk son tutanağı.
7. Ödeme dekontları.
8. İhtarname.
9. Whatsapp yazışmaları.
10. Bilirkişi raporları. Bilirkişi heyeti 05.07.2023 tarihli kök, 24.11.2023 ve 20.03.2024 tarihli ek raporlarının sonuç kısmında özetle; davalının sadece hammadde bedelini davacıdan talep edebileceği, kalan tutarı davacıya
iade etmesi gerektiği,
davacıya iade edilecek tutarın 65.032,46 TL olduğu, ancak davacı talebi uyarınca
1.000,00 TL'nin dikkate alınmasının uygun olacağı,
iadesi gereken 65.032,46 TL'ye ...
yevmiye nolu ihtarnamesinin davalıya tebliğ tarihinden itibaren avans faizi talep edebileceği görüşü bildirilmiştir.
V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
11. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
12. Somut olayda; davacı yan 4 çeşit kozmetik
ürünün fason üretimi için, formül oluşturma, hammadde temini, ürünleri üretme, hazırlama,
doldurma ve kutulara yerleştirme işleri için anlaşma sağlandığını ileri sürmüş, davalı yan ise sunduğu beyan dilekçesinde; anlaşma konusunun davacının
istediği ürünleri (ham maddeyi) almak ve formülleri ile birlikte davacıya teslim etmek olduğunu savunmuştur.
13. Taraflar arasında yapılmış yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Dosya kapsamındaki yazışmalardan tarafların yüz yıkama jeli, anti aging %15 c vitamin, arbutinli serum ve nemlendirici krem olmak üzere toplam 4 adet kozmetik ürünün hammaddesinin üretilerek temini, dolumu ve formülleri ile birlikte davacıya teslimi konusunda anlaşmaya vardıkları anlaşılmıştır. Nitekim; davacı yanca davalı adına yapılan 27.12.2021 tarihli, 93.000,00 TL ve 50.000,00 TL'lik havalelerde "hammade ve dolum ücreti" açıklamasına yer verildiği görülmüştür.
14. Davacı, davalının sözleşmenin gereğini tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmediğini bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin hiç kurulmadığını, yapılan ödemenin iadesinin istenmesine rağmen yapılmadığını ileri sürerek, yapmış olduğu ödemenin tahsilini istemektedir. Davalı yan ise süresi içinde cevap dilekçesi sunmadığından 6100 sayılı HMK'nın 128/1 maddesi uyarınca; davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmaktadır.
15. Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde taraflar arasında yüz yıkama jeli, anti aging %15 c vitamin, arbutinli serum ve nemlendirici krem olmak üzere toplam 4 adet kozmetik ürünün hammaddesinin üretilerek temini, dolumu ve formülleri ile birlikte davacıya teslimi konusunda eser sözleşmesinin kurulduğu anlaşılmıştır.
16. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Eser sözleşmesi, iş sahibinin ödemeyi taahhüt ettiği ücret karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi ve teslim etmeyi üstlendiği iki taraf için hak doğuran ve borç yükleyen bir sözleşmedir. Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli borcu TBK 470. maddesi çerçevesinde meydana getirilen eser karşılığında bir miktar pararın ödenmesi, yüklenicinin borcu ise eseri zamanında ve ayıpsız olarak imal ve teslim etmektir. Eser sözleşmesinde, yüklenicinin iş bedelinin tamamına hak kazanabilmesi için eseri tamamlayarak iş sahibine teslim ettiğini ispat etmesi gerekir.
17. Davacı, davalıya yüz yıkama jeli, anti aging %15 c vitamin, arbutinli serum ve nemlendirici krem olmak üzere toplam 4 adet kozmetik ürünün hammaddesinin üretilerek temini, dolumu ve formülleri ile birlikte teslimi için toplam 143.000,00 TL ödeme yaptığını 27.12.2021 havale tarihli, 93.000,00 TL ve 50.000,00 TL'lik dekontlarla ispat etmektedir. Kaldı ki, ödemenin yapıldığı taraflar arasındaki yazışmalardan anlaşıldığı gibi davalının da kabulündedir. Bu halde davalı satıcı almış olduğu ödeme karşılığında, ödeme konusu ürünleri davacı alıcıya teslim ettiğini usulünce ispatlamalıdır.
18. Somut olayda; ihtar içeren dava dilekçesinin davalı yana 27.10.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince 07.11.2022 tarihinde cevap dilekçesi sunmak üzere süre uzatım istendiği, mahkemece, davalı yana yasal cevap süresinin bitiminden itibaren geçerli olmak üzere iki hafta uzatma verildiği, bu halde cevap verme süresinin son gününün 24.11.2022 tarihine denk geldiği ancak davalı vekilince cevap dilekçesinin süresinden sonra 28.11.2022 tarihinde verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı yan süresi içinde cevap dilekçesi sunmadığından, davanın inkarı kapsamı dışında kalan hususların ispatı için delil sunamayacaktır. Nitekim; bu husus, 6100 sayılı HMK'nın 145. maddesinde; “Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler." hükmüyle düzenlenmiştir. Yasa koyucu, tarafların, kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyecek olmalarını emredici bir düzenlemeyle (m.145) benimsedikten sonra, bunun istisnalarını da belirtmiştir. Buna göre, ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilecektir. Bir diğer istisnai hükmün ise “iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi” başlıklı 141. madde hükmü olup, yasa hükmü; “(1)Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır. Dava dilekçesinin usule uygun ihtar içerir şekilde tebliğinden sonra iki haftalık süre içerisinde delillerini bildirmeyen davalının sonradan delil gösterebilmesi için HMK’nın 145. maddesinde belirtilen istisnai hallerin mevcudiyeti de somut olayda ileri sürülmüş değildir. İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesini düzenleyen 141. madde koşulları da oluşmamıştır. Kaldı ki, somut olayda davacı vekili, ön inceleme duruşmasında; davalı yanın süresi içinde cevap dilekçesi sunmadığından ibraz edilen delilleri kabul etmediklerini bildirmiştir.
18. Davalı yanın süresinde cevap dilekçesi sunmamış olduğu anlaşıldığına göre, anlaşma konusu ürünlerin tesliminin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, gerçekleştirilmiş ise hangi ürünlerin ne kadar teslim edildiği hususlarının ispatı, davacı vekilince taraf ticari kayıtlarına delil olarak dayanıldığından, bu kayıtların ve dosyaya ibraz edilen whatssap yazışmaların incelenmesi ile sonuca ulaşılmıştır.
a) Davalı ticari kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda; davalı yanın sözleşme konusu hammaddeler için dava dışı ... nolu fatura karşılığı 77.967,54 TL ödeme yaptığı tespit edilmiş olup, bu ödemenin davacı yana teslim edilen hammadde bedeli olduğu ve davacı yanca yapılan ödemeden mahsup edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Ne var ki; anılan fatura davacı adına düzenlemiş bir fatura olmayıp, davacı tarafça da kabul edilmemiştir. Kaldı ki, fatura; davalı tarafından, davacı adına düzenlenmiş ve davalının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olsa dahi, tek başına anlaşma konusu ürünlerin davacıya teslim edildiğini göstermez. Zira; davalının ticari defterleri, davacı ticari defterlerinde hiçbir kayıt bulunmadığından 6100 sayılı HMK'nın 222/3 maddesi gereğince, mal teslim savunmasının ispatı için yeterli değildir.
b) Davacının dayandığı whatsapp yazışmalarının incelenmesinde ise; taraflar arasında 2021 yılı Aralık ayı başlarında görüşmelerin başladığı, davacı tarafından 27.12.2021 tarihinde 143.000,00 TL ödemenin gerçekleştirildiği, davalı yanca teslim bir kaç kere ötelendiği ve nihayetinde 04.03.2022 tarihinde bazı ürünlerin teslim edildiğine dair görüşmelerin yapıldığı, ancak teslim edilen ürünlerin hangileri ve ne miktarda olduğu belirlenemediği gibi davacı alıcı tarafından 3 gün sonra, 07.03.2022 tarihinde, ürünlerin eksik olduğu ve hiç gönderilmeyen ürünler olduğu davalı satıcıya bildirilmiş, devam eden yazışmalardan sonuç alınamaması üzerine davacı alıcı tarafından ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşme bedeli olarak ödenen 143.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iadesi istenmiştir. Buna göre; davacı iş sahibi sözleşmeden dönerek, davalı yükleniciye ödendiği ihtilafsız olan iş bedelinin iadesini talep etmektedir. TBK'nın 125/3 maddesi uyarınca; ''sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler.''
19. Davacı yanın sözleşmeden dönme ve ödediği bedelin iadesine yönelik talebi incelenmiştir. Bu kapsamda; 05.02.2024 tarihli celsesinin 2 nolu ara kararı ile; taraflar arasında yapılan anlaşma konusu ürünlerin nitelik ve nicelik olarak tespitinin mümkün olup olmadığı, ürünlerinin tespiti mümkün ise; davalı yan ticari kayıtlarının incelenmesi kapsamında değerlendirilen dava dışı Fargen Sağlık Hizmetleri ... Ltd. Şti. tarafından davalı adına düzenlen 01.03.2022 tarih ve 77.967,54 TL bedelli fatura içeriğindeki mal ve hizmetin, taraflar arasındaki yazışmalar değerlendirildiğinde davacıya teslim edildiği savunulan ürünler olup olmadığı, varsa teslim edilen ürünlerin (taraflar arasındaki yazışmalar ve dekont açıklaması nazara alındığında) ekonomik bir değer taşıyıp taşımadığı, yine taraflar arasındaki yazışmalar ve dekont içeriği nazara alındığında; dava konusunun bütünlük arz edip etmediği, buradan hareketle varsa teslim edilen ürünlerin kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı kabul edilip edilemeyeceği, ürünlerin ekonomik bir değer taşıyıp taşımadığı, ürünlerin reddi gerektirmeyecek derecede ayıplı olması halinde ise bedelinin ne kadar olduğu hususlarında ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti 20.03.2024 tarihli ek raporunda; taraflar arasında yapılan sözleşme konusu ürünlerin nitelik ve niceliğinin net olarak belirlenmesinin ve yine dava dışı ... nolu ve 77.967,54 TL bedelli fatura konusu ürünlerin davacıya teslim edildiği ileri sürülen ürünler olup olmadığı konusunda net görüş bildirmenin mümkün olmadığını bildirmiştir. Bu halde, davalı tarafından davacıya teslim edildiği savunulan ürünlerin neler olduğu, ne kadar olduğu belirgin değildir. Yani; davalı, taraflarca kararlaştırılan hammaddelerin davacıya teslim edildiğini usulünce ispatlamış değildir. Bu durumda davacı yapmış olduğu ödemenin iadesini istemekte haklıdır.
20. Davacı vekili 09.05.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; alacağını 11.000 Euro olarak ıslah etmiş ve alacağına 27.12.2021 ödeme tarihinden, aksi takdirde temerrüt tarihinden itibaren Devlet bankalarınca Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı dava dilekçesinde, alacağını Türk Lirası olarak talep etmiş, ıslah dilekçesi ile bu talebini Euro olarak değiştirmiştir. Davacı tarafından, davalı şirkete yapılan 27.12.2021 tarihli iki adet havalenin (93.000,00 TL ve 50.000,00 TL) TL cinsinden olduğu açıktır. Ayrıca, davacı dava dilekçesinde; uyuşmazlık konusu alacağın Türk Lirası üzerinden hüküm altına alınmasını talep etmiş olup, davalıya keşide edilen .... yevmiye nolu ihtarnamesi ile de sözleşme bedeli olarak ödenen 143.000,00 TL'nin tahsili istenmiştir. Bu duruma göre, davalıya yapılan ödemenin TL cinsinden olduğu ve davacının ancak TL cinsinden ödeme talep edebileceği görülmektedir. Bir an için ödemenin Euro cinsinden yapıldığı kabul edilse dahi, davacı yanın, BK'nun 99. maddesinde yer alan "konusu para olan borcun ülke parasıyla ödenecek olmasına, ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme yada bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklının, bu alacağının aynen veya vade yada fiili ödeme günündeki raiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir "yönündeki düzenleme gereğince, alacağını Türk Lirası veya Euro üzeriden talep etme yönünde seçimlik hakka sahip olduğu; tercih hakkını dava dilekçesinde Türk Lirası olarak kullandığı ve bu konuda bir kez tercih hakkının bulunduğu, ıslah dilekçesi ile alacağının Euro olarak hüküm altına alınmasını isteyemeyeceği anlaşılmakla, davacının alacağı hakkında Türk Lirası üzerinden hüküm kurulmuştur.
21. Açıklanan gerekçelerle, davanın kabulüne; 143.000,00 TL'nin, ihtarname ile davalı yana verilen 3 günlük sürenin hitamı olan, 04.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
VI-HÜKÜM
1-Davanın kısmen kabulüne; 143.000,00 TL'nin 04.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2. Fazlaya dair istemin reddine,
Karar ve İlam Harcı
3. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.768,33 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL ile yargılamanın devamı aşamasında yatırılan 6.500,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 6.580,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.187,63 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Yargılama Giderleri ve Gider Avansı
4. Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 173,00 TL, bilirkişi ücreti olarak 4.500,00 TL olmak üzere toplam 4.673,00 TL yargılama giderinden red ve kabul oranına göre hesaplanan 1.753,34 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına
5. Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç, vekalet harcı ve ıslah harcı toplam 6.672,90 TL yargılama harcının red ve kabul oranına göre hesaplanan 2.503,71 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6. Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin red ve kabul oranına göre hesaplanan 674,68 TL'sinin davacıdan, 585,32 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7. Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve ...İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine iadesine,
Vekalet Ücret
8. Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 22.880,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
9. Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 37.718,54 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren... ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer ... Mahkemesine verilecek dilekçe ile ... yasa yolu açık olmak üzere 10.06.2024 tarihinde verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 10/06/2024
...