T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ
Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/668
KARAR NO : 2024/277
...
DAVA : İtirazın İptali / Genel Kredi Sözleşmesine Dayalı
DAVA TARİHİ : 12/10/2022
KARAR TARİHİ : 25/04/2024
KARAR Y.TARİHİ : 17/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan "İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir.
I-İDDİALAR
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka tarafından dava dışı ... 04.07.2014 ve 12.11.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerine dayanılarak kredi kullandırıldığını, borçlu ve kefillere ...'nin 30.12.2016 tarihli muacceliyet ihtarnamesi ile .... Noterliği'nin 29.08.2017 tarihli muacceliyet ihtarnamesi keşide edilerek alacağın tahsilinin talep edildiğini ancak sonuç alınamadığını,.... Noterliği'nin 26.09.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı muacceliyet ihtarnamesi ile borçlu ve kefillere bir kez daha ihtarda bulunulduğunu ancak bu ihtarın gereğinin de süresi içerisinde yerine getirilmediğini, bunun üzerine kefiller ..., ..., dava dışı ...Sayılı dosyası üzerinden davalı borçlulara ödeme emri gönderildiğini ancak davalı borçluların itirazı üzerine takibin durdurulduğunu beyanla, itirazın iptaline, takibin devamına, davalılar hakkında alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
II-SAVUNMALAR
2. Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR
A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar
3. Taraflar arasında takibe konu edilen genel kredi sözleşmesi akdedildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları
4. Uyuşmazlık; takip konusu kredilerin hangi sözleşme kapsamında kullandırıldığı, kefaletin Sözleşme ve Yasa koşullarına uygun olup olmadığı, gayri nakdi krediler yönünden kefilleri de kapsayıp kapsamadığı, muacceliyet ve temerrüdün gerçekleşip gerçekleşmediği, hangi tarihte gerçekleştiği, akdi ve temerrüt faiz oranlarının sözleşme ve hukuka uygun olup olmadığı, talep edilen asıl alacak, işlemiş faiz ve masrafların Kanun ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı, takip tarihi itibariyle asıl alacak ve işlemiş faiz alacağının ne kadar olduğu ve davacı tarafın gayri nakit alacağı bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
5. ... olduğu, 768.371,12 TL asıl alacak + 34.961,98 TL temerrüt faizi ve Bsmv olmak üzere toplam 803.333,10 TL alacağın tahsili amacıyla 24/10/2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalıların yetki itirazında bulundukları, bunun üzerine dosyanın 22.12.2021 tarihinde... sırasına kaydedildiği, davalıların icra takibine, takibe dayanak belgeye, ödeme emrine, faize, faiz oranına, borca itirazları üzerine takibin durduğu, işbu davanın İİK m. 67 uyarınca yasal süresi içinde ve itirazın iptali istemi ile açıldığı anlaşılmıştır.
6....yevmiye numaralı ihtarnamesinin incelenmesinde; davacı banka tarafından, dava dışı ...e kefil, davalı ...'e kefil ve davalı ...'e ipotek borçlusu ve kefil sıfatı ile keşide edildiği, ihtarnamede özetle; davacı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan kredi sözleşmesi uyarınca kredi tesis edilerek kullandırıldığı, diğer muhatabın müteselsil kefil olarak borçlu olduğu, muhataba kullandırılan kredilerin 30.12.2016 tarihi itibariyle kat edildiği, bu tarih itibariyle toplam 689.185,17 TL'ye baliğ olan alacağın sözleşme hükümleri gereğince tamamen ödenerek tasfiye edileceği tarihe kadar %32,00 temerrüt faiz oranı üzerinden işleyecek faiz, bsmv, kkdf, masraf ve her türlü sair ferileriyle birlikte en geç 3 gün içinde ödenmesi ödenmesi, aksi takdirde haklarında yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, ancak, ihtarnameye konu kredilerin yapılandırılarak kapatıldığı tespit edilmiştir.
7. ... Noterliği'nin 31.08.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin incelenmesinde; dava dışı ... borçlu, dava dışı ...'e kefil, davalı ...'e kefil ve davalı ...'e ipotek borçlusu ve kefil sıfatı ile keşide edildiği, ihtarnamede özetle; davacı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan kredi sözleşmesi uyarınca kredi tesis edilerek kullandırıldığı, diğer muhatabın müteselsil kefil olarak borçlu olduğu, muhataba kullandırılan kredilerin 29.08.2017 tarihi itibariyle kat edildiği, bu tarih itibariyle toplam 766.236,25 TL'ye baliğ olan alacağın sözleşme hükümleri gereğince tamamen ödenerek tasfiye edileceği tarihe kadar %20,80 temerrüt faiz oranı üzerinden işleyecek faiz, bsmv, kkdf, masraf ve her türlü sair ferileriyle birlikte en geç 3 gün içinde ödenmesi ödenmesi, aksi takdirde haklarında yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, ihtarnamenin dava dışı şirketin sözleşmede yazılı adresine gönderildiği 05.09.2017 tarihinde iade edildiği; davalı ...'in sözleşmede yazılı adresine gönderildiği 05.09.2017 tarihinde iade edildiği; davalı ...'in sözleşmede yazılı adresine gönderildiği 05.09.2017 tarihinde iade edildiği görülmüştür.
8....e kefil, davalı ...'e kefil ve davalı ...'e ipotek borçlusu ve kefil sıfatı il keşide edildiği, ihtarnamede özetle; davacı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan kredi sözleşmesi uyarınca kredi tesis edilerek kullandırıldığı, diğer muhatabın müteselsil kefil olarak borçlu olduğu, muhataba kullandırılan kredilerin 25.09.2017 tarihi itibariyle kat edildiği, bu tarih itibariyle toplam 774.453,40 TL'ye baliğ olan alacağın sözleşme hükümleri gereğince tamamen ödenerek tasfiye edileceği tarihe kadar %20,80 temerrüt faiz oranı üzerinden işleyecek faiz, bsmv, kkdf, masraf ve her türlü sair ferileriyle birlikte en geç 1 gün içinde ödenmesi ödenmesi, aksi takdirde haklarında yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, ihtarnamenin dava dışı ası borçlu şirketin sözleşmede yazılı ve diğer adresine gönderildiği, her iki adreste de muhatabına ulaşılamadığından tebliğ imkansızlığından 28.09.2017 tarihinde iade edildiği; davalı ...'in sözleşmede yazılı adresinden taşındığı, muhtarlık kaydı olmadığından ve diğer adresinin de kapalı olması, muhatabına ulaşılamadığından tebliğ imkansızlığından 28.09.2017 tarihinde iade edildiği; davalı ...'in sözleşmede yazılı adresinden taşındığı, muhtarlık kaydı olmadığından ve diğer adresinin de kapalı olması, muhatabına ulaşılamadığından tebliğ imkansızlığından 28.09.2017 tarihinde iade edildiği tespit edilmiştir.
9. Dava konusu Genel Kredi Sözleşmesi'nin incelenmesinde; davacı banka ile dava dışı ... arasında imzalanan 04.07.2014 tarihli 500.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi'nin, dava dışı şirket tarafından asıl borçlu olarak imzalandığı; söz konusu Genel Kredi Sözleşmesi'nin davalı ... tarafından, kefil beyanı kısmına el yazısı ile ad-soyad, TC kimlik no, adres, "04.07.2014" kefalet tarihi, kefalet türüne "müteselsil", kefil olunan miktarın rakam ve yazı ile "500.000,00 TL" yazılarak kefaleten imzalandığı; ...'in, 25.04.2013 tarih ve 8307 ...şirket tek ortağı olduğu tespit edildiğinden eş muvafakatinin alınmasına 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun "eşin rızası" ile ilgili 584. Maddesi ve Ek fıkra: 28.3.2013-6455 S.K. / m.77'ye göre gerek olmadığı;
- Davacı banka ile dava dışı ... arasında imzalanan 12.11.2015 tarihli 700.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi'nin, dava dışı şirket tarafından asıl borçlu olarak imzalandığı; söz konusu Genel Kredi Sözleşmesi'nin davalılar ... ve ... tarafından, kefil beyanı kısmına el yazısı ile ad-soyad, TC kimlik no, adres, "12.11.2015" kefalet tarihi, kefalet türüne "müteselsil", kefil olunan miktarın rakam ve yazı ile "800.000,00 TL" yazılarak kefaleten imzalandığı; ...'in, 25.04.2013 tarih ve 8307 sayılı ... Gazetesi'nin 641.sayfasında asıl borçlu... Şti'nin şirket tek ortağı olduğu tespit edildiğinden eş muvafakatinin alınmasına 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun "eşin rızası" ile ilgili 584. Maddesi ve Ek fıkra: 28.3.2013-6455 S.K. / m.77'ye göre gerek olmadığı, ...'in ise kefalet tarihinde sözleşme üzerindeki yazılı beyanı ile evli olmadığını beyan ettiği görülmüştür.
10. Mahkememizce dosya üzerinde bankacı bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmış olup; bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; davacı banka ile dava dışı ... arasında 04.07.2014 tarihli, 500.000,00 TL tutarlı ve 12.11.2015 tarihli 700.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalıların söz konusu sözleşmelere müteselsil kefil oldukları, dava dışı borçlu şirketin davacı banka nezdinde kullanmış olduğu kredilerden, 29.08.2017 kat tarihi itibariyle; 1041 ek nolu Taksitli Ticari Kredinin, 10.07.2017 ve 08.08.2017 tarihli 1 ve 2.taksit tutarlarının vade tarihlerinde ödenmediği, taraflar arasında imzalanan sözleşmelere göre davalı müteselsil kefiller ... ve ...'ten olan alacağını talep etme hakkının doğduğu, davacı bankanın takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacağının; 768.371,12 TL asıl alacak + 10.249,63 TL +512,48 TL olmak üzere toplam 779.133,23 TL olarak hesaplandığı, hesaplanan asıl alacak tutarının %20,80 üzerinden işleyecek temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte ödenmesi gerektiği; takip hesap ekstrelerinin incelenmesinde, 24.10.2017 takip tarihinden sonra 25.10.2022 dava tarihinden önce 18.10.2018 tarihinde taşınmaz satışından gelen 256.815,33 TL tutar kadar tahsilat sağladığı tespit edilerek; davacı bankanın takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacağının; 768.371,12 TL + 19.572,53TL + 978,63 TL olmak üzere toplam 788.922,28 TL olarak hesaplandığı, hesaplanan asıl alacak tutarının %20,80 üzerinden işleyecek temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte ödenmesi gerektiği, yapılandırılan kredilerin kullandırım tarihleri dikkate alındığında, 1005, 1008, 1014, 1017 ek nolu kredilerin 04.07.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi tahtında ve ...'in müteselsil kefaleti ile verildiği, söz konusu kredilerin yapılandırılması talimatının ... tarafından verildiği, ...'in bu kredilerin yapılandırılması ile ilgili imzalamış olduğu bir geri ödeme planı olmadığı şube tarafından beyan edildiğinden, takibe konu 1041 ek nolu yapılandırma kredisinin hiç ödenmediği de dikkate alındığında ...'in söz konusu kredilerden sorumlu olmadığı takdir edilecek olur ise; davacı bankanın takip tarihi itibariyle ...'ten talep edebileceği alacağının 442.708,79 TL asıl alacak + 10.329,87 TL işlemiş faiz + 516,49 TL BSMV olmak üzere toplam 453.555,15 TL olduğu, hesaplanan asıl alacak tutarının %20,80 üzerinden işleyecek temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte ödenmesi gerektiği; davacı bankanın takip tarihi itibariyle ...'ten talep edebileceği alacağının 768.371,12 TL asıl alacak +10.249,63
TL işlemiş faiz + 512,48 TL BSMV olmak üzere toplam 779.133,23 TL olduğu, hesaplanan asıl alacak tutarının %20,80 üzerinden işleyecek temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte ödenmesi gerektiği bildirilmiştir.
V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
11. Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
12. Genel ve özel dava şartları somut uyuşmazlık bakımından değerlendirilmiş, dava şartı noksanlığı bulunmadığı değerlendirilerek esasın incelenmesine geçilmiştir.
13. Davalı borçluların borç tutarına, faiz tutarına, faiz oranına yönelik itirazları ile kefaletin geçerliliği aşağıdaki şekilde değerlendirilmiştir.
14. Öncelikle davalının genel kredi sözleşmesini kefil sıfatı ile imzalamış olduğu dikkate alınarak kefaletin geçerliliğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. ...'in, 25.04.2013 tarih ve 8307 sayılı ...Gazetesi'nin 641.sayfasında asıl borçlu... şirket tek ortağı olduğu tespit edildiğinden eş muvafakatinin alınmasına 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun "eşin rızası" ile ilgili 584. Maddesi ve ... göre gerek olmadığı, ...'in ise kefalet tarihinde sözleşme üzerindeki yazılı beyanı ile evli olmadığını beyan ettiği, davalılar tarafından verilen kefaletin; kefalet limiti, kefalet tarihi ve kefaletin müteselsil olduğu hususlarının kabul edilerek kefilin el yazısı ile yazılmak sureti ile TBK m. 583 hükmünde aranan şekil koşullarını taşıdığı anlaşıldığından kefaletin geçerli olduğu değerlendirilmiştir.
15. Temerrüt tarihlerinin belirlenmesine ilişkin olarak; 6098 sayılı Borçlar Kanunu Borçlunun Temerrüdü I. Koşulları başlaklı 117. Maddesinde; "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, bu kapsamda; takibe konu kredi alacağı için; davacı banka tarafından dava dışı asıl borçlu şirket ve davalı kefillere ... Noterliği üzerinden keşide edilen 31.08.2017 tarih ve 16776 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile takibe konu ... ek nolu kredinin 29.08.2017 tarihinde kat edildiği bildirilerek ödeme için tebliğ tarihinden itibaren 3 günlük süre verildiği, ancak davacı banka tarafından keşide edilen ... yevmiye numaralı İhtarnamesi ile muhataplarına ödeme için 1 günlük ek süre daha tanındığı anlaşıldığından, kredinin kat tarihi 29.08.2017 olarak, temerrüt tarihi ise ... Noterliği'nin 26.09.2017 tarih ve ...7 yevmiye numaralı İhtarnamesi ile verilen ek süre gözetilerek, söz konusu ihtarın dava dışı asıl borçlu ve davalı kefillerin sözleşmede yazılı olan ve taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi'nin 28-Müşterinin Kanuni Yerleşim Yeri ve Meydana Gelecek Değişiklikler başlıklı maddesi altında yasal tebligat adresi olarak belirlenen adreslerine ulaşılan 28.09.2017 tarihinin tebliğ tarihi olarak alınması gerektiği, ihtarnamede ödeme için verilen 1 günlük sürenin 29.09.2017 Cuma günü hitamı ile dava dışı asıl kredi borçlusu ve davalı kefillerin 02.10.2017 Pazartesi günü temerrüte düştükleri kanaatine varılmıştır.
16. Burada sözleşme adresine ilişkin düzenlemenin kefiller bakımından da uygulama yerinin bulunup bulunmadığına ilişkin değerlendirme yapılması gerekmektedir. İİK m. 68/b-1 hükmü ile banka alacaklarından borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde itirazın kesin kaldırılmasının koşulları düzenlenmiştir. Bu hüküm ile esasen finans kurumu olan bankalar bakımından yapılacak ilamsız takiplerde itiraz üzerine takibin durması halinde daha uzun süre gerektiren itirazın iptali davası dışında takibe gecikmeden devamı sağlamak için icra hukukuna özgü bir yol öngörülmüştür. 68/b-1'deki koşulların yerine getirilmemiş olması kredi sözleşmesini, alacağı ve alacağın takibi hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Ancak itirazın kaldırılmasına yarar belge elde etmek isteyen alacaklı/banka sözkonusu düzenlemede öngörülen usulü takip etmesi gerekmektedir (Karakaş, Cemal Fazıl; İcra ve İflas Hukukunda Banka Alacaklarının Korunması, ... hükmündeki izleyeceği özel usul ile kredi sözleşmeleri ve ilişkili diğer belgeler itirazın kaldırılmasına yarar belgeye dönüşmektedir. Yine kredi kurumunun 68/b-1 hükmünde öngörülen belgelerin itirazın kaldırılmasına yarar belge niteliğini kazanmasında maddenin işlerliğini sağlamak bakımından krediyi kullanan borçlu yönünden kredi sözleşmesinde beyan etmiş olduğu adresini değiştirmesi halinde bildirim zorunluluğu düzenlenmiştir.
18. Bu noktada taraflarca sözleşmede yer verilen tebligata ilişkin hükmün sonucunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Uygulamada tarafların aralarındaki sözleşmenin uygulanması sürecinde yapacakları yazışma ve bildirimler için bir adres belirtmelerine sıklıkla karşılaşılmaktadır. Maddi hukuk sözleşmesi kapsamında tarafların sözleşme ile kurmuş oldukları hukuki ilişkide, özellikle bu sözleşmenin devam eden sürecinde birbirleri arasında yapılacak tebligat rejiminin tespitine yönelik özel bir hüküm belirlemeleri mümkün olup yeter ki tebligat işleminin yapılmasına imkan tanıyan muhatap, adres, tebliğ şekline ilişkin tebliğ işleminin belirlilik hali gerçekleşmiş olsun. Bu anlamda sözleşme özgürlüğü ilkesi kapsamında tarafların kendi aralarındaki yazışma ve bildirimlerin usul ve esasları ve sonuçları düzenlemeleri mümkün olup yine taraflarca sözleşmede belirtilen adresin değişmesi halinde bildirim yapılması zorunluluğu bulunmasına karşın zorunluluğun yerine getirilmemesi halinde eski adresi yapılacak bildirimlerin bila tebliğ iade edilmesi halinde dahi tebliğ edilmiş sayılacağı yönünde bir hüküm de sevk edilebilir ve kural olarak tarafların karşılıklı irade beyanları ile sonuç bağladıkları bu halde kural olarak bu tür kayıtlar geçerlidir ...
19. Yine İİK m. 68/b hükmü yönünden yapılan açıklamalar kapsamında sözkonusu hükmün itirazın kaldırılmasına yarar belge elde etmek isteyen kredi kurumlarınca yürütülmesi gereken özel bir düzenleme olduğu bu anlamda özellikle adres değişikliğine yönelik 68/b-1 hükmünün 2. Cümlesinin yalnızca kredi kullanan taraf yönünden uygulama yeri olduğu ve kefiller yönünden uygulanamayacağı yönünde bir değerlendirme ile tarafların sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde kabul ettikleri sözleşme hükmünün geçersiz olduğu yönünde bir sonuca varılmasının mümkün olmadığı, zira İİK m. 68/b hükmünün eldeki uyuşmazlığa uygulama yeri olmadığı anlaşılmaktadır.
20. Ayrıca İİK m. 68/b hükmünün yalnızca kredi kullanan kişi yönünden uygulanabileceği kefili kapsamadığı yönündeki yorumun da hükmün konuluş amacına uygun düşmediği ve kefilleri de kapsadığının kabulü gerektiği söylenmelidir, ki ...Karar).
21. Uygulanacak faiz oranlarının belirlenmesine ilişkin olarak; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 144. maddesi'nde "Bakanlar Kurulu, bankaların ödünç para verme işlemlerinde ... uygulanacak azami faiz oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu, bu yetkilerini Merkez Bankası'na devredebilir." denildiği, 22.11.2006 tarih, 26354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı'nda (md 3) konuya ilişkin düzenlemelerin...'nca yayımlanacak tebliğlerle yapılacağı, ...’nın bu konudaki tebliğine göre bankaların mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını vade ve türlerine göre serbestçe tespit etmelerinin hükme bağlandığı buna göre, davacı bankanın talep ettiği akdi ve temerrüt faiz oranı, sözleşme maddeleri gözetilerek denetlenmesi gerekmektedir.
22. Taraflar arasında imzalanan "Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi'nin "Taksitli Kredi İşlemleri" başlıklı 14. maddesi "A)Müşteri bu kredi hesabının kredi kullandırımı aşamasında düzenlenecek ve kredi sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olan geri ödeme planına göre işleyeceğini kabul ve beyan eder. E)Müşteri, taksitli krediler ile ilgili gecikme ve temerrüt faizinin tespitinde, geri ödeme planında öngörülen akdi faiz oranı ile gecikme/temerrüt tarihindeki cari faiz oranından yüksek olanının akdi faiz olarak esas alınmasını kabul eder." hükmünü, Temerrüt Faiz Oranının düzenlendiği 4. maddesi ise "C)Müşteri'nin temerrüde düşmesi halinde temerrüt faizi uygulanır. Temerrüt faizi akdi faiz oranına azami %100'ü oranında ilave yapılmak suretiyle tespit edilir. Ancak cari faiz oranı akdi faiz oranından daha yüksek ise temerrüt faizi cari faiz oranına azami %100'ü oranında ilave yapılmak suretiyle tespit edilir" hükmünü içermekte olduğu görülmektedir.
23. Temerrüt faiz oranına ilişkin taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmede yukarıda yer verilen yönde hüküm bulunmakta ise de, Yargıtay uygulamasında bankaların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı kabul edilmektedir...
24. Bu halde bankaca sözleşme hükmü uyarınca temerrüt tarihinde kullandırılan kredi ile aynı türdeki kredilere fiilen uyguladığı akdi faiz tutarlarını kişisel verilerin korunmasına yönelik Kanuni düzenlemelere de uygun biçimde yine delillerin ibrazına yönelik HMK hükümleri uyarınca süresi içerisinde ibraz etmiş olması halinde nazara alınarak akdi ve temerrüt faizi hesaplamasının ibraz edilen sözkonusu oranlara göre yapılabilecektir.
25. Buna göre geri ödeme planlarında yer alan yıllık akdi faiz oranının %15,00 olarak belirlendiği, davacı bankanın, kredinin akdi faiz oranı olan %15,00'in sözleşme maddesine göre daha düşük orandan %15,00x1,30=%19,50 gecikme faizi uyguladığının kredi kartonunda yazılı olduğu ve uygulanan oranın sözleşme maddesindeki düzenlemeye istinaden yerinde olduğu; temerrüt faiz oranının tespitinde Yargıtay uygulamalarının Merkez Bankası'na bildirilen faiz oranlarının cari kredilere uygulanan bir oran olmayıp, yüksek tavan faizinin bildirilmesi niteliğinde olduğu, dolayısıyla temerrüt tarihinde bankanın fiilen uyguladığı faiz oranı belirlenip bu oran üzerinden sözleşme hükümlerine göre temerrüt faiz oranı belirlenmesi gerektiği, bu kapsamda temerrüt faiz oranının; uygulanan kredi akdi faiz oranına göre ve sözleşme maddesine göre %100 fazlası alınarak hesaplanması gerektiği kanaati ile; %15,00x2=%30,00 olarak talep edilebileceği, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği %20,80 temerrüt faizi oranının kabulü gerekmiştir.
26. Takip tarihi itibariyle nakdi alacağın belirlenmesine ilişkin olarak; davacı banka ile dava dışı ... arasında 04.07.2014 tarihli 500.000,00/beş yüz bin TL tutarlı ...'in kefaleti olan ... ve 12.11.2015 tarihli 700.000,00/yedi yüz bin TL tutarlı ...' ve ...'in kefaleti olan Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalılardan ...’in kefil sıfatı ile imzalamış olduğu 12.11.2015 tarihli ... yapılandırma kredisi olmadığı, bilirkişi raporunda da yer verilen ...ek nolu kredilerin bu ... kapsamında kullandırılmış yeni krediler olduğu ve bu anlamda davalı/kefil ...'in 04.07.2014 tarihli 500.000,00 TL limitli ...'ne dayalı olarak kullanılan kredilerden ve bunun kapatılması için akdedilen 12.11.2015 tarihli kredi sözleşmesine dayalı kullanılan kredilerden ötürü (sözkonusu kredinin kapatılmasına yönelik yapılan geri ödeme planında da ...'in imzasının bulunmadığı) sorumluluğunun bulunmadığı değerlendirilerek bu yönde yapılan bilirkişi incelemesine itibar edilmiştir.
27. Öte yandan takip tarihinden sonra ancak dava tarihinden önce bir kısım ödemeler yapıldığı dosya kapsamında toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu durumda Yargıtay'ın yerleşik içtihatları nazara alınarak takipten sonra yapılan ödemeler bakımından TBK m. 100 hükmü de dikkate alınarak dava tarihinde davacının dava konusu ettiği tutar bakımından hukuki yararının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir ...
28. Üstteki paragrafta verilen ... içtihadı ve yine aynı yöndeki içtihatlarda özellikle vurgulanan husus takipten sonra yapılan ödeme neticesinde davacının dava tarihi itibariyle hukuki yararının varlığıdır. Yani takipten sonra yapılan kısmi ödeme bakımından TBK m. 100 hükmü uyarınca ödeme tarihi itibariyle hesaplama yapılması ile bakiye tutara dava tarihine kadar işletilecek faiz ile belirlenecek alacak tutarı dava konusu edilmesi gerekmektedir. Aksi halde kısmi ödeme neticesinde dava tarihi itibariyle daha az bir tutar itiraza uğraması nedeni ile dava konusu edilmesi gerekirken ödeme nazara alınmaksızın itirazın iptali davası konusu edilmesi halinde fazla kısım yönünden davacının hukuki yararının bulunmadığı söylenebilecektir.
29. Ancak özellikle temerrüt faizinin yüksek uygulandığı genel kredi sözleşmelerinde kısmi ödeme yapılmasına karşın dava tarihi itibariyle yapılan hesaplama neticesinde takip tutarı ve dava konusu edilen tutar üzerinde bir alacak ortaya çıkabilmektedir. Bu halde ise davacının takip tutarını dava değeri göstermesi ve takipten sonra davadan önce yapılan kısmi ödemeye karşın dava tarihi itibariyle takip tutarının üzerinde bir alacak hesaplanması varsayımında davacının artık dava konusu ettiği tüm dava değeri bakımından hukuki yararının varlığının kabulü gerektiğinden yapılan ödemenin takipte değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmalıdır. ... içtihatlarında dava tarihi itibariyle hukuki yarar değerlendirileceği hukuki yararının olmadığı bir kısım varsa bu kısım yönünden red kararı verileceği belirtilmekte olup dava değeri itibariyle hukuki yararın varlığının belirlenmesi halinde ise yine dava tarihi itibariyle belirlenen alacağa hükmedileceği içtihat edilmemiştir.
30. Açıklanan nedenlerle eldeki somut uyuşmazlıkta da yukarıda açıklanan gerekçe ile kredinin teminatı olarak gösterilen ipoteğin paraya çevrilmesi neticesinde takipten sonra davadan önce tahsil edile tutar bakımından dava tarihi itibariyle bir hesaplama yapılmış, davalı/kefil ... yönünden dava tarihi itibariyle yapılan hesaplamanın dava değerinden fazla olduğu bu anlamda hukuki yararın varlığının anlaşıldığı, her ne kadar ... yönünden yapılan hesaplamada dava değerinden daha az bir tutar belirlenmiş ise de, her iki borçlu yönünden de takipten sonra davadan önce yapılan ödemenin takipte dikkate alınmasının faiz başlangıçları yönünden ve yapılacak toplam alacak tahsilatı bakımından infazda tereddüdü önleyeceği nazara alınarak adı geçen borçlu yönünden dava tarihi itibariyle yapılan hesaplama nazara alınmamış dava değeri itibariyle davacının hukuki yararının varlığının belirlemesi nedeni ile kısmi ödemenin icra takibi prosedürü içerisinde değerlendirilmesi gerektiği yönünde değerlendirme yapılmıştır.
31. Yapılan açıklamalar çerçevesinde davacı bankanın kredi alacağının değerlendirilmesine; dava dışı şirketin davacı banka nezdinde kullanmış olduğu kredilerden, 29.08.2017 kat tarihi itibariyle; 1041 ek nolu Taksitli Ticari Kredinin, 10.07.2017 ve 08.08.2017 tarihli 1 ve 2.taksit tutarlarının vade tarihlerinde ödenmediği, taraflar arasında imzalanan sözleşmelere göre davalı müteselsil kefiller ... ve ...'ten olan alacağını talep etme hakkının doğduğu, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirketin ödeme sorunları yaşaması nedeni ile karşılıklı mutabakatları ile kullanmış oldukları kredilerin 1041 ek no altında 08.02.2017 tarihinde yeniden vadelendirildiği, bu kapsamda takibe konu 1041 ek nolu kredinin, davacı banka tarafından, dava dışı asıl borçlu... davacı banka nezdindeki hesabına 08.02.2017 tarihinde 738.273,94 TL alacak kaydı geçilerek ödenen, yıllık %15,00 akdi faiz oranı ile 44 ay vadeli ilk taksit tarihi 3 ay ötelenerek 10.07.2017 tarihinde başlamak üzere aylık 22.194,52 TL eşit taksit ödemeli olarak geri ödenmesi planlan taksitli ticari kredi olduğu, yapılandırılan kredilerin kullandırım tarihleri dikkate alındığında,...ek nolu kredilerin 04.07.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi tahtında ve ...'in müteselsil kefaleti ile verildiği, söz konusu kredilerin yapılandırılması talimatının ... tarafından verildiği, ...'in bu kredilerin yapılandırılması ile ilgili imzalamış olduğu bir geri ödeme planı olmadığı, davalı ...'in söz konusu kredilerden sorumlu olmadığı kanaatine varılmıştır.
32. Davacı bankanın alacağının tespiti amacıyla alınan bilirkişi raporunda; davacı bankanın takip tarihi itibariyle ...'ten talep edebileceği alacağı 442.708,79 TL asıl alacak + 10.329,87 TL işlemiş faiz + 516,49 TL BSMV olmak üzere toplam 453.555,15 TL; ...'ten talep edebileceği alacağı 768.371,12 TL asıl alacak +10.249,63 TL işlemiş faiz + 512,48 TL BSMV olmak üzere toplam 779.133,23 TL olarak hesaplandığı görülmüştür.
33. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Mahkememizce ve bilirkişi ek raporunda yapılan hesaplamanın dosya kapsamına, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve yargısal uygulamalara uygun olduğu anlaşılmış olup, davacı bankanın talebinin davalı ... yönünden 779.133,23.-TL; davalı ... yönünden 453.555,15.-TL üzerinden kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
VI-HÜKÜM
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
2...takip sayılı dosyasına davalıların vaki itirazlarının İPTALİ ile,
3-Davalı ... yönünden takibin 768.371,12.-TL asıl alacak, 10.249,12.-TL işlemiş faiz, 512,48.-TL BSMV olmak üzere toplam 779.133,23.-TL tutarları üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 20,80 oranında temerrüt faizi işletilmesi ve faizin % 5 BSMV'si ile tahsili suretiyle takibin yürütülmesine
4-Davalı ... yönünden takibin 442.708,79.-TL asıl alacak, 10.329,87.-TL işlemiş faiz, 516,49.-TL BSMV olmak üzere toplam 453.555,15.-TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 20,80 oranında temerrüt faizi işletilmesi ve faizin % 5 BSMV'si ile tahsili suretiyle takibin yürütülmesine,
5-Fazlaya yönelik taleplerinin REDDİNE,
6-Hüküm altına alınan alacak tutarları toplamı 779.133,23.-TL (borçlu ... yönünden 453.555,15.-TL) % 20 oranında hesaplanan 155.826,64.-TL (borçlu ... yönünden 90.711,03.-TL) icra inkar tazminatının davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
Karar ve İlam Harcı
7-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 53.222,59.-TL (... yönünden 30.982,35 TL ile sınırlı) harçtan, peşin alınan 13.718,93.-TL harcın tahsili ile bakiye 39.503,66.-TL (... yönünden 17.263,42.-TL ile sınırlı) harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Yargılama Giderleri ve Gider Avansı
8-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç ve vekalet harcı toplam 13.811,13.-TL yargılama harcının davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
9-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 6.363,20.-TL ve bilirkişi ücreti olarak 3.000,00-TL olmak üzere toplam 9.363,20.-TL yargılama giderinden red ve kabul oranına göre hesaplanan 9.081,14.-TL (... yönünden 5.286,38 TL ile sınırlı)'nin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 1.560,00.-TL arabuluculuk ücretinin red ve kabul oranına göre hesaplanan 48,12.-TL'sinin davacıdan, 1.511,88.-TL'sinin davalılardan (... yönünden 880,76 TL ile sınırlı) alınarak hazineye gelir kaydına,
11-Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve ...ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE,
Vekalet Ücreti
12-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 115.078,65.-TL (... yönünden 69.497,72 TL ile sınırlı) vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ... ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer ... dilekçe ile ... istinaf yasa yolu açık olmak üzere25/04/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.25/04/2024
Başkan ...
E-İmza
Üye ...
E-İmza
Üye ...
E-İmza
Katip ...
E-İmza
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"