T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2022/67 Esas - 2022/793
T.C.
ANKARA7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO: 2022/67 Esas
KARAR NO: 2022/793
HAKİM: ....
KATİP: ...
DAVACI : ...
DAVALI : ...
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
DAVA: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat)
DAVA TARİHİ: 28/06/2021
KARAR TARİHİ: 20/12/2022
KARAR Y.TARİHİ : 10/01/2023
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı asil dava dilekçesinde özetle; 07/08/2006 tarihinde kendi adına ... diye bir şahıs firması olduğunu, işlerinin kötü gitmesinden dolayı firmasını 22.04.2008 tarihinde kapattığını, işyerini kapatınca ... bankası ile olan hesaplarını kapattığını, banka ile ticari hiçbir hesabı bulunmadığını, 16.05.2021 tarihinde e-devlet üzerinden .... risk raporunu aldığında çek kredisi ibaresini gördüğünü, 66.750,00.-TL gayri nakdi kredi tanımlandığını öğrendiğini, böyle bir talebinin olmadığını, çek hesabının da olmadığını, hesaplarının da kapalı olduğunu, banka ile yaptığı konuşmalarda bankanın haberi olmadan tanımladığı çek karnesi nedeniyle findeks puanının düştüğünü, bankadan çek karnesi talebinin bulunmadığını, ticari bir hesabı olmadığını, ... ya şikayet ettiğinde silindiğini, kredi puanı düştüğü için ev kredisi alamadığını ve mağdur olduğunu belirterek findeks puanını düşürüp aile huzurunun bozulmasına banka sebebiyet verdiğinden gerekli cezanın verilmesini ve manevi tazminat isteminde bulunduğunu beyan ederek alacak talebinde etmiştir.
SAVUNMA: Davalı taraf usulüne uygun yapılan tebligata rağmen süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, davacının bilgisi dışında tanımlanan çek hesabı nedeniyle, dolaylı zararın tazminine yönelik maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir.
.... Mahkemesinin 11/11/2021 tarih ve .... sayılı görevsizlik kararı üzerine dosyanın, ... Esas sırasına kaydı yapılmış, 31/01/2022 tarih ve ... sayılı gönderme kararı ile mahkememizin ... Esas sırasına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır.
07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı yan, davalı bankadan zararların tazminini talep etmiştir. Dava konusu bir miktar paranın tahsiline yönelik açılan ticari dava niteliğinde olup, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Davacı tarafından davadan öncesi yapılmış arabuluculuk başvurusu bulunmadığı anlaşılmakla, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ile HMK'nın 115/2. maddesi gereğince, davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Anlatılan nedenlerle,
1-Davanın Dava Şartı Yokluğu Nedeniyle Reddine,
2-Masrafların davacı üzerinde bırakılmasına,
3-Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE,
4-Alınması gerekli 80,70 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair davacı asilin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/12/2022
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır