T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/149 Esas - 2024/621
TÜRK MİLLETİ
Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/149
KARAR NO : 2024/621
BAŞKAN : ....
ÜYE : ....
ÜYE :....
KATİP : ....
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 2-....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALILAR : 3- ....
4- ....
5- ....
DAVA : Alacak / Haksız Fiile Dayalı
DAVA TARİHİ : 02/03/2023
KARAR TARİHİ : 31/10/2024
KARAR Y.TARİHİ : 01/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan "Alacak" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir.
I-İDDİALAR
1. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin ... adresinde bulduğu daireleri görmek için gittiğinde ... ve ...'ın, ...'nin taşeronu olan davalı ...'nde çalıştıklarını ve hakedişlerine göre kendilerine verilen dairelerdeki üyeliklerini borçsuz olarak devredeceklerini söylediklerini, .... davalı ...'ın da bu denilenleri teyit ettiğini, 16.02.2022 tarihinden beri ...'nin yönetim kurulunda davalılar ..., ... ve ...'in görev yapmakta olduklarını, davacının bu üyeliğin bedelini ödeyebilmek için adına kayıtlı .... model .... marka .... cinsi aracı 250.000,00-TL karşılığında, .... Noterliği'nin 20.05.2022 tarihli ve ... yevmiye sayılı araç satış sözleşmesi ile ... ...'ın yetkilisi olduğu davalı şirkete devrettiğini, bunun karşılığında ...'tan 20.05.2022 tarihinde .... nolu karar ile kooperatif üyeliğini satın ve devir aldığını, bu devir ve satışa ilişkin ... ... ve muhasip üye davalı ... tarafından yönetim kurulu kararı alındığını ve kararın .... Noterliği'nin 20.05.2022 tarih ... yevmiyeli işlemi ile tasdiklendiğini, tarafların söz konusu daireler için başkaca bir bedel ödenmeyeceği hususunda anlaştıklarını, davacı ile ...'ın bir süre iletişimde kaldıktan sonra ilerleyen zamanda telefonuna çıkmadığını, sonrasında davalı kooperatifin birçok mükerrer üyelik satışı yaptığını ve kendi üyeliğinin de aynı şekilde bir çok farklı kişiye satıldığını öğrendiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın 20/05/2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun m.2/2 uyarınca işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-SAVUNMALAR
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin .... Mahkemeleri olduğunu, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, "kooperatif mükerrer üyelikleri" ile ilgili .... numaralı soruşturma dosyasıyla soruşturma başlatılmış olduğunu, müvekkilinin masum olduğunu, müvekkilinin davacıdan herhangi bir bedel almadığını, ayrıca davacıyla herhangi bir sözleşme de yapmadığığnı, bu nedenle müvekkili yönünden davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin yaptığı satışın doğru olduğunu, sonraki satışlarda müvekkilinin imzası taklit edildiğini, müsbet ve menfi zarar birlikte istenemeyeceğinden davacının taleplerinin reddi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR
A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar
3. Tarafların üzerinde anlaştıkları bir vakıanın bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları
4. Uyuşmazlık; davacının davalıların dolandırıcılık haksız eylemlerine dayalı olarak zarara uğrayıp uğramadığı, uğradı ise zararın miktarının tespiti ve tahsili noktasında toplanmaktadır.
IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
5. .... cevabi yazısı
6. .... cevabi yazısı
7. .... cevabi yazısı
8. .... numaralı soruşturma dosyası
V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
9. Dava, davalıların dolandırıcılık haksız eylemine dayalı olarak uğradığı zararların tazmini istemine ilişkindir.
10. Davanın esasının incelenmesinden önce mahkememizin görevli olup olmadığı hususu üzerinde durulması gerekmektedir.
11. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı ...'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olmasının yanında HMK'nın 114. maddesinde açıkça dava şartı olarak düzenlenmiş olduğundan, mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.
12. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
13. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.
14. TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ...’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
15. Bu düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
16. Az yukarıda açıklandığı gibi ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.
17. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında ... (m.99), ... (m.154), ... (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
18. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.
19. Bu genel kuralın yanında TTK'nın 4. maddesinin son cümlesindeki düzenleme nedeniyle yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale ve vedia gibi sözleşmelerden doğan davalarla fikri ve sınai haklara ilişkin davalar da ticari davadır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken, burada sayılan davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması yeterli görülmüştür.
20. Mahkemelerin görevi, ancak kanunla (6100 s. HMK m.1) düzenlenir. Görev ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir (HMK 20,114,115). Görev konusunda taraflar için kazanılmış hak doğmaz ve yeni bir Kanunla kabul edilen görev kuralları kanunda aksine düzenleme yapılmadığı sürece geçmişe de etkilidir (.... ).
21. Dosya içerisinde toplanan tüm deliller ve diğer belgelerin incelenmesinde; mahkememizce 06.06.2024 tarihli celsede davanın aydınlatılması ödevi kapsamında davacının davasının kooperatif üyeliğine dayanıp dayanmadığı sorulmuş, davacı vekilince 06.06.2024 tarihli beyan dilekçesinde davalarının haksız fiile dayandığını, müvekkillerinin kooperatif üyeliğinin geçerli olmadığı kanaatinde olduklarını beyan ettiği, yine davalı gerçek kişiler hakkında .... Esas sayılı dosyasından Kooperatif Yöneticilerinin Kooperatifin Faaliyeti Kapsamında Dolandırıcılık eylemlerinden ötürü dava açıldığı ve kovuşturma yapıldığı, davacının sözkonusu dosyada müşteki olarak bulunduğu anlaşılmaktadır.
22. Açıklanan nedenlerle, davacı yan TTK 12, 16 maddeleri kapsamında sayılan tacir kişilerden olmayıp, bu nedenle TTK m. 4/1 maddesindeki nisbi ticari dava koşulları oluşmadığı gibi işbu davanın aynı maddede düzenlenen mutlak ticari dava niteliği de bulunmadığından uyuşmazlığın çözümünde Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmıştır. Bu halde uyuşmazlığın çözümünde Mahkememiz görevli ve yetkili olmadığından öncelikle mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, süresinde ve istek halinde dosyanın HMK 1, 20 maddeleri uyarınca, görevli .... Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
VI. HÜKÜM
1-Davanın, Mahkememizin görevli olmaması nedeni ile HMK m. 114/1-c ve 115/1 hükmü uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Görevli Mahkemenin, .... Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE
3-HMK m. 20/1 hükmü uyarınca Mahkememiz kararı "kesin nitelikte" ise tebliğ tarihinden, "süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması" nedeniyle kararın kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten; "süresi içinde kanun yoluna başvurulmakla birlikte, kanun yoluna başvurunun reddi kararı verilmesi" halinde, işbu kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) hafta içerisinde "Dava Dosyasının Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulması halinde dosyanın görevli olan .... Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4- İşbu hükmün (3) no'lu bendi kapsamında belirtilen süreler içinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulmaması halinde; Mahkememizce re'sen "davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği" hususunun, taraflara (Mahkememizce verilen gerekçeli kararın tebliği suretiyle) İHTARINA,
5- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin HMK 323 ve 331. maddeleri uyarınca görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı taraf yokluğunda yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 31/10/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
31/10/2024
Başkan ....
E-İmza
Üye ....
E-İmza
Üye ....
E-İmza
Katip ....
E-İmza
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"