T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2023/318 Esas - 2024/386 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/318
KARAR NO : 2024/386
...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/05/2023
KARAR TARİHİ : 05/06/2024
G.K. YAZIM TARİHİ : 03/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
I) İDDİA :
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, davacı olan müvekkiline ait olan şahıs şirketi ...'nden birim fiyatı 5,7 TL olan 5.416 adet 2'li kavanoz kutusu ve birim fiyatı 6,25 TL olan 5.324 adet 3'lü kavanoz kutusu satın aldığı; buna ilişkin 23.09.2022 tarihli ...fatura nolu 75.692,52 TL bedelli e-fatura düzenlendiği; davalı tarafından yasal süresi içerisinde faturaya ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmadığı; 01/02/2023 tarihinde yalnızca 40.000,00 TL'lik kısmi ödeme yapıldığı; müvekkili tarafından vade farkı faturası kesilerek ödeme raporuna eklendiği; kesilen vade farkı faturasına karşı davalı tarafından iade faturası kesildiği; davalı tarafından rızaen ödenmeyen alacağın tahsili amacıyla ... Esas sayılı dosyasına yaptığı 49.697,66 TL üzerinden itirazın iptaline; davalının mal, hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına; bu talebin kabul görmemesi halinde dava sonuçlanıncaya kadar davalı adına kayıtlı mal ve haklar üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine; davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
II) SAVUNMA :
Tensip zaptını ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalı şirkete 16/05/2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı tarafından yasal cevap süresi içinde cevap dilekçesi sunulmamış; müteakiben davalı vekili tarafından (yasal cevap süresinin hitamı akabinde) 13/06/2023 tarihinde "cevap dilekçesi" başlığı altında sunulan beyanlar kapsamında; müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığı; davacı tarafından kötü niyetli bir şekilde icra takibi başlatıldığı; taraflar arasında yapılan anlaşmada vade farkı ödeneceğine ilişkin bir anlaşma sağlanmadığı; uyuşmazlığın yargılamayı gerektirir nitelikte olması karşısında icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiği beyan edilmiş olup; müvekkili şirket aleyhine açılmış bulunan itirazın iptali davasının reddine, takibin haksız ve kötü niyetli olarak başlatılmış olduğundan bahisle alacaklının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
III) DELİLLER :
... Tarafından Gönderilen 12/05/2023 Tarihli Cevabi Yazı.
Alacağın Tespiti Hususunda Düzenlenen 06/02/2024 Tarihli Bilirkişi Raporu.
IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :
a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti :
Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı ... ("davacı" olarak anılacaktır) tarafından, davalı....'ye ("davalı şirket" olarak anılacaktır) yönelik açılan "Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklı İtirazın İptali Davası" olduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın konusunun; ... Esas numarasını almıştır) başlatılan icra takibi ile ilgili olarak; taraflar arasında mevcut ticari satım sözleşmesine istinaden davacının (icra takip tarihi itibariyle) 49.697,66 TL. (asıl alacak, vade farkı alacağı, işlemiş faiz) alacağının mevcut bulunup bulunmadığı; icra takip tarihi öncesinde uygulanmış faizin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, türü ve oranı ile takip sonrası uygulanacak faizin türü ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır.
b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :
Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi uyarınca "dava şartlarının" mevcut bulunup bulunmadığı hususunda yapılan incelemede; dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı şirket tarafından, yasal cevap süresi içinde cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 Sayılı HMK.'nın 117. maddesi uyarınca, ilk itirazlar hususunda Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
c) Dava Konusu Uyuşmazlığın Hukuki Tasnifi :
İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır.
İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
(3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
(4) ...
(5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır."
Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için:
a) İlamsız takip yapılmış olması,
b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması
yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir.
İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir.
İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer.
Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir.
d) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme :
Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasında davacı tarafından; davalı şirket ile aralarında imzalanan ticari satım sözleşmesi uyarınca mevcut bulunduğu belirtilen alacağın tahsili amacıyla ikame edilen ... (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya,.... numarasını almıştır) icra takibinde, davalı şirket tarafından sunulan itirazın iptaline ve davalı şirketin (dava konusu alacağın %20'sinde az olmamak üzere) icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
Tensip zaptını ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalı şirkete 16/05/2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı tarafından yasal cevap süresi içinde cevap dilekçesi sunulmamış; müteakiben davalı vekili tarafından (yasal cevap süresinin hitamı akabinde) 13/06/2023 tarihinde "cevap dilekçesi" başlığı altında sunulan beyanlar kapsamında, müvekkili (davalı) şirketin borcu bulunmadığından bahisle davanın reddine ve davacının (dava konusu alacağın %20'sinde az olmamak üzere) kötüniyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkememizce, itirazın iptali istenen icra takibine konu alacağın varlığı ve miktarı hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve anılan hususta düzenlenen bilirkişi raporu dosyamıza 06/02/2024 tarihinde sunulmuş olup, anılan bilirkişi raporu kapsamında; davacı tarafından davalı şirkete hitaben 23/09/2012 tarih ve ... no'lu, 75.692,50 TL tutarlı ve "2’li ve 3’lü Kavanoz kutusu" açıklamalı fatura ile 02/03/2013 tarih ve .no'lu, 13.398,90 TL tutarlı ve "vade farkı" açıklamalı faturanın düzenlenmiş olduğu; anılan faturalar toplamının 89.091,40 TL olduğu; davacının BS beyan formuna göre, 2022 yılında davalı şirkete hitaben düzenlemiş olduğu satış faturalarının toplamının KDV hariç 64.146,20 TL (KDV dahil 76.692,50 TL) olduğu; davalı şirketin BA beyan formuna göre, 2022 yılında davacı şirketten aldığı alış faturaların toplamının ise yine KDV hariç 64.146,20 TL (KDV dahil 76.692,50 TL) olduğu; uyuşmazlığın temelini oluşturan 23.09.2012 tarihli,...numaralı ve 75.692,50 TL tutarlı faturanın, her iki tarafın da defterlerinde kayıtlı olduğunun görüldüğü; davacı tarafından ibraz olunan cari hesap dökümüne göre, davacı şirketin ticari defterlerinde davalı ile olan ticari münasebete ilişkin kayıtların mevcut bulunduğu; bu kayıtlara göre davacının davalıdan, 01/02/2023 tarihinde 40.000,00 TL tahsilat yaptığının anlaşıldığı; davalı şirketin de 23.09.2012 tarihli, ... numaralı ve 75.692,50 TL tutarlı faturaya karşılık sadece 40.000,00 TL ödeme yaptığını beyan ettiği; davacı tarafından düzenlenen ve düzenlendiği gün davalıya tebliğ edilen 23.09.2012 tarihli ve ... numaralı ve 75.692,50 TL tutarlı e-faturanın üzerinde “ödeme vadesi 90 gündür. Vadesi geçen faturaya aylık % 5 vade farkı uygulanır” şeklinde bir notun mevcut olduğu, mezkur faturaya davalı tarafından süresi içerisinde itiraz edilmediği; davacı tarafından davalıya yönelik 02/03/2023 tarihli, ... nolu 13.398,90 TL bedelli vade farkı faturası düzenlendiği, bu faturaya davalının itiraz ettiği ve faturayı iade ettiği; 12.09.2022 tarihli ve 1 nolu Sipariş Onay Formunun sözleşme niteliğinde olduğu, sözleşeme niteliğindeki bu belgede aylık % 5 vade farkı istenebileceği şeklinde hükme yer verildiği; bilirkişi tarafından 02.03.2023 tarihi itibariyle hesaplanan vade farkının KDV dahi l8.096,74 TL olarak hesaplandığı ve buna bağlı olarak takip tarihi itibariyle davacının talep edebileceği asıl alacak ve vade farkı toplamının 43.789,24 TL olarak hesaplandığı; neticeten davacı talebinin 44.102,36 TL’lik kısmının yerinde olduğu, 5.595,30 TL’lik kısmının ise yerinde olmadığının anlaşıldığı belirtilmiştir.
Söz konusu bilirkişi raporu; Mahkememizce davacı vekiline ve davalı vekiline 13/02/2024 tarihinde münferiden ve usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davacı vekili tarafından, bilirkişi raporuna yönelik 28/02/2024 tarihinde sunulan itiraz dilekçesinde, "kendileri tarafından başlatılan icra takibinde belirtilen vade farkı hesaplamasında yanlışlık bulunmadığının" belirtilmesi suretiyle "vade farkı hesaplamasına" yönelik itiraz beyanı sunulduğu; davalı vekili tarafından ise bilirkişi raporuna yönelik herhangi bir beyan/itiraz dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
Müteakiben Mahkememizce 29/05/2024 tarihinde gerçekleştirilen duruşmada; davacı vekili tarafından sunulan "Müvekkilimiz lehine açmış bulunduğumuz davada; 6100 Sayılı HMK.'nın 307. maddesi anlamında, vade farkı alacağı olarak talep etmiş olduğumuz 13.398,90 TL'nin 5.302,16 TL'lik kısmından feragat ettiğimizi beyan ederiz." şeklindeki imzalı kısmi feragat beyanı doğrultusunda; vade farkı hususunda daha önce sunulan itiraz beyanları doğrultusunda ek rapor alınması cihetine gidilmemiştir.
Neticeten;
Bilirkişi raporunun, davanın esasına etkili ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılarak Mahkememizce yapılan nihai değerlendirmede; davalı şirketin "23.09.2012 tarihli, ... numaralı ve 75.692,50 TL tutarlı faturaya karşılık sadece 40.000,00 TL ödeme yaptığına ve söz konusu ambalajların farklı firmalara (taraflar arası ticari satım sözleşmesine aykırı olarak) daha ucuz fiyatlardan satışının yapıldığını öğrendiği ve bu hususun önüne geçebilmek adına borcun kalan kısmını ödemediğine" yönelik beyanları dikkate alınmakla birlikte; davacı tarafından belirtilen "satın alınan ürünlerin başka firmalara daha ucuza satılamayacağı hususunda anlaşma bulunduğu" yönündeki iddiasını delillendirir mahiyette herhangi bir delil ibraz edilmemesi nedeniyle, anılan beyana Mahkememizce itibar edilmemiş; bilirkişi raporu kapsamında yapılan hesaplamaların ve davacı vekili tarafından (vade farkı alacağı hususunda) sunulan kısmi feragat beyanının da dikkate alınması suretiyle, davanın kısmen kabulüne dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle)
1) Davanın KISMEN KABULÜNE,
Bu doğrultuda;
...Esas (İlgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, .... Esas numarasını almıştır) sayılı icra takibine yapılan itirazın 44.102,36 TL.'lik (asıl alacak + vade farkı alacağı + işlemiş faiz) kısmının iptaline;
35.692,50 TL. asıl alacak, 8.096,74 TL. vade farkı alacağı ve 313,12 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 44.102,36 TL üzerinden, (asıl alacağa, takip tarihinden itibaren) işletilecek yasal faizi ile takibin devamına;
2) Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE;
3) Hükmolunan alacağın %20’si olan 8.820,48 TL. icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE;
4) Karar ve İlâm Harcı :
a) Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 3.012,63 TL harçtan, davacı tarafından yatırılan 600,23 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 2.412,40 TL harcın; davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
b) Davacı tarafından yatırılan 600,23 TL peşin harç, 179,90 TL başvuru harcı ve 25,60 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 805,73 TL harcın, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
5) Yargılama Gideri ve Gider Avansı :
a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 82,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.582,50 TL yargılama giderinden; kabul/talep oranına göre hesaplanan 2.291,74 TL'nin, davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ÖDENMESİNE, bakiye kalan 290,76 TL. yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinden; kabul/talep oranına göre hesaplanan 2.768,73 TL.'nin davalıdan, 351,27 TL.'nin ise davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE,
6) Vekâlet Ücreti :
a) Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3, 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce kabulüne karar verilen 44.102,36 TL üzerinden) takdir edilen 17.900,00 TL. vekalet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
b) Davalı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3, 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce reddine karar verilen 5.595,30 TL üzerinden) takdir edilen 5.595,30 TL. vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda; gerekçeli kararın TEBLİĞ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca ... kanun yolu açık olmak üzere okunup, yapılan açık yargılamada karar verildi.05/06/2024
...
¸ ¸
Gerekçeli Karar