T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2023/398 Esas - 2024/402 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/398
KARAR NO : 2024/402
...
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 02/06/2023
KARAR TARİHİ : 11/06/2024
G.K. YAZIM TARİHİ : 30/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
I) İDDİA :
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası davalı adına olan ... plakalı araç sürücüsünün tam kusur ile dava dışı şirketin maliki olduğu taşınır/taşınmaz mallara çarparak maddi hasara sebebiyet verdiği; sonrasında davalı adına sigortalı olan aracın sürücüsünün, Kaza Tespit Tutanağı tutulmadan kaza mahallinden firar ettiği; KTK m.81/d "Kazayı; yetkili ve görevli memurlara bildirmek, bunlar gelinceye kadar veya bunların iznini almadan kaza yerinden ayrılmamak" hükmü uyarınca sürücülerin aksi hüküm bulunmaması halinde kaza yerinden ayrılmamak zorunda olduğu; Kaza Tespit Tutanağı tutulmadan kaza mahallinin terk edilmesinin araç sürücüsünün kimlik, ehliyet ve alkol veya uyarıcı/uyuşturucu madde etkisinde olup olmadığının tespitini imkansız hale getirdiği; bu sebeple, Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS Genel Şartlar B.4./ f maddesi uyarınca kaza sonrasında, kaza tespit tutanağı düzenlenmeden olay yerinden firar eden sigortalıya karşı da sigortacının haklı rücu hakkı bulunduğu; Karayolları Trafik Kanunu m.85 gereğince, bir motorlu aracın işletilmesinin bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın işleteninin zarardan sorumlu olduğu; davalı/sigortalı malike ait olan ve dava dışı sürücünün ehliyetsiz halde tam ve asli kusuruyla sebebiyet verdiği ve daha sonrasında olay yerinden kaza tespit tutanağı tutulmaksızın ayrıldığı kazada, zarar gören Büyükşehir Belediyesine tazminat ödemesi yapıldığı; 3. kişilere yapılan bu ödemelerin Motorlu Araçlar ZMSS Genel Şartları B.4/f kapsamında rücuya tabi olduğundan ve söz konusu bedelin davalı/sigortalı araç maliki davalı tarafından ödenmemesi sebebiyle yasal işlemlere başlanılmış olduğu beyan edilmiş olup; davanın kabulüne,...sayılı dosyasında yapılan itirazın iptaline; davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
II) SAVUNMA :
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süresinde açılmadığı; alacağın zamanaşımına uğradığı; husumet yönünden, davacı tarafından müvekkili şirkete kusur ve sorumluluk atfedilmişse de bunun taraflarınca kabulünün mümkün olmadığı; kazaya karışan ... plakalı aracın, müvekkili şirket tarafından...isimli şirkete kiralandığı; müvekkili şirketin kontrolü ve idaresinde olmadığı; yine aynı şekilde kazaya karışan ve davacı tarafından kaza tespit tutanağı tanzim edilmeden olay mahallinden kaçtığı iddia edilen sürücü şahsın müvekkili şirketin çalışanı olmadığı; kaza sonucu oluşan hasar ve talep edilen tazminat yönünden müvekkili şirketin herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığı; kazanın gerçekleştiği tarih olan 10/12/2018 tarihinde söz konusu aracın kullanımı ve yönetiminin ... isimli şirkete ait olduğu; çekici niteliğindeki işbu davaya konu ve bunun dışındaki birçok aracın, müvekkili şirket tarafından kaza tarihinden önce ...'e kiralandığı; bu hususa ilişkin gerekli belgeleri, yargılama sürecinde gerekirse dosyaya ibraz edecekleri; davanın öncelikle husumet yönünden reddinin gerektiği; ayrıca davanın ... plakalı aracın, kaza tarihi itibariyle müvekkili şirket idaresinde olmadığı için tanzim edilen kaza tespit tutanağının taraflarında bulunmadığı; kaza sonucu oluşan hasara ve oluşan gerçek zarara ilişkin somut bir tespit yapılması gerektiği beyan edilmiş olup; davanın reddine; davacı tarafından başlatılan icra takibinin iptaline, davacı taraf aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
III) DELİLLER :
...
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi.
Uyuşmazlığın Tespiti Hususunda Düzenlenen Bilirkişi Kök ve Ek Raporları.
IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :
a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti :
Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı ...("davalı şirket" olarak veya münferiden ismiyle anılacaktır) aleyhinde açılan "Haksız Fiilden Kaynaklanan İtirazın İptali Davası" olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın; ... Esas numarasını almıştır) başlatılan icra takibi ile ilgili olarak; "10/12/2018 tarihli trafik kazası neticesinde, davacı şirket tarafından, 3. kişilere ödenmek zorunda kalındığı belirtilen hasar tazminatı" ile ilgili olarak davacı şirketin "rücu hakkının" bulunup bulunmadığı; rücu hakkının bulunduğunun tespiti halinde, "alacağın miktarı"; davalı şirketin temerrüdünün gerçekleşip gerçekleşmediği ve gerçekleşmiş ise temerrüt tarihi ile söz konusu alacak miktarına uygulanacak faizin türü ve oranı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır.
b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :
Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının" mevcut bulunup bulunmadığı hususunda yapılan incelemede; Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasına konu icra takibinin, geçerli bir icra takibi olduğu; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu ve 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetki" veya "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmakla, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
c) Dava Konusu Uyuşmazlığın Hukuki Tasnifi :
İtirazın İptali Davasının Hukuki Nitelendirmesi;
İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır.
İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
(3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
(4) ...
(5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır."
Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için:
a) İlamsız takip yapılmış olması,
b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması
yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir.
İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir.
İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer.
Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir.
Haksız Fiilden Doğan Sorumluluğun Hukuki Nitelendirmesi;
Haksız fiillerden doğan borç ilişkileri, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
(2) Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Zararın ve Kusurun İspatı" başlıklı 49. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
(2) Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler."
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, Tazminatın Belirlenmesini Düzenleyen 51. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
(2) Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür."
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, Tazminatın İndirilmesini Düzenleyen 52. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
(2) Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir."
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, Müteselsil Sorumlulukta Dış İlişkiyi Düzenleyen 61. maddesi aşağıda belirtildiği şekildedir:
"Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır."
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, Müteselsil Sorumlulukta İç İlişkiyi Düzenleyen 62. maddesi aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.
(2) Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur."
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun, "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir."
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun, "Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı 99. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz işgünü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Ödemeyi yapan sigortacı, ödenen miktarın sorumluluk oranlarında paylaşılmasını diğer sigortacılardan yazılı olarak talep eder. Diğer sigortacılar talep tarihinden itibaren sekiz işgünü içinde kendilerine düşen miktarı talepte bulunana öder.
Bu madde hükmüne uymayan sigortacılar 108.000.000.- lira hafif para cezası ile cezalandırılırlar."
d) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme :
Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasında; ... devredilerek, ... Esas numarasını almıştır) başlatılan icra takibinde sunulan itirazın, haksız olduğundan bahisle iptaline ve davalı tarafın, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Tensip zaptını ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalı şirkete 12/06/2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı vekili tarafından (kendilerine tanınan ek cevap süresi içinde) sunulan cevap dilekçesi kapsamında; dava konusu aracın, müvekkili şirket tarafından 3. kişiye kiralanmış olması nedeniyle husumet itirazında bulunduklarının ve dava konusu zarar ile ilgili olarak müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmadığının belirtildiği ve davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce, itirazın iptali istenen icra takibine konu alacağa konu kazada tarafların kusur durumları ile davacı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin, hasara göre makul olup olmadığı ve gerçek zararın tespiti hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup, anılan hususlarda düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporlarında özetle; ... plakalı aracın 3 nolu giriş hizasında bulunan otomatik bariyeri kırarak geçiş yaptığının tutanak altına alındığı; meydana gelen kaza neticesinde 1 adet otomatik bariyerin malzeme, demontaj ve montaj bedelinin 4.114,12 TL. olarak tespit edildiği; davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı otoyol işletmesine ait, otoyol giriş gişesinde meydana gelen hasar dolayısıyla hasar tazminatının 03/01/2019 tarihinde 4.114,12 TL olarak ödendiğine ilişkin banka dekontunun dosya kapsamında yer aldığı; davalı şirketin maliki bulunduğu davacı sigorta şirketinin sigortalısı bulunan ... plakalı aracın firari sürücüsünün %100 (yüzde yüz) tam kusurlu olduğu; dava dışı otoyol işletmesinin kazaya etken kural ihlali olmadığı; meydana gelen hasara ilişkin davacı sigorta şirketi tarafından ödenen 4.114,12 TL.'nin, gerçek zarara uygun bulunduğu hususlarının tespit edildiğinin belirtilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık hususunda yapılan değerlendirmede;
Bilirkişi kök ve ek raporlarının, davanın esasına etkili ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılarak Mahkememizce yapılan nihai değerlendirmede; davacı sigorta şirketinin sigortalısı bulunan 06 YB 3554 plakalı aracın firari sürücüsünün %100 (yüzde yüz) tam kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Bunun yanı sıra, davalı vekili tarafından sunulan husumet itirazı ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede ise; kiralayan sıfatını haiz davalı şirketin de, dava konusu alacaktan müteselsilen sorumluluğu bulunması nedeniyle, davalı vekili tarafından sunulan husumet itirazı yerinde görülmemiştir.
Tüm bu hususların birlikte değerlendirilmesi ve bilirkişi raporlarında belirtilen hesaplamaların da dikkate alınması suretiyle; davanın kabulüne dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle)
1) Davanın KABULÜNE,
Bu doğrultuda;
... Esas numarasını almıştır) sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline;
4.114,12 TL. asıl alacak ve 1.261,83 TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.375,95 TL üzerinden; (asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren) işletilecek avans ile takibin devamına;
2) Hükmolunan alacağın %20’si olan 1.075,19 TL. icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE;
3) Karar ve İlâm Harcı :
a) Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60 TL maktu harçtan, davacı tarafından yatırılmış bulunan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 247,70 TL harcın, davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvuru harcı ve 25,60 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 385,40 TL. harcın, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
4) Yargılama Gideri ve Gider Avansı :
a) Davacı tarafından yatırılan 3.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 347,50 TL posta ve tebligat giderinden ibaret toplam 3.347,50 TL. yargılama giderinin; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
b) Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin, davalı üzerinde BIRAKILMASINA;
c) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin, davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
d) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, 6100 Sayılı HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE,
5) Vekâlet Ücreti :
Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca takdiren 5.375,95 TL vekalet ücretinin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, dava değeri itibariyle KESİN nitelikte olmak üzere okunup, yapılan açık yargılamada karar verildi. 11/06/2024
...
¸ ¸
Gerekçeli Karar