T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/430 Esas - 2024/236
TÜRK MİLLETİ
Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/430
KARAR NO : 2024/236
BAŞKAN :....
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVALILAR : 1-...
: 2- ...
3- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVALI : 4- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 5- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 6- ...
7-...
8- ...
9- ...
10- ...
11- ...
DAVA : Tazminat / Kooperatif Yönetim ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan
DAVA TARİHİ : 14/06/2023
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
KARAR Y.TARİHİ : 27/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan "Tazminat" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir.
I-İDDİALAR
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; ....; 13.01.2005 tarih ve 07 sayılı oluru ile kuruluşuna izin verilen ....'nin, daha sonra unvan değiştirirerek, .... ismini aldığını, halen bu isimle faaliyetlerini yürüttü Kooperatifin Genel Merkezi ... 'dır. Kooperatifin kuruluş maksadı; anasözleşmesinin 6. Maddesinde; amacının ortaklarının konut ihtiyacını karşılamak olduğunu, kooperatifin hedeflediği arazi miktarı olan, 456 000 m² yerine 166 000 m² arazisi olduğunu, bu arazilerin ... kapsamında bulunduğu ve bu nedenle arazilerde inşaat yasağı bulunduğunun görüldüğünü, Genel Kurul Toplantısında, ortaklar Kooperatifin belirlenen amacına ulaşamadığına karar verdiğini, bu karar doğrultusunda, 2008 yılından beri Kooperatifin Başkanlığını yürüten ...’ın Başkanı olduğu Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulunun Kooperatifi dolaylı zarara uğrattığı kanaati ile Genel Kurul tarafından hazır bulunan 228 ortaktan; 2021 yılı Kooperatif Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu ve Kooperatif Yönetim Kurulu Üyeleri, 216 ortak, 2021 yılı Kooperatif Denetim Kurulu Faaliyet Raporu ve Kooperatif Denetim Kurulu Üyeleri, 224 ortak, 2021 yılı Bilanço ve Gelir Gider Farkı Hesapları, 226 ortak tarafından ibra edilmediğini, ibra edilmeyen ... üyeleri yerine yeni Yönetim ve Denetim Kurulu oluşturulduğunu, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, ...., 2022 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı'nın 05.02.2023 tarihinde yapıldığını ve ... Denetim A.Ş. tarafından hazırlanan rapora göre tazminat davasının açılması hususu gündem maddeleri arasına alındığını, Yönetim Kurulu'nun, yetkisiz ve Kooperatifin amacına, Kooperatif Kanununa ve Ana Sözleşmeye aykırı olarak harcamalarda bulunduğunu, 2012 yılı için yapılan 20.01.2013 tarihli genel kurulda, 1.891.684,47 TL ödeme karşılığı 110 dönüm arsa olduğu ifade edilmesine rağmen, resmi kayıtlara intikal eden 31.12.2012'de onaylanan bilançoya göre 1.791.684,47 TL değerinde arsa olduğunun tespit edildiğini, ancak Web tapu kayıtlarına göre 1.389.215,00 TL değerinde ve 68.380 m2 arsa olduğu tespit edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 100.000,00 TL'nin 06/12/2022 tarihli ihtar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-SAVUNMALAR
2. Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davanın, yönetim ve denetim kurullarının eylemleri sebebiyle sorumluluklarına yönelik olduğunu, atfedilen eylemlerin neredeyse tamamı yönünden müvekkillerinin ibra edildiğini, ibra edilmiş yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davalarının yalnızca denetçiler tarafından açılabileceğini, dava dilekçesinin HMK 119/d maddesi kapsamında eksik olduğunu, işbu davanın kısmi/belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, müvekkili ...'ın 01.05.2013 tarihinden itibaren, müvekkil ...'ın ise 15.06.2015 tarihinden itibaren yönetim kurulu üyesi olarak görev aldıklarını, bu tarihlerden önceki fiili ve hukuki hiçbir bağları bulunmadığını, ... firmasına yapılan ödemeler ile ilgili genel kuruldan yetki alındığını, sözleşme ve ek sözleşmeler yapıldığını, bu yetki çerçevesinde yapılan çalışmalar ve ilgili belgelerin kooperatif resmi kayıtlara girdiğini, fatura karşılığı banka kanalı ile ödemeler yapıldığını beyanla, davanın özel denetçiler tarafında açılmamış olması gözetilerek taraf ehliyeti bulunmaması nedeniyle davanın husumet yönünden usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davalı ... cevap dilekçesinde; denetimde bulundukları 2013-2017 faaliyet dönemlerimde Kooperatif yöneticilerinin yapmış olduğu faaliyet ve ödemelerin usulsüz yetkisiz yapıldığına ilişkin talepleri kabul etmediklerini, dava dilekçesinde belirtilen faaliyet ve ödemelerin tamamının genel kurullara sundukları denetleme raporlarında yer aldığını, kooperatifin amacının, Gökova Alavar bölgesindeki arazinin ... alanından kurtarılarak üyelere yazlık ev yapma projesi olduğunu, yapılan çalışmalara ... koruma durumunda kaldırıldıını ve imara açıldığını, tüm üyelerin bunu bilerek üye olduklarını, 2013 yılından 2017 yılı dönemine kadar tüm raporların muhasebe kayıtlarına uygun olarak tutulduğunu, 2013 yılında üye başı toplanan genel gider aidat toplamının 10.700 TL olduğunu, bu toplanan aidatlardan artırılan paralardan avanslarla ucuza bağlanan 100 dönüme yakın arazinin tapusunun alındığını, sitin kaldırıldığını ve imar çalışmaları yapıldığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
4. Davalı ... cevap dilekçesinde; kooperatifin 2009 yılının başında yapılan Genel kurulda Denetim Kurulu üyesi olduğunu, daha sonra 06.02.2010 tarihinde yapılan Genel Kurul Kararı ile ... olarak 3 yıllığına seçildiğini ancak, Kooperatif yönetiminin 15.01.2012 tarihinde yapılan kooperatif genel kurulunda, üyelerin huzur haklarının yarı yarıya düşürülmesi talebinin 79 kabul 1 red oyuyla kabul edilmesi sebebiyle üyelikten, diğer denetim kurulu üyesi ... ile birlikte istifa etiklerini, kooperatifin 06.02.2012 tarih ve 181 Yönetim Kurulu kararları ile üyelik haklarının devrine ve üyeliklerinin sonlandırılarak yerlerine yedek denetim kurulu üyelerinin çağrılmasına karar verildiğini, denetim kurulu olarak görev yaptığı 2009 , 2010 yılı ve 2011 yılı denetim kurulu raporları, 21/01/2010 tarihli 2009 yılını kapsayan tek imzalı denetim kurulu raporu, 03/01/2011 tarihli 2010 yılı Denetim Kurulu Raporu, 22/12/2011 tarihli 2011 yılı denetim kurulu raporu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu , ..., Noterliği tarafında tasdiklenen 12.01.2005 tarih ve .... sayılı .... Ana sözleşme hükümleri ve Kooperatif Genel Kurulunun Yönetim Kuruluna vermiş olduğu ek yetkiler ve görevler çerçevesince yönetimin faaliyetleri denetlenmiş ve usulüne uygun denetim kurulu raporu olarak kooperatif genel kuruluna arz edildiğini ve takip eden yılın başında yapılan genel kurullarda oy birliği ile ibra edildiğini, ... Denetim A.Ş'nin 25/11/2022 tarihli ve ... raporunun inceleme döneminin, görev yaptığı yıllar dışındaki bir dönem olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkilinin, davacı kooperatif bünyesinde 2016 tarihinden 2019 tarihine kadar Denetim Kurulu üyesi olarak görev aldığını, kooperatif denetçisi olarak; müvekkilinin görev tanımlamasında yer alan hususların tamamı yerine getirilmiş Genel Kurula, söz konusu Denetleme Kurulu Raporlarını hazırlanarak sunduğunu, Kooperatif Genel Kurul kararlarıyla, müvekkilinin görev yaptığı dönemlere ilişkin olarak, kararlarıyla ibra edildiğini, ibra edilmiş yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davalarının yalnızca denetçiler tarafından açılabileceğini, dava dilekçesinin HMK 119/d maddesi kapsamında eksik olduğunu, işbu davanın kısmi/belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, müvekkilinin, kooperatif denetçisi olarak görev tanımı gereği üstüne düşen tüm sorumluluklarını dikkatli ve özenli bir biçimde yerine getirdiğini, müvekkili tarafından, üyelik başlangıç tarihinde kayılım bedeli olan 6.000TL'nin ödendiğini, 30.12.2021 tarihinde 46.000 TL; 20.05.2022 tarihinde 45.700TL olarak kooperatife ödeme yapmak suretiyle sorumluluklarının yerine getirildiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR
A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar
6. Tarafların ileri sürdüğü, üzerinde anlaştıkları ve çekişme konusu olmaktan çıkan her hangi bir vakıa bulunmadığı anlaşılmaktadır.
B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları
7. Uyuşmazlık; davalıların davacı kooperatifin yöneticisi olarak görev yapıp yapmadıkları, görev yaptıkları dönem içerisinde davacının ileri sürdüğü vakılardan ötürü davacı kooperatifin zararına neden olup olmadıkları ve özel dava şartı olan kooperatif genel kurulunun sorumluluk davası açılması yönünde karar alıp almadığı noktasında toplanmaktadır.
IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
8. 22/05/2022 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı
9. ... A.Ş tarafından hazırlanan 25/11/2022 tarihli ... sayılı rapor
10. 05/02/2023 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı
11. 28/02/2019 tarih ve 397 sayılı Kooperatif Yönetim Kurulu Kararı
12. .... cevabi yazısı
V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
13. Dava, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nu 62. madde hükmü ve 98. madde yollamasıyla 6102 sayılı TTK'nın 553. (6762 sayılı TTK'nın 336/5.) madde hükmü uyarınca kooperatif eski yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
14. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 62. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin görevleri belirtilmiş, yönetim kurulunun kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortaklarının çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yasalara, anasözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürütecekleri ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli oldukları açıklanmış 1163 sayılı yasanın 98. maddesi yollamasıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı TTK m. 553 hükmü uyarınca kanun ve anasözleşmenin kendilerine yüklediği vazifeleri kasten veya ihmal neticesi olarak yapmayan yönetim kurulu üyelerinin müteselsilen sorumlu olacakları belirtilmiştir.
15. 6762 sayılı TTK'nın 341. madde hükmü, 6102 sayılı TTK'nda yer almadığından, mahkemece davaya davacı kooperatif temsilcilerinin huzuruyla ya da onların vekilleri marifetiyle devam edilmesi gerekir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesi yollamasıyla dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 555/1. maddesi gereği işbu davanın davacı kooperatif adına temsilcileri ya da vekili tarafından açılması gerekli ve yeterlidir.
16. Yönetim kurulu anasözleşme ve yasa hükümleri uyarınca kooperatif faaliyetlerini yöneten ve onu temsil eden yürütme organıdır. Yönetim kurulu kooperatifin yasal temsilcisidir. Bu temsil yetkisini yasal sınırlar içinde kullanır. Kooperatifin faaliyeti hiçbir zaman kooperatifin amacı dışına çıkarılamaz. Kooperatifin amacı dışında yapılan yönetim faaliyetleri kooperatifin zararına neden olduğunda bu zarar ilgililerin sorumluluğu ve zararın tazminini gerektirir. Kooperatif anasözleşmesinin 48. maddesinde, yönetim kurulunun kooperatif işlerinin yönetimi için gerekli titizliği göstereceği ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi için bütün gayreti göstereceği, yönetim kurulunun gerekli defter ve belgeler ile genel kurul evraklarının ve ortak listelerinin muntazam hazırlanıp tutulup saklanmasından, gelir gider hesabı ile yıllık bilançonun kanunu hükümlere uygun olarak hazırlanıp incelenmek üzere denetçilere verilmesinden sorumlu olacağı, yönetim kurulu üyelerinin kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan müteselsilen sorumlu olduğu, kooperatife tazmin etmekle yükümlü bulunduğuna yer verilmiştir.
17. Kooperatifler Kanunun 65. maddesinde ise denetçiler düzenlenmiş, yasada, denetçilerin genel kurul namına kooperatifin bütün işlem ve hesaplarını tetkik edeceği, 66. maddede, denetçilerin işletme hesabıyla bilançonun defterlere uygunluk halinde bulunup bulunmadığı ve işletmenin neticeleriyle mameleki hakkında uyulması gerekli olan hükümlere göre işlem yapılıp yapılmadığını incelemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.
18. 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesi uyarınca, anonim şirketlerde Kanun ya da esas sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen kurucular, yöneticiler, yönetim kurulu üyeleri ve tasfiye memurları bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu tutulmuşlardır. Hükümde belirtilen sorumlulur sınırlı sayıda ifade edilmemiş olup fiili organların da düzenleme kapsamında yer aldığı kabul edilmektedir. Sorumluluğun müeyyidesi ise tazminattır (....).
19. Yöneticilerin sorumluluğu için yönetim kurulu üyelerinin yükümlülüklerini kanuna veya esas sözleşmeye aykırı şekilde ihlal etmesi, kusur, zarar ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin ve tasfiye memurlarının sorumlu tutulmaları, kendilerine kanun ve ana sözleşme ile yüklenen yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde sözkonusu olabilecektir. Bu anlamda yükümlülüklerin sorumlu olan kişiye göre belirlenmesi gerekmektedir. Yükümlülük kavramı, yönetim kurulunun bir görevi ve yetkisi bağlamında, kanunda ve esas sözleşmede öngörülen konulardaki yapma ve yapmama zorunluluklarını ifade etmektedir (....).
20. TTK m. 553 hükmü uyarınca yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler, tasfiye memuru ve madde kapsamına giren diğer kişilerin sorumluluğunda kusur sorumluluğu esası kabul edilmiştir. Bu anlamda sorumluluğunun doğması açıkça kusur şartına bağlı kılınmış olup zarar veren işlem ve eylemlerin yöneticilerin kusurundan kaynaklandığının ispatı aranmaktadır. Kusurun derecesi bakımından her hangi bir sınırlandırma öngörülmemesi nedeni ile sorumlular hafif kusurlarından dahi sorumlu olacaklardır (....).
21. Kusurun objektif ölçüye göre belirlenmesi gerektiği ise TTK m. 369 hükmünde belirtilen yöneticinin görevini "tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmesi" gerektiği yönündeki düzenlemeden anlaşılmaktadır. Buna göre tedbirli yönetici, bir yandan kusurda ölçü rolüne sahipken; diğer yandan tedbirli yöneticinin karar ve eylemlerde göstereceği özen, nesnel davranışı ifade eder. Buradaki nesnellik ile görevi yerine getirebilmek için yetkin olma, ilgili bilgileri değerlendirebilme, uygulamayı ve gelişmeleri takip edebilme ve anonim şirket ile ilgili bilgiler çerçevesinde denetleyebilme yeteneği ve öğrenime sahip olma yeterlilikleri kastedilmiştir. Bu anlamda yönetim kurulu üyelerinin kontrolü dışındaki ve kendilerinden beklenenin ötesindeki tedbir, tedbirli yönetici kavramına dahil değildir. Nitekim TTK m.553/3 hükmüne göre, yönetim kurulu üyelerinden bir uzman bilgisine sahip olması zorunluluğu beklenmemektedir. Hükmün gerekçesinde ayrıca, bir yöneticinin kontrolü dışında kalan ve nesnel olarak beklentilerin uzağındaki davranışlardan tedbirli yöneticinin sorumlu olmayacağı belirtilerek bu açıdan TTK m. 553/3 hükmünün bu konudaki sınırı ortaya koyduğu görülmektedir (....).
22. Zarar doğurucu işlem ya da eylemin sorumluların kusurdan kaynaklandığının ispatı ise, TTK m. 553 hükmü uyarınca davacı yana yüklenmiştir. Davacı yanın, TTK 553 madde kapsamındaki sorumlulara kusur yüklenmesinin mümkün olduğunu ispatlaması halinde, yönetici ancak zarar doğuran işlemlerde kendisinden beklenen özen yükümünü yerine getirdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.
23. Öte yandan görev ve yetki devrinin sorumluluğa etkisi ise 553. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiş olup buna göre görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hali hariç, bu kişilerin işlem ve fiillerinden sorumlu tutulamazlar.
24. TTK m. 553 hükmü kapsamına giren kişilerin sorumluluklarının doğması için, yükümlülüklerini kusurlu hareketleri sonucunda ihlal etmelerinin neticesinde zararın da ortaya çıkması gerekecektir. Bu zarar olumlu olabileceği gibi olumsuz da olabilecektir. Olumlu zarar, alacaklının borcun yerine getirilmesi sonucunda ortaya çıkma ihtimali olan menfaatlerinin gerçekleşmemesi sebebiyle uğranılan fiili zarardır. Olumsuz zarar ise, hüküm doğuracağına inanılan bir sözleşmenin hükümsüz olması ya da kurulamaması sebebiyle uğranılan kardan yoksunluk şeklindeki zarardır. Zararın var olduğunun ispatlanmasının yanında, zararın miktarına ilişkin hesaplamaların da yapılması gerekir. Zararı ispatlama yükümlülüğü zarar görene aittir.
25. Ortaya çıkan zarar, şirketin, pay sahiplerinin veya bir alacaklının doğrudan malvarlığında bir değer eksilmesine neden olan ya da malvarlığında meydana gelmesi beklenen değer artışının gerçekleşmemesi biçiminde ise "doğrudan zarar" olarak, anonim şirketin malvarlığında meydana gelen zararın pay sahipleri ve alacaklıları yansıma yoluyla etkilemesi şeklinde ise "dolaylı zarar" olarak ifade edilmektedir. Yani şirketin uğradığı doğrudan zarar, pay sahipleri ve anonim şirkete yansımaktadır. Doğrudan zararla pay sahibinin veya alacaklıların şirketten bağımsız olarak uğradıkları zararlar sözedilmektedir.
26. Zararın doğrudan ya da dolaylı olduğu hususunun tespit edilmesi dava açma yetkisi bakımından önem taşımaktadır. Sorumluluk davasında dava açma hakkı madde metninden de anlaşılacağı üzere, şirkete, ortaklara ve alacaklılara tanınmış olup asıl dava hakkı, ortaklığa aittir.
27. Şirketin dava açma yetkisi bakımından doğrudan ya da dolaylı zarar ayrımı yapılmasına lüzum bulunmamaktadır. Zira şirketin dava açma yetkisine sahip olduğu hallerde şirketin uğradığı zarar doğrudan zarar niteliğindedir.
28. Bununla birlikte, ortakların ve alacaklıların dava açma hakkı doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir. Yöneticinin yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışı sonucunda ortağın doğrudan zarara uğraması söz konusu ise, ortak uğradığı zararın tazmin edilerek kendisine verilmesi için yönetici aleyhine tazminat davası açabilecektir. Yöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açacaktır. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Bir başka anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Bu halde açılacak davalarda, hükmolunacak tazminatın da şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir. Zira TTK'nın 555. maddesi uyarınca şirketin uğradığı zararlar zarara neden olanlardan, ortak tarafından açılacak davayla istenebilecek ise de, hükmolunacak tazminatın ancak şirkete ödenmesi istenebilir. (.... ., 16.01.2015 tarih, .... ; .... , 04.10.2017 tarih, ... ; .... ., 21.03.2018 tarih, .... ).
29. Öte yandan, yöneticilerin davacı kooperatif tarafından ileri sürülen vakıalardan ötürü 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nu 62. madde hükmü ve 98. madde yollamasıyla TTK m. 553 hükmü uyarınca sorumluluğuna ilişkin olarak dava açılmasına yönelik sorumluluk davası açılacak kişiler ve sorumluluğa neden olduğu ileri sürülen fiillerini içerir genel kurulca bir karar alınması, bu konuda genel kurul tarafından karar alınmamış ise HMK m. 54 hükmü uyarınca bu konuda karar alınması gerekir. Böyle bir kararın varlığı HMK'nın 114/2. maddesi anlamında özel dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Ancak, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu gidilmemeli, bu yöndeki eksikliğin giderilmesi bakımından makul bir süre verilmelidir (... ., 29.11.2023 tarih, .... ; .... , 01.03.2013 tarih, ...).
30.Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna yönelik dava açılması için alınacak genel kurul kararında özellikle sorumluluk davası açılacak kişilerin kimler olduğunun ve sorumluluğa neden olduğu ileri sürülen fiillerin belirtilmesi gerekmekte olup bu içerikte olmayan genel kurul kararının dava şartını sağladığından sözedilemeyecektir.
31. Mahkememizce 21.12.2023 tarihli duruşma zaptının 5. maddesinde; "Davalı yöneticilerin davacı kooperatif tarafından ileri sürülen vakıalardan ötürü 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nu 62. madde hükmü ve 98. madde yollamasıyla TTK m. 553 hükmü uyarınca sorumluluğuna ilişkin olarak dava açılmasına yönelik sorumluluk davası açılacak kişiler ve sorumluluğa neden olduğu ileri sürülen fiillerini içerir genel kurulunca alınmış bir karar varsa sunulması, bu konuda genel kurul tarafından karar alınmamış ise HMK m. 54 hükmü uyarınca bu konuda karar alınarak mahkememize sunulması için gelecek celseye kadar kesin süre verilmesine, bu sürenin HMK m. 94/1 ve 94/2 hükmü uyarınca kesin nitelikte olduğu, bu bentte açıklanan ara kararının verilen süre içerisinde yerine getirilmemesi halinde davanın dava şartı yokluğu ile usulden reddine karar verileceği hususunun ihtarına (hazır olan davacı vekiline ihtar açıklandı)" karar verildiği ve ihtarın duruşmada hazır olan davacı vekillerine ihtar edildiği, bu ihtarın yerine getirilmesine yönelik olarak davacı kooperatif vekilince 05.02.2023 tarihli genel kurul kararı sunulmuştur.
32. Sözkonusu genel kurul toplantısında alınan 7 numaralı karar içeriğinde bağımsız denetim firmasına hazırlatılmış olan rapor kapsamında tazminat davası açılması hususunda oy birliği ile Yönetim Kuruluna yetki verilmesine karar verildiği anlaşılmakla birlikte, sözkonusu karar içeriğinde açıkça dava açılmasına karar verilen yöneticiler belirtilmediği gibi, zarara neden olan eylemlerin de neler olduğu belirtilmediği anlaşılmaktadır. Yine genel kurul kararında yönetim kuruluna sorumluluk davası açılması için yetki verilmiş olan kararda atıf yapılan denetim raporu içeriği incelendiğinde, genel değerlendirmeler içerdiği, yönetim kurulu üyesinin sorumluluğa esas eylemine ilişkin değerlendire bulunmadığı gibi genel kurulda bu yönde karar alınmasının da üyelerin iradelerinin doğru biçimde oluşmasına engel teşkil edeceği değerlendirilmiş ve Mahkememizce genel kuruldan sorumluluk davası açılması için karar alınması gerektiği yönündeki yerleşik ... uygulamasına esas özel dava şartının yerine getirildiğinin kabul edilemeyeceği yönünde değerlendirilmiştir.
33. Yapılan açıklamalar neticesinde; kooperatifin eski yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için kooperatif genel kurulunda karar alınması gerektiği, davacı tarafa verilen kesin süreye rağmen bu eksikliği gidermediği, böyle bir kararın varlığının özel dava şartı olduğu, sunulun genel kurul kararının ise yukarıda açıklanan gerekçelerle özel dava şartını karşılar nitelikte olmadığı ve davacı tarafça dava şartının yerine getirilmediği anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
VI-HÜKÜM
1-Davacının davasının HMK m. 114/2 ve 115/2 hükmü uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın, peşin alınan 1.707,75.-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.280,15.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE,
5-Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara ödenmesine,
6-Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 3.360,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair davacı vekillerinin ve davalı ..., ... ve ... vekili, davalı ... vekili, davalı ..., davalı ..., davalı ..., davalı ..., davalı ...'nın yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 28/03/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/03/2024
Başkan ...
E-İmza
Üye ...
E-İmza
Üye ....
E-İmza
Katip ....
E-İmza
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"