T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2023/697 Esas - 2024/602 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/697
KARAR NO : 2024/602
HÂKİM : ...
KATİP : ......
DAVACI : ......
VEKİLİ : Av. ......
DAVALILAR : 1) ......
Vekili : Av. ......
2) ......
......
Vekili : Av. ......
......
3)......
......
VEKİLLERİ : Av. ......
Av. ......
4) ......
Vekilleri : Av. ......
Av. ......
DAVA : Rücuen Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/10/2023
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
G.K. YAZIM TARİHİ : 24/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Rücuen Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
I) İDDİA :
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'ya ait ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından Genişletilmiş Artı Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığı; 21/09/2022 günü saat 19:50 sıralarında yol yapım çalışmasındaki işaretleme eksikliğinden ve tek yönlü yoldan bölünmüş yola geçiş esnasında orta refüjde bulunan oynak zemin mıcıra girip savrulması neticesinde elektrik direğine çarpıp durması sonucu tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği; yol üzerinde çalışma yapan davalılar ..., ..., ... ve ... İnşaat firmalarının çalışma alanında gerekli trafik tanzim ve yönlendirme işaretlerini koymadığı tespit edilerek KTK uyarınca müşterek müteselsil %75 nispetinde kusurunun bulunduğu; müvekkili şirket tarafından hasar ödemesi neticesinde davalılara karşı ödemenin rücuen tazmini amacıyla rücu mektubu gönderildiği; davalı taraflarca işbu talebin reddedildiği beyan edilmiş olup; muaccel hale gelmiş olan alacağın teminat altına alınması için davalının mal varlığı üzerinde alacak miktarını karşılayacak ölçüde ihtiyati haciz konulmasına, davanın kabulüne, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 305.850,00 TL tazminatın 17/11/2022 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
II) SAVUNMA :
Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; husumetin davalı müvekkili kuruma yönetilmesinin hatalı olduğu; dava konusu olay yönünden müvekkili kurumun taraf sıfatı bulunmadığı; söz konusu kazanın meydana geldiği yerin belediye mücavir alanı dışında olduğu; kabul manasına gelmemekle birlikte davanın görevli mahkemede açılmamış olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesini talep ettikleri; illiyet bağı bulunmadığı; ihtiyati haciz talebinin reddedilmesi gerektiği; ticari avans faizinin talep edilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığı beyan edilmiş olup; davanın müvekkili kurum yönünden esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın zamanaşımı yönünden reddini talep ettikleri; dava konusu olayda idareye izafe edilecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı; idarenin kendisinde tevdi edilen kamu hizmetlerinin ifası sırasında 3. kişilerin ve hizmetten yararlananların kendi kusurlarından meydana gelen zararlardan sorumlu tutulmasının beklenemeyeceği beyan edilmiş olup; davanın usulden ve esastan reddine; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Davalılar ... A.Ş. ile ... A.Ş. vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kaza nedeniyle araçta meydana gelen zararın kendilerinin sigorta ettirene ödemeleri üzerine, ödedikleri paranın rücuen ödenmesi için huzurdaki davanın açıldığı; işbu davada müvekkili şirketlere husumet yönetilmesinin yanlış olduğu; zira müvekkili şirketlerin sorumluluklarına gidilebilecek ya da müvekkili şirketlere kusur atfedilecek bir durum söz konusu olmadığı; keza ihale ile yol yapım işlerini alan firmaların trafik tanzim ve yönlendirme işaretleri üzerinde tasarrufları bulunmadığı gibi trafik işaretlerinden ya da yollardan kaynaklı kazalardan sorumlu tutulamayacağı; müştereken sorumlu tutulmaya çalışan kamu kurumlarının hiçbir şekilde mal kaçırma ihtimallerinin bulunmadığı, dolayısıyla ihtiyati haciz talebinin haklı bir nedene dayanmadığının ortada olduğu beyan edilmiş olup; ihtiyati haciz kararı verilmesi talebinin reddine; huzurdaki davada müvekkili şirketler lehine olmak üzere davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
III) DELİLLER :
...... Arabuluculuk Sayılı Arabuluculuk Dosyası.
21/09/2022 Tarihli Ölümlü/Yaralamalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı
Genişletilmiş Artı Kasko Sigorta Poliçesi.
...... Tarafından Gönderilen 12/10/2023 Tarihli Cevabi Yazı.
... Tarafından Gönderilen Bila Tarihli Cevabi Yazı.
... Tarafından Gönderilen 18/10/2023 Tarihli Cevabi Yazı.
... A.Ş. Tarafından Gönderilen 20/10/2023 Tarihli Cevabi Yazı.
... Tarafından Gönderilen 20/10/2023 Tarihli Cevabi Yazı.
... Tarafından Gönderilen 01/11/2023 Tarihli Cevabi Yazı.
Kusur Tespiti Hususunda Düzenlenen 19/11/2023 Tarihli Bilirkişi Raporu.
IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :
a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti :
Mahkememizde açılan davanın; davacı ... A.Ş. ("davacı sigorta şirketi" olarak anılacaktır) tarafından davalılar ... A.Ş., ..., ... A.Ş. ve ... ("davalılar" olarak veya münferiden isimleriyle anılacaklardır) yönelik açılan "Haksız Fiilden Kaynaklanan Rücuen Tazminat Davası" olduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın konusunun; davacı sigorta şirketi ile dava dışı ... arasında akdedilmiş bulunan "Genişletilmiş Artı Kasko Sigorta Poliçesi" doğrultusunda; davacı dışı ...'ya ait ... plakalı aracın 21/09/2022 günü saat 19:50 sıralarında karıştığı tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından ödendiği belirtilen bedelin, davalıların sorumluluğunda bulunup bulunmadığı; kusur oranlarının ve hasarın tespiti ile uygulanacak faiz oranının belirlenmesi hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır.
b) Genel Hukuki Tasnif :
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir."
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,
öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır."
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticari Davalar ve Çekişmesiz Yargı İşlerinin Görüleceği Mahkemeler" başlıklı 5. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
(2) ...
(3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.
(4) ..."
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevi" başlıklı 2. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir."
Yukarıda belirtilen madde hükümleri kapsamında açıkça belirtilmekte olduğu üzere Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu doğrultuda "kamu düzenine ilişkin" olan görev kurallarının uygulanması, Mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında tetkik edilmesi zorunlu bir unsur olup; gerek tarafların talebi doğrultusunda ve gerekse Mahkeme tarafından re'sen, yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilmektedir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup; söz konusu düzenleme uyarınca, yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde, Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmemektedir.
Gerek 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve gerekse 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında; Asliye Hukuk Mahkemeleri ve Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki görev sınırları, detaylı bir şekilde belirtilmiş olup; TTK.'nın 4. ve 5. maddelerinde hüküm altına alındığı üzere; öğretide "Mutlak Ticari Davalar" olarak adlandırılan ve taraflarının "tacir" sıfatları dikkate alınmaksızın 6102 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesinde belirtilen bentler kapsamında sayılan işlere ilişkin bulunan davalar ile öğretide "Nispi Ticari Davalar" olarak adlandırılan ve tarafların her birinin "ticari işletmesi ile ilgili olan" davalar Asliye Ticaret Mahkemesi görevine girmektedir.
6102 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesi uyarınca mutlak ticari davalar; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda, 4721 Sayılı Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203. maddelerinde; rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501. maddelerinde; kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519. maddelerinde; komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545. maddelerinde; ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554. maddelerinde; havale hakkındaki 555 ilâ 560. maddelerinde ve saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları olarak belirlenmiştir.
Yukarıda belirtilen genel kuralın istisnası mahiyetindeki düzenleme, yine 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 maddesi kapsamında belirlenmiştir. Buna göre; herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen "havale", "vedia" ve "fikir ve sanat eserlerine ilişkin" haklardan doğan davalar da, "ticari dava" niteliğindedir.
Halefiyet İlkesi ile ilgili olarak;
İşbu karar kapsamında, genel mevzuat ışığında detayları belirtilen "Hukuk Mahkemelerinde Görev" müessesesinin incelenmesinde; ayrıca "Halefiyet İlkesinin" ve bu hususta Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu tarafından verilen 22/03/1944 tarihli ...... sayılı ilamın da irdelenmesi büyük bir önem arz etmektedir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.
(2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur."
Anılan Kanun hükmünde de açıkça belirtilmekte olduğu üzere; herhangi bir sigorta tazminatının, sigorta şirketi tarafından tazmini akabinde sigorta şirketi, hukuken "sigortalının" yerine geçmektedir. Bu kapsamda; sigortalının sorumlulara karşı sahip bulunduğu "dava hakkı", tazmin ettiği bedel oranında sigortacıya intikal etmektedir. Sorumlulara karşı bir dava veya icra takibi başlatılmışsa sigortacı; mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet ilkesi uyarınca, "sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek" davayı veya icra takibini kaldığı yerden devam ettirebilmektedir. Bununla birlikte; zararın sigortacı tarafından kısmen tazmini halinde de, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korumaktadır.
Sigorta şirketlerinin halefiyeti ilkesi doğrultusunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu tarafından verilen 22/03/1944 tarihli ...... sayılı ilamında da bu husus; "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Başka bir anlatımla; sigorta şirketleri tarafından sorumlu kişiler aleyhine ikame edilecek davalar; sigorta poliçesinden doğan dava niteliğinde bulunmamakta ve bu nedenle, söz konusu davanın aynen "sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava" olarak yorumlanması gerekmektedir.
Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda ...... tarafından verilen 12/09/2022 tarih, ......sayılı karar kapsamında da bu husus; "Bu durumda, davacının sigortalısının tacir olmadığı ve davanın sigorta sözleşmesinden değil, davalının kusuru ile gerçekleşmesine sebebiyet verdiği iddia edilen haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklinde açıkça belirtilmiştir.
Bu durumda, sigorta şirketlerinin ikame edecekleri davalarda, görevli mahkemenin belirlenmesi hususunda; "taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sebebinin" tetkiki; başka bir anlatımla "davanın, sigorta poliçesinden doğup doğmadığı" hususunun tespiti önem arz etmektedir.
c) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme :
Açıklanan hususlar dikkate alınarak, Mahkememiz nezdinde açılan dava kapsamında yapılan incelemede; davanın, davacı sigorta şirketi ile dava dışı ... arasında akdedilmiş olan "Genişletilmiş Artı Kasko Sigorta Poliçesi" doğrultusunda; davacı dışı ...'ya ait ... plakalı aracın 21/09/2022 günü saat 19:50 sıralarında karıştığı tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından ödendiği belirtilen bedelin, davalılardan tahsili talebiyle açılan "Haksız Fiilden Doğan Rücuen Tazminat Davası" olduğu; bu doğrultuda anılan davanın (yukarıda belirtilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca) sigortacının sorumlu kişi aleyhine açtığı bir dava olup, "sigorta poliçesinden doğan bir dava" niteliği bulunmadığı ve işbu halefiyet davasının, sırf bu nedenle ticari dava olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla; Mahkememizce, davanın "Ticari Dava" niteliğinde bulunup bulunmadığı münferiden tetkik edilmiştir.
Öncelikle dava konusu ihtilafın, mutlak ticari dava niteliği bulunup bulunmadığı hususunun tetkikinde; anılan davanın 6102 Sayılı TTK.'nın 4/1. maddesi kapsamında sınırlı sayıda belirtilen mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşılmıştır.
Müteakiben (yine anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda; huzurdaki davanın, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibi yorumlanması gerektiği belirtildiğinden) dava dışı sigortalı ...'nın "tacir sıfatının" bulunup bulunmadığı hususunda ilgili ..., ...... müzekkere yazılmış ve ... tarafından sunulan 18/10/2023 tarih ve 11763 sayılı cevabi yazı kapsamında, dava dışı ...'nın 1. sınıf tacir sıfatının bulunduğunun belirtildiği anlaşılmış ise de; dava konusu "Genişletilmiş Artı Sigorta Poliçesi" kapsamında, dava konusu aracın "hususi otomobil" olarak gösterildiğinin ve bu doğrultuda ticari faaliyet kapsamında kullanılmadığının (dava dışı sigortalının özel aracı olduğunun) anlaşılması neticesinde, söz konusu davanın nispi ticari dava niteliğinin de bulunmadığı anlaşılmıştır.
Anılan hususlar doğrultusunda; ...... Dairesinin (yukarıda belirtilen) içtihadı kapsamında da açıkça irdelendiği şekilde, dava konusu aracın ticari araç olmadığı ve ticari amaçla kullanılmadığı (dava dışı sigortalının şahsi aracı olduğu), bunun yanı sıra davanın sigorta sözleşmesinden değil, haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmakla; uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur.
V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle)
1) Mahkememizin görevli olmadığı ve bu doğrultuda dava şartı noksanlığı bulunduğu anlaşıldığından, davanın USULDEN REDDİNE;
2) Görevli Mahkemenin, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE,
3) Mahkememiz kararına yönelik, "süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması" nedeniyle, kararın kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten; "süresi içinde kanun yoluna başvurulmakla birlikte, kanun yoluna başvurunun reddi kararı verilmesi" halinde, işbu kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulması halinde dosyanın, görevli olan ...... Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE;
4) İşbu hükmün (3) no'lu bendi kapsamında belirtilen süreler içinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulmaması halinde; Mahkememizce re'sen "davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği" hususunun, taraflara (Mahkememizce verilen gerekçeli kararın tebliği suretiyle) İHTARINA;
5) Harç ve yargılama giderlerinin; 6100 Sayılı HMK.'nın 331/2. maddesi uyarınca, görevli Mahkeme dosyası kapsamında DEĞERLENDİRİLMESİNE;
Dair; davacı vekilinin, davalılar ... İnşaat ve ... ile ... vekillerinin yüzüne karşı, Davalı ...'nın yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca ...... Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi.22/10/2024
Katip ...... Hâkim ......
¸ ¸
Gerekçeli Karar