T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2023/698 Esas - 2025/159 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/698
KARAR NO : 2025/159
...
DAVA : Maddi Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/10/2023
KARAR TARİHİ : 04/03/2025
G.K. YAZIM TARİHİ : 07/08/2025
Mahkememizde görülmekte olan; Haksız Fiilden Kaynaklanan Maddi Tazminat Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
I) DAVA :
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; 27/03/2022 tarihinde davalı ... plakalı aracın, müvekkili bulunan şirketin işleteni olduğu ... seyir halindeyken otoyol koruyucu ekipmanlarına (otokorkuluk) çarparak zarar verdiği; anılan aracın otoyola hasarsız olarak giriş yaptığı ve hasarlı bir şekilde çıkış yaptığının kamera kayıtları ile sabit olduğu; araç sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunu'nun 81. maddesindeki yükümlülüklerine aykırı davranarak herhangi bir bildirimde bulunmadan olay yerinden ayrıldığı; müvekkili şirket tarafından, sözleşmesel yükümlülükleri gereği trafik güvenliğini sağlamak amacıyla hasarın ivedilikle giderilmek zorunda kalındığı ve bu onarım için KDV dahil 58.760,48.-TL masraf yapıldığı; davalıya gönderilen ihtara rağmen zararın tazmin edilmediği; olayın Jandarma'ya bildirilmesi üzerine hasara sebep olan aracın tespit edildiği; kaza anında yol ve hava koşullarının elverişli olduğu; davaya konu aracın, diğer davalı .... nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (... poliçesi ile sigortalı bulunduğu ve dava öncesi yürütülen arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığı beyan edilmiş olup; müvekkili bulunan davacı şirketin uğradığı zararın olay tarihi olan 27/03/2022'den itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tazminine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından sunulan 13/03/2024 tarihli ıslah dilekçesi kapsamında ise özetle; davanın başlangıçta 5.000,00.-TL üzerinden kısmi dava olarak ikame edildiği, ancak dava dilekçesi ekinde sunulan belgeler uyarınca KDV dahil toplam alacağın 58.760,48.-TL olduğu beyan edilmiş olup; talep sonucunun 53.760,48.-TL artırılarak toplam 58.760,48.-TL'ye yükseltildiği anlaşılmıştır.
II) CEVAP :
Davalı ... ile ilgili olarak; tensip zaptı ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalı ...'a 24/10/2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı tarafından Mahkememize yasal cevap süresi içinde cevap dilekçesi sunulmamış; müteakiben davalı ... vekili tarafından sunulan beyan ve itiraz dilekçeleri kapsamında özetle; davanın haksız ve somut dayanaktan yoksun olduğu; otoyoldan günde binlerce aracın geçtiği ve hasara müvekkilinin sebep olduğuna dair somut bir delil bulunmadığı; davacı tarafın sunduğu fotoğraflardaki araç parçalarının müvekkilin aracına ait olduğunun kesin olarak kanıtlanmadığı ve aynı model başka bir araca da ait olabileceği; müvekkilinin dava konusu hasarla bir ilgisi, fiili ve bilgisinin bulunmadığı, bu nedenle zarar ile arasında uygun bir illiyet bağının kurulmadığı; ispat yükümlülüğünün davacı tarafta olduğu ve bu yükümlülüğün yerine getirilmediği; bilirkişi raporlarının mevcut tespitlerinin yetersiz incelemeye dayandığı, maddi gerçeğe ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu; kaza anında aracın sevk ve idaresinin müvekkilinde olmadığı, zararın üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklandığı ve bu durumun KTK m.86 uyarınca müvekkilinin sorumluluğunu ortadan kaldırdığı; davacının ıslah talebinin yargılama sırasında ortaya çıkan yeni bir olguya dayanmadığı için usule aykırı olduğu ve hesaplanan hasar bedelinin fahiş olduğu beyan edilmiş olup; davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Davalı .... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde sigortalı olduğunun teyit edildiği; 6704 sayılı Kanun ile değiştirilen KTK'nın 97. maddesi uyarınca dava açmadan önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunma zorunluluğunun yerine getirilmediği, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiği; sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde atfı kabil bir kusurunun bulunmadığı; işleten ve sürücüye atfedilemeyecek bir kusurdan sigortacının da sorumlu olmayacağı; kusur oranlarının tespiti için ...rapor alınması gerektiği; müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğu ve kaza tarihindeki maddi tazminat limitinin 50.000,00.-TL olduğu; davacının, sigortalının kusurunu ve kendi zararını usulen ispat etmesi gerektiği ve talep edilen meblağın fahiş olduğu; müvekkili bulunan davalı sigorta şirketinin usulen temerrüde düşürülmediği için faizden ancak dava tarihinden itibaren sorumlu tutulabileceği beyan edilmiş olup; davalı şirket tarafından hasar dosyası kapsamında yapılan ödeme sonrasında sorumluluklarının kalmadığının tespitine, aksi halde bakiye poliçe limitinin dikkate alınmasına; davanın reddedilen kısmı için yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
III) DELİLLER :
... Arabuluculuk Sayılı Arabuluculuk Dosyası.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Tarafından Gönderilen... Sayılı Cevabi Yazı.
... Arasında Akdedilen 18/08/2017 Tarihli ... Sözleşmesi.
03/09/2020 ve 16/12/2020 Tarihli Resmi Gazete İlanları (Otoyolun Trafiğe Açılmasına İlişkin).
Jandarma Komutanlığı Tarafından Düzenlenen 30/03/2022 Tarihli Müşteki İfade Tutanağı (...Otokorkuluklara, Olay Yerindeki Araç Parçalarına ve Aracın Otoyola Hasarsız Giriş ve Hasarlı Çıkış Anına İlişkin Fotoğraflar.
.... Tarafından Düzenlenen 28/07/2022 Tarihli "Gerçekleşen Hasar Bedeli Tutanağı".
.... Tarafından Düzenlenen 28/07/2022 Tarihli "Otokorkuluk Hurda Bedeli Tutanağı".
.... Tarafından Düzenlenen 26/06/2023 Tarihli ve ... Numaralı Onarım Faturası.
.... Tarafından Tanzim Edilen ... Poliçe Numaralı, 25/03/2022 Başlama Tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Katılım Sigorta Poliçesi.
... 17/10/2023 Tarihli Müzekkere Cevabı
Davacı Şirket ile Davalı Sigorta Şirketi Arasında Ekim - Kasım 2023 Tarihlerinde Gerçekleşen E-posta Yazışmaları.
Adli Trafik Uzmanı ...Tarafından, Kusur Durumu ve Oranları Hususunda Düzenlenen Bilirkişi Kök ve Ek Raporları.
Sigorta Eksperi Ümit Atlıhan Tarafından Hasar Bedeli Hususunda Düzenlenen 03/02/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu.
IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :
a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti :
Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı ...("davacı şirket" olarak anılacaktır) tarafından, davalılar ... ve ....'ye ("davalılar" olarak veya münferiden isimleriyle/unvanlarıyla anılacaklardır) yönelik açılan "Haksız Fiilden Kaynaklanan Maddi Tazminat Davası" olduğu anlaşılmıştır.
Davacı ile davalı .... arasında; "kazaya karışan ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde kaza tarihi itibariyle geçerli ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğu" hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu doğrultuda uyuşmazlığın; 27/03/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak; davacı tarafından KTK 97. maddesi uyarınca başvuru yapılmamış olmasının (davalı ....'ye yöneltilen dava yönünden) usulden red gerekçesi olarak kabul edilip edilemeyeceği; kusur durumlarının ve oranlarının tespiti; davalı ...'un kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığı; davacının işletiminde bulunan karayolu bariyerlerinde hasar meydana gelmiş olup olmadığı; hasar meydana gelmiş olduğunun tespiti halinde tazmin miktarlarının tespiti; davalıların münferiden işbu maddi tazminat kaleminden sorumlulukları bulunup bulunmadığı ve temerrütlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği ile münferiden temerrüt tarihlerinin yanı sıra uygulanacak faizin türü ve oranı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır.
b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :
Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığı” hususunda yapılan incelemede; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu; 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı .... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetki" veya "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı, davalı ... tarafından ise Mahkememize yasal cevap süresi içinde cevap dilekçesi sunulmamış olduğu anlaşılmakla; ilk itirazlar hususunda Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
c) Haksız Fiilden Doğan Sorumlulukta Mevzuatın İrdelenmesi :
Haksız fiillerden doğan borç ilişkileri, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
(2) Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Zararın ve Kusurun İspatı" başlıklı 50. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
(2) Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler."
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, Tazminatın Belirlenmesini Düzenleyen 51. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
(2) Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür."
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, Tazminatın İndirilmesini Düzenleyen 52. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
(2) Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir."
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, Müteselsil Sorumlulukta Dış İlişkiyi Düzenleyen 61. maddesi aşağıda belirtildiği şekildedir:
"Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır."
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun, Müteselsil Sorumlulukta İç İlişkiyi Düzenleyen 62. maddesi aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.
(2) Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur."
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun, "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir."
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun, "Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı 99. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz işgünü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Ödemeyi yapan sigortacı, ödenen miktarın sorumluluk oranlarında paylaşılmasını diğer sigortacılardan yazılı olarak talep eder. Diğer sigortacılar talep tarihinden itibaren sekiz işgünü içinde kendilerine düşen miktarı talepte bulunana öder.
Bu madde hükmüne uymayan sigortacılar 108.000.000.- lira hafif para cezası ile cezalandırılırlar."
d) Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının Hukuki Nitelendirmesi :
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; trafik kazaları sonucunda üçüncü kişilerin uğrayacağı zararları güvence altına alan temel bir sigorta türüdür. Bu sigortanın hukuki çerçevesi; başta 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) olmak üzere ilgili mevzuatla detaylı bir şekilde çizilmiştir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; hukuki niteliği itibariyle bir sorumluluk sigortasıdır ve sigorta ettirenin, bir haksız fiil sonucu üçüncü kişilere vereceği zararlardan doğan hukuki sorumluluğunu teminat altına alır. Bu sorumluluğun temeli, araç işleteninin kusursuz sorumluluğudur (KTK 85. maddesi); amacı ise, kusurlu sürücünün mali gücünün yetersiz kalması halinde dahi, kazada zarar gören üçüncü kişilerin mağduriyetini önlemektir.
İşbu sigortanın yaptırılması zorunluluğu, 2918 Sayılı Kanundan kaynaklanmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 91/1. maddesinde "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumlulukların karşılanmasını sağlamak üzere malî sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." amir hükmü düzenlenmiştir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, bir kaza durumunda sigortalı aracın sürücüsünün hukuki sorumluluğu çerçevesinde, karşı tarafa ve üçüncü kişilere verilen zararları karşılar. Sigortalı aracın kendi hasarı bu sigortanın kapsamında değildir. Sigortanın kapsamı ve teminat limitleri Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenir ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile detaylandırılır.
Bu kapsamda; kaza sonucunda diğer araçlarda veya üçüncü kişilere ait eşyada meydana gelen hasarlar (onarım bedeli, değer kaybı vb.); yaralanan kişilerin, herhangi bir sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, tedavi masrafları (KTK m. 98 uyarınca Bu teminat, ...nun sorumluluğunda olan ve Kurum tarafından karşılanan tedavi giderlerini de kapsamaktadır); sürekli sakatlık durumunda kişinin gelecekteki ekonomik kayıplarını karşılamak üzere maluliyet oranına göre belirlenen sürekli iş göremezlik tazminatı; bir kişinin hayatını kaybetmesi durumunda, ölen kişinin desteğinden mahrum kalan yakınlarına (mirasçılarına) destekten yoksun kalma tazminatı ödenmektedir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, kural olarak manevi tazminat taleplerini karşılamaz. Sigorta Genel Şartlarında bu durum açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla zarar görenler; manevi tazminat taleplerini doğrudan kusurlu araç sürücüsüne ve işletenine karşı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. Maddesi uyarınca açacakları dava ile ileri sürmek zorundadırlar.
Zarar görenler, tazminatlarını sigorta poliçesinde belirtilen limitler dahilinde kalmak şartıyla, doğrudan doğruya sigortacıdan talep edebilirler Sigorta şirketi; hak sahibinin kaza ve zarara ilişkin gerekli tüm belgeleri sigortacıya ilettiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde, haklı bir gerekçesi olmaksızın ödemeyi yapmazsa temerrüde düşmüş sayılır.
İşbu maddi tazminat talepleri için zamanaşımı süreleri; KTK'nın 109. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda, maddi ve bedensel zararlara ilişkin talepler; zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Bununla birlikte davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve Ceza Kanunu'nda bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olması halinde, işbu zamanaşımı süresi, tazminat talepleri için de geçerlidir. Türk Ceza Kanunu'na göre taksirle yaralama suçlarında ceza zamanaşımı 8 yıl, taksirle ölüme neden olma suçlarında ise 15 yıl olduğundan, yaralanmalı kazalarda sigortaya başvuru süresi 8 yıla, ölümlü kazalarda ise 15 yıla kadar uzayabilmektedir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sisteminin en önemli sosyal tamamlayıcı unsurlarından biri Güvence Hesabı'dır. Hesabın görev ve yetkileri KTK m. 108 ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.14'te düzenlenmiştir. Güvence Hesabı, aşağıdaki durumlarda devreye girerek yalnızca bedensel zararları (sakatlanma ve ölüm tazminatları ile tedavi giderleri) karşılar:
Kazaya neden olan aracın tespit edilememesi (vurup kaçma).
Kazaya karışan aracın geçerli bir trafik sigortasının bulunmaması.
Sigorta şirketinin mali bünye zafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası.
Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın kazaya karışması ve işletenin sorumlu tutulamaması.
e) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme :
Mahkememiz nezdinde ikame olunan dava kapsamında; 27/03/2022 tarihinde davalı ...'a ait ve diğer davalı .... tarafından ZMSS kapsamında sigortalanmış bulunan ... plakalı aracın, davacı şirketin işlettiği otoyoldaki bariyerlere çarparak sebebiyet verdiği iddia olunan toplam 58.760,48.-TL tutarında zararın, davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesinin talep edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan incelemede, taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının;
- 27/03/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davalı ...'a ait aracın kimliği meçhul sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığı;
- Davacı tarafından; KTK 97. maddesi uyarınca başvuru yapılmamış olmasının, usulden red gerekçesi olarak kabul edilip edilemeyeceği,
- Davalı ...'un kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığı;
- Davacının işletiminde bulunan karayolu bariyerlerinde hasar meydana gelmiş olup olmadığı;
- Davacının işletiminde bulunan karayolu bariyerlerinde hasar meydana gelmiş olduğunun tespiti halinde tazmin miktarları;
- Davalıların münferiden işbu maddi tazminat kaleminden sorumlulukları bulunup bulunmadığı ve temerrütlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği ile münferiden temerrüt tarihleri;
- Uygulanacak faizin türü ve oranı
hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır.
e.1) Kusur Durumu ve Oranlarının Değerlendirilmesi :
Dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde kusur durumunun ve oranlarının tespiti hususunda, öncelikle bilirkişi raporu alınması cihetine gidilmiştir.
i. Adli Trafik Uzmanı ...Tarafından Düzenlenen 04/01/2024 Tarihli Bilirkişi Raporu :
Anılan bilirkişi raporu kapsamında; kazanın olay yeri terke bağlı olduğu; davalıya ait ... plakalı tır aracının kimliği belirsiz sürücüsünün, seyir hızını yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması (KTK 52/1-b), şerit izleme kurallarına riayetsizliği (KTK 56/1-a) ve manevra kurallarına aykırı davranması (KTK 84/f-j) nedenleriyle seyir yönüne göre yolun sağındaki çelik bariyerlere çarparak maddi hasarlı kazaya sebebiyet verdiği; bu nedenlerle dava dışı sürücünün kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu hususları rapor edilmiştir.
04/01/2024 tarihli bilirkişi raporuna davacı vekili veya davalı .... vekili tarafından itiraz edilmemiş olup; davalı ... vekilinin ise 19/01/2024 tarihli dilekçesi kapsamında "Müvekkilinin dava konusu hasarla, fiille, bilgiyle ve görgüyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığı; davacı tarafından dosyaya sunulan delillerin kesin nitelikte olmadığı, otoyoldan günde binlerce araç geçtiği ve olay yerindeki parçaların aynı modele ait herhangi bir başka araca ait olabileceği; bilirkişi raporunun gerekli inceleme ve araştırmalardan yoksun olduğu, maddi gerçeğe ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve müvekkilinin sorumluluğuna ilişkin ispat yükünün davacı tarafta olduğu ve davacı tarafın bu yükümlülüğünü yerine getirememiş olduğu" gerekçeleriyle rapora itiraz edilmiş; müteakiben Mahkememizce davalı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla ek rapor alınması cihetine gidilmiştir.
ii. Adli Trafik Uzmanı ...Tarafından Düzenlenen 22/03/2024 Tarihli Bilirkişi Ek Raporu :
Anılan ek rapor kapsamında; davalı vekilinin, müvekkiline ait aracın sürücüsünün kusursuz olduğu yönündeki itirazlarının dosya kapsamındaki delillere (otoyol giriş-çıkış kamera görüntüleri, olay yerindeki hasarlı araç parçaları vb.) uygun olmadığı; bu nedenle önceki kök raporda belirtilen kusur oranlarında herhangi bir değişikliğe gidilmesine gerek olmadığı ve davalıya ait tır aracının dava dışı kimliği belirsiz sürücüsünün tam kusurlu olduğu hususları rapor edilmiştir.
Anılan bilirkişi ek raporuna yönelik davacı vekili ve davalı .... vekili tarafından itirazda bulunulmamış olup; davalı ... vekili tarafından sunulan 05/04/2024 tarihli dilekçe kapsamında "kaza anında aracın sevk ve idaresinin müvekkilinde olmadığı, kazanın üçüncü bir kişinin ağır kusurundan kaynaklandığı ve bu nedenle müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceği" gerekçeleriyle tekrar itiraz edildiği anlaşılmıştır.
Mütekiben; davalı ... vekili tarafından sunulan itirazın konusunun, Mahkememizce değerlendirilecek hukuki nitelendirme kapsamında olması nedeniyle, bu hususta ek rapor alınmasına yer olmadığı kanaatine varılmış; bunun yanı sıra Mahkememizce aldırılan bilirkişi kök ve ek raporlarının, herhangi bir çelişki barındırmıyor olması; dosyada mevcut delillerin (giriş-çıkış görüntüleri, olay yeri fotoğrafları vb.) karşılaştırma yapmak suretiyle detaylı olarak değerlendirilmiş olması; KTK'nın ilgili maddelerine atıf yapmak ve somut olayın özelliklerini (olay yeri terk vb.) dikkate almak suretiyle mantıksal bir gerekçelendirme içermekte olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; kusur durumu ve oranlarının tespiti hususunda aldırılan işbu bilirkişi kök ve ek raporlarının hükme esas alınabilir nitelikte ayrıntılı ve denetime elverişli olduğuna kanaat getirilerek Mahkememizce ek/yeni rapor alınmasına lüzum görülmemiştir.
e.2) Hasar Bedelinin Değerlendirilmesi :
Mahkememizce; dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde kusur durumunun ve oranlarının tespitine yarar yeterli delil toplanmış olduğu anlaşılmakla; müteakiben hasar bedelinin tespiti hususunda bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir.
i. Sigorta Eksperi Ümit Atlıhan Tarafından Düzenlenen 03/02/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu:
Anılan bilirkişi raporu kapsamında; hasarlı bölgelerin yenilenmesi için malzeme ve işçilik dahil toplam maliyetin 57.905,74.-TL olduğu, hasarlı parçaların sovtaj (hurda) bedelinin 8.108,72.-TL olduğu, bu durumda net hasar bedelinin (57.905,74.-TL - 8.108,72.-TL) 49.797,02.-TL olduğu, bu tutara %18 KDV eklendiğinde ulaşılan 58.760,48.-TL'lik onarım faturasının uygun olduğu ve KDV'ye ilişkin nihai takdirin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu hususları rapor edilmiştir.
03/02/2025 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından sunulan 03/02/2025 tarihli dilekçe kapsamında, "raporun, davanın haklılığını ortaya koyduğu belirtilerek" davanın kabulüne karar verilmesinin talep edildiği; davalı .... vekili tarafından itirazda bulunulmadığı ve davalı ... vekili tarafından ise 14/02/2025 tarihinde sunulan dilekçe kapsamında (bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalara yönelik olarak) "raporda belirtilen bedelin oldukça yüksek olduğu" gerekçesiyle itiraz edildiği; itiraz edilen hususu destekleyecek herhangi bir somut gerekçe, alternatif bir hesaplama, piyasa rayiçlerine aykırılık iddiası veya rapordaki kalemlere yönelik spesifik bir eleştiri vb. sunulmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davalı ... vekili tarafından sunulan "raporda belirtilen bedelin oldukça yüksek olduğu" iddiası ile ilgili olarak destekleyici mahiyette somut bir gerekçe sunulmadığı anlaşılmakla, itirazın reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte; anılan 03/02/2025 tarihli bilirkişi raporunun, kendi içinde herhangi bir çelişki barındırmadığı ve hesaplama yönteminin (toplam onarım maliyeti - sovtaj bedeli + KDV) şeffaf bir şekilde açıklanmış olduğu; raporun, davacı tarafından dosyaya sunulan "Gerçekleşen Hasar Bedeli Tutanağı" ve "Onarım Faturası" gibi belgelerdeki rakamları teyit eder nitelikte olduğu; yapılan hesaplamanın, tüm alacak kalemleri yönünden detaylandırıldığı anlaşılmakla; anılan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılarak, ek/yeni rapor alınması cihetine gidilmemiştir.
e.3) Nihai Değerlendirme :
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, taraf beyanları, dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve nihai duruşma tutanağı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın, davacı şirketin işleteni olduğu otoyolda bulunan bariyerlere, davalı ...'un maliki olduğu ve davalı .... tarafından (ZMSS) kapsamında sigortalanan aracın çarpması sonucunda oluşan maddi zararın tazmini istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
i. Davalı .... Yönünden :
Mahkememizin 04/03/2025 tarihli nihai duruşmasında, öncelikle davalı .... yönünden ikame edilen dava incelenmiştir.
Bilindiği üzere 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 97. maddesi kapsamında; trafik kazalarında zarar görenler tarafından, zorunlu mali sorumluluk sigortası uyarınca zararlarının tazmini amacıyla Yargı Makamlarına başvurulması öncesinde, "ilgili sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunulması" zorunluluğu, hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanun hükmü ve Yüksek Yargı Kararları kapsamında yerleşik hal almış görüş uyarınca; dava ikamesi öncesinde, ilgili sigorta şirketlerine yazılı başvuruda bulunulması şartı; bir "özel dava şartı" olarak kabul görmekte olup; anılan başvurunun yerine getirilmemesi halinde davanın, dava şartı yokluğundan (usulden) reddi gerekmektedir.
2918 Sayılı KTK'nın 97. maddesinde belirtilen şartlar ise; "Sigorta Kuruluşuna başvurunun, 'dava ikamesi öncesinde' gerçekleştirilmiş olması; anılan başvurunun, 'yazılı olarak' yapılması; başvurunun iletilmesini müteakiben, ilgili 'sigorta kuruluşuna 15 gün süre' tanınması" şeklinde belirtilmiştir.
2918 Sayılı Kanun'un "özel dava şartı" niteliğindeki işbu 97. maddesi, Kanun Koyucu tarafından, "sigorta şirketlerine yönelik ikame olunan tazminat davaları özelinde" hüküm altına alınmış olup; ilgili Kanun hükmünün şartları da incelendiğinde görülmektedir ki anılan hüküm kapsamında; sigorta kuruluşlarına (ilgili sigorta kuruluşu tarafından, uyuşmazlık ile ilgili inceleme ve değerlendirme yapılabilmesi amacıyla) dava ikamesi öncesinde "asgari 15 gün" süre tanımak suretiyle, zarar görenin talebini detaylı olarak değerlendirme imkanı tanınmakta olup; anılan başvuruya, "geçerlilik şartı" mahiyetinde "yazılı olması zorunluluğunun" da getirilmesi suretiyle özel bir önem atfedilmektedir.
TTK. 5/A Maddesi ile KTK 97. Maddesinin Karşılaştırılması :
Bu noktada söz konusu "sigorta şirketine yazılı başvuru zorunluluğu" müessesesinin, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5/A maddesinde ifadesini bulan "arabuluculuk dava şartı" ile mukayesesinde de fayda bulunmaktadır.
Bu kapsamda, her iki müessese ile ilgili olarak yapılan kanuni düzenlemeler incelendiğinde; hem (2918 Sayılı Kanun'un 97. maddesinde düzenlenen) "Sigorta Kuruluşuna Yazılı Başvuru" şartının; hem de (6102 Sayılı Kanun'un 5/A maddesinde düzenlenen) "Arabuluculuk Faaliyetine Başvuru" şartının; "birbirlerinden farklı amaçlarla ve münferiden düzenlenen (amir) mevzuat kapsamında hüküm altına alınmış dava şartları" niteliğinde iki farklı müessese oldukları anlaşılmaktadır.
Öncelikle; 2918 Sayılı KTK'nın 97. maddesinde düzenlenen Sigorta Kuruluşlarına Yazılı Başvuru Zorunluluğu; taraflar arasında, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla uzlaşı sağlanması veya sistematik teknikler kullanılması suretiyle tarafların bir araya getirilmesi yahut tarafların arasında iletişim kurulmasının sağlanması ve hatta tarafsız 3. kişi tarafından çözüm önerileri getirilmesi vb. amaçlar taşımamakta olup; aksine sigorta kuruluşlarına (asgari 15 gün tanınması suretiyle), zarar görenin talebinin değerlendirilebilmesi imkanı tanınmasına yönelik bir düzenlemedir. Bu kapsamda amaç; tarafların bir araya getirilerek uzlaştırılması olmayıp, talep hususunda salt sigorta kuruluşlarına değerlendirme imkanı tanınmasıdır. Bunun yanı sıra sigorta kuruluşlarına başvuruların "yazılı" olması zorunluluğu da bir "geçerlilik şartı" olarak, ilgili mevzuatımıza eklenilmiştir.
6102 Sayılı TTK'nın 5/A maddesi kapsamında düzenlenen Arabuluculuk Dava Şartı ise; sigorta kuruluşlarına herhangi bir değerlendirme imkanı tanınması vb. amaçlar taşımamakta olup; aksine tarafların, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve sistematik teknikler kullanılması suretiyle bir araya getirilmesi ve tarafların uzlaşamamaları halinde tarafsız 3. kişi tarafından çözüm önerileri getirilmesi amaçlarına hizmet etmektedir ve anılan düzenlemede sigorta kuruluşlarına "asgari 15 gün süre tanınması" zorunluluğu da bulunmamaktadır.
Bu doğrultuda; yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; "sigorta kuruluşlarına yönelik ikame olunan tazminat davalarında "her iki dava şartının", birbirlerinden farklı amaçlarla ve münferiden düzenlenen (amir) mevzuat kapsamında hüküm altına alınmış dava şartları niteliğinde iki farklı müessese olmaları nedeniyle; münferiden uygulanmaları zorunluluğu bulunmaktadır.
Anılan gerekçelerle; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi kapsamında belirtilen "sigorta şirketine yazılı başvuru" şartının, davacı şirket tarafından yerine getirilmemiş olduğunun anlaşılması nedeniyle (davacı vekili tarafından sunulan 10/11/2023 tarihli beyanların kapsamı dikkate alınarak, davacı vekiline bu hususta münferiden açıklama yaptırılmasına lüzum görülmemiştir); davalı .... yönünden ikame edilen davanın, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
ii. Davalı ... Yönünden :
Öncelikle davalı vekili tarafından sunulan "davalı ...'un kusursuz sorumluluğu bulunmadığına" dair ileri sürülen görüş yönünden yapılan değerlendirmede; 2918 Sayılı KTK'nın 3. maddesinde belirtilen "... İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiilî tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır..." hükmü uyarınca davalı ...'un işleten sıfatını haiz bulunduğu; bununla birlikte yine KTK'nın 85/2. maddesinde belirtilen "... İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükmü uyarınca işletenin, kusursuz sorumlu olduğu (tehlike sorumluluğu) hususunun Kanun'un amir hükmü gereği olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce (dava dışı meçhul sürücünün) kusur durumu ve oranlarının değerlendirilmesinde ise; kusur durumunun tespiti amacıyla alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında yapılan değerlendirmelerin de dikkate alınması suretiyle; öncelikle otoyol giriş-çıkış kamera görüntülerinde davalıya ait aracın davacının işletimindeki otoyola hasarsız girip, hasarlı çıktığı hususlarının, plakası ile birlikte tespit edilmiş olması; bunun yanı sıra dosyada mevcut fotoğrafların, yine dosyada bulunan ve davalıya ait ... plakalı aracın otoyoldan hasarlı şekilde çıkış yaptığı ana ait fotoğraflarla karşılaştırılmasında karşılaşılan tutarlılık dikkate alınarak; dava konusu hasarın, davalıya ait ... plakalı araçla meydana getirildiğinin sabit olduğu kanaatine varılmıştır.
Hasar miktarının değerlendirilmesi hususunda ise; sigorta eksperi tarafından hazırlanan ve Mahkememize sunulan 03/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen hesaplama yönteminin (toplam onarım maliyeti - sovtaj bedeli + KDV) uygun niteliği ve dosyada mevcut "Gerçekleşen Hasar Bedeli Tutanağı" ve "Onarım Faturası" gibi belgelerdeki rakamları teyit eder nitelikte bulunduğu anlaşılmakla (ve anılan bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak belirtilen alacak kalemlerinin de dikkate alınması suretiyle) davacının uğradığı KDV dahil toplam zararın 58.760,48.-TL olduğuna kanaat getirilerek (ve Türkiye Noterler Birliği tarafından sunulan Araç Tescil Özet Raporunda; dava konusu aracın kullanım şekli ve amacının, yük nakli / ticari olarak belirtildiğinin anlaşılması ve davacı şirketin ticari niteliğinin dikkate alınması suretiyle avans faiz uygulanmasına dair) davalı ... yönünden açılan davanın kabulüne dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle)
1) Davalı ....'ye Yönelik İkame Edilen Dava Yönünden;
Davalı .... yönünden açılan davanın; sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmediği ve bu doğrultuda dava şartı noksanlığı bulunduğu anlaşıldığından USULDEN REDDİNE;
2) Davalı ...'a Yönelik İkame Edilen Dava Yönünden;
a) Maddi Tazminat Talebinin KABULÜNE,
b) 27/03/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak; 5.000,00.-TL.'nin, 27/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine,
c) 27/03/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak; 53.760,48.-TL.'nin, ıslah tarihi olan 13/03/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3) Karar ve İlâm Harcı :
a) Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 4.013,93.-TL. harçtan, davacı tarafından yatırılmış bulunan 269,85.-TL. peşin harç ve 919,00.-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.188,85.-TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 2.825,08.-TL. harcın; davalı ...'dan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 269,85.-TL peşin harç, 919,00.-TL ıslah harcı, 269,85.-TL. başvuru harcı ve 38,40.-TL. vekalet harcı olmak üzere toplam 1.497,10.-TL. harcın; davalı ...'dan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
4) Yargılama Gideri ve Gider Avansı :
a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 6.500,00.-TL. bilirkişi ücreti ile 299,50.-TL. posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 6.799,50.-TL. yargılama giderinin; davalı ...'dan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
b) Davalı ... tarafından yatırılmış bulunan 2.000,00.-TL bilirkişi ücretinin; davalı ... üzerinde BIRAKILMASINA,
c) Davacı tarafından (davalı .... yönünden) yatırılmış bulunan 51,75.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
d) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3120,00.-TL. arabuluculuk ücretinin, davalı ...'dan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
e) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, 6100 Sayılı HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE,
5) Vekâlet Ücreti :
a) Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca takdiren 30.000,00.-TL. vekalet ücretinin, davalı ...'dan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
b) Davalı ....'nin, kendisini vekil ile temsil ettirdiği ve ilgili davalıya yönelik ikame olunan davanın, dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi uyarınca (Mahkememizce reddine karar verilen 58.760,48.-TL üzerinden) takdir edilen 9.401,68.-TL. vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalı ....'ye ÖDENMESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, her iki davalının vekillerinin yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca ... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi.04/03/2025
...
¸ ¸
Gerekçeli Karar