T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2024/338 Esas - 2025/186 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/338
KARAR NO : 2025/186
....
...
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/05/2024
KARAR TARİHİ : 11/03/2025
G.K. YAZIM TARİHİ : 17/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
I) İDDİA :
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine 10/05/2017 tanzim ve 30/05/2017 vade tarihli, 40.000,00 TL tutarlı bono nedeniyle .... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı; söz konusu icra takibinde müvekkili aleyhine, müvekkilinin ikamet etmekte olduğu adrese fiili haciz işlemleri, adına kayıtlı taşınır ve taşınmazlar yanında banka hesaplarına bloke işlemleri gerçekleştirildiği; böyle bir borcun olmamasına rağmen icra tehdidi altında işbu bono bedelinin müvekkilinden tahsil edilmeye çalışıldığı; icra takibine konu bononun lehtarı-alacaklısı olarak görünen (davalı) ... isimli şahıs ile müvekkilinin daha önce ticari ilişkide bulunmadığı; kötü niyetli olarak müvekkilinin imzasının taklit edilip, alacaklı kısmına da kendi isminin yazılarak, alacağın mevcut gösterilerek söz konusu bononun icra takibine konu edildiği; bono altında keşideci sıfatıyla atılmış bulunan imzanın kesinlikle müvekkiline ait olmadığı beyan edilmiş olup; öncelikle davanın kabulüne, 10/05/2017 tanzim ve 30/05/2017 vade tarihli 40.000,00 TL miktarlı bono nedeniyle ve bu bononun dayanak olarak gösterilmesi suretiyle başlatılan ....Esas sayılı icra takibinde müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine; davalının, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
II) SAVUNMA :
Tensip zaptını ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalıya 17/05/2024 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir.
III) DELİLLER :
.... Sayılı Cevabi Yazı.
....Tarafından Gönderilen 30/10/2024 Tarih ve ... Sayılı Cevabi Yazı.
.... Tarafından Gönderilen 30/10/2024 Tarih ve .... Sayılı Cevabi Yazı.
...Tarafından Gönderilen 31/10/2024 Tarih ve ... Sayılı Cevabi Yazı.
....Noterliğinin 25/10/2024 Tarih ve.... Muhabere Sayılı Cevabi Yazı.
Uyuşmazlığa Konu İcra Takibine Dayanak Bono Üzerindeki İmzaların Tespiti Hususunda Düzenlenen Jandarma Genel Komutanlığının 31/12/2024 Tarih ve 34749198/Krim. Sayılı Düzenlenen Bilirkişi Raporu.
IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :
a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti :
Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı ... ("davacı" olarak anılacaktır) tarafından davalı ...'a ("davalı" olarak anılacaktır) yönelik açılan "Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Menfi Tespit Davası" olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı ... tarafından, Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, taraflar arasında "uyuşmazlık bulunmayan hususlar" tespit edilememiş olmakla birlikte; 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir.
Bu doğrultuda uyuşmazlığın konusunun; .... Esas sayılı dosyasında (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, ... Esas numarasını almıştır) başlatılan icra takibine dayanak olarak gösterilen 10/05/2017 tanzim ve 30/05/2017 vade tarihli, 40.000,00 TL miktarlı bono üzerinde bulunan imzanın, davacıya ait olup olmadığı ve bu doğrultuda dava konusu bono kapsamında ve/veya icra takibinde davacının borçlu bulunup bulunmadığı; dava konusu senet üzerinde bulunan imzanın davacıya ait olmadığının tespiti halinde, davacı lehine kötü niyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır.
b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :
Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının" mevcut bulunup bulunmadığı hususunda yapılan incelemede; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu ve 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 Sayılı HMK.'nın 117. maddesi uyarınca yasal süresi içinde sunulmuş "yetki" ve/veya "tahkim" ilk itirazları bulunmadığı anlaşıldığından, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
c) Menfi Tespit Davasının Hukuki Nitelendirmesi :
Menfi Tespit Davası; davalı tarafından varlığı iddia edilen bir "hukuki ilişkinin mevcut olmadığının" veya "mevcut bulunan bir alacağın, ödeme, ibra, takas vb. bir nedenle sona erdiğinin" tespiti için açılan davadır.
Menfi Tespit ve İstirdat Davalarını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Menfi Tespit ve İstirdat Davaları" başlıklı 72. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını isbat için menfi tesbit davası açabilir.
(2) İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
(3) İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.
(4) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyatî tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
(5) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlâmın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
(6) Borçlu, menfi tespit davası zımnında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
(7) Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.
(8) Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının ikametgâhı mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lâzım gelmediğini ispata mecburdur."
Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere borçlu, açacağı menfi tespit davası kapsamında; daha önce kendisi hakkında başlatılmış icra takibinde "ödeme emrine itiraz etmemiş" veya itiraz etmekle birlikte "itirazı yerinde görülmemiş" olması sebebiyle icra takibinin kesinleşmesi halinde dahi, "maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını" ileri sürebilecektir.
Bu anlatımdan hareketle; kendisine yönelik açılan bir icra takibinde, ödeme emrini tebellüğ eden bir borçlunun, yasal süresi içinde borca itiraz edip etmemesi, sadece takip hukuku bakımından sonuç doğuracak; alacaklı tarafından açılacak itirazın iptali davasında veya borçlu tarafından sunulacak menfi tespit taleplerinde ispat yükünün yer değiştirmesine sebebiyet vermeyecektir.
Söz konusu (menfi) tespit talebinde bulunan borçlunun, icra takibinin devamı esnasında alacaklıya karşı açacağı dava, "menfi tespit davası"; bununla birlikte "ödemesini gerçekleştirdiği meblağın kendisine ödenmesi" için alacaklıya yönelik açacağı dava ise "istirdat davası" olarak tanımlanacaktır. Belirtilen bu açıklamalardan hareketle ve 2004 Sayılı İİK.'nın 72/6. maddesi uyarınca; menfi tespit davası olarak açılan bir davada, herhangi bir sebeple borcun ödenmesi halinde de, davaya "istirdat davası" olarak devam edilecektir.
Menfi tespit davasında; "alacağın varlığını" iddia eden tarafın "davalı" olması nedeniyle, ispat yükü de kural olarak davalıya (alacaklıya) düşmektedir. Bununla birlikte genel kural olarak uygulanan bu durum; borçlunun, taraflar arasında herhangi bir "hukuki ilişkinin mevcut olmadığını" iddia ettiği durumlara münhasır olup; "mevcut bir hukuki ilişkinin, herhangi bir sebeple sona ermesi nedeniyle alacağın son bulduğunun" (alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğu; alacağın ödeme, ibra veya takas gibi bir nedenle sona erdiği vb) iddia edildiği durumlarda ispat yükü; alacağın son bulduğunu iddia eden davacı borçluya geçmektedir.
d) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme :
Mahkememiz nezdinde açılan menfi tespit davasında; ....Esas sayılı dosyasında (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, .... Esas numarasını almıştır) başlatılan icra takibine dayanak olarak gösterilen 10/05/2017 tanzim ve 30/05/2017 vade tarihli, 40.000,00 TL miktarlı bono üzerinde bulunan imzanın, davacıya ait olmadığından bahisle; bahse konu bono nedeniyle ve anılan bononun dayanak olarak gösterilmesi suretiyle başlatılan icra takibinde, davacının borçlu bulunmadığının tespitine ve davalı tarafın, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Tensip zaptını ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalı ...'a 17/05/2024 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir.
Mahkememizce dosya üzerinde yapılan incelemede; dosya, "imza incelemesi" hususunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla, .... tevdi edilmiş ve anılan hususta düzenlenen Jandarma Kriminal raporu kapsamında; inceleme konusu senedin ödeyecek hanesinde ".... Onur ..." adına atılı bulunan imzalar ile davacı ...'in Mahkememizce temin edilen mukayese imzaları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada; imzaların genel şekli ve işleklik derecesi, imzaların başlangıç hareketinin yapılışı, imzalar yatay çekiliş ve dikey çıkış hareketlerinin yapılışı, imzalardaki dönüş hareketinin yapılışı, imzaların bitim hareketinin yapılışı ile kaligrafik ve karakteristik özellikler yönünden farklılıklar tespit edildiği ve bu doğrultuda inceleme konusu senedin ödeyecek hanesinde atılı bulunan imzaların, davacı ...'in eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığının rapor edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce, Dava Konusu Uyuşmazlık Hususunda Yapılan Nihai Değerlendirme:
.... tarafından, imza incelemesi hususunda düzenlenen raporun, davanın esasına etkili ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla, davacı tarafın menfi tespit talebi hususunda Mahkememizce yapılan nihai değerlendirmede; dava konusu 10/05/2017 tanzim ve 30/05/2017 vade tarihli, 40.000,00 TL miktarlı bononun ödeyecek hanesinde atılı bulunan imzaların, davacı ...'in eli ürünü olmadığı kanaatine varılmış ve bu doğrultuda menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Bununla birlikte, davacı tarafından "davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi" hususunda sunulan talep ile ilgili nihai değerlendirmede ise; dava konusu senedin, "davacı ve davalı arasında birebir verilmiş olarak gösterilen bir senet olması" ve bu doğrultuda, "ihtilaf konusu imzanın davacı tarafa ait olmadığının, davalı tarafından bilinmemesinin; hayatın olağan akışına aykırı olması" nedenleriyle, davalı tarafın kötü niyetinin sübuta erdiği kanaatine varılmış ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi hususundaki talebin de kabulüne dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle)
1) Davanın KABULÜNE,
Bu doğrultuda;
a) Davacının, .... Esas numarasını almıştır) sayılı icra takibine konu 10/05/2017 tanzim ve 20/05/2017 vade tarihli, 40.000,00 TL tutarlı (bila sayı) bono ile ilgili olarak borçlu olmadığının TESPİTİNE,
c) Hükmolunan alacağın %20’si oranına tekabül eden 8.256,77 TL kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,
2) Karar ve İlâm Harcı :
a) Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 2.820,10 TL. harçtan, davacı tarafından yatırılmış bulunan 705,03 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 2.115,07 TL. harcın; davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 705,03 TL peşin harç, 427,60 TL. başvuru harcı ve 60,80 TL. vekalet harcı olmak üzere toplam 1.193,43 TL. harcın; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
3) Yargılama Gideri ve Gider Avansı :
a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan, posta ve tebligat giderinden ibaret 1.009,50 TL. yargılama giderinin; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca .... bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL. arabuluculuk ücretinin, davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, 6100 Sayılı HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE,
4) Vekâlet Ücreti :
Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca takdiren 30.000,00 TL. vekalet ücretinin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca ....kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 11/03/2025
Katip ... Hâkim ...
¸ ¸
Gerekçeli Karar