T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2024/358 Esas - 2025/449 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/358
KARAR NO : 2025/449
...
DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/05/2024
KARAR TARİHİ : 10/06/2025
G.K. YAZIM TARİHİ : 21/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
I) İDDİA :
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; davalının dava dışı ...'ye olan borcu sebebiyle aleyhinde .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı; işbu icra takibi dosyasının .... Noterliğinin 23/06/2017 tarih ve ... adı altında faaliyetlerine devam ettiği; davalı tarafından icra dosyasına itiraz edilerek icra takibinin durmasına sebebiyet verildiği; davalının itirazının haksız olduğu zira banka ile arasında imzalanan sözleşmelerde imzasının bulunduğu ve borcunun devam ettiği; tarafların özgür iradeleri ile akdedilen sözleşmede temerrüt halinde uygulanacak faizin de kararlaştırıldığı; konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olması nedeniyle arabuluculuk yoluna başvurulduğu ancak 09/10/2023 tarihli oturuma davalı borçlunun katılmaması nedeniyle anlaşma sağlanamadığı beyan edilmiş olup; davalı aleyhine .... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline; davalının, dava konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
II) SAVUNMA :
Tensip zaptını ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalıya 31/05/2024 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir.
III) DELİLLER :
.... Yevmiye Nolu Temlik Sözleşmesi İle ...'ye Devir Ve Temlik Edilen Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi, İhtarname ve Tebliğ Belgeleri.
Bilirkişi Raporu.
IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :
a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti :
Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı ... Yönetim A.Ş. ("davacı şirket" olarak anılacaktır) tarafından, davalı ...'a ("davalı" olarak anılacaktır) yönelik açılan "Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davası" olduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, taraflar arasında "uyuşmazlık bulunmayan hususlar" tespit edilememiş olmakla birlikte; 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir.
Bu doğrultuda uyuşmazlığın konusunun; .... Esas sayılı dosyasında (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, .... Esas numarasını almıştır) başlatılan icra takibi ile ilgili olarak; taraflar arasında akdedildiği belirtilen Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca davacı şirketin (icra takip tarihi itibariyle) 32.367,36.-TL alacağının mevcut bulunup bulunmadığı; alacağın mevcut bulunduğunun tespiti halinde, icra takip tarihi öncesinde uygulanmış faizin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, türü ve oranı ile icra takip tarihi sonrasında uygulanacak faizin türü ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :
Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının" mevcut bulunup bulunmadığı hususunda yapılan incelemede; Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasına konu icra takibinin, geçerli bir icra takibi olduğu; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu ve 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 Sayılı HMK.'nın 117. maddesi uyarınca "yetki" veya "tahkim" ilk itirazları bulunmadığı anlaşıldığından, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
c) İtirazın İptali Davasının Hukuki Nitelendirmesi :
İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır.
İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
(3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
(4) ...
(5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır."
Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için:
a) İlamsız takip yapılmış olması,
b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması
yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir.
İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir.
İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer.
Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir.
d) Genel Kredi Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği ve İtirazın İptali Davalarındaki Yeri :
Bankacılık ve ticaret hayatının vazgeçilmez bir parçası olan Genel Kredi Sözleşmeleri (...), bankalar ile kredi kullanan gerçek veya tüzel kişiler arasındaki kredi ilişkisinin temelini oluşturan kompleks hukuki metinlerdir. Bu sözleşmelerin hukuki niteliğinin doğru bir şekilde tahlil edilmesi, özellikle borca itiraz üzerine açılan "itirazın iptali" davalarında ispat yükü, yetki, faiz oranları ve diğer birçok uyuşmazlığın çözümü için kritik öneme sahiptir.
Öncelikle Genel Kredi Sözleşmelerinin tanımlanması ve sui generis özelliklerinin irdelenmesi önem arz etmektedir. Genel Kredi Sözleşmesi; "banka ile müşterisi arasında ileride doğabilecek bir veya birden fazla kredi ilişkisinin genel şartlarını, tarafların hak ve yükümlülüklerini önceden belirleyen, genel ve soyut nitelikte bir ön anlaşma" olarak tanımlanabilmektedir. Bu sözleşme tek başına bir borç doğurmaz; borcun doğması için, işbu sözleşme kapsamında müşteriye fiilen nakdi veya gayrinakdi bir kredinin kullandırılması gerekmektedir.
Genel Kredi Sözleşmelerinin hukuki yapısı; Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen klasik sözleşme tiplerinden farklılıklar gösterir. Bu nedenle, hukuki niteliği birkaç başlık altında incelenmelidir:
a) Çerçeve Sözleşme Olması: Genel Kredi Sözleşmelerinin en belirgin ve en önemli hukuki özelliğidir. Bu doğrultuda iki aşamalı ilişki bir ilişki içermektedir. ..., tek başına bir kredi borcu oluşturmaz. Sadece gelecekteki kredi ilişkilerinin "çerçevesini" çizer. Bu kapsamında kredi ilişkisi; iki aşamada kurulur. Bu aşamalar; çerçeve aşaması (bu aşamada; ...'nin imzalanması ile genel şartlar vb. hususlar belirlenir.) ve uygulama aşaması (bu aşamada ise, müşterinin talebi ve bankanın kabulü ile fiilen kredi kullandırılır) olarak tanımlanabilecektir. Bu niteliği nedeniyle, bankanın başlattığı bir icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, bankanın sadece ...'yi sunması, alacağını ispat için yeterli değildir. Banka, bu sözleşme uyarınca fiilen ne kadar kredi kullandırdığını, müşterinin bu parayı çektiğini veya kullandığını (dekontlar, hesap ekstreleri, ödeme talimatları vb. ile) ispatlamak zorundadır.
b) İsimsiz (Sui Generis / Kendine Özgü) Sözleşme Olması: Genel Kredi Sözleşmeleri; TBK'da özel olarak düzenlenmiş "isimli" sözleşme tiplerinden (satış, kira, hizmet vb.) herhangi birine tam olarak uymamaktadır. İçerisinde birden çok sözleşme türünün unsurlarını barındırır. Bu sözleşmeler; Ödünç (Karz) Sözleşmesi, Vekalet Sözleşmesi, Cari Hesap Sözleşmesi ile Garanti ve Kefalet Unsurlarıdır. Bu karma yapısı nedeniyle ...; kanunda düzenlenmemiş "isimsiz" bir sözleşme türü olarak kabul edilir. Uyuşmazlıkların çözümünde, TBK'nin genel hükümleri ve duruma en uygun düşen özel sözleşme tiplerinin hükümleri kıyasen uygulanır.
c) Soyut Borç İkrarı Niteliğinde Olmaması: Genel Kredi Sözleşmeleri; İcra ve İflas Kanunu (İİK) anlamında kayıtsız şartsız bir borç ikrarını içermez. Bono, poliçe veya çek gibi kambiyo senetlerinden farklı olarak, ...'nin varlığı tek başına borcun da var olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle, ...'ye dayalı bir ilamsız icra takibi, "ilamlı icra" gücünde değildir ve borçlunun itirazı ile durdurulabilecektir.
Borçlu, ... ve buna eklenen hesap özetine (hesap kat ihtarnamesi) dayanarak başlatılan ilamsız icra takibine itiraz ettiğinde, icra takibi durur. Alacaklı banka; alacağını tahsil edebilmek için bir yıl içinde "itirazın iptali davası" açmak durumundadır. İşte bu davada ...'nin hukuki niteliği kilit rol oynamaktadır.
İtirazın iptali davasında davacı sıfatını haiz banka; ...'nin bir çerçeve sözleşme olması nedeniyle alacağının varlığını ve miktarını net bir şekilde ispatlamakla yükümlüdür. Bu kapsamda banka; "geçerli bir Genel Kredi Sözleşmesi'nin varlığını"; işbu sözleşme kapsamında "borçluya fiilen kredi kullandırıldığını"; borçlunun "temerrüde düştüğünü" (usulüne uygun hesap kat ihtarnamesi tebliğini); talep ettiği "alacak miktarının (anapara, faiz, komisyon, masraf) sözleşmeye ve hukuka uygun olduğunu" ispatlamak durumundadır.
Bankacılık hesaplarının incelenmesi, teknik bilgi gerektirdiğinden; Mahkeme banka kayıtları üzerinde (ve somut uyuşmazlığın lüzum gösterdiği hallerde) tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır.
Neticeten Genel Kredi Sözleşmesi; tek taraflı bir borç ikrarı olmayıp, gelecekteki kredi ilişkilerini düzenleyen bir çerçeve sözleşmedir ve isimsiz (sui generis) niteliğiyle kendine özgü bir yapıya sahiptir. Bu hukuki nitelik; itirazın iptali davalarında ispat yükünün tamamen alacaklı bankada olmasına yol açar. Banka; sadece sözleşmeyi değil, kredinin fiilen kullandırıldığını ve talep ettiği alacağın her bir kaleminin hukuka ve sözleşmeye uygun olduğunu detaylı bir şekilde ispat etmek zorundadır. Bu nedenle, ...'ye dayalı uyuşmazlıklarda; sözleşmenin hukuki niteliğinin doğru anlaşılması, adil bir yargılama ve hakkaniyetli bir sonuç için büyük bir önem arz etmektedir.
e) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme :
Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasında; .... Esas numarasını almıştır) başlatılan icra takibinde sunulan itirazın, haksız olduğundan bahisle iptaline ve davalı tarafın, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Tensip zaptını ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalıya 31/05/2024 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir.
Mahkememizce, itirazın iptali istenen icra takibine konu alacağın varlığı ve miktarı hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup, Mahkememizce aldırılan bilirkişi kök ve ek raporları kapsamında özetle; davacı banka ile davalı asıl borçlu arasında 22/05/2014 ve 18/11/2014 tarihli iki adet Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinin imzalandığı; icra takibine konu edilen kredinin 18/11/2014 tarihli sözleşme kapsamında kullandırıldığı; davalıya ...31/05/2015 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiği; anılan kat ihtarnamesinin davalı asıl borçluya 08/06/2015 tarihinde tebliğ edildiği; tanınan süre sonunda davalının 10/06/2015 tarihinde temerrüde düştüğü; sözleşme hükümleri ve bankacılık mevzuatı çerçevesinde icra takibinde talep edilen yıllık %27,00 temerrüt faiz oranının uygun olduğu; icra takibi tarihi olan 27/07/2015 itibarıyla davacının talep edebileceği toplam alacak tutarının, taleple bağlı kalınarak 29.968,46.-TL asıl alacak, 1.273,65.-TL işlemiş faiz, 63,68.-TL BSMV ve 153,63.-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 31.459,42.-TL olarak hesaplandığı hususları rapor edilmiştir.
Bilirkişi kök ve ek raporlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; hükme esas alınabilir nitelikte ayrıntılı ve denetime elverişli oldukları anlaşılmakla; Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık hususunda yapılan nihai değerlendirmede;
Mahkememize sunulan belgeler ışığında, dava konusu 22/05/2014 tarihli 500.000,00.-TL limitli "Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinin" ve 18/11/2014 tarihli 30.000,00.-TL limitli "Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinin" taraflar arasında akdedilmiş bulunduğu; talep konusu kredi alacağı hakkında 31/05/2015 tarihi itibariyle keşide edilen kat ihtarnamesi kapsamında, söz konusu kredi alacağının kat edildiği ve bu suretle dava konusu kredi alacağının muaccel hale geldiği; (....yevmiye numaralı İhtarnamesinin tebliğ şerhlerinin incelenmesinden; tebligat sırasında adreste bulunmaması nedeniyle Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca 08/06/2015 tarihinde teslim edildiği; kat ihtarnamesinde tanınan 1 günlük sürenin 09/06/2015 Salı günü hitamı ile) temerrüt tarihinin 10/06/2015 olduğu anlaşılmakla ve bilirkişi raporunda belirtilen hesaplamaların da dikkate alınması suretiyle; davanın kısmen kabulüne dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle)
1) Davanın KISMEN KABULÜNE,
Bu doğrultuda;
.... Esas sayılı (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, .... Esas numarasını almıştır) icra takibine yapılan itirazın 31.459,42.-TL.'lik (asıl alacak, işlemiş faiz, BSMV ve ihtar masrafı) kısmının iptaline,
29.968,46.-TL. asıl alacak, 1.273,65.-TL. işlemiş faiz, 63,68.-TL BSMV ve 153,63.-TL. ihtar masrafı olmak üzere toplam 31.459,42.-TL üzerinden, (asıl alacağa, icra takip tarihinden itibaren) işletilecek %27 faiz oranı ile icra takibinin devamına,
2) Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3) Hükmolunan alacağın %20’si olan 6.291,89.-TL. icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
4) Karar ve İlâm Harcı :
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli bulunan 2.148,99.-TL peşin harç ile 427,60.-TL başvurma harcın toplamı olan 2.576,59.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5) Yargılama Gideri ve Gider Avansı :
a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 4.500,00.-TL bilirkişi ücreti, 564,50.-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 5.064,50.-TL yargılama giderinden; kabul/talep oranına göre hesaplanan 4.922,44.-TL'nin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE; bakiye kalan 142,06.-TL yargılama giderinin ise davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00.-TL arabuluculuk ücretinden; kabul/talep oranına göre hesaplanan 3.032,48.-TL.'nin davalıdan tahsili; 87,52.-TL.'nin ise davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE,
6) Vekâlet Ücreti :
Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce kabulüne karar verilen miktar olan 31.459,42.-TL. üzerinden) takdir edilen 30.000,00.-TL. vekalet ücretinin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda; dava değeri itibariyle KESİN nitelikte olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 10/06/2025
Katip ... Hâkim ...
¸ ¸
Gerekçeli Karar