T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2024/359 Esas - 2024/603 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/359
KARAR NO : 2024/603
HÂKİM : ......
KATİP : ......
DAVACI :......
......
VEKİLİ : Av. ......
DAVALI : ......
......
DAVA : Maddi Tazminat (Ticari Satım Sözleşmesi - Ayıptan Doğan Sorumluluk Hükümleri Uyarınca)
DAVA TARİHİ : 15/05/2024
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
G.K. YAZIM TARİHİ : 24/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Maddi Tazminat (Ticari Satım Sözleşmesi - Ayıptan Doğan Sorumluluk Hükümleri Uyarınca) davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
I) İDDİA :
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında kurulduğu belirtilen 05/12/2022 tarihli satış sözleşmesi ile işletmenin çatısı ve pencereleri için elektrikli, açılır kapanır ...... ve sürme cam (ısı cam) sistemlerinin kurulumu, yerinde çalışır vaziyette teslimine yönelik anlaşıldığı; ancak sözleşmede belirtilen şekilde işin çalışır ve eksiksiz olarak teslim edilmediği; yapılmayan işler sonucu işletmenin olumsuz olarak etkilendiği; davalıya bu hususlarda 12/03/2024 tarihinde ihtarname keşide edildiği; ihtarnamenin 15/03/2024 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından hiçbir şey yapılmadığı; müvekkiline ait işyerinin çatısından birden fazla noktadan yağmur suyu akmakta olduğu; tavan panelleri arasından ışık ve hava girdiği; panellerin tam kapanmadığı; takılan şerit LED aydınlatmalarının büyük bir bölümünün çalışmadığı; aydınlatma gücünün stabil olmadığı; işletmenin cam kilit sistemlerinin çalışmadığı ve güvenlik açığının oluştuğu; tavan panelleri arasında ısı yalıtımını sağlaması gereken poliüretan köpük uygulamasının yapılmadığı; sözleşmede sistem motorları olarak ... motor kullanılacağı yazmasına rağmen tavanda iki farklı motor markası kullanıldığı; müvekkilinin bu iş nedeniyle 06/02/2023 tarihli 546.812,00 TL bedelli fatura kapsamında belirtilen borcunu ödemiş olduğu; davalı şirkete öncesinde 06/12/2022 tarihinde 154.466,00 TL, sonra 03/02/2023 tarihinde 154.466,00 TL, ve en son yine 16/02/2023 tarihinde 237.880,00 TL olarak ödeme yapıldığı; müvekkili tarafından sözleşmede kararlaştırılan ücretin tam olarak ve öngörülen sürede ödenmiş olduğu beyan edilmiş olup; hatalı ve eksik yapım bedelinin tespit edilerek fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi zararın, son tutanağın tutulduğu 29/04/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
II) SAVUNMA :
Dava dilekçesini ve tensip zaptını içerir davetiyenin, davalı ... Şirketi'ne 31/05/2024 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği; bununla birlikte davalı şirket tarafından, Mahkememize cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
III) DELİLLER :
05/12/2022 tarihli Satış Sözleşmesi,
06/02/2023 tarihli 546.812,00 bedelli fatura,
06/12/2022, 03/02/2023 ve 16/02/2023 tarihli ödeme dekontları.
IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :
a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti :
Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı ... Ltd. Şti. ("davacı şirket" olarak anılacaktır), tarafından, davalı ... Ltd. Şti.'ye ("davalı şirket" olarak anılacaktır) yönelik açılan; ticari satım sözleşmesinde, ayıptan doğan tekeffül hükümlerine dayalı tazminat talebi olduğu anlaşılmıştır.
Davalı şirket tarafından, Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, taraflar arasında "uyuşmazlık bulunmayan hususlar" tespit edilememiş olmakla birlikte; 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı şirket tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir.
Bu doğrultuda uyuşmazlığın; taraflar arasında, 05/12/2022 tarihinde, davacı şirketin işletmesinin çatısı ve pencereleri için elektrikli, açılır kapanır ... Sistemi ve sürme cam (ısı cam) sistemlerinin kurulumu, aydınlatma sisteminin yapılması ve yerinde çalışır vaziyette teslimi hususlarında imzalanan "Ticari Satım Sözleşmesi" akabinde, sözleşme konusu ürünlerde açık/gizli ayıp bulunup bulunmadığı; ayıp bulunduğunun tespiti halinde yasal süreler kapsamında ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı; söz konusu ayıp ile ilgili olarak, davalının mes'uliyeti bulunup bulunmadığı ve bulunmakta ise zararın miktarı ile uygulanacak faizin türü ve oranı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :
Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi uyarınca "dava şartlarının" mevcut bulunup bulunmadığı hususunda yapılan incelemede; dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı şirket tarafından cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 Sayılı HMK.'nın 117. maddesi uyarınca, yasal süresi içinde sunulmuş "yetki" veya "tahkim" ilk itirazları bulunmadığı anlaşılmıştır.
c) Ticari Satım Sözleşmelerinde Ayıba Karşı Tekeffül Sorumluluğunun Hukuki Nitelendirmesi :
Ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulandığı uyuşmazlıklarda; tarafların "tacir sıfatını haiz" olması ve uyuşmazlığın "ticari nitelikteki satım sözleşmesinden" kaynaklandığının anlaşılması durumlarında; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerinin yanı sıra 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (özel hükümler içeren) 23/1. maddesinin (c) bendinin birlikte uygulanması gerekmektedir.
Bu doğrultuda; "ayıba karşı tekeffül" müessesesi ile ilgili olarak öncelikle, mevzuat kapsamında yapılan düzenlemelere genel olarak değinilmesi önem arz etmektedir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Ayıptan Sorumluluk - Konusu - Genel Olarak" başlıklı 219. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.
(2) Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur."
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Sorumsuzluk Anlaşması" başlıklı 221. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür."
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Gözden Geçirme ve Satıcıya Bildirme" başlıklı 223. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.
(2) Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır."
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Satıcının Ağır Kusurunun Sonuçları" başlıklı 225. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.
(2) Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir."
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Alıcının Seçimlik Hakları" başlıklı 227. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
(2) Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
(3) Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
(4) Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
(5) Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir."
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticari Satış ve Mal Değişimi" başlıklı 23. maddesi aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
a) Sözleşmenin niteliğine, tarafların amacına ve malın cinsine göre, satış sözleşmesinin kısım kısım yerine getirilmesi mümkün ise veya bu şartların bulunmamasına rağmen alıcı, çekince ileri sürmeksizin kısmi teslimi kabul etmişse; sözleşmenin bir kısmının yerine getirilmemesi durumunda alıcı haklarını sadece teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanabilir. Ancak, o kısmın teslim edilmemesi dolayısıyla sözleşmeden beklenen yararın elde edilmesi veya izlenen amaca ulaşılması imkânı ortadan kalkıyor veya zayıflıyorsa ya da durumdan ve şartlardan, sözleşmenin kalan kısmının tam veya gereği gibi yerine getirilemeyeceği anlaşılıyorsa alıcı sözleşmeyi feshedebilir.
b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla yapılmasına karar verir. Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa çıkarılacak malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar edilir.
c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır."
Öğretide "ayıp" kavramı; "satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen niteliklerin, bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliği bulunmaması veya bulunmaması gereken bir kusurun/eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince üründen/hizmetten beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali" olarak tanımlanmakta olup; kendi içinde farklı sınıflandırmalara tâbi tutulmaktadır.
Bu sınıflandırmaların ilkinde "ayıp" kavramı; maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde üçlü bir ayrıma tâbi tutulmaktadır. "Maddi ayıp", bir mal veya hizmette, fiziken hata bulunması hali; "ekonomik ayıp", mal veya hizmetin iktisadi vasıflarında eksiklik bulunması hali; "hukuki ayıp" ise mal veya hizmette fiziken ya da ekonomik ayıp bulunmamasına rağmen, hukuki nedenlerle mal veya hizmetten yararlanılamaması veya kullanılamaması halidir.
İkinci sınıflandırma kapsamında ise "ayıp" kavramı; açık ayıp ve gizli ayıp olarak ikili bir sınıflandırmaya tâbi tutulmaktadır. Bu kapsamda; ayıbın "ilk bakışta" ya da "yüzeysel bir muayene ile" tespit edilebilmesi halinde "açık ayıp" kavramından bahsedilmektedir. Bununla birlikte; "durumun gerekli kıldığı muayene ile anlaşılamayan" ayıplar ise, "gizli ayıp" olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı TTK.'nın (tarafların, tacir sıfatını haiz olduğu ve uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklandığı durumlarda uygulanması gerekli özel hükümlerin düzenlendiği) 23. maddesi kapsamında; "malın muayene ve ihbar yükümlülüğü" düzenlenmiştir. Alıcının iğfal edildiği durumlara münhasır olmak üzere ise, TTK.'nın 225. maddesi kapsamında; satıcı bakımından ağırlaştırılmış sorumluluğu içerir hüküm düzenlenmekte; alıcıyı iğfal etmiş olan satıcının, "ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağı" belirtilmektedir.
"Ayıba karşı tekeffül" müessesesinin şartlarının gerçekleştiği durumlarda; alıcının Kanun tarafından kendisine tanınan seçimlik haklarını kullanabilmesi, yine Kanun tarafından kendisine yükletilmiş külfetleri yerine getirmesine bağlıdır. Bu külfetler, "malın muayenesi" ve "tespit edilen ayıbın, satıcıya ihbarı" olarak düzenlenmiş olup; "Külfet" kavramının hukuki tanımının da dikkate alınması suretiyle alıcının, üzerine yüklenen külfetleri yerine getirmemesi halinde, Kanun tarafından kendisine tanınan seçimlik hakları kullanması imkanı bulunmamakta, alıcı tarafından "alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağı" hususu, yasal bir karine olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yukarıda belirtilen açıklamalar kapsamında da belirtildiği üzere; "ayıba karşı tekeffül" müessesesinin, tacir sıfatını haiz taraflar arasında ve ticari nitelikteki satım sözleşmelerinden kaynaklandığı durumlarda, TBK.'nın genel hükümlerinin yanı sıra TTK.'nın 23/1 (c) maddesinde hükme bağlanan "özel hükümlerin de" birlikte uygulanması gerekmektedir.
TTK.'nın 23/1 (c) maddesi kapsamında da belirtildiği üzere; uyuşmazlık konusu malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının, "iki gün" içinde durumu satıcıya ihbar etme külfeti bulunmaktadır. Açıkça belli olmayan ayıplarda ise alıcı, emtiayı teslim aldıktan sonra "sekiz gün" içinde "muayene etmek veya ettirmek" ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde, haklarını korumak için durumu, "işbu sekiz günlük süreç içerisinde satıcıya ihbar etmek" külfetleri altındadır. Bununla birlikte; emtiada mevcut bir "gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması" halinde ise; (TTK.'nın 23/1.c maddesi atfıyla) TBK.'nın 223. maddesi uygulama alanı bulacaktır. TBK.'nın 223/2. maddesinde; ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin "derhal" yapılması aksi halde alıcının, malı "ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı" belirtilmiştir.
Son olarak; "ihbar külfetinin" yasal süre içerisinde yerine getirilip getirilmediğinin kanıtlanması hususunda ise, "ispat yükü" ile ilgili genel hükümlerin dikkate alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat Yükü" başlıklı 190. maddesi kapsamında belirtilen "(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü uyarınca ispat yükü; öncelikle davacı üzerindedir.
d) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme :
Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı şirket tarafından, davalı şirkete yönelik açılan, taraflar arasında akdedilen "Ticari Satım Sözleşmesi" akabinde, ayıptan doğan tekeffül hükümleri uyarınca sözleşme konusu ürünlerde bulunduğu iddia olunan maddi ayıpların tazmini talepli "Maddi Tazminat Davası" olduğu anlaşılmıştır.
Tensip zaptını ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalı şirkete 31/05/2024 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı şirket tarafından Mahkememize cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK.'nın 128. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamının, davalı şirket tarafından inkar edilmiş olduğu kabul edilmiştir.
Uyuşmazlık; tacir olan taraflar arasında akdedilen "ticari satım sözleşmesi" konusu "davacı şirketin işletmesinin çatısı ve pencereleri için elektrikli, açılır kapanır...... Sistemi ve sürme cam (ısı cam) sistemleri ve aydınlatma sisteminde" maddi ayıp bulunup bulunmadığı ve ayıp bulunduğunun tespit halinde tazmin miktarları noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık hususunda yapılan değerlendirmede;
Mahkememizce yapılan incelemede; her iki tarafın tacir olduğu ve uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklandığı; taraflar arasında, işbu ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan ve ayıptan doğan tekeffül hükümlerine dayalı uyuşmazlık bulunduğu; taraflar arasında akdedildiği anlaşılan ticari satım sözleşmesi uyarınca sözleşme konusu ürünlerin (davacı şirket yetkilisi tarafından, Mahkememizin 22/10/2024 tarihli duruşması verilen beyanlarda belirtilmiş olduğu üzere) 2023 yılının Şubat ayında davacı şirkete teslim edildiği (montajının yapıldığı); söz konusu sistemlerinin montajı akabinde hatalı çalıştığının anlaşıldığı ve işyerine montajından 15 gün sonra hiç çalışmamaya başladığı (davacı şirket tarafından, muhtemel ayıplardan haberdar olunduğu tarih olarak kabul edilmiştir) ve (davalı tarafın kabulünde bulunmayan) davacı beyanları uyarınca "sözleşme konusu sistemler ile ilgili onarım çalışmalarının 2023 yılının sonlarına kadar devam ettiği ve müteakiben davalı şirket tarafından başkaca işlem yapılmadığı" anlaşılmış olup; davacı şirket tarafından tarafından yapılan ayıp ihbarının 12/03/2024 tarihinde (ayıpların tespitinden ve hatta onarım yapılmış olması halinde de, -davacı şirket yetkilisinin beyanı doğrultusunda- onarım çalışmalarının sona erdirildiği belirtilen tarihten asgari 1 yıl 3 aylık sürenin hitamından sonra) gerçekleştirildiği ve bu doğrultuda, davacı şirket tarafından TTK 23/1 (c) maddesinde belirtilen süreler dahilinde ayıp ihbarında bulunulmamış olduğu anlaşılmakla; davanın reddine dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle)
1) Davanın REDDİNE,
2) Karar ve İlâm Harcı :
Harçlar Kanunu uyarınca; alınması gerekli 427,60 TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılmış olduğu anlaşıldığından, bakiye harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3) Yargılama Gideri ve Gider Avansı :
a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan yargılama giderlerinin, davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca ...... bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde; HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE,
Dair; davacı vekili ve davacı şirket yetkilisinin yüzüne karşı, davalı'nın yokluğunda; davacı yönünden, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca ...... Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 22/10/2024
Katip ...... Hâkim ......
¸ ¸
Gerekçeli Karar