T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/557 Esas - 2025/203
TÜRK MİLLETİ
Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
...
ESAS NO : ...
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ :...
VEKİLİ : ...
DAVA : Menfi Tespit / Kambiyo Senetlerinden Kaynaklı
DAVA TARİHİ : 29/07/2024
KARAR TARİHİ : 13/03/2025
KARAR Y.TARİHİ : 10/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan "Menfi Tespit" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir.
I-İDDİALAR
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkili aleyhine...sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, icra takibinin, davalının elinde bulunan ve gerçeği yansıtmayan bir kambiyo senedine dayandığını, müvekkilinin gerçekte 63.000,00-TL borcu karşılığında boş olarak imzaladığı bononun, davalılar tarafından 1.500.000,00-TL olarak doldurulduğunu ve aynı zamanda... tarafından davalı ... Şirketi'ne ciro edildiğini, müvekkilinin kendisine çıkan ...ev alımı hakkını devretmek istediğini, bu doğrultuda dava dışı ... isimli şahısın bu hakkı devralmak istemesi sebebiyle evin peşinatı olan 38.000,00-TL'yi ...nin anlaşmalı olduğu...hesabına yatırmış olup davalı... adına kullanılan hesaptan müvekkiline; 07/10/2022 tarihinde "....-toki ev için kalan ödeme" açıklamasıyla 2.500,00-TL; 18/08/2022 tarihinde "....-toki konut ödemesi" açıklamasıyla 2.500,00-TL; 31/08/2022 tarihinde "....-yapılan protole göre toki konut ödemesi" açıklamasıyla 20.000,00-TL olmak üzere toplamda 25.000,00-TL ödendiğini, dava dışı şahıs ile müvekkili arasında bedel konusunda anlaşmazlık çıktığını ve dava dışı şahıs müvekkilini davet ederek icra takibine konu bonoyu "güven senedi" olarak imzalamasını talep ettiğini, müvekkilinin içinde bulunduğu maddi zorluk sebebiyle bonoyu imzaladığını, davalı ...tarafından haksız olarak bononun gerçeği yansıtmayan bedel üzerinden doldurulduğunu ve yetkilisi olduğu şirkete bonoyu ciro ettiğini ve icra takibine konu ettiğini, müvekkil aleyhine borcundan fazla miktarda doldurularak ciro edilip alacaklı tarafından icra takibine konu edilen işbu davaya konu bononun geçersiz olduğunu beyanla; ... sayılı dosyası yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davalı alacaklı aleyhine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-SAVUNMALAR
2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; 29.06.2022 tanzim, 01.08.2022 vade tarihli, keşidecisinin davacı yan olan 1.500.000 TL bedelli; bedeli nakden ahzolunmuş bononun takibe konu edildiğini, davacı yan, davasının temelinde teminat senedinin mevcut olduğundan bahisle bedelsizlik iddiasında bulunduğunu, bu iddianın söz konusu olması durumunda ispat yükünün davacı borçlu üzerinde olacağını beyanla; davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR
A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar
3. Tarafların ileri sürdüğü, üzerinde anlaştıkları ve çekişme konusu olmaktan çıkan her hangi bir vakıa bulunmadığı anlaşılmaktadır.
B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları
4. Davacının keşidecisi olduğu dava konusu edilmiş olan takibe konu kambiyo senedinin davacının hak sahibi olduğu ... konut hakkının devri için ödenen bedelin teminatı olarak verilip verilmediği, davacının nakit almış olduğu bedelin 63.000,00.-TL olup olmadığı, davalı yan ile davacı yan arasındaki anlaşmaya aykırı olarak bono bedelinin teminat tutarı üzerinde düzenlenip düzenlenmediği ile buradan varılacak sonuca göre davacının dava konusu edilmiş olan takipten ötürü borçlu olup olmadığı ve borçlu ise tutarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
5. ...sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklının ... borçlunun ... olduğu, 1.500.000,00 TL bono alacağı, 653.589,05 TL işlemiş faiz, 4.500,00 TL komisyon olmak üzere toplam 2.158.089,05 TL alacağın tahsili amacıyla 15/05/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı görülmüştür.
6. Davaya ve takibe konu bononun incelenmesinde; 29/06/2022 keşide tarihli, 01/08/2022 vade tarihli, keşidecisi ...olan bononun, 1.500.000,00 TL tutarlı olduğu anlaşılmıştır.
V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
7. Dava, kambiyo senedine dayalı takipten ötürü borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
8. Davacı yan, icra takibine konu edilen senedin anlaşmaya aykırı doldurularak davalı tarafından diğer davalı şirkete ciro edildiğini, takibe konu senedin anlaşmaya aykırı eksik unsurlarının doldurulması nedeniyle hükümsüz olduğunu iddia etmiştir.
9. Öncelikle davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı)...
10. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
11. Diğer bir deyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: ...).
12. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki:...). Bu durumda İİK’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen istemin temeli menfi tespit davasıdır.
13. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
14. Kambiyo senedinin hukukî niteliğine değinmek gerekirse; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illî ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukukî işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir amaca ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
15. Her senedin düzenlenmesinin altında yatan bir neden/ilişki vardır. İlletten mücerret olan kambiyo senetleri “ifa amacıyla” ya da “ifa yerine” düzenlenebilir. İfa amacıyla düzenlendiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece asıl borç ilişkisi ortadan kalkmaz. Kambiyo senedinin bu iki nedenden hangisi için düzenlendiğinin açıkça belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin ifa amacıyla düzenlendiği kabul edilir. Bir başka anlatımla, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlenmesi esastır (...).
16. Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde -şart olmamakla birlikte- genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin "hatır" için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz (TBK m. 133/2); kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Bu halde hamil, biri asıl borç ilişkisinden, biri de kambiyo ilişkisinden doğan iki ayrı talep hakkına sahip olmaktadır. Kambiyo münasebetinden, doğan hakkın, herhangi bir nedenden dolayı düşmesi halinde, hamilin asıl borç ilişkisinden dolayı sahip olduğu talep hakkı saklıdır.
17. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
18. Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir.
19. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin; kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
20. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada "bedelsizliğe dayalı" menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, ..., 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
21. Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Diğer müracaat borçluları bakımından ise bedelsizlik iddiası ancak ciranta ile ciro edilen arasında sözkonusu olabilecektir. Ayrıca düzenleyen, senet lehtarına karşı senedin bedelsizliğini ispat ettikten sonra, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
22. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir.
23. Kambiyo senedi düzenlenmesine neden olan hukukî ilişkinin, karşılıklı borç yükleyen sözleşme olması ve bu sözleşmeden doğan borcun ifası için kambiyo senedinin düzenlenmesi hâli ise sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
24. Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin hatır senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin hatır için verildiğinden bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin hatır senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir.
25. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür.
26. Öte yandan senedin hatır için verildiğinden bedelsizliğine dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi, ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür (Çek bakımından TTK 818/1-e atfıyla m. 687).
27. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, davacı yan, keşidecisi olduğu dava konusu edilmiş olan takibe konu kambiyo senedinin hak sahibi olduğu ...konut hakkının devri için ödenen bedelin teminatı olarak verildiğini, davalı ile aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak bono bedelinin teminat tutarı üzerinden düzenlendiğini, söz konusu bononun taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu vakıalarına dayalı olarak menfi tespit isteminde bulunmuştur.
28. Davacı yanın ileri sürdüğü vakıaların hukuki tavsifini yapmamız gerektiğinde kambiyo taahhüdünün davacıya yapılan ödemenin teminatı olarak verildiği ve anlaşmaya aykırı biçimde teminat tutarının üzerinde doldurulduğundan hükümsüz olduğu iddiasına dayalı olarak borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
29. Öncelikle kambiyo taahhüdünün geçersizliğine yönelik ileri sürülen vakıa bakımından değerlendirme yapıldığında, davacının takibe konu edilmiş olan bono altındaki davacı adına atfen atılmış imzanın kendisine ait olmadığı yönünde her hangi bir iddia ileri sürülmemiş olduğundan bu hususta çekişme bulunmadığı kabul edilmiş, ancak davacı tarafından, kambiyo senedinin hak sahibi olduğu ...konut hakkının devri için ödenen bedelin teminatı olarak verildiği yönündeki iddia bakımından, dava konusu bononun teminat amacı ile verildiğine ilişkin her hangi bir yazılı kanıt sunulmadığı, sunulan dekontların da bu hususu ispata yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır.
30. Mahkememizce 05/12/2024 tarihli duruşmada" Davacı yana “dava konusu edilen takip dayanağı bononun teminat olarak verildiği ve sözkonusu bononun taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu hususunda” davalı gerçek kişiye yemin teklifinde bulunulabileceğinin hatırlatılmasına, davacı yana yemin metni hazırlanması ve sunması için iki haftalık kesin süre verilmesine, davacı yanca iki haftalık kesin süre içerisinde davalı yana yemin teklifine bulunduklarına yönelik beyanda bulunulmaması halinde yemin teklifinde bulunmadıklarının kabul edileceğinin ihtarına" şeklinde ara karar kurulmuştur.
31. Davacı taraf 25/12/2024 tarihli dilekçesi ile davalı... yemin teklif ettiklerini beyan etmiş, buna dair yemin metnini hazırlayarak mahkememize sunmuştur. Yemin metni davalı tarafa tebliğ edilmiş, davalı taraf yemin teklifini kabul etmiş ve yemine yetkili şirket temsilcisini duruşmada hazır etmiştir.
32. Davalı ... 13/03/2025 tarihli duruşmada; davacı tarafından hazırlanan yemin metni okunmuş, yemini eda edeceğini bildirmekle usulen yemini yaptırılmış, davacının keşidecisi olduğu dava konusu edilmiş olan takibe konu kambiyo senedinin, davacının hak sahibi olduğu ... konut hakkının devri için ödenen bedelin teminatı olarak verilmediğini, davacı yan ile arasındaki anlaşmaya aykırı olarak bono bedelinin teminat tutarı üzerinde düzenlenmediğini, söz konusu bononun taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulmadığını beyan etmiştir.
33. Dosya kapsamı, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; ...sayılı takip dosyasında takip dayanağı yapılan senedin kambiyo senedi niteliğinde, bono vasfında olduğu, kayıtsız şartsız borç ikrarını içerdiği, senedin ihdas nedeni olarak "nakten" yazılı olduğu, iddiasını ispat yükünün davacı tarafta olduğu HMK 201. maddesi uyarınca davacı tarafından senede karşı ileri sürülen iddiaların yazılı delille kanıtlanması gerektiği, HMK 203. maddesinde sayılan senetle ispat zorunluluğunun istisnası olan hallerin mevcut olmadığı, davacı tarafından sunulmuş olan deliller ile senedin hükümsüz olduğunu kanıtlayamadıkları, davacının, davalı tarafa yemin teklifinde bulunduğu, davalı tarafın dava konusu senedin, davacının hak sahibi olduğu ... konut hakkının devri için ödenen bedelin teminatı olarak verilmediği, davacı yan ile arasındaki anlaşmaya aykırı olarak bono bedelinin teminat tutarı üzerinde düzenlenmediği, söz konusu bononun taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulmadığı hususunda yemin ettiği, bu durumda davacının subut bulmayan davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
VI-HÜKÜM
1-Davanın REDDİNE,
2-Kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
Karar ve İlam Harcı
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40.-TL harcın, peşin alınan 36.854,77.-TL harçtan düşümü ile fazla alınan 36.239,37.-TL'nin karar kesinleştikten sonra ve talep halinde yatırana iadesine,
Yargılama Giderleri ve Gider Avansı
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE,
6-Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 3.800,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Vekalet Ücreti
7-Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 297.389,80.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendini vekille temsil ettiren davalılara ödenmesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ...ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer .. verilecek dilekçe ile ...istinaf yasa yolu açık olmak üzere 13/03/2025 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.13/03/2025
Başkan ...
E-İmza
Üye ...
E-İmza
Üye...
E-İmza
Katip ...
E-İmza
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"