T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2024/956 Esas - 2025/402
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARAGEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/956 Esas
KARAR NO: 2025/402
HAKİM: ......
KATİP:......
DAVACI : .......
VEKİLİ: Av. .......
DAVALI :......
VEKİLİ: Av. .......
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 30/12/2024
KARAR TARİHİ: 14/05/2025
KARAR Y.TARİHİ : 29/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA :
Davacı vekili dava dilekçesinde: 28/05/2024 tarihinde davalı adına kayıtlı dava dışı sürücü sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde ...... plakalı aracın hasar masraflarının davacı sigorta şirketince ödendiğini, kaza sırasında davalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmiş olması nedeni ile davacı sigorta şirketinin ödemiş olduğu tazminatın rücuen tahsil edilmesinin gerektiğini, bunun üzerine ......icra sayılı dosyası ile davalı aleyhine takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmediğini, davacı yanın hesaplamalarının kabul edilemeyeceğini, davacı yanca sunulan poliçede müvekkilinin imzasının dahi bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davacı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan aracın davalıya ait aracın neden olduğu kazada hasar gördüğü, hasar bedelinin dava dışı sigortalıya ödendiği iddiasına dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir.
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, zarardan sorumlu oldukları iddiası ile davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Rücu ve halefiyet, ... İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 3.7.1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığını taşıyan 1472. maddesinde ise; "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir.
Somut olayda; davacı sigorta şirketi tarafından, davacı tarafından sigorta edilen gerçek kişiye ait hususi kullanımdaki araç nedeniyle ödenen tazminatın rücuen tahsili istemiyle açılan davada mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, süresinde ve istek halinde dosyanın HMK 1, 20 maddeleri uyarınca, görevli ....Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın, TTK'nun 4/1 maddesindeki nisbi ticari dava koşulları oluşmadığı gibi aynı maddede düzenlenen mutlak ticari dava niteliği de bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, haksız fiilden doğan davada genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemeleri davaya bakmakla görevlidir. TTK'nun 6335 sayılı kanun ile değişik 5/3 maddesi uyarınca 01/07/2012 tarihinden itibaren asliye ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline dönüştürülmüştür. Mahkemenin görevli olması ise, HMK'nun 114/1.c maddesi uyarınca dava şartlarından olup, anılan kanunun 115. maddesi uyarınca da davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır.
Dosya içerisinde toplanan tüm deliller ve diğer belgelerin incelenmesinde dava konusunun trafik kazasından kaynaklanan davacı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan aracın davalıya ait aracın neden olduğu kazada hasar gördüğü hasar bedelinin dava dışı sigortalıya ödendiği rücuen tahsili isteminden kaynaklanan uyuşmazlıkta, davacı .... Sigorta A.Ş'nin sigortalısının gerçek kişi ve sigortalı aracın hususi nitelikte araç olduğu, bu durumda davacının iddia ettiği olayın haksız fiil niteliğinde olduğu anlaşılmakla davacının halefiyete dayalı olarak açtığı haksız fiil hükümlerine göre tacir olmayan davalıya karşı açmış olduğu, davalı tarafın TTK 12, 16 maddeleri kapsamında kalan tacir olmadığından mutlak ticari dava sayılmadığından, açılan bu davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliği nedeniyle usulden reddine, süresinde ve istek halinde dosyanın HMK 1, 20 maddeleri uyarınca, görevli ve yetkili Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :
1-DAVANIN MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
2-Kararın kesinleşmesi ve iki haftalık yasal sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli ....Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin HMK.323 ve 331 maddeleri uyarınca görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/05/2025
Katip .....
e-imzalı
Hakim ......
e-imzalı