T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2022/217 Esas - 2023/52
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO: 2022/217
KARAR NO: 2023/52
BAŞKAN:...
ÜYE:...
ÜYE:...
KATİP...
DAVACI : ..
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
Av..
DAVALILAR : 1..
2-....
VEKİLİ: Av..
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/03/2022
KARAR TARİHİ: 01/02/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/02/2023
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı .... ait internet sitesinde 18/12/2021 tarihinde yer alan ; ... yerleşke görseli önünde Cumhurbaşkanı.... Emirinin tokalaşırken çekilmiş bir fotoğrafı montajlanarak "Savunma Sanayinin gözbebeği ......... ve "resmen ilan edildi: ... ... oldu" başlığının atıldığını, davalı tarafın bahsedilen görselide kullanarak ...'ın ... satıldığı algısını kasıtlı olarak yaratmaya amaçladığını ve bu amaçla kamu oyunu yanıltıcı, spekülatif bir haber yaptığını, davalının resmi web sitesi ile twitter hesabında yayınladığı bu haberin hızla yayıldığını ve ...'ın satıldığı yönünde oluşan algının ülke gündemine bir anda girdiğini ve en çok tıklanan haberlerden olduğunu, yapılan haberin stratejik önem taşıyan ...'ın ticari itibarını zedelediğini, kullanılan görsel ile iki ülkenin en üst düzeyindeki yöneticilerinin bu satış konusunda anlaştıkları intibanın yaratıldığını, asılsız habere dayalı oluşan zararın tespitinde , ...'ın ülke içindeki konumunun dikkate alınması gerektiğini, ...'ın iştiraki olduğu ... Güçlendirme Vakfının mütevelli heyetinin Cumhurbaşkanı dahil yüksek kamu görevlilerinden oluştuğunu, stratejik önem taşıdığını, yaklaşık 10.000 kişinin görev yaptığı bir tüzel kişilik olduğunu, sermayesinin % 25,80'lik kısmının borsada işlem gördüğünü, yapılan asılsız haberin ...'ın Türkiye'deki savunma sanayi faaliyetlerinin sona erdiği, tasfiye edildiği ve bunun da .... rızası ile yapıldığı şeklinde algı yarattığı, halkı kin ve nefrete de sürükleyecek şekilde sadece ...'ı değil ... de büyük oranda zarar verdiğini, davalının tecrübesi gözetildiğinde kasten hareket ettiğinin açık olduğunu, bu nedenle ...nezdinde ayrıca suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan kasti haber nedeni ile ...'a karşı duyulan güven ve itibarın sarsılmasının amaçlandığını, haberin gerçek olmadığının kamu oyuna duyurulması amacıyla ..... yönetim kurulu başkanı tarafından ayrı ayrı açıklamalar yapıldığını , haberin bir anda büyük bir kitleye yayılması ve birden fazla mecrada yayınlanması nedeniyle açıklamaların da birden fazla mecraya ulaştığını , yine ... tarafından SPK'ya açıklama yapıldığını, ...'ın satılmadığının anlatıldığını, yapılan yalan haberin tıklanması neticesinde davalının haksız kazanç elde ettiğini, bu kazancın hukuka aykırı olduğunu, basın özgürlüğü bakımından yasal sınırların aşıldığını, davalı tarafın kısa bir araştırma ile ...'ın ...satılmadığını anlayacak bilgi ve deneyime sahip olduğunu, bu nedenle haberde hukuka aykırılık unsurunun gerçekleştiğini, tüzel kişilerin de kişilik hakları bulunduğunu ve kişilik haklarına saldırı halinde oluşan maddi ve manevi zararın giderilmesinin talep edilebileceğini, yapılan yalan haber nedeniyle davacının kişilik haklarına saldırıldığını, haber sonrası sosyal medyada birçok kişi ve kurumun kendi yorumlarını da eklemek suretiyle haberin hızla yayılmasına neden olduğunu, bu yorumlarda ; ...'ın resmen Katara satıldığı, yapılamaz denilen herşeyin yapıldığını, sırada şeriat ilan etmek mi ? olduğu yönünde ifadeler yer aldığını, bu paylaşımların dahi haberin ne şekilde algılandığını ve davalının spekülasyon amacına ulaştığını ortaya koyduğunu, bahsedilen haber başlığı altında marka tescili gibi konuların ifade edilmesinin davalının kasti hareketini ortadan kaldırmadığını, davalı tarafın marka tescili ile satış arasındaki farkın ne olduğunu bilecek konumunda olduğunu,
...'ın ülke ekonomisindeki yeri, yerli ve milli değerleri, savunma sanayinde önde gelen kuruluş olması gibi hususlar bir arada değerlendirildiğinde; dava konusu asılsız haber sonrasında, kişilik haklarının ne ölçüde zarar görmüş olabileceğinin ortada olduğunu, bu manevi zarar para ile ölçülebilecek bir değerden çok daha büyük olsa da, yasal düzenlemelerin çizdiği sınırda 1.000.000,00 TL manevi tazminat talep ettiklerini,
Dava konusu asılsız haber nedeni ile uğranılan maddi zararın bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkabileceğini, ...'ın borsada işlem gören 7. en büyük şirket olduğunu, ayrıca borsada işlem gören tek savunma şirketi olduğunu, dünyada ise savunma şirketleri arasında gelir bazında 48. sırada yer aldığını, borsada işlem gören şirketlerde pay sahiplerinin, yapılan haberlere göre karar verdiklerini, olumsuz haberlerin maddi değerlere zarar oluşturduğunu beyanla şimdilik 500.000,00 TL maddi tazminat 1.000.000,00 TL manevi tazminatın haberin yayınlandığı gün itibariyle işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili mahkememiz ara kararı doğrultusunda, 08/06/2022 tarihli beyan dilekçesi ile; maddi zarara ilişkin taleplerinin dayanağını, hisse değerinin düşmesi ve müşteri kaybı olarak açıklamıştır.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; herşeyden önce davalılar ... ... aleyhine açılan davaların husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, 5651 sayılı Yasanın 4.maddesinin 1.fıkrası gereği internet ortamında kullanıma sunulan her türlü içerikten , içerik sağlayıcısının sorumlu olduğunu, somut olayda içerik sağlayıcısının dava... olduğunu, gerçek kişi davalılara bu nedenle husumet yöneltilemeyeceğini, esas yönünden ise; dava konusu yapılan haberde ...'ın ...'a satıldığı yönünde bir iddia bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde sunduğu linkte "resmen ilan edildi, savunma sanayisinin göz bebeği ... Qatarlı oldu" ibaresinin yer aldığını oysa haber metninin tamamının okunması haline ...'ın ...başvurarak ...-Qatar markasını tescil ettirdiğinin haber yapıldığını, üstelik haberin bir milletvekilinin soru önergesi üzerine yapıldığını, dava konusu yayının hiçbir satırında ...'ın satıldığı iddiasının bulunmadığını, satmak fiilinin hiçbir şekilde geçmediğini, haberin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, 3.kişilerin haber sonrasında yaptıkları yorumların müvekkilini sorumlu kılmayacağını, davalıların sadece kendi haber içeriğinden sorumlu olabileceklerini, ...'ın Türk Ekonomisi ve ...'nin üstün çıkarları yönünden stratejik öneme sahip olması nedeniyle ... ilgili bir gelişmenin yayınlanmasında üstün kamu yararının var olduğunu, verilen haberin gerçeğe uygun olduğunu, güncel olduğunu, özle biçim dengesinin korunduğunu, bu nedenle yapılan yayının hukuka uygun olduğunu, ayrıca davacının uğradığını iddia ettiği zararı ispatlaması gerektiği savunularak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; davalı gerçek kişilere husumet düştüğünü, bu kişilerin müvekkilinin kişilik hakkını ihlal eden kişiler olduklarını, davalı tarafın savunmasında bahsedilen haberin ilk haber metni olmadığını, davacı kurumun açıklamaları sonrasında değiştirilen haber olduğunu, bir milletvekilinin verdiği soru önergesinin anlatıldığı sonraki haberin değil, başlangıçta "resmen ilan edildi Savunma Sanayisinin göz bebeği ... ... oldu" başlıklı haber nedeniyle dava açıldığını, cevap dilekçesinde yapılan savunmanın dahi yalan ve yanıltıcı olduğunu, cevap dilekçesinde bahsi geçen soru önergesinin de yapılan haberin gerçek olduğuna dayanak oluşturamayacağını, haber verilirken özle biçim arasındaki dengenin korunmadığını, 3.kişilerin eylemlerinden davalıların sorumlu olmadığına ilişkin beyanlarının da kabulünün mümkün olmadığını, bahse konu yorumların yapılmasının nedeninin davalının yanıltıcı ve gerçek dışı haberi olduğunu beyanla dava dilekçesindeki taleplerini tekrarlamıştır.
Davalılar vekili ikinci cevap dilekçesinde; cevap dilekçesini tekrarlamış, yayında hiçbir şekilde "...... satıldı" ibaresinin yer almadığını, basında yer alan bir haberin hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesinde haberin bütünlüğünün göz önünde bulundurulması gerektiğini, haberin bütünü incelendiğinde, ... " ... ..." marka başvurusu ve bu marka başvurusu üzerine ...'ın soru önergesinin haberleştirildiği, bir cümlenin cımbızlanarak haber bütünlüğünden kopartılması ve dava konusu edilmesinin hukuken korunamayacağını , yan noktalardaki hatalı bilgilerin yayının ana noktasının hukuka aykırı hale getirmeyeceğini, müvekkilinin tek amacının habercilik yapmak olduğunu beyanla davanın reddi talebini tekrarlamıştır.
GEREKÇE: Dava; 18/12/2021 tarihinde yayınlanan " savunma sanayinin göz bebeği ..... oldu" ve "resmen ilan edildi; ... Qatarlı oldu" başlıklı haberin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturup oluşturmadığı, bu kapsamda davalıların manevi tazminat ve oluşmuş ise maddi zararı tazmin yükümlülüklerinin bulunup bulunmadığı hususlarındadır.
Yargılama sürecinde taraflarca gösterilen deliller toplanılmış, bu kapsamda gerçek kişi davalıların sosyal ekonomik durum araştırması yapılmış, ... nolu soruşturma dosyası ,.. soruşturma nolu dosyası, ..8 esas sayılı dosyası celp edilmiş, taraflarca dava konusu haberin çıktıları basılı olarak dosyaya sunulmuştur.
....nolu soruşturma dosyası yetkisizlik kararı ile İstanbul ... karar numaralı "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar" verilmek suretiyle sonuçlandırıldığı, özetle; haberin içeriğinde herhangi bir yorumda bulunmadan sadece yapılan açıklamalara yer verilmesi nedeniyle haberin basın ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı değerlendirilmesi yapıldığı görülmüştür.
....Hakimliğine yapılan itirazın da reddi neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiği, dosyaya temin edilen .... sayılı 17/06/2022 tarihli kararı ile anlaşılmıştır.
... esasında açılan davada; tarafların aynı olduğu, aynı haber nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın talep edildiği, bunun yanında tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesinin ayrıca istenildiği, davacı ...'ın tescilli markasına tecavüzün dava konusu yapıldığı, bu haliyle mahkememizde yürütülen dava ile aynı konuda olmamaları nedeniyle derdestlikten bahsedilemeyeceği mahkememizce değerlendirilmiş olup, ... 26/01/2023 tarihli duruşmasında davanın reddine karar verildiği sunulan duruşma tutanağından anlaşılmıştır.
Mahkememizce SPK uzmanı, Mali Müşavir ve Nitelikli Hesap Uzmanı bilirkişilerden oluşturulan heyetten 06/12/2022 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Söz konusu raporda;
Dava konusu haberin 18/12/2021 Cumartesi günü öğlen saatinde yayınlandığı, bu tarihte borsanın kapalı olduğu, aynı tarihte ... tarafından konuya ilişkin açıklama yapıldığı, haberin yapılması ile açıklamanın yapılması arasında geçen sürede yatırımcıların borsada satış yapmalarının mümkün olmadığı, bu nedenle ... hissesinin borsada işlem gören fiyatının davaya konu haber nedeniyle gün içerisinde olumsuz etkilenmesi veya dalgalanmasının söz konusu olamayacağı, haberden sonra 16 iş günü ile haber öncesindeki süreçte davacının hisselerinin seyri izlendiğinde borsanın genel endeksinden ayrı bir hareket görülmediği, davacı hisse fiyatının Bist 100 endeksine paralel hareket ettiği, davacı hisse fiyatındaki düşüşün haberin yayın tarihinden önce 17/12/2021 tarihinde başladığı, haber yayınlandıktan sonraki ilk iş gününde ... hissesinin % 1.71, BİST-100 endeksinde % 1.35 oranında gerilediği, devam eden günlerde aynı oranın korunduğu, bu durumda ... hisse fiyatının düşmesinin dava konusu haberden kaynaklandığının ve ... zarara uğradığının ifade edilemeyeceği , davacı defterlerinin müşteri kaybı yönünden incelenmesinin gerektiği, ancak davacı tarafından "yapılan sözleşme ve anlaşmaların gizlilik arz etmesi dolayısıyla " incelemeye sunulmadığı, yayınlanan haberin içeriğinde "... yönünde bir ifade olmadığı, 3.kişilerin yorumlarından davalıların sorumlu tutulamayacağı ve bu yönüyle haberin hukuka aykırı olup olmadığının mahkemenin takdirinde olduğu görüşü dile getirilmiştir.
Dava dilekçesi ekinde sunulan internet haberi çıktıları gözetildiğinde, kullanılan başlığın " Savunma Sanayinin göz bebeği ... Qatarlı oldu" ve "resmen ilan edildi; ... Qatarlı oldu" şeklinde atıldıkları görülmüştür. Dava dilekçesinde bahsedildiği gibi, ...'ın Katara satıldığına dair bir iddia başlıkta ve haber içeriğinde yer almamaktadır.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28.maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1 ve 3.maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapması amaçlanmıştır. Basına sağlanan güvencenin amacı toplumun bilgilendirilmesine yöneliktir. Basın özgürlüğü toplum yararına olduğu için hukuka aykırılık iddiasının da basın dışı bir olaydakinden daha farklı değerlendirilmesi gerekmektedir. Basın özgürlüğü de diğer özgürlükler gibi sınırsız değildir. Yayınların Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler Bölümü ile Türk Medeni Kanunun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve özel yasalarca tanınan kişilik haklarına saldırı oluşturmaması gerekmektedir. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda kamu yararı ölçütü gözetilmelidir. Basın objektif kriter sınırları içinde kalmak suretiyle hukuka uygun yayın yapmalıdır. Bir haberin hukuka uygun sayılabilmesi için ; gerçek olması, güncel olması, verilmesinde kamu yararı bulunması ve veriliş biçimi ile konusu arasında fikri bir bağ bulunması gerekmektedir.
Somut olay bu dört unsur açısından incelendiğinde; verilen haberin güncel olduğu tartışmasızdır. Ülkenin en önemli kurumlarından biri olan ... herhangi bir yabancı devlete şube açması o şubede üretilecek ürünler için marka başvurusunda bulunulması güncel ve haber değeri taşımaktadır. Aynı nedenlerle haberde kamu yararının bulunduğu da açıktır . Tartışılması gereken husus haberin gerçek olup olmadığı ve veriliş tarzı itibariyle yanıltmayı amaçlayıp amaçlamadığıdır. "resmen ilan edildi: ... Qatarlı oldu" başlıklı haberde Cumhurbaşkanı ile .... tokalaştığı resmin yer aldığı, bu resmin altında da soru önergesi veren milletvekilinin resminin yer aldığı ve ayrıca "....l paylaştı:.... Başvurarak.... markasını tescil ettirdi." açıklamasının yapıldığı, haberin içeriğinde de tescil edilen marka ile ilgili ... yönetim kurulu başkanı ve genel müdürünün açıklamalarının yer aldığı görülmektedir. Davacı taraf başlangıçta milletvekili soru önergesinin ve kurum yönetim kurulu başkanının açıklamasının haberde yer almadığını, bu açıklamanın sonradan eklendiğini iddia etmekte olup, davacının iddia ettiği şekli ile haberin " ...oldu" şeklinde yayınlanmış olması halinde dahi haberde hiçbir şekilde...'ın satıldığı yönünde bir ifadenin yer almadığı anlaşılmaktadır... sayılı içtihatında da vurgulandığı üzere "Gazetecilikte maheretin bir bölümü de kişilik haklarına saldırmadan haberin okuyucuya okutabilme ve bu yüzden başlığı cazipleştirebilmedir. " Davacının...a şube açmasının..oldu" şeklinde ifadesi okuyucunun ilgisini çekmeye yönelik ve kişilik haklarına saldırı içermeyen bir ifade olduğu, haberi alıntılayan 3.kişilerin bilerek yada bilmeyerek bu ifadede haberin tamamını okumadan ...ın satıldığı yönünde kanaat oluşturup bu kanaatlerini sosyal mecrada yaymalarından davalının sorumlu tutulamayacağı gözetildiğinde, dava konusu haberde kişilik haklarına saldırı teşkil edecek hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiş ve neticede, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine dair aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının maddi ve manevi tazminat davalarının reddine,
Alınması gerekli 179,90 TL harç peşin alınan 25.616,25 TL harçtan mahsup edildiğinde bakiye 25.436,35 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Maddi tazminat yönünden kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına AAÜT 13/4 maddesi gereği takdir edilen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Manevi tazminat yönünden kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına AAÜT.10/3-4 maddesi gereği takdir edilen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafında yatırılıp kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya geri verilmesine,
Tarafların işbu karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... nezdinde İstinaf kanun yoluna başvurabileceklerinin belirtilmesine,
Dair oy birliği ile verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/02/2023
Başkan...
Üye ...
Üye ...
Katip ...