T.C. ... 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C
...
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2023/319
KARAR NO : 2025/244
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/01/2016
KARAR TARİHİ : 20/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2025
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Koop. ile müvekkilinin taşınmaz satışı konusunda anlaştığını, anlaşma kapsamında kooperatifin satışa konu taşınmazın eksikliklerinden arındırılmış şekilde müvekkiline teslimini taahhüt ettiğini ancak kooperatif tarafından 15.08.2004 tarihli belge ile belirlenen eksikliklerin tamamlanmadığını, kooperatifin edimlerini yerine getirmemesine rağmen müvekkilinden her ay aidat tahsil etmek için takip başlattığını, takipler sonucu müvekkilini 75.000,00 TL'ye yakın bir meblağda zarara uğrattığını, bu nedenler doğrultusunda davanın kabulü ile yargılama gider ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalı vekili cevap dilekçesi ile; S.S. ...’nin adresinin ... olduğunu, mahkemenin yetkisiz olduğunu , genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu ve dosyanın yetkili “... Asliye Ticaret Mahkemesine” gönderilmesini, dava dilekçesinden davacının talebinin ne olduğunun açıkça anlaşılamadığını, dava dilekçesinde bir kısım anlatımların kira bedeli istemine ilişkin olduğunu mahkemenin görevsiz olduğunu, görevli mahkemelerin sulh hukuk mahkemeleri olduğunu, davacının davasını 15.08.2004 tarihli bir belgeye dayandırdığı ve bu belgeden bahsedilerek bir kısım iddialarda bulunulduğu görüldüğünü, imzalandığı iddia edilen bu belgenin üzerinden 11 yılı aşkın bir süre geçtiğini ve davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinden davanın bir eda davası mı, yoksa tespit davası mı olduğu anlaşılamadığından hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacının davasını dayandırdığı 15/08/2024 tarihli belgenin altında tek imza mevcut olduğunu, anılan belgenin müvekkili yönünden bir bağlayıcılığı bulunmadığını, davacı ...'in uzun süre kooperatife hiç aidat ödemediğini ve üyelik vecibelerini sürekli aksattığını, müvekkili kooperatifin davacıdan aidat alacaklarını tahsil edebilmek gayesiyle davacı aleyhine icra takipleri yaptığını ve icra dosyalarına konu aidatları uzun uğraşlar sonrasında alabildiğini, davacının kooperatif tarafından yapılması gereken işlerin yapılmadığı iddialarının da gerçeği yansıtmadığını, kooperatif tarafından genel kurullarda alınan kararlar gereğince yükümlenilen işlerin tamamlandığını, kooperatifin iskan aşamasına getirildiğini, müvekkili kooperatif tarafından henüz iskan raporu alınmamış olduğundan davacının kira kaybı, kira alacağı vs gibi taleplerinin yasal olmadığını belirterek haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava kooperatif üyeliği nedeniyle teslim edilmesi gereken taşınmazın teslim edilmemesi nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkememizce aldırılan 11/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacı yanın normal yollarla kooperatif üyesi olduğu, söz konusu konutun davacı yana tahsis edilmesi kooperatifle yapılan bir alım satım anlaşması çerçevesinde olmayıp, davacının kooperatif ortaklığı nedeni ile olduğu, dosyaya sunulmuş olan tapu senedi ve davacı beyanına göre kooperatif tarafından davacı yana kooperatife borcu olup olmadığı hususun üzerinde durulmaksızın ortaklık hissesi karşılığı bir konutun tapusunun devrinin yapılmış olduğu, buna göre sorunun tapusu verilen konutun eksiksiz ve zamanında teslim edilmesi meselesi ve kooperatifin ortaklara bu konudaki taahhüdünün ne şekilde olduğunun belirlenmesi noktasında toplandığı, Kooperatifler Kanununun 23 üncü maddesinde yer alan ortaklar arası eşitlik ilkesinin kooperatiflerde en temel ilke olduğu, her ortağa eşit işlem uygulanmasının gerektiği, kooperatif üyesi olan davacı yanın da diğer ortaklarla eşit durumda olduğu, kooperatifin diğer ortaklardan farklı olarak davacı ile özel bir anlaşma yapamayacağı, ortaklara konutların ne şekilde, hangi seviyede ve ne zaman teslim edileceği hususlarının ana sözleşme hükümleri çerçevesinde alınmış genel kurul kararlarına göre gerçekleşeceği, dolayısıyla davacı yanla yapılmış olduğu ileri sürülen anlaşmanın hüküm ifade etmediği, ortada bir anlaşmayı içeren ve kooperatifi bağlayan usulüne uygun düzenlenmiş bir belge de bulunmadığı, davacı yanın eksikliklerin giderilmesine ve geç teslim nedeni ile kira kaybına yönelik alacak talebini aynı durumda olan diğer ortaklara da böyle bir uygulamanın yapılıyor olması halinde söz konusu olacağı, diğer ortaklara konutların eksiksiz ve zamanında teslim edilmiş olması halinde bu kez davacı aleyhine bir uygulama söz konusu olacağından bu halde davacının bu eşitsizlik nedeni ile talep hakkının bulunacağı, tüm bu belirtilen hususların tespitinin kooperatifin tüm genel kurul kararlarının incelenmesi ile belirlenebileceği tespit edilmiştir.
Mahkememizce aldırılan 28/02/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; kök raporda belirtilmiş olan tespit, değerlendirme ve görüşlerimizin muhafaza edildiği, kök raporda tespiti yapıldığı üzere davacı yanın normal yollarla kooperatif üyesi olduğu, söz konusu konutun davacı yana tahsis edilmesi kooperatifle yapılan bir alım satım anlaşması çerçevesinde olmayıp, davacının kooperatif ortaklığı nedeni ile olduğu, davacı yana ortaklık hissesi karşılığı bir konut tapusunun devrinin ve dolayısıyla konut tahsisinin yapılmış olduğu, Kooperatifler Kanununun 23 üncü maddesinde yer alan ortaklar arası eşitlik ilkesinin kooperatiflerde en temel ilke olduğu, her ortağa eşit işlem uygulanmasının gerektiği, kooperatif üyesi olan, davacı yanın da diğer ortaklarla eşit durumda olduğu, kooperatifin diğer ortaklardan farklı olarak davacı ile özel bir anlaşma yapamayacağı, dosyaya celp edilmiş genel kurul tutanaklarına göre kooperatifin, kimi ortakların konutlarının eksik imalat ya da yanlış imalat nedeni ile uğradıkları zararı giderme konusunda kararların alınmış olduğu, ancak dosya kapsamından bu zararların nasıl giderilmiş ve uygulamada ne tür iş ve işlemlerin yapılmış olduğunun anlaşılamadığı, u genel kurul toplantılarında, konutların geç teslim edilmesi nedeni ile kooperatifin ortaklarına kira ödenmesi konusunda herhangi bir kararın alınmamış olduğu, diğer taraftan davacı yana gerek tapu tescil işleminin yapılmış olması gerekse mahallinde yapılan bilirkişi incelemesinde dava tarihi itibari ilekonutun “davalı edimlerinin yerine getirilmiş” olaraktespitinin yapılmış olması karşısında davacı zararının ne olduğunun anlaşılamadığı, davacı yanın, davasını Borçlar Hukuku kapsamında taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiye dayandırdığından yukarıdan beri belirtilen genel kurul kararları çerçevesinde kooperatifte diğer ortaklarla bu konudaki sorunun nasıl çözümlendiği, ortaklara konutların ne şekilde, hangi seviyede ve ne zaman teslim edileceği gibi hususlarda yeterli açıklamaların yapılmamış olduğu, dosya kapsamından da anlaşılamadığı, sonuç olarak bu haliyle ve dosya kapsamı itibari ile davacı yanın kira kaybına ilişkin hak talebinde bulunup bulunamayacağı konusunda bir tespitin yapılamadığı belirtilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre dosyaya göre davacının kooperatif üyesi olduğu ve dava konusu taşınmazın üyelik kaydıyla elde edildiği, üyeler arası eşit işlem ilkesince davacı tarafça kooperatifin bazı üyelerin ayıp ve kusurlu imalat bedellerini ödediği hususunun ispat edilemediği yine konutların teslim tarihi muayyen olmadığından geç teslimden kaynaklı kira kaybının ödenmesine dair diğer üyelere yapılan emsal ödeme ve genel kurul kararının bulunmadığı , davacının dava konusu taşınmazı bulunduğu hal ile kabul etmiş sayılması gerektiği bu itibarla davacının davasının yerinde olmadığı bu anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın reddine,
Peşin alınan 170,78 TL harç ile ıslah suretiyle alınan 793,00 TL harçtan alınması gerekli 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 348,38 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan 1.035,00 TL gider avansı ve 475,60 TL keşif harcı olmak üzere toplam 1.510,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/03/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.
¸e-imzalıdır. ¸e-imzalıdır.