T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/363 Esas - 2024/281
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
T.C.
ANKARA
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2023/363 Esas
KARAR NO : 2024/281
...
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/05/2023
KARAR TARİHİ : 22/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :22/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın konusunu, müvekkile ... nezdinde başlatılan... sayılı kambiyo senetlerine mahsus icra takibine konu olan alacağın bulunmadığının, söz konusu takibe dayanak kambiyo senedinde yer alan imzanın müvekkile ait olmadığının tespiti oluşturduğunu, müvekkilinin icra takibine dayanak yapılan emre yazılı senedin keşidecisi olmadığını, senedin üzerinde yer alan müvekkili adına atılan imzayı kendisinin bizzat imzalamadığını, senetteki imzanın kime ait olduğunun da müvekkili tarafından bilinmediğini, müvekkilinin noter huzurunda imzalamış olduğu vekaletnamede imzasının açıkça görüldüğünü, bu imzanın senetteki imza ile benzer olmadığının aşikar olduğunu, müvekkilinin davalı şirket ile hiçbir hukuki ilişkide bulunmadığını, müvekkilinin... ile yapmış olduğu yazılı yahut şifahi hiçbir hukuki işlemin de bulunmadığını, menfi tespit davalarında ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, davalı tarafın, müvekkilinin kendisine takip talebinde yer alan miktar kadar borçlu olduğunu ispatla yükümlü bulunduğunu, müvekkilinin davalılar ile hiçbir hukuki işlemde bulunmadığını ispatlamasının mümkün olmadığını, bu nedenle işbu davada davalı şirketin müvekkilinden alacaklı olmasının dayanağı olan hukuki işlemi göstermesi gerektiğini, takip talebi, ödeme emri ve dayanak belgeler incelendiğinde takibe dayanak hukuki işlemin belirtilmediğini, kambiyo senedinin hangi alacağa istinaden verildiğinin anlaşılamadığının açık olduğunu ileri sürerek, davanın kabulü ile, 01.02.2018 düzenlenme tarihli 28.02.2018 ödeme tarihli bonoda yer alan imzanın müvekkile ait olmadığının tespitine, netice itibariyle müvekkili ile davalı şirket yahut davalı ... ile arasında mevcut ve geçerli bir hukuki ilişkinin, borç ilişkisinin bulunmadığının tespitine, ... Esas sayılı icra takibinin haksız olarak başlatılması nedeniyle takibin durdurulmasına, hükmün kesinleşmesiyle birlikte takibin iptaline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile işbu dava sebebiyle uğramış oldukları zararların İİK'nun 72. maddesi gereği alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalılardan alınarak müvekkiline verilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş; davacı vekili yargılama sırasında 26.03.2024 tarihli celsede verdiği beyanında, icra dosyasından tahsilatların yapılmaya devam ettiğini, bu nedenle icra dairesine yazı yazılarak yapılan tahsilatın sorulmasına ve davanın istirdat davası olarak devam edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılan davaya karşı zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini, diğer davalı ... müvekkili şirketin ... Şubesinde mağaza sorumlusu olarak çalışmış olup, mağazanın 21 Ocak 2018- 29 Ocak 2018 tarihleri arasındaki dönemine ait 36.452,00 TL'lik cirosunu hırsızlık yaparak zimmetine geçirdiğinden iş akdinin feshedildiğini, konu ile ilgili kendisi hakkında suç duyurusunda bulunulmuş olup, bu hususun gerek ... olan bir kambiyo senedi verdiğini, söz konusu bonoda imzası bulunan ...'ın ödeyecek kişi sıfatı ile yer aldığını, ödeme tarihine gelindiğinde herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine müvekkili şirket tarafından işbu kambiyo senedine dayanarak ... aleyhine ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davacı taraf dilekçesinde müvekkili ile aralarında hiçbir hukuki işlem bulunmadığını ve bu hususta ispat yükünün davalı tarafta olduğunu iddia ettiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında doğrudan bir işlem bulunmasa dahi diğer davalı ...'ın müvekkili şirkete olan borcundan ötürü vermiş olduğu bononun keşidecisinin ... ...) olarak göründüğünü, dolayısı ile müvekkili şirketin kendisine verilmiş olan bononun keşidecisi aleyhine icra takibi başlattığını, davacının diğer davalının bildikleri kadarıyla eşi/eski eşi olup imzanın kendisine ait olmamasının, davacının ve diğer davalının hırsızlık eylemini örtmek amacıyla gerçek dışı imza atmış olmalarından ve müvekkilini kandırmalarından kaynaklanacağını, müvekkilinin kendisine verilen senetteki imzanın ...'a ait olup olmadığını tespit edebilmesi mümkün olmadığından, bu hususta davalı müvekkilin herhangi bir kusurunun bulunmayıp, müvekkilinin takibi başlatmakta kötü niyetli olmadığını, sadece alacağını tahsil edebilme amacında olduğunu, dolayısıyla müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesini talep ettiklerini, davacının icra takibinden haberdar olmasına rağmen 5 sene boyunca suskunluğunu koruyup 5 sene sonra huzurdaki davayı açmasının haksız olduğunu gösterdiğini savunarak, haksız davanın reddi ile davacının, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak koşuluyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...; Yapılan tebligatlara rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamış ve delillerini bildirmemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, takibe dayanak kambiyo senedindeki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasıyla söz konusu takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile yargılama sırasında kısmen tahsilat yapılmış olması nedeniyle yapılan tahsilatlar bakımından istirdat istemine ilişkindir.
İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile; Davada çözümü gereken yön, davalı şirket tarafından davacı ve diğer davalı aleyhine başlatılan Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluna ilişkin takibe dayanak oluşturan 01.02.2018 tanzim, 28.02.2018 ödeme tarihli, 36.452,00 TL bedelli bonoda keşideci olarak görünen ...'a atfen atılı bulunan imzanın bu şahsa ait olup olmadığı, senedin davacı tarafından imzalanıp imzalanmadığı, davacının bu senet ile bağlı olup olmadığının tespiti noktasındadır. Davacı açtığı işbu menfi tespit istemli davada, takibe konu senetteki imzanın kendisine ait olmadığını, icra takibine dayanak yapılan senedin keşidecisi olmadığını iddia etmektedir.Davacının bu yöndeki iddiasının yerinde olup olmadığının tespiti amacıyla imza incelemesi sırasında esas alınması gereken kurum ve kuruluşlar nezdinde atmış olduğu imza asıllarının celbi ile gerekli deliller toplandıktan sonra dosyanın imza incelemesi için bilirkişiye tevdine karar verilmiş, dosyanın tevdi edildiği bilirkişi Adli Belge İnceleme Uzmanı ... tarafından düzenlenen 24.01.2024 tarihli gerekli incelemeleri içeren, gerekçeli ve denetime elverişli raporun dosyaya sunulduğu görülmüştür.Raporda özetle; "Tetkike verilen senet üzerinde talep edilen husus doğrultusunda, adli belge inceleme cihaz ve aletleri (stereo mikroskop, bilgisayar bağlantılı dijital mikroskop, detay çekim -kaydedici -büyütme- karşılaştırma sistemi) kullanılmak suretiyle imza incelemesi için yeterli donanıma sahip ortamda grafolojik ve grafometrik yöntemlerle gerekli incelemelerin yapılması sonucunda, dava konusu alacaklısı ..., borçlusu ... olan 01.02.2018 tanzim ve 28.02.2018 ödeme tarihli, 36.452 (Otuzaltıbindörtyüzelliiki) TL bedelli senedin ön yüzünde borçlu ... adına atılı bulunan iki adet imza ile davacı. ... mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmalı incelemede; Genel şekil, imzalar içerisindeki el hareketlerinin karakteristik tersim özellikleri, hatların birbirlerine olan pozisyon ve açıları, konuşlanış ve kompozisyon biçimleri, sürat dereceleri ve tazyik vasıfları, kaligrafik özellikler ve itiyadi unsurlar yönünden farklılıklar tespit ve müşahede edildiği, dava konusu senedin ön yüzünde borçlu ... adına atılı bulunan iki adet imzanın, mevcut mukayese imzalarına kıyasen davacı ...n eli ürünü olmadığı kanaatine varılmıştır." şeklinde görüş bildirildiği, raporun yeterli incelemeyi içerdiği ve gerekçeli olduğu, buna göre davaya konu senetteki imzanın davacının eli ürünü olmadığının teknik inceleme ile ortaya konulduğu gibi... Soruşturma nolu dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında 06.10.2023 tarihinde ... Savcısına ifade veren ... verdiği ifadesinde özetle; Müştekinin kendisinin boşanmış olduğu eski eşi olduğunu, şikayete konu senedin daha önce çalışmış olduğum ... isimli firmaya olan borcundan kaynaklı zorla düzenlettirilmiş bir senet olduğunu, o dönemde çalışmış olduğu firmanın ismini hatırlayamadığı bölge sorumlusunun ... bulunan bir yere kendisini götürdüklerini, kendilerine olan borcundan kaynaklı senedi oluşturduklarını, eski eşinin imzasının da bulunması gerektiğini kendisine söylediklerini, kendisinin de bunun üzerine eski eşimin kimlik bilgilerini kendisinden istediğini ve onun yerine imza attığını, sonra bu senedi ... firmasına bıraktığını, eski eşinin bu olaylarla ilgisinin olmadığını, senet üzerinde sadece kendisinin imzalarının olduğunu, senedin boş olup, yazıların sonradan oluşturulduğunu, üzerine atılı bulunan suçu bu haliyle kabul ettiğini bildirdiği görülmüştür.
Bu durumda; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, takip dosyasına, alınan imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu alacaklısı ..., borçlusu ... olan, 01.02.2018 tanzim ve 28.02.2018 ödeme tarihli, 36.452 TL bedelli senedin davalı ... tarafından takip alacaklısı ve diğer davalı olan .......A.Ş.'ye ciro edildiği, bono niteliğindeki senedin ön yüzünde yer alan borçlu ... adına atılı bulunan imzaların, mevcut mukayese imzalarına kıyasen davacının eli ürünü olmadığı, dosya arasına alınan nüfus kayıt örneklerine göre davacı Özge ile davalı Zeynel'in 09.08.2011 tarihinde evlendikleri, 27.07.2020 tarihinde ise boşandıkları, davalı ... Cumhuriyet Savcısına verdiği ifadesinde, davaya konu senede eski eşinin yerine imza attığını, sonra bu senedi ... firmasına bıraktığını, eski eşinin bu olaylarla ilgisinin olmadığını, senet üzerinde sadece kendisinin imzalarının olduğunu, senedin boş olup, yazıların sonradan oluşturulduğunu açıkça ifade ettiği, buna göre takip ve dava konusu senetteki keşideci kısmındaki imzanın davacı tarafından atılmadığı, takip konusu davalı alacaklı şirkete ciro edilen senedin davacının bilgisi ve izni dışında oluşturulan bir senet olup, senetteki davacıya atfen atılı imzaların davacının eli mahsulü olmadığının hem yapılan teknik inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu hem de diğer davalı ... tarafından Savcılık soruşturması sırasında verilen ifade içeriği ile sabit bulunduğu, buna göre davacının iddialarının yerinde olup takibe konu senetten dolayı takip alacaklısı olan davalı şirkete karşı borçlu olmadığı, davalı şirketin davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımına uğradığı yönündeki savunmalarının, davanın menfi tespit davası olması karşısında yerinde bulunmadığı, davacının davaya konu takipten dolayı borçlu olmadığı, bu konudaki menfi tespit isteminin kabulünün gerektiği, ayrıca yargılama sırasında takip dosyasına bir kısım ödemelerin yapılmış olduğunun bildirilmesi karşısında bu hususun icra dairesinden sorularak davacıdan yapılan tahsilatlara ait makbuzların gönderilmesinin istenildiği, gönderilen tahsilat makbuzları incelendiğinde söz konusu takip nedeniyle davacının takip dosyasına toplam 27.611,58 TL tutarında ödeme yapmış olduğunun belirlendiği, açılan menfi tespit davasında yargılama sırasında ödenen söz konusu tutar yönünden davanın istirdat davasına dönüşmesi nedeniyle söz konusu tutarın takip alacaklısı olan davalı şirketten tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, davalı şirkete takibe dayanak senedin davalı ...'ın cirosu sonucu geçmiş bulunması ve davalı şirketin başlattığı icra takibinde kötü niyetli olduğu kanaatine varılamaması nedeniyle, davalı şirketin kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmamasına, diğer davalının takip alacaklısı olmadığından bu davalı hakkında kötü niyet tazminatına ilişkin istemin reddine, ancak davalı ... tarafından takibe konu senedin davacının bilgisi dışında oluşturularak diğer davalıya verilmiş olması nedeniyle davacı tarafça yapılan harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden bu davalının da takip alacaklısı olan davalı şirket ile birlikte sorumlu tutulmasına karar vermek gerekmekle, açıklanan esaslara ve varılan hukuki sonuca uygun olarak aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının menfi tespit istemli davasının KABULÜ ile; davacının.... Esas sayılı takip dosyasından (kapatılan... Esas sayılı dosyası) dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davacı hakkındaki söz konusu takibin durdurulmasına ve davacının anılan takip dosyasına yaptığı toplam 27.611,58 TL tutarındaki ödemenin, davalı takip alacaklısı olan davalı ... ...'den ödemenin yapıldığı son tarih olan 04.03.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdadı (tahsili ile) davacı tarafa ödenmesine, hükmün kesinleşmesi halinde takibin davacı yönünden iptaline,
2-Davalı şirketin başlattığı icra takibinde kötü niyetli olduğu kanaatine varılamadığından, davacının takip alacaklısı olan davalı şirketten talep ettiği kötü niyet tazminatına ilişkin isteminin reddine,
3-Diğer davalı ..., takip alacaklısı olmadığından davacının bu davalı hakkındaki kötü niyet tazminatı isteminin bu nedenle reddine,
4-Harçlar Kanunu gereğince, dava değeri olan 36.539,636-TL üzerinden hesaplanan 2.496,02-TL harçtan, davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 624,01-TL harcın mahsubu sonucu kalan 1.872,01-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 179,90-TL başvuru harcı, 624,01-TL peşin harç, 25,60-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 829,51-TL harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan 430,00-TL posta ve tebligat gideri, 2.000,00-TL bilirkişi ücreti, 10,00-TL dosya kapak masrafı olmak üzere toplam 2.440,00-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Davacı davasını bir vekil vasıtası ile takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca belirlenen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
8-Davanın açılış tarihi itibariyle ticari uyuşmazlıklarda dava şartı niteliğindeki zorunlu arabuluculuk yolunun henüz yürürlükte olmaması nedeniyle, bu konuda yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
9-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı şirket vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/04/2024
...