T.C. ... 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/139 Esas - 2024/434
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C
...
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2024/139
KARAR NO : 2024/434
DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ : 11/02/2024
KARAR TARİHİ : 13/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar ile müvekkili arasında mevcut ve hukuken geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığının tespiti ile müvekkili aleyhinde devam eden haksız icra takibinin durdurulması ve müvekkilin cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda bırakıldığı meblağın ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte taraflarına istirdat yolu ile iade edilmesini, müvekkilinin davalı borçlu Bahattin'e herhangi bir borcu bulunmadığı halde usulü icrai işlemler sebebiyle ödemek zorunda bırakıldığı meblağlar ile davalı alacaklı bankanın haksız kazanç elde ettiğinin açık olduğunu, bu haksız durumun tespit edilerek müvekkilinin uğradığı zararın giderilebilmesinin gerektiğini, müvekkilinin tek kusurunun yıllardır görüşmediği babası davalı borçlu Bahattin hakkında yapılan resmi nüfus kayıt araştırmalarında kan hısımı olarak görünmesi olduğunu, bu durumu fırsat bilen davalı alacaklı bankanın davalı borçlu Bahattin'in akrabalarını hukuki dayanak bulundurmaksızın borçlandırmak için çeşitli icrai işlemler yapmaktan imtina etmediğini, sözde borcun müvekkilinden tahsilinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, var olduğu iddia edilen borcun haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi asla borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte hem asıl alacak hem de işletilen sözde faiz ve faiz oranının (%99) tüketici hukukuna borç ilişkilerine de aykırı olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli haciz ihbarnameleri sebebiyle müvekkilini borçlandıran ve haksız biçimde icra dosyası borcunu tahsil etmeye çalışan davalı alacaklı banka ile bahse konu icra takibinin asıl borçlusu Bahattin Canarslan'a geçerli ve mevcut herhangi bir hukuki ilişkiden kaynaklanan borcunun bulunmadığının tespit edilmesi ve devamında müvekkilinden cebri icra yoluyla haksız olarak tahsil edilen miktarın istirdadı için iş bu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, müvekkilinin telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağını, davaya konu icra takibinin ödenmesini engeller mahiyette ve olası bir icra takibi neticesinde müvekkilinin uğrayacağı muhtemel zararların engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davalı alacaklı bankaya müvekkilinin maaşının 1/4'ünün kesilmesi suretiyle ödenen 22.153,36 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte taraflarına istirdat yoluyla iadesini talep ettiklerini beyan etmiş, davaya konu icra takibi sebebiyle maaşının 1/4'ü kesilen ve yüksek kira bedeli ödemesi sebebiyle ekonomik zorluk içerisinde olan müvekkilinin mali durumunun yeterli olmaması sebebiyle davacı yararına adli müzaheret taleplerinin kabulüne, davalılar aleyhinde açtıkları menfi tespit davasının kabulü ile müvekkilinin davalı borçlu Bahattin'e ve davalı alacaklı bankaya borçlu bulunmadığının tespitine, dava konusu borcun tahsili halinde müvekkilinin ileride telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı muhtemel olduğundan dava konusu borcun teminatsız olarak iş bu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, davaya konu icra takibi konusu borcun ödenmesini engeller mahiyette ve muhtemel icra takiplerinin durdurulması amacıyla ihtiyat-i tedbir kararı verilmesine, davalı alacaklı bankaya, borçlu olmadığı halde müvekkilinin maaşının 1/4'ünün kesilmesi suretiyle ödenen ve her ay cebri icra yoluyla ödenmeye devam eden 30. 000.00 TL'nin davalıdan istirdatına, davalı tarafın takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, her türlü yargılama harç ve masrafları ile ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ...Bankası A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; yetkisizlik ve görevsizlik itirazında bulunduklarını, davaya konu olan taleplerin zamanaşımına uğradığını, dava değerinin eksik gösterildiğini, harcın tamamlanması gerektiğini, aksi halde davanın usulden reddi gerektiğini, huzurda görülen davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, zira iik’nın 89. maddesi 5. fıkrası göndermesiyle İİK madde 65 doğrultusunda, davacı tarafın gecikmiş itirazda bulunabilecek durumda olduğunu, somut olayda; davacının tebligatları alamadığı için süresi içinde itiraz edemediğini belirtmişse de, engelin kalkmasıyla birlikte davayı açabildiğine göre, iik madde 65 doğrultusunda geç itirazda bulunması gerekirken menfi tespit davası açmakta hukuki yararının olmadığının açık olduğunu, ilgili icra dosyasında tarafımızca kanuna aykırı hiçbir işlem yapılmamış olup, tamamen hukuk sınırları içerisinde ihbarnameler gönderildiğini, davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığının mahkemece tespit edilmesi gerektiğini, davacının kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerine itiraz etmediğini, bu sebeple işbu haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise işbu davanın açılmasında müvekkil bankanın bir sorumluluğu veya kusuru bulunmadığından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasıdır.
6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapılmış olup, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir.
İİK'nın 89/3. maddesinin, üçüncü cümlesi, "..İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur..." hükmünü içermektedir. Bu hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 12.04.2016 tarih ve 3568 E., 6425 K. ve 17.12.2015 tarih ve 7065 E., 17162 K., sayılı ilamları da bu yöndedir.
Somut olayda, taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi uyuşmazlık davalı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde, borçluya borçlu olduğu gerekçesiyle çıkarılan haciz ihbarnamelerine itiraz edilmemesi nedeniyle yedinde sayılan borçtan dolayı borçlu olmadığının tespiti istenmektedir.
Bu madde uyarınca açılan menfi tespit davaları için görevli mahkeme, HMK'nın 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesidir. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, ... 2013, sh:476)Bu nedenle 6100 Salıyı HMK. 2. Maddesi uyarınca; davada bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan mahkememizce görev yönünden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;
Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, Görevli mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,
Karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak başvurulmuş ise kararın kesinleştiği tarihinden itibaren kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, şayet belirtilen süreler geçtikten sonra başvurulur veya hiç başvurulmaz ise mahkememizce dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... BAM'da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/06/2024
¸e-imzalıdır. ¸e-imzalıdır.