T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2024/296 Esas
KARAR NO : 2025/393
...
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 06/05/2024
KARAR TARİHİ : 14/05/2025
YAZILDIĞI TARİH : 23.05.2025
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 10.02.1995 yılında... merkezli olarak kurulmuş olup, kuruluşundan bugüne kadar davacı tarafından müdürlük görevinin yerine getirildiğini, davacının davalı şirkette %79,5 oranında pay sahibi olduğunu, güncel olarak şirketin 2 ortaklı yapıya sahip olup, diğer ortağın davacının annesi ... olduğunu, günümüz itibarıyla davacı şirketin aktif olarak faaliyetine devam edemez hale geldiğini, bu duruma sebebiyet veren önemli hususlardan birinin ortakların birbirleri ile anlaşamaması olduğunu, diğer ortağın yaşı ve yeterli yönetim becerisine sahip olmaması nedeniyle şirket işleriyle ilgilenmediğini, diğer ortağın şirkete hiçbir katkı sağlamadığını ve diğer oğlu ve şirketin eski ortağı ... vermiş olduğu vekalet nedeniyle şirket ve müvekkili aleyhine davalar açıldığını, bu davaların şirketin hareket kabiliyetini kısıtladığını, ... esasına kayıtla genel kurul kararının iptali talepli dava açıldığını ancak davacı tarafından toplantıya katılım sağlanmış olması ve karara şerh düşülmemesine rağmen sırf şirketin işleyişine zarar vermek amaçlı dava açıldığını, şirketin neredeyse her toplantısının diğer ortağın ilgisizliği nedeniyle usulüne uygun olması nedeniyle çağrılı yapıldığını, hazırlar arasında olağan yöntemlerle şirketin karar alma mekanizmasının kalmadığını, şirketin, ilk olarak eski ortaklarından ... esas sayılı dava süreciyle ortaklıktan çıkması sonucu darbe aldığını, diğer eski ortak ...'ün de şirketin dava sürecindeki ve sonrasındaki zor durumundan yararlanarak paylarını davacıya bedel karşılığı devretmesi sonucunda maddi gücünü kaybetmeye başladığını, eski ortak ...'ün şirketten ayrılmasından sonra haksız rekabet hükümlerine aykırı olarak hareket ettiğini, davacı şirketin ticari portföyüne iş yapmaya başladığını, şirkete zaman içinde verilen en büyük maddi zararın eski ortakların, şirketten kayıt dışı gelir kaçırmaları olduğunu, davacı ve şirket hakkında yapılan asılsız şikayetler, diğer ortağın açtığı davaya dava dışı şahıslarca da müdahil olunan davranışlar, şirketteki sürekli huzursuzluk ortamı, özel hayata dair ithamların, davacının sağlık durumuna zarar verdiğini, davalı şirketin eski iş hacmine kavuşmasına engel olduğunu, bir anda asılsız savcılık şikayeti, vergi dairesi şikayeti, davaya cevap verme, hesapları çıkarma vb meşguliyetlerle çalışamaz hale getirdiğini, şirketin eski iş hacmini kaybetmesinde genel ekonomik durumların da etkisinin bulunduğunu, 2020 yılında meydana gelen coronavirüs salgını nedeniyle şirketin yakalamaya çalıştığı toparlanmayı da kaybettiği, son aşamada da borçlanmaların artması ve borç baskısı nedeniyle şirketin mevcutları da karşılık bulan talep fiyatları üzerinden satılmak zorunda kaldığını, mevcutların satılmaması sayesinde şirketin iflas durumuna düşmediğini ancak iflas eşiğine geldiğini, mevcut ortaklığın iyi bir anlaşma ve ticari faaliyette bulunmasından söz edilemeyeceğini, şirketin faaliyetini korumasında hukuki yararının kalmadığını, şirketin haklı sebeple fesih koşullarının oluştuğunu belirterek davacı açısından şirketin devamında yarar olmadığından öncelikle şirketin feshine ve ardından tasfiye sürecine karar verilmesine, aksi kanaatte olunması durumunda davacının hak ve alacaklarının tespiti ile ortaklıktan çıkmasına karar verilmesine, ayrılmaya karar verilmesi halinde davacının şirketten çıkma akçesinin tespitine, tespit sonrası taraflarınca harcın ikmali akabinde şirketin tasfiyesi sonucu ortaya çıkacak ayrılış akçesi alacağının avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, diğer ortağın başka şirkete borçlarının tespiti ile tespit edilecek borçların tasfiye öncesi şirketin mevcuduna alacak hakkı olarak eklenerek tasfiye sonrası müvekkiline devredilmesine, aksi kanaatte olunması halinde mahkemece TTK 636 ve 638 kanaati ile ...'ün ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi halinde ise şirkete olan borçlarının ödenmesi halinde pay bedelinin tespitine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
CEVAP : Davalı şirketin 2 ortaklı olup, davacının şirket yetkilisi olduğu, şirketi işbu davada temsil için dava açmak için davacı tarafa süre verildiği, ....sayılı kararı ile temsil kayyımı olarak ...'ın atandığı, temsil kayyımına tebligat yapıldığı, temsil kayyımı yargılama sırasında beyanında davanın reddine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
GEREKÇE : Dava; TTK'nun 636 vd maddeleri uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesi, isteğine ilişkindir.
Davalı şirketin ticaret sicil özeti ... olarak 2 ortaklı olduğu, şirket yetkilisinin davacı ... olduğu anlaşılmış, işbu dava için temsil kayyımı atanmış ve temsil kayyımı huzuru ile yargılama sürdürülmüştür.
Davacı vekili delil listesinde bildirilen delillerin celbi için... .yazılar yazılmış, ....'dan davalı şirkete ...borcu bulunup bulunmadığı hususları sorulmuştur.
Davacı vekili delil listesinde tanık deliline dayanmakla, tanık listesi sunmak ve ne konuda dinletmek isteğini hususunda beyanda bulunmak üzere süre verilmiş, davacı vekili 03.07.2024 tarihli dilekçesi ile doğrudan görgüye dayalı bilgisi bulunan tanıklar bulunmadığından takdiri delil olarak tanık deliline başvurmayacaklarını bildirmişlerdir.
..., davanın davalı şirketin 15.12.2022 tarihli genel kurulunda alınan sermaye artırımına yönelik kararın iptali isteğine ilişkin olup, 25.01.2024 tarihli kararla davacının toplantıya katılmış olmasına karşın karşı oyunu tutanağa geçirmesi gerekmesine karşın bu dava koşulunun yerine getirmemiş olduğu, yokluk ve butlan hallerinin gerçekleşmediğinden dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargılama sırasında davacı vekili tarafların anlaşma durumunun söz konusu olduğu, diğer ortağın hissesini müvekkiline devri durumunun söz konusu olduğunu belirterek anlaşma olasılığı için süre verilmesi isteğinde bulunmuş, mahkemece süre verilmiş, 26.12.2024 tarihli sulh protokolü sunulmuş, sulh protokolünde belirtilen tarih de gözetilerek tarihin doluşu beklenilmiş, davacı vekili 19.03.2025 tarihli oturumda beyanında sulh protokolü düzenlenmiş ise de sulh protokolü gereğinin yerine getirilmediğini, anlaşmanın sağlanmadığını, ... esas sayılı dosyada müvekkiline karşı şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla dava açıldığını, davanın derdest olduğunu bildirerek ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması isteğinde bulunmuştur.
Deliller toplanıp dosya üzerinde ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere ara karar oluşturulup dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti 30.04.2025 tarihli raporlarında; yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda davacının hem müdür sıfatıyla genel kurulu toplantıya çağırma ve gündemi belirleme, hem de %78,50 oranında paya sahip hakim ortak sıfatıyla TTK'nun 621. maddesinde düzenlenmiş fesih kararını genel kurulda tek başına kullanacağı oyla aldırma yetkisi varken, haklı sebeple fesih davası açmakta hukuki yararın bulunup bulunmadığı hususunun mahkemenin takdirinde olduğu, TTK'nun 636/3. maddede sözü edilen diğer çözümlerin uygulanması ve şirketin varlığını sürdürüp davacının şirketten ayrılması halinde, davacının şirketteki pay oranının %78,50 olması nedeniyle kalan şirketin mal varlığının çok büyük oranda azalacağından ve diğer ortağın payı ile önemli karar almasının mümkün olamayacağından şirketin işleyişinin sekteye uğrayabileceği görüşünde olduklarını bildirmişlerdir.
Davacı vekili 13.05.2025 tarihli rapora karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçe sunmuş 14.05.2025 tarih oturumda beyanında, ... yönetici azli davasının tarafların anlaşması sonucu feragatle sonuçlandığını, ... Mahkemelerindeki dosyanın ve icra dosyasının yine aynı kapsamda anlaşmayla sonuçlandığını, müvekkilinin diğer ortak olan annesiyle yaşamış olduğu sorunlar nedeniyle, şirketi sağlıklı bir şekilde devam ettirme motivasyonuna sahip olmadığı, kendisinin sağlık sorunlarının olduğu, şirketin feshi davasının şirkete yararının olacağı için işbu davayı açtığını bildirmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin 2 ortaklı olup birinin davacı - şirket yetkilisi olup, %78,5 pay oranına, dava dışı ...'ün geri kalan pay oranına sahip olduğu, ticari şirketin genel kurul kararı ile sona erebileceği, genel kurul kararının TTK'nun 621. maddesi uyarınca temsil edilen oyların en az 2/3'sinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabileceği, davacının bu pay oranına sahip olduğu, davacının hem müdür sıfatıyla genel kurulu toplantıya çağırma ve gündemi belirleme hem de %78,5 oranında paya sahip hakim ortak sıfatıyla TTK'nun 621. maddesinde düzenlenen fesih kararına genel kurulda tek başına kullanacağı oyla aldırma yetkisi varken açmış olduğu işbu haklı sebeple fesih davasında hukuki yararın bulunmadığı, ayrıca davacının diğer ortak ile ailevi sorunları bulunduğu, eski ortaklarının şirkete zarar verdiği, diğer ortağın ve kendisinin sağlık sorunları olduğu, şirketin iş hacmini kaybettiğine yönelik haklı sebep iddialarıyla işbu davayı açtığı, dosya kapsamı itibarıyla davacı ve davalı ortağın anlaşmazlık hususunun kanıtlanamadığı, açılan davaların anlaşma ile sonuçlandığı, bu durumda aralarında dava olması hususunun da kalmadığı, haklı sebep durumunun da oluşmadığı, ayrıca davacı taraf fesih yerine diğer çözümler noktasında şirketten çıkarılma, dava dışı 3. kişinin şirketten çıkarılmasına yönelik taleplerde de bulunmuş olup, yine ön koşulun haklı sebep olacağı gibi şirketteki payı %78,5 oranında olup, şirketten çıkarılması halinde pay oranının yüksekliği nedeniyle şirketin mal varlığının büyük bölümünün ayrılma akçesi olarak ödenmesine yol açacağı, davanın tarafı olmayan dava dışı 3. kişinin şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin işbu dava kapsamında usul hukuku açısından mümkün görülmediği anlaşılmakla ve ticari defter ve kayıtların incelenmemiş olmasının ret gerekçeleri kapsamında sonuca etkili olamayacağı anlaşılmakla açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın reddine,
Alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir yazılmasına,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Tarafların işbu karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... nezdinde İstinaf kanun yoluna başvurabileceklerinin belirtilmesine,
Dair oybirliği ile verilen karar davacı vekili ve davalı şirket temsil kayyımının yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/05/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
Üye ...
¸e-imzalıdır.
Üye ...
¸e-imzalıdır.
Katip ...
¸e-imzalıdır.