TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C
ANKARA
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2024/379
KARAR NO : 2024/511
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 03/06/2024
KARAR TARİHİ : 18/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket nezdinde 97251455 numaralı Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile kaskolu ...'in maliki olduğu dava dışı Ahmet SÖNMEZ sevk ve idaresindeki 41 ACP 820 plakalı araç ile 8 aracın zincirleme çarpışması sonucu 20.02.2022 tarihinde İca Otoyol Kuzey Marmara Otoyolunun yapımı, bakımı ve işletilmesi konusunda görevli ve sorumlu olan şirketlerin kusuru sebebiyle maddi ve yaranlanmalı trafik kazası gerçekleştiğini, bu husus trafik kazasının vuku bulduğu ilişike takdim olunan trafik kazası tespit tutanağı tetkinden anlaşıldığını, kaza sebebiyle davacı müvekkili şirket tarafından tazminat ödemesinde bulunulduğunu, sigortalı 41 ACP 820 plakalı aracın gördüğü hasar nedeniyle 42.690,55-TL ve 843,70-TL olmak üzere toplam 43.534,25-TL kasko sigortası kapsamında maddi zararın giderilmesi ve onarımın bedellerinin ödendiğini, ödenen miktarın davalıdan rucuen tahsili yoluna gidilmiş olduğunu, huzurdaki davaya konu sayılı ilamsız icra takibi başlatıldığını, TTK. 1472. maddesi uyarınca müvekkili şirketin sigorta poliçesi çerçevesinde ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra zarar sorumlularına rücu etme hakkı olduğunu, dava konusu olayın oluşumunda davalının haksız fiil ihtiva eden davranışı sebebiyle kusurlu olduğunun ortada olduğunu, davalının meydana gelen zararı tazmin etmesi gerekmekte iken, kendisine karşı yapılan icra takibine karşı itirazı haksız ve yersiz olduğunu, davalının kazada kusurunun mevcut ve kusuru oranında zararı tazmin etme sorumluluğunun söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin alacağının muayyen olduğunu, Davalı taraf borcun tahsilini geciktirmek amacı ile icra takibine itiraz yoluna başvurduğunu, bu nedenle davalı taraf aleyhine alacak miktarının %20 'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, borcun ödenmemesi ve takibin itiraz üzerine durdurulmuş olması nedeniyle işbu davayı açmak zorunluluğunun hasıl olduğunu, davanın kabulü ile İtirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine haksız ve kötü niyetli itiraz sebebiyle alacak miktarının %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı... ... Uluslararası İnşaat Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; Maddi hasarın meydana geldiği belirtilen otoyol müvekkili şirket işletmesinde ya da sorumluluğunda bulunmamakta olduğunu, diğer davalı ile müvekkili şirket arasında da herhangi bir ilişki bulunmadığını, davacı tarafından yanlış şirkete husumet yönelttiğini, dava dilekçesinde her ne kadar maddi hasar meydana gelen otoyolun müvekkili şirket sorumluluğunda olduğu belirtilmişse de müvekkili şirket'in işletme sahibi olduğu veya sorumluluğunun bulunduğu herhangi bir otoyol bulunmamakta olduğunu, bu yönde bir proje de yürütmediğini, somut uyuşmazlıkta müvekkili şirket'in davacı tarafla, diğer davalı şirketle ve bahsetmiş olduğu otoyol ile ilgili herhangi bir bağı bulunmadığından müvekkili şirket başvuruya konu hakkın yükümlüsü olmadığını, müvekkili şirketin, davacının belirttiği şekilde herhangi bir otoyolda sorumluluğu olmadığı gibi bu şekilde herhangi bir işletme sahipliği de bulunmadığını, dolayısıyla huzurdaki iddialarla hiçbir alakası bulunmayan müvekkili şirket'e huzurdaki davaya konu icra takibinin başlatılması ve husumet yöneltilmiş olmasının hukuka aykırı zira davacının, söz konusu maddi hasarın yaşandığı otoyolun müvekkili şirketçe işletildiğine dair iddialarını ispata dayalı tek bir delili dahi bulunmadığını, davacı tarafın basiretli olma yükümlülüğünü ihlal ederek müvekkili şirket tarafından kaynaklanmayan maddi hasar rücu talebini kötü niyetli olarak müvekkili şirketten talep ettiğini, davacının müvekkili şirkete karşı yürüttüğü kötü niyetli ticaret anlayışının vukuu buldurduğu eylemlerle sübuta ermiş olduğunu, müvekkili şirket yönünden haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, aksi takdirde davanın esastan reddine, davacının icra takibini kötüniyetli yapmış olmasından dolayı %20 den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Astaldi S.p.a. - (merkezi İtalya) Türkiye ...Şubesi vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile diğer davalı IC İçtaş tarafından ICA İçtaş-Astaldi Adi Ortaklığı oluşturulmuş olduğunu, işbu Adi Ortaklık tarafından "Kuzey Marmara Otoyolu Projesi, Odayeri-Paşaköy Kesimi" yapım işleri üstlenildiğini, müvekkili şirket ile İçtaş tarafından söz konusu projenin sadece inşaat işleri için oluşturulan ...Adi Ortaklığı olup söz konusu Adi Ortaklığın proje kapsamındaki köprü ve yolların bakım-onarım ve işletme gibi bir sorumluğu bulunmadığını, müvekkili şirket işbu Adi Ortaklıktaki hisselerini 17.03.2020 tarihi itibariyle devrettiğini, dolayısıyla açıkça görüleceği üzere müvekkili şirketin ortağı bulunduğu Adi Ortaklık, söz konusu projenin sadece inşa edilmesi hususunu yüklenerek taahhüt verdiğini, söz konusu inşa işlerininde bitirilerek köprü ve yollar işletmeden sorumlu şirketlere bırakıldığını, müvekkili şirketin sorumluluğu söz konusu projenin işletmeye açılması ile son bulduğunu, müvekkili şirket ve hisselerini devredene kadar tarafı olduğu adi ortaklığın taahhüdü yalnızca inşa ve yapım işlerine ilişkin olduğunu, köprü ve yolların bakım-onarım ve işletmesi gibi diğer hususlar Adi Ortaklığın sorumluluğunda olmadığını, işletme ve diğer hususlarda sorumlulukların başka şirketlerde olduğunu, söz konusu şirketlerin müvekkili şirketle hiçbir bağının da bulunmadığını, sorumluluk yolun yapım ve bakımından sorumlu ICA Otoyol A.Ş. tarafına yüklendiğini, müvekkili şirketin bakım ve onarım işleri hususunda herhangi bir sorumluluğu ve yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkili şirketin davada taraf sıfatı bulunmadığı gözetilerek davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirket açısından işbu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı sigorta şirketinin kasko edene ödemiş olduğu bedelin halefiyet yoluyla tahsili istemi ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. 6100 Sayılı HMK. 2. Maddesi uyarınca; değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisi yönünden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan, “ticari iş” ve “ticari dava” birbirinden farklı kavramlar olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez.
Davacı sigorta şirketi, eldeki davayı sigortalısının halefi olarak açmış olmasına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.
Öte yandan, TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.(eski TTK 1301.) maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, davacının sigortalısının tacir olmadığı ve davanın sigorta sözleşmesinden değil, davalının kusuru ile gerçekleşmesine sebebiyet verdiği iddia edilen haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğu ve yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği, davada Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından HMK'nun 114/1-c maddesine göre, görevsizlik nedeniyle HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;
Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, Görevli mahkemenin ...Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,
Karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihinden itibaren kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ...Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, şayet belirtilen süreler geçtikten sonra başvurulur veya hiç başvurulmaz ise mahkememizce dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
Harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemesince esas hükümle birlikte nazara alınmasına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...BAM'da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/07/2024
¸e-imzalıdır. ¸e-imzalıdır.