T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/380 Esas - 2024/512
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C
ANKARA
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2024/380
KARAR NO : 2024/512
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 03/06/2024
KARAR TARİHİ : 18/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 06/08/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından, 100000066811502 poliçe numaralı, 27.10.2021 başlangıç ve 27.10.2022 bitiş tarihli "Taşıyıcı Sorumluluk Blok Abonman Sigorta Poliçesi" düzenlendiğini, söz konusu poliçe kapsamında, dava dışı ... 'in sigortalı sıfatına haiz olduğunu, müvekkili şirket tarafından düzenlenmiş bulunan poliçe muhteviyatı itibariyle, sıfır kilometre, plakasız ve ikinci el motorlu araç taşımalarında meydana gelmesi muhtemel zararlara ilişkin olarak düzenlendiğini, dava dışı sigortalı ... ... ... 'in taşıma ve şoförlük işini yıllarca icra ettiği göz önüne alındığında, söz konusu tabelayı görmesi halinde alt geçide giriş yapmayacağını, aksi ihtimalin hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, söz konusu alt geçitin...Büyükşehir Belediyesi'nin sorumluluk alanında bulunduğunu, belediyelerin sorumlu bulundukları alanlardaki trafik düzeninin ve güvenliğinin sağlanması için gereken bütün tedbirleri almakla yükümlü olduklarını, fazlaya ilişkin hakları ve poliçe kapsamında yapılması muhtemel diğer ödemelere karşı dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz açılan davayı kabul etmiyor; zamanaşımı, husumet, hak düşürücü süre, derdestlik, görev ve yetki itirazında bulunuyor, haksız davanın idare açısından reddine karar verilmesini, rücu hakkının zarar sigortaları için geçerli olan halefiyet ilkesinden kaynaklandığını, halefiyet ilkesine göre sigortacının ödediği tazminat ile sigortalının hakkına sahip olduğunu ve dava açabileceğini, bu kapsamda davacı sigorta şirketi açılacak görevli mahkemede de halefiyet ilkesine göre sigortalının açabileceği mahkemede dava açabileceğini, dosyada asliye hukuk mahkemesi görevli olup görevsizlik itirazında bulunduklarını, huzurdaki davada rücuen dava açma süresi geçmiş bulunmakla davanın süre yönünden de reddi gerektiğini, araçta meydana gelen hasara ilişkin olarak düzenlenen trafik kazası tutanağı ile eksper raporu tek taraflı olarak düzenlenmiş olup eksper raporuna ve bu rapora dayalı olarak araç için ödeme işlemlerine de itiraz ettiklerini, trafik kazası tespit tutanağı ve ekspertiz raporunun 3. Sayfasında “kazanın oluşumunda sürücü Engin Özkeser'in 2918 sayılı KYTK belirtilen 65/1-d kuralını ihlal ettiğinin açıkça belirtildiğini, diğer taraftan da Şaşmaz kavşağına geldiğinde u dönüşü bölümünden dönüş yapan aracın üst köprü betonlarına sürtmesi gerekçesiyle kazanın oluşmuş durumda olduğunu, ancak belirtmek gerekir ki davacı tarafça sunulan ekspertiz raporunda da görüldüğü üzere yükseklik tabelasının 3.80 m olduğu açıkça anlaşıldığını, bahse konu kaza tarihinden önce, kaza mahalline köprünün gabarisini gösteren trafik işaretlemesi yapıldığını, kavşağa girerken yavaşlaması zorunlu olan dava dışı sigortalının bu tabelayı göreceğinin aşikar olup idarelerine atfedilebilecek kusuru bulunmadığını, davacı tarafından istenilen avans faiz oranına da itiraz ettiklerini, taraflar arasında ticari bir iş bulunmadığından avans faizi istenilemeyeceğini, uyuşmazlığın özü itibariyle kabul anlamı olmamakla birlikte ancak yasal faiz talep edilebileceğini, dosyanın görev ve diğer usuli yönlerden usulden mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. 6100 Sayılı HMK. 2. Maddesi uyarınca; değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisi yönünden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan, “ticari iş” ve “ticari dava” birbirinden farklı kavramlar olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez.
İşbu davada; davalının belediye olması hasebiyle tacir olmadığı, 6102 sayılı TTK. 16/2 maddesinde “Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar” hükmünün düzenlendiği, davanın niteliği ve davacının vasfı nazara alınarak, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bir dava olmadığı gibi davanın mutlak ticari dava da olmadığı anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;
Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, Görevli mahkemenin...Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,
Karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihinden itibaren kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli...Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, şayet belirtilen süreler geçtikten sonra başvurulur veya hiç başvurulmaz ise mahkememizce dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
Harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemesince esas hükümle birlikte nazara alınmasına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde...BAM'da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/07/2024
¸e-imzalıdır. ¸e-imzalıdır.